şule demir

şule demir
28 kütüphaneci puanı
30 okur puanı
Aralık 2014 tarihinde katıldı
'' Halk dilinde,filozof denince,ya bulutlarda yaşayan bir kimse,ya her şeyi hoşgören,hiçbir şeye ''aldırmayan'' kimse anlaşılır.Oysa tam tersine,filozof,bazı sorunlara,kesin,açık yanıtlar getirmek isteyen kişidir ve felsefenin,evrenin(dünya nereden geliyor? nereye gidiyoruz? vb.) sorunlarına bir açıklama bulmak istediği dikkate alınırsa,elbette ki,filozofun pek çok şeyle uğraştığı ve,söylenenin tersine,''çok şeye aldırdığı'' görülür. Öyleyse,felsefeyi tanımlamak için,felsefenin,evreni,doğayı açıklamak istediğini,en genel sorunları incelediğini söyleyeceğiz.Daha az genel sorunlar,bilimlerce incelenir.Öyleyse felsefe,bilimlerin uzantısıdır,şu anlamda ki,felsefe,bilimlere dayanır ve onlara bağlıdır.''
Sayfa 29·Kitabı okudu
'' ... Kitaba ismini veren Sineklerin Tanrısı, bu hastalığı, yani insanların içindeki kötülüğü simgeler. Sineklerin Tanrısı, üstüne sineklerin konduğu ölü domuz başıdır; Jack, ilkel bir insanın inancıyla karanlık güçleri yatıştırmak, kendini ve kabilesini canavardan koruyabilmek amacıyla, öldürdüğü bir domuzun başını kesip iki ucu sivriltilmiş bir kazığa geçirmiş, kazığı bir put dikercesine toprağa çakarak, bu kokuşmuş domuz başını canavara sunmuştur. İngilizlerin Beelzebub dedikleri şeytanın Kutsal Kitap'ta ki İbranice adı, Sineklerin Tanrısı anlamına gelen Ba-al-z-bub olduğu için Golding kitabına bu adı vermiştir.. ... Ne var ki,kitabı bitirip de, Simon'un akıl yolundan şaşmayan ermişliğini, ayrıca ölmeden önce yücelen Domuzcuk'un kabileye meydan okurcasına uygarlığı savunmasını ve karanlık güçlere karşı sonuna kadar direnip, sonunda gene şef olduğunu açıklayan Ralph'ın yiğitliğini düşündükçe, Sineklerin Tanrısı'nı yenmenin yolları olduğunu da anlarız.'' Mina Urgan-Sonsöz
Sayfa 259 - Kitap·Kitabı okudu
Edebiyat
''Biz hep böyle, her şeyde birlik olsak, kimse bize diş geçiremez. Bize dağlar, şahlar dayanamaz. Hiç kimse... Yeter ki böyle birlik olalım.''
Sayfa 112·Kitabı okudu
Edebiyat
''Her yıl,bahar Ağrıdağının üstüne yürürken,dağın yamacındaki Küp gölünün kıyısına o yörenin tekmil çobanları gelirler,kepeneklerini gölün bakır rengi toprağının,kırmızı çakmak taşı kayalıklarının
Sayfa 97·Kitabı okudu
Edebiyat
''Ağrıdağı dünyanın üstüne oturmuş ayrı bir dünya gibidir,ağır,heybetli.Çok zaman Ağrının başı dumanlıdır.Bazı da bulutların yerini savrulan yıldızlar alır.Top top,dönen,bir boranda esen yıldızlar.Güneş uzun gecelerden sonra Ağrının böğründe bir kıpkızıl ateş harmanı gibi çıkar. Ağrıdağı gecelerde daha büyür,ağırlaşır,dünya yalnız Ağrıdaymış gibi gelir insana.Ulu sessizliğini korkunç gümbürtüler parçalar.Bir uçtan bir uca... Ağrıdağı ıssızlıkta kaynar.Karanlık gecelerde Ağrı silinmez,geceye karışmaz,daha karanlık,ıssız bir gece gibi evrenin üstünde yürür.Ay ışığında ince bir pırıltıdır,salınır. Gecede korkuludur.Karanlığı duvar gibi.Yıldızsız,silme karanlık gecelerde,çok derinlerde,bin yıl ötelerden gelircene Ağrıdağından koygun,boğuk uğultular gelir.''
Sayfa 83·Kitabı okudu
Edebiyat