• Dördüncü Tabaka-i Hayat:
    Şüheda hayatıdır. Nass-ı Kur'anla şühedanın, ehl-i kuburun fevkinde bir tabaka-i hayatları vardır. Evet şüheda, hayat-ı dünyevîlerini tarîk-ı hakta feda ettikleri için, Cenab-ı Hak kemal-i kereminden onlara hayat-ı dünyeviyeye benzer, fakat kedersiz, zahmetsiz bir hayatı Âlem-i Berzahta onlara ihsan eder. Onlar kendilerini ölmüş bilmiyorlar.. yalnız kendilerinin daha iyi bir âleme gittiklerini biliyorlar.. kemal-i saadetle mütelezziz oluyorlar.. ölümdeki firak acılığını hissetmiyorlar. Ehl-i kuburun çendan ruhları bâkidir, fakat kendilerini ölmüş biliyorlar. Berzahta aldıkları lezzet ve saadet, şühedanın lezzetine yetişmez. Nasılki iki adam bir rü'yada Cennet gibi bir güzel saraya girerler. Birisi rü'yada olduğunu bilir. Aldığı keyf ve lezzet pek noksandır. "Ben uyansam şu lezzet kaçacak" diye düşünür. Diğeri rü'yada olduğunu bilmiyor. Hakikî lezzet ile hakikî saadete mazhar olur.
    İşte Âlem-i Berzahtaki emvat ve şühedanın hayat-ı berzahiyeden istifadeleri, öyle farklıdır. Hadsiz vakıatla ve rivayatla şühedanın bu tarz-ı hayata mazhariyetleri ve kendilerini sağ bildikleri sabit ve kat'îdir. Hattâ Seyyidü'ş-şüheda olan Hazret-i Hamza Radıyallahu Anh, mükerrer vakıatla kendine iltica eden adamları muhafaza etmesi ve dünyevî işlerini görmesi ve gördürmesi gibi çok vakıatla, bu tabaka-i hayat tenvir ve isbat edilmiş.
  • Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar. O, rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar. Yaralanmış temiz alnından uzanmış yatıyor; bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor.
  • Hamza b. Abdülmuttalib Peygamberimizin en küçük amcası, aynı zamanda da sütkardeşiydi. İslam’a davetin başlangıcında Müslüman olmamasına rağmen birkaç yıl sonra Ebû Cehil ve adamlarının Resûlullah’a hakaret ettiklerini öğrenince çok öfkelendi ve İslam’ı kabul ettiğini söyledi. Kureyş’in önde gelenlerinden biri olarak onun Müslümanların safına katılması müşriklere karşı inananlara güç kazandırdı. Cesareti ve güçlü kuvvetli oluşuyla tanınan Hz. Hamza, Bedir Savaşı’nda kahramanlık göstererek Şeybe b. Rebîa ile teke tek çarpıştı ve müşriklerin bazı ileri gelenlerini öldürdü. Bu, müşriklerin kendisine daha çok düşmanlık beslemesine neden oldu. Uhud Savaşı’nda da büyük kahramanlık sergileyen Hz. Hamza, Cübeyr b. Mut’im’in onu öldürmesi karşılığında kendisini âzat etmeyi vaad ettiği kölesi Vahşî tarafından mızrakla şehit edildi. Mertliği ve kahramanlığı ile Müslümanlara örnek olan Hz. Hamza, İslam tarihinde “seyyidü’ş-şühedâ” (şehitlerin efendisi) ve “esedullah” (Allah’ın arslanı) diye anılagelmiştir.
  • Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
    Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
    ..
  • Asım'in nesli... diyordum ya...nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi namusunu, çignetmiyecek.
    Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar, taşlar...
    O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar.

    Mehmet Akif Ersoy

    Allah rahmet eylesin🤲🌹
  • Bugün üstad Mehmet Akif'in ölüm 82. yıl dönümü ruhun şad olsun üstad.
    İSTİKLAL MARŞI
    Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
    O benimdir, o benim milletimindir ancak.

    Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
    Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
    Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
    Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

    Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
    Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
    ‘Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

    Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
    Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
    Doğacaktır sana va'dettigi günler hakk'ın…
    Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

    Bastığın yerleri ‘toprak!' diyerek geçme, tanı:
    Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
    Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
    Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
    Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

    Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
    Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
    Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
    Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

    O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
    Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
    Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
    O zaman yükselerek arsa değer belki başım.

    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
    Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
    Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
    Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

    Mehmet Âkif Ersoy