1000Kitap Logosu
﴾118﴿ Allah geriye bırakılan (savaşa katılmayan) üç kişinin de tövbesini kabul etti. Sonunda, bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmeye başlamış, vicdanları kendilerini sıkıştırmış ve Allah’a karşı O’ndan başka sığınılacak kimse olmadığını anlamışlardı. Bunun üzerine O da eski durumlarına dönmeleri için onlara tövbe nasip etti. Şüphesiz Allah, tövbeleri kabul edendir, merhametlidir. ﴾119﴿ Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun. (Tevbe Suresi)
Fetih suresi
22. Şâyet Mekkeli kâfirler Hudeybiye’de sizinle göğüs göğse çarpışacak olsalardı, kesinlikle arkalarını dönüp kaçarlardı ve kendilerine ne bir kurtarıcı bulabilirlerdi, ne de bir yardımcı! Çünkü müminler üzerlerine düşeni yaptıkları takdirde, kâfirler karşısında asla yenilgiye uğramayacaklardır. 23. Öteden beri uygulanan Allah’ın en temel yasasıdır bu. Dün böyleydi, bugün de böyledir, yarın da böyle olacaktır. Çünkü Allah’ın yasalarında, kıyâmete kadar bir aksaklık, bir değişiklik göremezsin. 26. Hani inkâr edenler, gönüllerinde kibir, öfke ve bağnazlığı, câhiliye döneminin o çirkin bağnazlığını alevlendirirlerken, Allah da Elçisinin ve iman edenlerin yüreklerine ilâhî güven, sabır, cesaret ve huzur duyguları ilham ediyor ve böylece onların Allah’a yürekten bir saygıyla bağlanmalarını sağlıyordu. Zaten onlar, bu ilâhî armağana en çok lâyık olan kimselerdi ve onu gerçekten hak etmişlerdi. Unutmayın; Allah, her şeyi tam olarak bilmektedir. Peygamberin, Müslümanlarla birlikte Kâbe’yi ziyaret ettiklerini gördüğü rüyaya gelince: 27. Andolsun Allah, Elçisine o rüyayı tüm gerçekliğiyle doğru göstermiştir ve bu rüya, bir yıl sonra mutlaka gerçekleşecektir. O zaman, —sizin kendi gücünüzle veya müşriklerin lütfuyla değil— Allah’ın izniyle, kiminiz saçlarınızı tıraş etmiş ve kiminiz kısaltmış olarak ve hiçbir korkuya kapılmadan, güven içinde Kutsal Mescide girip umre görevini yerine getirebileceksiniz. Çünkü Allah, sizin bilmediğiniz nice şeyleri biliyor. İşte bunun içindir ki, bu ziyaretin gerçekleşmesinden önce, yakında gerçekleşecek bir zaferi, Hayber’in fethini size nasip etti. 28. Allah, Elçisini doğrunun eğrinin ölçüsünü ortaya koyan hidâyet ve hayata hükmedecek dosdoğru bir inanç sistemi olan hak din ile gönderdi ki, onu bütün batıl dinlere ve aslen ilâhî vahye dayansa bile, zamanla bozulmuş ve özünden saptırılmış olan bütün inanç sistemlerine egemen kılsın. Allah bu dini, kâfir yönetimlerin gölgesi altında ve onların izin verdiği ölçüde varlığını sürdürsün diye değil, hayatın her alnına hükmetsin diye göndermiştir. Buna şâhit olarak da, Allah yeter! O, gönderdiği ayetler ve fiilen ortaya koyduğu mûcizelerle şehâdet eder ki: 29. Muhammed Allah’ın Elçisidir. Onun yanında yer alan Müslümanlar ise, inkârcılara karşı son derece kararlı ve çetin, birbirlerine karşı ise çok şefkatli ve merhametlidirler. Onlar imanlarının sağlamlığı, prensiplerinin kesinliği, düşüncelerinin netliği sayesinde, kâfirlerin baskı ve dayatmaları karşısında çelik gibi sağlam dururlar. Onların, namazda bazen rükû edip eğilerek, bazen secdeye kapanarak Allah’ın lütuf ve rızası için yalvardıklarını görürsün. Secde izinden oluşan nişanları, yüzlerinde tevazu, şefkat, sevecenlik ışıltısı halinde parlamakta, ibadetin kazandırdığı güzellik, letâfet ve aydınlık, bütün tavır ve davranışlarında görülmektedir. Bu, onların Tevrat’ta anlatılan nitelikleridir. İncil’deki nitelikleri ise şöyledir: Mümin, tıpkı filiz veren bir tohuma benzer ki, bu minicik filiz zamanla güçlenir, serpilir ve kökü üzerinde dimdik ayağa kalkar. Öyle ki, kendisini yetiştiren çiftçileri hayran bırakır. İşte Allah, her devirde böyle müminler yetiştirecektir ki, onlar sayesinde, mazlumlara kan kusturan inkârcıları çileden çıkarsın ve zulmün saltanatını, onların eliyle alaşağı etsin! İşte bu yetişmekte olan taptaze filizler var ya; Allah, onlar arasından Kur’an’a yürekten inanan ve bu imana yaraşır güzel ve yararlı davranışlar gösterenlere, kendi katından bir bağışlama ve muhteşem bir ödül vaad etmiştir.
Tevbe Suresi; 129. Ayet
"(Ey Muhammed!) Yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O yüce Arş'ın sahibidir.". "Allah kuluna kafi değil mi?" (Zumer Suresi; 36. Ayeti) Bazen bu Arş'ın, alemlerin sahibinin ve yaratıcısının Allah olduğunu unutuyor insanoğlu…
İnşirah Suresi
"(Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi? Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi? Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul. Ancak Rabbine yönel ve yalvar."İnşirah, daraldığımız zamanlarda aklımıza gelen ilk surelerdendir. Kısa olması açısından ezberlenmesi de kolaydır. Mealindeki gibi de okudukça insana ferahlık verip, ümidini taze tutan, sabır ve şükre yönelten bir suredir.
"Her imtihanın sonunda mutlaka bir mükâfat vardır, tüm mesele sabır ve tahammülde." diyor Yusuf suresi özetle bize.
“Rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayrul vârisîn(vârisîne)” “Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın” (Enbiya suresi 89.ayet )
“…rabbenē innenē ēmennē fağfir lenē zünûbenē veginē azâben-nâr” “Rabbimiz! Şüphesiz biz iman ettik, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru!” (Al-i İmran süresi 16.ayet)
“Rabbena efriğ aleynâ sabren ve sebbit ekdâmenâ vensurnâ alel kavmil kâfirîn(kâfirîne)” “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.” (Bakara süresi 250 Ayet
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.