• Gülten Akın, "durup ince şeyleri anlamaya" yönelimli, incelikli bir kadın şairimiz. Şiirlerinde olduğu gibi şiir üzerine görüşleri de çok kıymetli.
    Eserini üç ana başlık altında toplamış. İlk bölümde, 'içerik gelişimi' hakkında. 15 büyük şairimiz ele alınıyor. İkinci bölüm, 'Şiirde yapı' üzerine, yapısalcı şiiriyle Ahmet Haşim, Ahmet Hamdi, gibi şiire yapı bakımından yaklaşan, bu anlamda şiire yön veren şiir anlayışlarıyla üstadlarımız. Onlarda anlam ikinci plana atılmış gibi ama bunu ancak Ahmet Haşim için kullanmalıyız. Daha sonra gelen Ahmet Muhip Dranas, Metin Altıok, Süreyya Berfe -burada bir parantez açmak gerekir ki Süreyya Berfe'nin yapısalcı şiiri dikkate şayan. "Yorgunluktan başım düşüyor." "Yüzümün rengi durdu." "Oda çekmiş sıcağını." "Gözlerim soldu." vb. bu dizeler onun özgün şiirinin bir örneği olan Bir Dost Bulamadım Gün Akşam Oldu'dan alıntı. Açıkça görülüyor ki, Berfe'nin şiiri, farklı bir aşamada, ayrı bir yerde- gibi yapı, Berfe' de örnek verdiğim gibi farklı bir boyutta.
    Son bölümde de şiirleriyle pek tanınmayan, yine de özgün kalemleriyle başarılı olmuş şairlerin/yazarların şiir anlayışları üzerine eğilmiş. ( Enis Batur, Murathan Mungan, Barış Bıçakçı gibi)

    İlk Not'yla, "Şiir kıskançtır. Başka uğraşların ondan zaman ve ilgi çalmasına küser. " diyerek başlıyor söze.
    İlk şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca oluyor. Dağlarca'nın Çocuk ve Allah adlı kitabı itibariyle şiir dilini tahlil ediyor. Onun için "biçim,öz, dil birliği" vardır diyor. Ona göre Dağlarca ikilikler üzerine bir denge sağlamıştır. "İlk şiirinden son şiirine dek kendini geliştirmiş bir ozandır."
    Behçet Necatigil, şiiri ve yaşamı iç içe bir şair. "Ozan daha çok çevirmiş gözlerini içeri," deyip "Dil kıvrak, anlatım etkin, usta işi. Kendini ezberleten şiiler." diye ekliyor.
    ( Her şairi ve şiirini incelerken, sonuna da, beğendiği bir iki şiirini de koyuyor G.Akın)
    Cahit Külebi, " Gerçek ozandır, seçkindir." diyor. Garip şiiriyle benzerliği, yalın oluşu. Farklı yanı ise, "Anadolulu. Yıpranmamış." olmasıdır.
    Necati Cumalı için, "Kısa halk destanları türünde başarılı olduğu hep" diyerek Cumalı'nın şiirinin folklorik özelliğini öne sürüyor. Ardından, " süse başvurmadan, yalın yazıyor." derken öykülemeyi amaç olarak kullandığı için de eleştiriyor. Hatta bunun için, "keşke şiirlerinde daha çok- öyküden çok- dram egemen olsaydı." diye sitem bile ediyor.
    Ceyhun Atuf Kansu, "Dünya kardeşliğinin, sevgisinin ozanı. Halkın mutluluğu için yazan ozan." Dünya bizimdir. Şiiri hepimiz içindir. Öyleyse 'bağbozumu' sofrasına buyuralım.
    Atilla İlhan. Şiirini yüceltiyor. Doruklara vardırıyor. "Atilla İlhan'da öyle şeyler var ki, insan onlardan sonra şiir okumak istemez. Yüzyıl doyurur adamı." iddialı! Yerel sözcüklere başvuruyor İlhan. Bireyci ve toplumcu şiir çizgisi olan bir şair.
    Ve Ahmed Arif. Onu ayıralım. Zira 'incelik ve korkusuzluk' sıfatları bir arada kullanılmamıştır bir şair için. Onun şiiri böyle, has şiir. "Ahmed Arif'in şiiri baştan sona somut gerçeklere dayanan bir şiir. Zor bir şiir." Hakkını veriyor. Ziyadesiyle.Sonra, "Benzersiz bir ozan." gerçekten benzersiz o!
    Orhan Veli. Devrimci bir şair. Türk şiirinin çizgisini değiştirmiş, dilde ve özde yalınlığı kullanmış, diğer 'Garip'çiler ile birlikte öncü bir şair Orhan Veli.
    Kendi yorumumu söylemem gerekirse, şiiri konuşma diline bu denli yakınlaştırıp da şiir tadını verebilecek, bu inceliği sindirebilecek bir başka şair yoktur diyorum.
    Anlatımda, mitoloji ve masallar öğelerine başvurmuş. Çok yoğun ve doyumsuz bir şiir.
    Oktay Rifat. Orhan Veli ile birlikte aynı çizgideler. Ancak Gülten Akın onu, Anday ve Orhan Veli'den ayırıyor bir noktada. "Oktay Rifat'ın şiire girişi, Anday'ın ve Orhan Veli'ninkinden çok daha sağlam, daha ölçülü." diyor. Folklora yaslanıyor. Anlam geliştiriliyor ve genişletiliyor.
    Melih Cevdet Anday. Rahatı Kaçan Ağaç kitabına yaptığı yorumda, "Japon şiirlerine benzer küçük şiirlere" benzetmiş. "halk şiirinden esinlenmiş olanlar" ve "içli, romantik şiirler, düşlerin ve dileklerin şiiri." şeklinde yorumlamış.
    Edip Cansever için, "Dize ustasıdır." demek yeterli olur sanırım.
    Turgut uyar'a duygusallığı yakıştırıyor. Ona göre, "Hoş bir duygusallığı var."
    Cemal Süreya. Yine şiirde değişen bir çizgi daha. İkinci Yeni şairlerinden. Erotik şiirin, "cinsel sevinin şairi."
    Metin Eloğlu, "Türk şiirinin 'kendi başına' olanlarından biri." diyor. Bu 'kendi başınalık' özgülüğü de beraberinde getiriyor tabii. 'Dilde benzersizlik' diye tanımlanabilir onun şiiri.
    Can Yücel'de mizah ön planda. Ancak bununla sınırlamamak lazım. Dildeki ekonomik yapılaşmada da başarısı görülüyor. Örneğin "Ideot'lojik" sözcüğü üzerinde duralım. Gülten Akın şöyle yorumluyor bunu. "İdeot'lojik yerine aptalca, sersemce diyemezdi. Çünkü anlatmak istediği bu değil. Hem ideolojik'ten kaynaklanan bir maraza bu belli, hem de olmaması gereken, yersiz, aptalca..."
    Ahmet Haşim'in sezgisel, imgesel şiir anlayışı. Anlamdan ziyade musikiye yakın, yani söz-müzik birlikteliği, ancak müziğe daha yakın onun dili. Ağır ama yoğun. Hoş... "Kendi özel dilini ve şiirini kurmuş" diyebiliriz.
    (Gülten Akın Haşim'in şiirini - tıpkı diğer şairlerde olduğu gibi- mısra mısra Hatta sözcük sözcük ele alıp tahlil ediyor.
    Ahmet Hamdi Tanpınar... Edebiyatımızın bel kemiği. Üstadımız. Gözdemiz. "Ne zamanın içinde olan,
    Ne de büsbütün dışında olan" büyük şairimiz. Bir lahza duralım ve nihayete vardıralım sözümüzü. Ona ithaf ettiğim şu dörtlükle.

    Ahmet Hamdi'ye
    Döndüm yine yalnız olarak kendime,
    Beyhude bir yolculuğun ardından.
    Yok kimse gönlümü avutacak,
    Gölgesiz bir ömür bu yaşadığım.

    Didindik durduk, onunla beraber şiir için. 'Zamanın ne içinde ne de büsbütün dışında.'

    Bir şairi ve şiirini, bir de şairin gözünden görmeli. İncelikli kadın ve şairimiz Gülten Akın'ın gözünden.
  • Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna."
    Nilgün Marmara

    ”Bu dünya, yoruldu mu kuşlar konsun diyedir.”
    Can Yücel

    ”Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.”
    Furuğ Ferruhzad

    ”Bir durgun sudayız, konuşsak da / Kuş uçmuyor içimizdeki ormandan.”
    Şükrü Erbaş

    ”Seni her özlediğimde bir tanem / Kuşlara bakıyorum.”
    Behçet Necatigil

    ”Seni hep gökyüzünün önünde düşünüyorum.”
    Süreyya Berfe

    ”Hayat kısa, kuşlar uçuyor.”
    Cemal Süreya

    ”En geveze kuş ümittir. Kalbimizde hiç susmaz.”
    Cenap Şahabeddiin

    ”Ve kuşlarda kaderle uçar.”
    Cahit Zarifoğlu

    '‘Bir yastık arıyorum kuş seslerinden.”
    İbrahim Tenekeci

    ”Bir kuş kadar olamadım, iki kanat bulamadım.”
    Haydar Ergülen

    ”Kuş yemi kadar yalnızdı.”
    Turgut Uyar

    ”Kuşlar toplanmış göçüyorlar
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.”
    Cemal Süreya

    ”Bir kadın değilsin, bir kişi bile değilsin.
    Bir kuş olsa mavilik derdi buna.”
    Edip Cansever

    ”Ben ona dedim ki, bütün kuşlar tünedi. Göğsümdeki tek kanatsın.”
    Şükrü Erbaş

    ”Kuşlar ölürse yere düşerler, yere düşerler ve onları hep Zehra toplar.”
    Ah Muhsin Ünlü

    ”Sen hep gülerdin oysa, gülüverirdin. Bir bakardım eğilmiş su
    içiyor gamzelerinden kuşlar.”
    Didem Madak

    ”Gidersen kim sular fesleğenleri?
    Kuşlar nereye sığınır akşam olunca?”
    Ahmet Telli

    ”Soluğuma bir küçük kuş tünemiş. Seninse gölgen yıldız dolu gökyüzünden biçilmiş.”
    Metin Altıok

    ”Bir fırtına kuşunu sevmeliydim, seveceğime seni.”
    Sylvia Plath

    ”Çok canım sıkılıyor. Kuş vuralım istersen?
    Ülkü Tamer

    ”Ah beni vursalar bir kuş yerine.”
    Sezai Karakoç

    ”Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı.”
    Franz Kafka

    ”Yüreğinden beyaz kuşlar uçardı yüreğime.”
    Haydar Ergülen

    ”Kuşlar gibi cıvıldar, tattırdığın acılar.”
    Cemal Süreya

    ”Kuş olsun, insan olsun. Yalnızlık sevmeyi bilmeyenlerin icadı.”
    Edip Cansever

    ”Kuşlarını alıp gidiyor gök.”
    İlhan Berk

    ”Seneler var ki, kuşlar gelmiyor.”
    Sait Faik Abasıyanıık

    ”Bir kıyısız zamana kanat vuruyor. Üzerimde uçan bütün kuşlar.”
    Şükrü Erbaş

    ”Hiçbir zaman dertsiz kalmadı gönlüm. Bir çift gözden, bir yapraktan, bir kuştan.”
    Turgut Uyar

    ”Uçan kuşlar konsun senin göğüne.”
    Murathan Mungan

    ”Kuşlarımı koymak için, bir gök resmi bulamadım.”
    Hilmi Yavuz

    ”Kuş sürülerinden oluşmuş bir duvar
    Hangi kuşu çeksem ölüyor avucumda.”
    Edip Cansever

    ”Bir kuş uyandı, derinliklerinde kalbimin.”
    Halil Cibran

    ”Keşke susmanın muhabbet kuşu olsaydım.”
    Didem Madak

    "...Aralanmaz kapıları her açtığımda;
    Kuş sürüleri görüyorum sıkça, kuş sürüleri..."
    N.K.(Feryad-ı naz)
  • KUŞ DİZELERİ
    (ÖNSÖZ:
    Hüzün ki yaralı bir kuştur/ tüner müfred dizelerde


    “kanıyla beslenen bir kuş var mı dünyada
    ne söyleşir yapraklar yıkılmış meydanlarda”
    Adnan Durmaz

    “Kımıldadı uzaklarda kuş sesinde bir yıldız
    Bir el sarsıyor derinden susamış türküleri”
    Ali Ziya Çamur

    “Kuş seslerinde yas nağmeleri
    Şarkılar sabır ve çile makamında”
    Adnan Yücel

    “Birde kuşlar var hakim bey
    Her şeyin başı onlar
    Onlar özgürlüğü koyuyorlar insanların kafasına. “
    Ahmed Arif

    “Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna."
    Nilgün Marmara

    ”Bu dünya, yoruldu mu kuşlar konsun diyedir.”
    Can Yücel

    ”Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.”
    Furuğ Ferruhzad

    ”Bir durgun sudayız, konuşsak da / Kuş uçmuyor içimizdeki ormandan.”
    Şükrü Erbaş

    ”Seni her özlediğimde bir tanem / Kuşlara bakıyorum.”
    Behçet Necatigil

    ”Seni hep gökyüzünün önünde düşünüyorum.”
    Süreyya Berfe

    ”Hayat kısa, kuşlar uçuyor.”
    Cemal Süreya

    “Kanatları gümüş yavru bir kuş
    Gemimizin direğine konmuş
    Dağlara çıkma Karadeniz
    Yavrudur yârim uçamaz bensiz”
    Nazım Hikmet
    ”En geveze kuş ümittir. Kalbimizde hiç susmaz.”
    Cenap Şahabeddiin

    ”Ve kuşlar da kaderle uçar.”
    Cahit Zarifoğlu

    '‘Bir yastık arıyorum kuş seslerinden.”
    İbrahim Tenekeci

    ”Bir kuş kadar olamadım, iki kanat bulamadım.”
    Haydar Ergülen

    “O kuşun ömrü, bir güzel gecede,
    Bir güzel beste söylemekle geçer.
    O kuş en kuytu bahçelerde öter;
    Hayâl içinde yaşar,
    Hayâl içinde ölür.”
    Yahya Kemal BEYATLI

    ”Kuşlar toplanmış göçüyorlar
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.”
    Cemal Süreya

    “Susarken ağaçlarda kuşlar tahayyül içinde,
    Bakışlarında sükunun zehri, bekleyeceksin.”
    Orhan Veli

    “Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır
    Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek.”
    Ece Ayhan

    ”Ben ona dedim ki, bütün kuşlar tünedi. Göğsümdeki tek kanatsın.”
    Şükrü Erbaş

    ”Kuşlar ölürse yere düşerler,
    yere düşerler ve onları hep Zehra toplar.”
    Ah Muhsin Ünlü

    ”Sen hep gülerdin oysa, gülüverirdin. Bir bakardım eğilmiş su
    içiyor gamzelerinden kuşlar.”
    Didem Madak

    ”Gider kim sular fesleğenleri?
    Kuşlar nereye sığınır akşam olunca?”
    Ahmet Telli

    ”Soluğuma bir küçük kuş tünemiş. Seninse gölgen yıldız dolu gökyüzünden biçilmiş.”
    Metin Altıok

    “akşam serinliği renk renk fıskıyeler
    kuş sesleri kuş sesleri alkış alkış
    yepyeni bir hayat vazoda yaseminler”
    Attila İlhan

    ”Bir fırtına kuşunu sevmeliydim, seveceğime seni.”
    Sylvia Plath

    ”Çok canım sıkılıyor. Kuş vuralım istersen?
    Ülkü Tamer

    ”Ah beni vursalar bir kuş yerine.”
    Sezai Karakoç

    ”Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı.”
    Franz Kafka

    ”Yüreğinden beyaz kuşlar uçardı yüreğime.”
    Haydar Ergülen

    “Hep başımda
    Bir çocuk ağlaması gibi alıcı kuşları”
    Galip Özdemir

    ”Kuşlar gibi cıvıldar, tattırdığın acılar.”
    Cemal Süreya

    ”Kuş olsun, insan olsun. Yalnızlık sevmeyi bilmeyenlerin icadı.”
    Edip Cansever

    ”Kuşlarını alıp gidiyor gök.”
    İlhan Berk

    ”Seneler var ki, kuşlar gelmiyor.”
    Sait Faik Abasıyanıık

    ”Bir kıyısız zamana kanat vuruyor. Üzerimde uçan bütün kuşlar.”
    Şükrü Erbaş

    ”Hiçbir zaman dertsiz kalmadı gönlüm. Bir çift gözden, bir yapraktan, bir kuştan.”
    Turgut Uyar

    ”Uçan kuşlar konsun senin göğüne.”
    Murathan Mungan

    ”Kuşlarımı koymak için, bir gök resmi bulamadım.”
    Hilmi Yavuz

    ”Kuş sürülerinden oluşmuş bir duvar
    Hangi kuşu çeksem ölüyor avucumda.”
    Edip Cansever

    ”Bir kuş uyandı, derinliklerinde kalbimin.”
    Halil Cibran

    ”Keşke susmanın muhabbet kuşu olsaydım.”
    Didem Madak

    ‘kuşlar gelsin hafız;
    onlara dair kötü hatıraları yoktur gökyüzünün
    onlar intihar nedir, ihanet nedir bilmezler’
    Bekir Erdoğan

    ‘takınsam kanat manat, kuş muş olsam seğirtsem..’
    N.Fazıl Kısakürek

    “Sen gülünce Gün Cumartesi olur,
    Bir kuş havalanır gökyüzüne.”
    Özdemir Asaf

    ‘âh bu kuş, bu gidişle. uça uça gök bırakmayacak. öteki kuşlara..’
    Cahit Koytak

    “Bir kuş konsa badi parmağıma
    Ağlardım bir başıma”
    Hüsnü Arkan

    ‘hasretsiz bir kanat şakırtısına, mavi gökte kuşlar yine uçar mı?’
    Ahmet Hamdi Tanpınar

    “erik yaprağı erik kokar
    hiçbir el budanmaz uzandığında
    ve kuşlar ölmez''
    Abilmuhsin Özsönmez

    "bir mavi kuş var yüreğimde
    çıkmaya can atan”
    Charles Bukowski

    SON SÖZ:

    “Kim emredebilir kuşlara kırlarda sessiz olmayı?”
    Goethe.

    Devamı sizden...
  • Cemal Süreya'ya Dair Muhakkak Bilmeniz Gereken Sıradışı 30 Bilgi
    1-Şairlik duygusunun en temel aktörü annesi Gülbeyaz Seber olan şair, şiire ilk adım atışını annesinin anlattığı Kerem ile Aslı hikayesine bağlar.
    2-Gülbeyaz, beyaz tenli kadın, Cemalettin’in “kar tanesi”. Cemalettin henüz çok küçükken kaybeder annesini ve çocuk kalbi artık sessiz kalmıştır: “Küçük kalbimdeki kuş ölmüştü.”
    3-İlkokulda bir dergi çıkarmaya karar verdi. Ancak baskı makinelerinin azlığı, var olanların kalitesizliği buna mani oluyordu. Ama yine de yılmadı Cemalettin, sıkı dostu Altan Günalp ile birlikte elle yazılarını yazdığı, resimlerini çizdiği okul dergisini çıkardı. Derginin en sıkı takipçileri ona hayran olan okuldaki kız arkadaşlarıydı.
    4-Çok iyi şairdi, kompozisyonu bundan aşağı kalır değildi ama yine de sayılarla sorunları oldu. Saatin kaç olduğunu anlamayı Sınıfta öğrendi. Sonrasında eşi ona sigorta tamir etmeyi de öğretti. En kötü dersi resim olan Cemalettin, birkaç kişi hariç tüm sınıfın kompozisyon ödevini yapardı.
    5-Edebi kişiliğinin yanında bir de sporcu yanı vardı Cemalettin’in. Futbola bayılırdı. En sevdiği futbolcu Lefter’di. Fenerbahçe taraftarı olan Cemalettin, Metin Oktay’a da büyük saygı duyardı.
    6-Ortaokulda 100 metre koşusuna katıldı. Yarışmada birinci gelen Cemalettin’e kalem hediye edildi. Böylelikle ilk dolma kalemine sahip olmuştu.
    7-Küçük kalbimdeki kuş ölen Cemalettin, Esma adlı bir üvey anneye mahkûm olmuştu. Kız kardeşlerine ve ona sürekli dayak atan Esma
    bir keresinde onu zehirlemeye kalkıştı. Yemeğine cam kırıkları karıştırdığı da bir çok kişi tarafından biliniyordu.
    8-Tarifsiz bir okurdu, ilkokul 3’te Suç ve Ceza’yı defalarca okudu. Karamazov Kardeşler’i ise tam 5 kez okumuştu.
    9-Şair henüz çocukken bir şey keşfetmişti, tüm büyük yazarlar üç ada sahipti. O da karar verdi ve ilk adını Cemal olarak kısaltacak, yanına da Süreyya’yı ekleyecekti. Daha sonra “y”lerden biri bir iddia sonucu kaybedilse de o Cemal Süreya Seber olacaktı. Bu iddia bir telefon numarasının unutulup unutulmaması üzerineydi.
    10-Mülkiye kantininde yazmaya başladığı eserleri onda ilginç bir alışkanlık doğuracaktı. Artık yazı yazarken hep gürültü arayacaktı. Sırf bu yüzden evde yazı yazarken televizyon ve radyonun sesini açmaya başladı.
    11-Kürt’tü, Dersim olayları sırasında ufacık bir çocuktu. Orada tarifsiz acılara şahit oldu.
    12-Mektup yazmaya bayılırdı, hatta o kadar ki kadınların ağzından kendi kendine mektup yazar ve postalardı.
    13-Çok kadın sevdi, bu kadınları da herkesin sevmesini isterdi. Dostları sevdiği kadını beğenmeliydi. Bu yüzden sevdiği kadını beğenmeyen arkadaşlarına küserdi.
    14-Kızı Ayçe ile sağlıklı bir ilişkisi yoktu. O kadar ki kızının nikâhına katılamadı, çünkü ona haber verilmemişti.
    15-Paris’teyken hiç görmediği Kars hakkında “Kars” adlı şiirini yazdı ve Kars’ı anlattı. Paris’te büyük bir evhama kapılmıştır. Turgut Uyar ve Edip Cansever’in onu Türkiye’de unutturmaya çalıştığı düşünmektedir.
    16-Tomris büyük bir aşktı onun için. Bu aşkın öfkesi de büyüktü, bir tartışma sonrası çok sinirlendi ve birbirlerine yolladıkları tüm mektupları yırttı. Ve bu mektuplardaki aşk günümüze ulaşamadı. Tomris’le ilişkisini bitirdikten sonra onunla gittiği hiçbir mekâna adımını atmadı.
    17-Papirüs dergisini çıkarmaya karar verdi, paraya sıkışmıştı. Bir gün yazıhanesine gelen Edip Cansever Tomris’in getirdiği bir halıyı gördü. Antikacılıkla uğraşan Edip aslında bir değeri olmayan o halıyı antikaymışçasına satın aldı. Böylelikle Papirüs’e en zarif şekilde katkı sağlıyordu.
    18-Süreyya Kapınak soyadını değiştirmeye karar vermişti, yemekli bir mecliste bu fikrini yazar ve şair arkadaşlarına açtı. Ancak çeşitli önerilerde bulunan arkadaşlarının önerilerini beğenmemişti. Aynı mecliste bulunan Cemal Süreya öne çıktı ve soyadını “Berfe” yapmasını söyledi. Bu kelimenin anlamına soran Süreyya, Cemal’den kelimenin Kürtçede “kar” anlamına geldiğini öğrendi. Cemal bu kelimeyi Ahmed Arif’ten duymuştu. Bir konuşmaları sırasında Ahmed Arif’e “Bir kızın olursa adını ne koyardın?” sorusunu sormuş ve “Berfe” karşılığını almıştı. Bu kelimeyi ve anlamını çok beğenen Süreyya Kapınak, soyadını değiştirdi. O artık Süreyya Berfe’ydi.
    19-Büyük bir futbol tutkunu olan Cemal sanatçı dostlarıyla sık sık futbol oynardı. Takımlar belliydi “Edebiyatçılar Takımı” ve “Tiyatrocular Takımı”. Bu maçların gol kralı da hiç değişmezdi. Orhan Kemal neredeyse her maç en fazla golü atan kişi olurdu.
    20-Kız çocuklarına hayran olan Cemal Süreya iki kız çocuğunun olmasını isterdi. Birine “Kelime” ötekine “Elif” adını verecekti. Olmadı…
    21-Cemal Süreya’nın mutlak doğum tarihi belirsizdi. Bu yüzden kendine her seferinde farklı bir doğum günü belirlerdi. Bu doğum günlerinden biri de 10 Ağustos’tu, yani sonradan eşi olacak Güngör Demiray’la tanıştıkları tarih.
    22-Cemal Süreya çok yoğun çalıştığı, sık sık teftiş yaptığı bir dönemde hiç berbere gidememiş ve saçı-sakalı çok fazla uzamıştır. İş yoğunluğu azalıp berbere giden Cemal Süreya’ya berberi “Abi seferden mi geliyorsun?” der. Bu sözlere çok sinirlenen Cemal Süreya, hışımla berber koltuğundan kalkar ve bir daha hiç berbere gitmez. Saçlarını bundan sonra sadece evlendiği kadınlar kesecektir.
    23-Hayatının ilk yılları sürgünün acılarıyla geçen Cemal Süreya sonraki hayatında da sürgün gibidir. Sürekli ev değiştirmek zorunda kalan Cemal, tam 29 farklı eve taşınmıştır. Bu evlerin sonuncusu Kadıköy’de “Cemal Süreya Sokağı”nda bulunmaktadır.
    24-Şiirde pek mahir olan Cemal kahvehane oyunlarına aynı derecede uzaktır. Şair arkadaşları onunla hiç poker oynayamamıştır.
    25-Şair içkiden ziyade tam bir sigara tutkunudur. Bir gün onu çorba içerken görenler büyük bir şaşkınlık yaşar. Çünkü Cemal bir kaşık çorba içtikten sonra sigarasından bir nefes çeker. Bir kaşık çorba bir nefes sigara, bir kaşık çorba bir nefes sigara…
    26-Cemalettin en çok amcasını severdi, babasından bile çok. Amcası öldüğünde cüzdanından iki kişinin fotoğrafı çıkmıştı, biri Cemalettin’e aitti. Cemalettin bu sevgiyi karşılıksız bırakmadı oğluna amcasının adı olan “Memo” ismini verdi.
    27-Kadınlara çekinmeden evlenme teklif edebilecek kadar özgüven sahibi olan Cemal’in, alışveriş sırasında bu özgüveni kaybolmaktadır. Beğendiği bir şeyin fiyatını sormaktan çekinir, çünkü fiyatını sorduğu andan itibaren o şeyi alma mecburiyeti hisseder. Bir diğer ilginç özelliği ise bir meyveyi veya sebzeyi yarım kilo alamamasıdır, çünkü bir şeyden yarım kilo alırsa satıcının kızacağını düşünür.
    28-İlk eşi Seniha ile sık sık kavga ederlerdi, bu kavgaların birinde çok fazla sinirlenen Seniha Cemal Süreya’nın bir çoğu yazar arkadaşları tarafından hediye edilen imzalı kitapların çoğunu yırttı.
    29-Zuhal’le ayrılmışlardır, Cemal başka evlilikler-aşklar yaşamıştır. Bir gün Zuhal’le görüşen Cemal, Zuhal’in biriyle evlenmek istediğini öğrenir. Zuhal kızıp kızmadığını sorar, ama alacağı yanıt bambaşkadır. Çünkü Cemal, Zuhal’in nikâh şahidi olmayı istemektedir. Zuhal şaşkınlıkla bu teklifi kabul eder, ancak bu asla gerçekleşemeyecektir. Çünkü Zuhal’in evlenmek istediği kişi kısa süre sonra hayatını kaybeder.
    30-Oğlu Memo çok fütursuzdu, babasıyla sürekli kavga eden Memo babasının en değerli kitaplarını çalıp sahaflara satardı. Cemal Süreya’nın son yıllarını çekilmez hale getiren Memo bir tartışmaları sırasında babasını ağır şekilde darp etti. Hastaneye kaldırılan Cemal Süreya hastalık ve üzüntü sonucu birkaç gün sonra hayata veda etti.
    31-Türk şiirine damgasını vuran şairin hayatı da şiiri gibi “sürreal”di. Sevdi, aşık oldu, hasret çekti, acılara katlanmaya çalıştı, çoğu kez ağladı, kıskandı ve eşsiz şiiri bunlarla doğdu. Hepsi ama hepsi bambaşkaydı…
  • çünkü yarım ve yaralı kalan bir akşam,
    yemin etmiyorum ama
    en az günlerce, günlerce kanar.
    gidilir, gelinse de gidildiği gibi değildir
    hepsi o kadar.

    |Süreyya Berfe
  • Bu yillari boşuna beklemişim
    günler solup giderken damlalarda,odalarda.Gencligim göster yüzünü bana:Bakarım korkularım,kuşkularım silinir. Nedir bu kitaplar,bu şiirler Nedir kayalaşmiş sıkıntılar,
    uçup giden sözler?
    Nedir aklimın ermediği şu olup bitenler?