Bizim zamanımızda bir oyuncak, bir bayram şekeri veya babamızın başımızı okşaması, dünyaları bize bağışlamak gibiydi. Mutluluk, sahip olduğumuz eşyaların çokluğunda değil, kalbimizin saflığındaydı.
Ve şimdiki zaman..
Tatminsizlik, aç gözlülük, bencillik..
Bir insan nasıl beklenir? Bir insan, bir kapının önünde, bir pencerenin arkasında, bir ağacın dibinde, bir sokak başında nasıl beklenir? Bir insan, bir şehirde, bir memlekette, bir dünyada nasıl beklenir?
Gelmeyeceğini bile bile..