• "Meydanı muharebede binlerce şüheda gördük. İngiliz heyeti ağır başlı ve soğukkanlı, hareketlerinde doğru olduklarını gösterdiler,"
  • Kahramanlarım ! Bu topraklar bize ait.Ne vakit ki bize ait olani geri alırız,iste o vakit huzur buluruz.Bedeli,bu uğurda şehit olmaktan gecmekte.Lakin benim kahramanlarım şüheda toprağına düşmekten bilirim ki büyük onur duyarlar.kanımızın son damlasına kadar savaşacağız.Bize boylesi yakısır.Simdi hakkınızı helal ediniz..
  • Her alçak politikacinin elinde muhalifini yipratacak bir silah mutlaka bulunur.
    Ya 'devlet nizamini devirmek istedi' , ya da 'anayasayı çiğnedi' deyip asıl vatan evlatlarına binbir eziyeti reva görür.
    Şöyle der Benna ;
    'Aslında anayasayı çiğnemek diye bir şey yoktur.
    Bu bizi frenlemek için kurulmuş bir tuzaktan başka bir şey değildir.
    Fertleri inim inim inletenler,seçimlerde dolandırıcılık yapanlar,hürriyeti kısıtlayanlar anayasayı çiğnemiş olmuyorlar da , şüheda yurdu aziz vatanı yabancı ellerden kurtarmak için gece-gündüz çırpınan vatan evlatları mi anayasayı çiğnemis oluyor?.
    Bizim karşımıza dikilmek isteyenler bilmiş olsunlar ki, biz bu davaya başkoymuşuz..Herşeyimiz onun uğruna feda olsun.ALLAHİN İNDİRDİĞİ İLE HÜKMETMEYENLER KAFİRİN TA KENDİLERİDİR'. 《Musluman Kardeşler Teşkilatı- Hasan el-Benna》
  • Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
    En kesîf (kalabalık) orduların yükleniyor dördü beşi,
    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki (yığınak ki) ufuklar kapalı!
    Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı!"
    Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
    (hapishanesi ya da kafesi!)

    Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
    (insanoğlunun bütün kavimleri)
    Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.
    Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
    (yeryüzünün yedi ikliminden gelenler duruyor karşında)
    Avusturalya'yla berâber bakıyorsun: Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
    Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
    Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
    Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ!
    (veba mikrobunu bile utandırır)
    Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl (soylu yaratık),
    Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
    Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrârı (gizlediklerini) hayâsızcasına.
    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti (çok güzeldi) o yüz...
    Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
    Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
    (Sonra lanet olasının yakıp yıkmak için kullandığı araçlar)
    Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
    (öylr korkunç ki: her biri bir ülkeyi yıkık eder)

    Öteden sâikalar (yıldırımlar) parçalıyor âfâkı (ufukları) ;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı (derinlikleri);
    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam (ateş),
    Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
    O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
    (insan parçaları)
    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
    Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
    Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
    Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
    Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
    Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!
    Ne çelik tabyalar (siperler) ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal'â mı (kale mi) göğsündeki kat kat îman?
    Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
    (hangi kuvvet ona boyun eğdirebilir ki)
    Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.
    (çünkü o sağlam kuvvetli siper Allah'ın eseri)

    Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
    (sağlamlaştırılmış yerler bile sarılır, indirilir)
    Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer;
    (insanlığın azminden alıkoyamaz insan yapısı eserler)
    Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi (sonsuz sınırı);
    "O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
    ("o benim en güzel eserim, onu çiğnetme" dedi)
    Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.

    Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    (Şşehidlerin gövdesinden oluşmuş bir baksana dağlar taşlar)
    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
    Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i... (birliği)
    Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmeyecek makberi (mezarı) kimler kazsın?
    "Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
    (o tarih kitabı, altüst ettiğin çağlara da yetmez)
    Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.
    (sen ancak sonsuzluklara sığabilirsin)
    "Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
    Rûhumun vahyini (ilhamını) duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle (örtü diye),
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle (yıldızlarıyla);
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ'yı (ülker yıldızını) uzatsam oradan;
    Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    (Türbenin bekçisi gibi gibi ta güneşin doğuşuna dek bekletsem)
    Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;
    (gündüzün taze ışıklarıyla avizeni silme, taşkın doldursam)
    Tüllenen mağribi (günbatımını), akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

    Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,
    (Sen ki, son Haçlı Ordusu'nun saldırısını kırarak )
    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn'i,
    Kılıç Arslan gibi iclâline (büyüklüğüne) ettin hayran...
    Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran (azgınlık),
    O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
    (Sen ki, cisimlerde dolaşır ruhun ve adın)
    Sen ki, a'sâra (yüzyıllara) gömülsen taşacaksın...
    Heyhât, (yazık)
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
    (yerler, yönler)

    Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber (mezar),
    Sana âgûşunu (kucağını) açmış duruyor Peygamber.

    Mehmet Akif Ersoy
  • Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın... Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

    Bastığın yerleri ''toprak!'' diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.


    🇹🇷🇹🇷🇹🇷


    Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu sonsuza kadar yaşatacak olan sizlersiniz.

    Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk


    Cumhuriyet Bayramımız Kutlu olsun 🇹🇷
  • Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
    Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
  • Nothing Compares şarkısıyla
    tanınan Dünyaca ünlü İrlandalı
    kadın şarkıcı Sinead O'Connor .
    İslam dinine geçerek ismini
    Şüheda olarak değiştirdi.
    Allah c.c. mezhebini, yolunu
    itikadını düzgün eylesin..