Kitabın bende özümsenecek en vurucu alıntısıyla başlamak istiyorum “İşte geniş gövdeli, vahşi ve yüce Doğa anamız tüm ihtişamıyla yavrularını büyüleyen bir leopar gibi öylece uzanıyor; ve bizler onun sütünden çok erken kesilip toplumun ellerine bırakılıyoruz, bir İngiliz soyluluğundan ve hantal bir ilerlemeye yazgılı bir medeniyetten fazlasını elde edemeden çoğaldıkça çoğalan ve insanların birbiriyle etkileşmesinden ibaret olan o kültüre teslim ediliyoruz.”
Yazarla tanışma kitabım olur kendisi ve ne kadar naturalist birisi olduğunu okudukça daha iyi anlıyorsunuz. Yürümek onun için bir yerden bir yere ulaşmak için kullanılan bir araç değil adeta bir sanat dalı . Ve bu eylemi en çok doğada hatta tabiri caizse yabanıl doğada gerçekleştirmek gerektiğini düşünüyor.
Her gün sıradan bir eylemimiz olan yürümeyi en ince detaylarına kadar irdeleyen ve sizi ormanın derinliklerinde yürüyüşe çıkarmaya motive eden bu kitabın benim kütüphanemde ayrı bir yeri olacak.