Her topraktan çömlek olmayacağını anladım. İnsan gibiydi yani. Önce ezilmek, karılmak, hamken tam olmak gerekiyordu. Sonra yanmak gerekiyordu. Ben de öyle yaptım; bir insanı yetiştirir gibi bir çamuru çömlek yaptım. Kimseyi değil, kendimi koydum tezgâha. Kendi nefsimin çamurunu kardım, ezdim, yoğurdum, pişirdim onu. Toprağı işlemeyi bilen, insanı da işlemeyi öğrenirmiş, anladım.
"Kalp kırmaktan çekindim hep. Zira bildim ki kalpler Allah'ındır ve bir mazlumun kalbini kırarsan neye zarar vereceğini bilemezsin. İşte tam da bunun için, yaratılmış her şeyde Allah'ı aradım. Bir taşta, toprakta, ağaçta, her ne varsa bu dünyada hepsini Allah yarattı diye sevdim ben. Konuştum onlarla her hâllerini seyrettim ve yaratılmış her neye baktıysam ben hep O'nu gördüm."