• Kendinizi iyi hissetmediğinizde nasıl anında perspektif kazanabileceğinizi biliyor musunuz? Şunu anlamalısınız: Eğer içiniz sıkılıyorsa, zihinsel merceklerinizi tamamen kendi , dert ve sıkıntılarınıza odaklandırmışsınız demektir. Zor bir insan ya da rahatsız edici bir duruma takılıp kalmışsımzdır. Daha geniş açılı bir merceğe geçip dünyanızdaki yanlış değil de doğru giden şeylere odaklanırsanız, tutumunuzu anında değiştirebilirsiniz. Sıkıntılarınıza takıp kalmak yerine, çevrenizdeki ferahlıkların farkına varırsınız. “Söylemesi kolay, ama uygulaması hiç de öyle değil” diye mi düşünüyorsunuz? Haklısınız. Onun için zihinsel geniş açılı merceğinizi birikmiş hâzinelerinize odaklandırmada size yardımcı olabilecek daha elle tutulur bir yöntem önereceğim.
  • İNSANLARLA ONLARIN DERTLERİNİ KONUŞMAK İÇİN EYLEM PLANI

    Yeni doğmuş oğlunuzu eve getireli birkaç hafta olmuş ve kızınızın kardeşinin istekleri konusundaki kızgınlığı giderek artmaktadır. Bir gün, o anda kendisine masal okumaya zamanınız olmadığını söylediğinizde, hıçkırarak ağlamaya başlıyor ve burnunu çekerek, “Brian’ı benden daha çok seviyorsun” diyor. Bu durumda ne yaparsınız?

    UNUTMANIZ GEREKEN SÖZLER
    Hemen kendisini ne kadar sevdiğiniz konusunda onu temin etmeye çalışırsınız, o da yanlış bir şey söylediği hissine kapılır. “Canım, bu doğru değil ve sen de bunu biliyorsun." Onu rahatlatmaya çalışırsınız, o da kendisiyle çeliştiğini hisseder. “Saçmalama, sana da zaman ayırıyorum. Daha dün parka gitmedik mi? ” Mantık yürütmeye çalışırsınız, o da taciz edildiğini hisseder. “Kendilerine bakamayacakları için bebeklere çok dikkat göstermek gerekir." Kendisine ne hissetmesi gerektiğini söylersiniz, o da kendisine kulak verilmediğini düşünür. “Her istediğinde seninle oynamak için işlerimi bir kenara bırakamayacağımı anlaman gerekir.”

    KULLANMANIZ GEREKEN SÖZLER
    Söylediklerini geri yansıtırsınız, o da kendisine kulak verildiğini düşünür. “Brian 'ı senden daha ço k sevdiğimizi mi düşünüyorsun? ” İçini dökmesine yardımcı olmak için yorumunu kendi cümlelerinizle tekrarlarsınız. “Artık sana fazla zaman ayırmıyorum gibi mi geliyor? ” Bir şeyleri açıklamaya çalışmak yerine isteklerini dile getirirsiniz. “Eskiden olduğu gibi birlikte daha fazla zaman geçirmemizi mi istiyorsun? " isteğini geliştirerek ifade edersiniz, o da kendisinin anlaşıldığını düşünür. “Birlikte ensevdiğin kitabı okuyabilmemiz için benden zaman ayırmamı mı istiyorsun? ” Lisanı geliştirmiş olmamızın nedeni, bence içimizin en derinlerinde yatan şikâyet etme ihtiyacımızdır.” - JANE WAGNER VE LILY TOMLIN Dördüncü Bölüm Şikâyetleri Anında Sona Erdirin Birisi şikâyet etmeye başladığında ne yaparsınız? Almak istedikleri şeyi almak istedikleri zamanda niçin alamamış olduklarını açıklamaya mı çalışırsınız? Bu yaygın bir tepkidir. Ne yazık ki, genellikle şikâyetçiyi yumuşatmak yerine daha da tahrik eder. Niçin? Açıklamalar gerekçe gibi algılanır. Şikâyetçi sizden hesap sormasının mümkün olmadığını görünce daha da öfkelenir. Diyelim ki, işyerinizdesiniz ve telefon çalıyor. Ahizeyi elinize alır almaz karşınızdaki şikâyete başlıyor: “Ne biçim bir firmasınız siz, kardeşim? Üç hafta önce sizden bir katalog talep ettim, hâlâ elime geçmedi. Niçin bu kadar uzun sürüyor?” Arayanın gerçekte niçin uzun sürdüğünü öğrenmek gibi bir niyeti olmadığını anlamalısınız. Eğer, “Bazı elemanlarımız grip salgını yüzünden işe gelemiyor, biz de yazı-çizi işlerine boğulup kaldık” derseniz, müşteri söylediklerinizi durumu haklı gösterme çabası olarak algılayacaktır. “İşyerinizin sağlık öyküsünü dinlemek gibi bir ihtiyacım yok” diye sesini yükseltebilir, “Bütün bilmek istediğim; katalogu bana gönderecek misiniz, göndermeyecek misiniz?”

    İnsanlar Şikâyet Ettiğinde Açıklama Yapmayın 'Açıklama yapmaktan daha büyük bir zaman israfı olamaz.” - BENJAMIN DISRAELI

    Bugünden itibaren insanlar şikâyet ettiğinde, önce kendinize, söylediklerinde genelde doğru bir şey var mı, diye sorun. Eğer öyleyse, şu sihirli sözcüğü söyleyin: “Haklısınız!” İnsanların kafası kızmışsa, genellikle bunun meşru bir nedeni vardır. Yanlış giden şeyleri özetlemeye çalışmak yerine, söylediklerini kabul edin ve bu konuda neler yapılabileceği konusuna geçin. Açıklama yapmak fikir yürütmeyi genişletir, kabul etmek ise sona erdirir. Bir grup işgörenle yaptığımız bir seminerde bu anlayışı özetlemek için şöyle dedim: “insanlar şikâyetçi olduğunda yapacağımız her açıklama boşuna olacaktır.” İşgörenlerden biri bunu şöyle geliştirdi: “Müşteriler şikâyetçi olduğunda yapacağımız her açıklama sadece öfkelerini daha da artıracaktır.” Bir diğeri şunu ekledi: “Müşteriler şikâyetçi olduğunda, açıklama yapma, hemen KÖH Trenine atla!” Kabul Et, Özür Dile, Harekete Geç! ‘‘Bütün büyük hatalarda ortada bir yerde, hatayı geri almanın ve belki de gidermenin mümkün olduğu birkaç saliselik minicik bir an hep vardır.” - PEARL S. BUCK
  • Sunu anlamalısınız: Eğer cesaret doğal değilse çekingenlik de değildir. Kazanılmış bir alışkanlıktır, çatışmadan kaçınmak için isteyerek seçilmiştir. Eğer çekingenlik sizi ele geçirmişse köklerini
    kazıyın. Cüretkâr bir hareketin sonuçlarından korkunuz gerçek boyutlarından daha büyüktür ve aslında çekingenliğin sonuçları çok daha kötüdür. Değeriniz düşer ve kendi kendini besleyen bir şüphe ve felaket döngüsü yaratırsınız. şunu unutmayın: Gözüpek bir hareket daha fazla ve daha büyük bir gözüpeklikle gizlenebilir, hatta düzeltilebilir.
  • Şunu anlamalısınız: Dünya size bir rol vermek ister. Ve siz bir kez bu rolü kabul ettikten sonra sonunuz gelmiştir. Gücünüz kabul ettiği­ niz veya üstlenmeye zorlandığınız role verilen minicik miktarla sınırlı­dır. Öte yandan bir aktör pek çok rol oynar. Sürekli değişen bu gücün tadını çıkarın; eğer böyle bir güce sahip değilseniz en azından yeni bir kimlik yaratın, kendi yapımınız olan, kıskanç ve kızgın dünya tarafın­ dan konulan sınırları olmayan bir kimlik. Bu başkaldırma Promethe­ us'a özgüdür, kendi yaratımınızdan sorumlu tutar sizi.
  • Şunu anlamalisiniz, Tanri'yi kabul etmiyor degilim. Benim kabul etmedigim Tanrı 'nin yarattığı bu dünya. Bunu ne kabul edebildim ne de edeceğim.
  • "Madam haklısınız, ancak şunu da anlamalısınız ki bu insanlar çok fakir. Günde bir doların altında para kazanıp yaşamaya çalışan binlerce insan var burada. Bu kadar fakirken ahlaki sorgulama yapma şansları yok."