Ama insanları dinlerken, artık dikkat ediyordum. Çünkü herkes kendi kalıp yargılarını cebinde taşıyordu. O yargılar, hayat içinde onaylanarak yaşantılara dönüşüyor ve daha sonra sözcük olup dilden dile aktarılıyor, insanların birbirini etkilemesine sebep oluyordu. Oysa herkesin deneyiminin, yargılarının ve inançlarının farklı olduğu bir dünyada, mutlak doğru aramak da bu yüzden çok zordu.
Dünya, insanlardan yapılmış bir yalnızlıktı da bunu anlamak için akşam ve yağmur gerekiyordu. Bir de, içeriye de dışarıya da aynı solgunlukla bakan boyasız bir pencere. Herkes birbirine bakarak kendi mutsuzluğunu seviyordu