Ayşe Akgün

Öyle güzel ki uçmak... Öyle güzel ki tüyden hafif, uçurtmadan serseri, buhardan oynak, toz zerresinden kıvrak, kar tanesinden savruk olabilmek gök kubbede. Niyetim daha, daha da yükseklere çıkmak. Niyetim gıpgri gökyüzünde fersah fersah yükselip sapsarı güneşin gölgesine değerek, bembeyaz bulutların üzerine çıkıp bağdaş kurmak ve bir deoradan bakmak dünyaya.
Sayfa 274·Kitabı okudu
Nazar sözlüğü
gözbebeği: Insanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir. Karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini ; aydınlık ve yakınlık küçültür. Yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür. Yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakın olan aydınlıktır, aydınlıktadır. Uzağın payına karanlık düşer. Zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez. Aşık olunca da büyür gözbebeği; demek ki âşık olunan hep uzaktadır. Aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için, maşuka "Gözbebeğim!" diye hitap edilir.
Sayfa 175·Kitabı okudu
Son söz
Burada, bulunduğum yerde, yeşil çayırların üzerine ince bir bahar yağmuru yağıyor. Tepenin üzerine incecik bir sis düşmüş. Eğer istersem, bellerine kadar otlara dalmış dedemi ve babamı aşağı doğru inerken görebilirim. Gözlerden uzak inek ve koyun çanları duyuluyor. Bir yerde, ağaçların arasına gizlenmiş bir guguk kuşu ötüyor, sesi hayati ve hafif. Korkacak bir şey yok.
Sayfa 200·Kitabı okudu
Son söz
Yazdıklarımın hayati ve hafif olmasını istiyordum, tıpkı birinin, belki Nietzsche'nin, belki başka birinin dediği gibi, hayati ve hafif..
Sayfa 199·Kitabı okudu
Ölüm sensiz olgunlaşan bir kiraz ağacıdır.
Sayfa 193·Kitabı okudu