• 512 syf.
    ·2 günde·10/10
    Daha önce hiçbir şiir kitabına inceleme yapmamıştım, bu ilk olacak. Aslına bakarsanız, Necip Fazıl Kısakürek'in kitabına inceleme yapacak kadar şiir bilgim ve tecrübem yok. Fakat şunu açık yüreklilikle belirtmeliyim ki şuana kadar okuduğum 13 şiir kitabı içerisinden en beğendiğim kitap "Çile" oldu ve bunu bir inceleme ile taçlandırmak istedim.
    Necip Fazıl, Cumhuriyet döneminde "Sultanü ş-şuara" unvanı almış sanatçıdır. Bunu şiirlerinde de görebiliyoruz zaten. Kitabımızın içeriğine gelecek olursak, bireyi ve toplumu sorgulayıcı bir söylemi var. Sağlam bir tekniği olduğunu duymuştum, okuyunca da bunu çok rahat fark ettim. Temiz, etkili hatta çok etkili ve özgün bir dili olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim. Kitabı çok beğendim ben. Şairin, tek bir dizesinde bile o kadar derin anlamlar yatıyor ki bu da bize doldurma şiirler yazmadığının bir göstergesi oluyor. Öyle dizeler var ki, insan şöyle bir durup düşünmeden edemiyor. Beğenerek ve bitmesine üzülerek okudum kitabımızı ve tabi ki size de okumanızı tavsiye ederim.

    Not: Sizin de beğenerek okuduğunuz şiir kitabı önerileriniz varsa alabilirim.
  • Bakî (d. 1526 - ö. 1600)

    1526'da İstanbul'da dünyaya geldi. 1600 yılında İstanbul'da öldü. Osmanlı Divan Edebiyatı'nda şiire biçim ve içerik açısından birçok yenilik getiren ve yaşarken "Sultanü'ş Şuârâ" (şairler sultanı) unvanını alan şairin asıl adı Mahmud Abdülbaki. Fatih Camii müezzinlerinden Mehmed Efendi'nin oğlu. Çocukluğunda bir süre esnaf yanında çıraklık yaptı. Güçlü okuma isteği sonucu medreseye girdi. Zamanının ünlü müderrislerinden Karamanlı Ahmed ve Mehmed efendilerden ders aldı. Birçok ünlü edebiyatçı ile tanıştı. Hocası Mehmed Efendi için yazdığı "Sümbül Kasidesi" ününü artırdı. Dönemin ünlü şairlerinden Zâtî'nin dikkatini çekti. 18-19 yaşlarında ünlü bir şair oldu.

    Süleymaniye Medresesi'nde Ahmed Şemseddin Efendi'nin derslerine devam etti. 1955'te Nahçıvan seferinden dönen Kanuni Sultan Süleyman'a sunduğu kasideyle saray çevrelerine girmeyi başardı. Kadılık göreviyle Halep'e gönderilen hocası Ahmed Şemseddin Efendi ile Halep'e gitti. 1560'ta İstanbul'a dönüşünde Şeyhülislam Ebussuud Efendi ile tanıştı. Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümü üzerine düyduğu üzüntüyü "Kanuni Mersiyesi" ile dile getirdi.

    2. Selim döneminde Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa'nın korumasına girdi. Saray toplantılarına çağrılmaya başlandı. 3'üncü Murad döneminde de yerini korudu. Süleymaniye Müderrisi oldu. Düşmanlarının bir oyunu ile bir süre gözden düştü. Edirne'ye sürüldü. Medine ve Mekke kadılıkları yaptı. 1581'de İstanbul'a döndü. 1584'te İstanbul Kadısı oldu. 1591'de Rumeli Kazaskerliği görevine getirildi. Şeyhülislam olmak istiyordu ama bu görevi elde edemeden yaşamını yitirdi.

    Zevke ve eğlenceye düşkün, neşeli, hoş sohbet ve hırslı bir kişiliği vardı. Nükteci ve dedikoducu yapısı yüzünden zaman zaman döneminin önde gelenlerini darıltıp zor durumlara da düştü.

    Hicviyeleri ile ünlüdür. Özel yaşamındaki özgürlüğüne ve sınırsızlığına rağmen kadılık görevlerinde adalete düşkünlüğü ile dikkat çekti. Mesnevi yazmadı. Başarılı kasideleri de olmasına rağmen gazel şairi olarak tanınır. Dünyanın geçiciliğinden yakınan, okurları aşk ve şarabın tadını çıkarmaya çağıran gazelleriyle ünlendi.

    Şiirlerinde tasavvufi değil, dünyevi aşka önem verdi. Mersiye, methiye ve fahriyelerinde içten ve abartısız bir anlatım kullandı. Edebiyatta geleneklere bağlı kaldı ama şiir diline yeni bir düzen ve akıcılık getirdi. Nazım tekniğini geliştirdi, birçok büyük şairin "kaçınılmaz" olarak gördüğü nazım kusurlarından kurtulmayı bildi.

    Çağdaşı şairlere göre daha sade ve anlaşılır bir dil seçti. Biçim açısından kusursuz şiirleri, duygu ve anlam bakımından Fuzûlî'ninkiler kadar derin, Nefi'ninkiler kadar içten bulunmaz. Eserleri, 16'ncı Yüzyıl Osmanlı toplumunun beğenisine uygun, sanat incelikleri ve hayal güzellikleri ile doludur. Duru ve temiz bir İstanbul lehçesinin yanı sıra şiirlerinde halk deyimleri ve söyleyişleri de kullandı. Divanı Kanuni Sultan Süleyman döneminde hazırlandı. Ama bu divan bütün şiirlerini kapsamaz. Başında manacaat ve na't bulunmayan divanında 27 kaside, 2 terkib-i bend, 1 terci-i bend, 7 tahmis, 619 gazel, 24 kıta, bir tarih ve 38 müfred yer alır. Çevirileri ve dinsel konularda eserleri de var.
  • '' Usta' da kalırsabu öksüz yapı
    Onu sürdürmeyen çırak utansın. ''
  • ''Memleket ağaçtan yana her gün biraz daha kelliğe doğru giderken ahmaktan yana ortalığı güneş sızmaz ormanlar kaplıyor! ''