Kaderin İzinde: Yeryüzünden Gökyüzüne
Gidiyorum uzaklara, ıssız, sessizlik içine bürünmüş en kuytu köşelere… Bir yamacın altına sığınıyorum, cenin halini alıyorum. Ana karnındaki gibi…
Usulca yaklaşıyorum kendime, sakinleştiriyorum her defasında.
Gözyaşlarıma fısıldıyorum. ''Değer mi gerçekten?''
Dünyanın acı çığlıklarını duymak midemi bulandırıyor, alt üst ediyor.
Artık keyif vermiyor gökyüzünün ağlaması.
Şimşeklerin gürültüsü canımdan can çıkartıyor sanki.
Ayrılığın habercisi gibi bir kuş sürüsüyle karşılıyorum her sabah.
Bir müjde beklerken, kötülüklere gebe kalıyorum.
“Umudum var,” derken büsbütün dağa, taşa, toprağa bağırıyorum.
Kaderi sorguluyorum…
Her dakika, her saniye, kendimi bulmak istiyorum.
Yanlışlara adım atmak istemiyorum.
Üzülmeye bir ihtimal daha vermiyorum ama zaman beni dinlemiyor.
İnadına mutsuzluğa çalışıyor.
Kapalı bir kutu sunulmuş gibi.
Herkes açmamı beklerken inat ediyorum.
Gözlerimi kapatıyorum hayata,
Tekrar umuda gebe kalmak istiyorum.
Kelimeler olmadan, sessiz çığlıklar duyulsun istiyorum.
Sesime ses olsun.
Bilincim okusun yüreğimi.
Yüreğim dile geldi yine bu akşam.
Başka boyutlarda arıyorum kendimi.
Özümü bulmaya çalışırken iniyorum en derin hikayelere.
Baş başa kalıyorum kendimin "ben" haliyle, "hiç" haliyle,
Vazgeçişin en saf haliyle…
Kaderin sakladığı izleri takip ediyorum.
Yol çıkmazlığa sürüklense de, bulmaya niyet ediyorum.
Yolların birleşmesini umut ediyorum.