• “Distance means so little when someone means so much.”
  • 242 syf.
    ·10/10
    *BANNERS - LET GO*
    (bu seride değişik bir şey deneyeceğim.. her kitaba ayrı müzik.. bakalım bir farklılık olacak mı..)

    *So why did you take my heart?
    My heart?*

    *Wicked games and I'm your slave*

    *And I won't
    Let go
    Let it go*


    C.D severim, Adam sayesinde sevmeye başladım, sonra -biliyorsunuz, eski eşini asla sevmekten vazgeçmeyeceğini söyleyen Jonathan'la devam ettim...

    Şimdi de Caden...
    Caden gerçekten farklı. Daha önce içindeki canavarı saklayan, içindeki canavarı tanıyan, bilen karakterler gördük AMA daha önce içindeki canavarla daha yeni tanışan bir karakteri hiç okumadık. Yani ben okumadım, okuyan varsa bana yazabilir. Bakmak isterim. Caden gibi olacağını hiç sanmıyorum çünkü C.D açık açık diyor ki, DAHA ÖNCE BÖYLE BİR ŞEY OKUMADINIZ.

    Ben okumadım.
    İyi ki de okumamışım, Reiss'in kaleminden okumak bir başka oluyormuş.

    Caden ve Greyson evli bir çift.
    Savaş alanında tanışmışlar.
    Caden St. John, kalp cerrahı.
    Greyson Frazier, psikolog.

    Greyson'ın aslında asker olması gerekiyordu, 18 yaşında gittiği orduda antrenman sırasında kolunu incittiği için bu mümkün olmadı. Sonra işte psikolog oldu. Yani bunları niye anlatıyorum bilmiyorum..

    Şimdi ben kitaba başlamadan önce bir durup düşündüm -ya acaba Greyson mı erkek? Caden mi?

    Caden erkek, yeni ortaya çıkan Thing denen o canavarla uğraşmaya çalışan Caden.
    Of bak yine heyecanlandım.
    Kitabın başları o kadar iyiydi ki...

    Caden, içindeki bu şeyi hastanenin kutlama partisinde Greyson'ın yanına giderken fark ediyor. Greyson'ın yanında da eski sevgilisi Ronin var. Ya durum göründüğü gibi ergence değil tabii ki. Reiss kim, ergenlik kim?

    Ronin, Greyson'ın omzuna kolunu atmış.. Jenn, Greyson ve Ronin orada dururken Caden ortama giriyor. Görüyor. Hızla yanlarına giderken, önüne biri çıkıyor. Ondan kurtulana kadar da Ronin gitmiş oluyor.

    Caden, Jenn ve Greyson'ın yanına gidiyor. Biraz nefes alabilmek, düşüncelerini toparlayabilmek adına önce Jenn'i öpüyor. Ee orada tabii Greyson bi' alınıyor... Bence alındı yani ben olsam bende alınırdım. Bu aynı Ignazio'nun elinde tek bir kırmızı gülle Karissa'yı beklediği, sonra da o kırmızı gülü Karissa yerine yoldan geçen bi kıza verdiği zamanki gibi bir his veriyor -orası çok kötüydü ama Ignazio nasıl toparlayacağını iyi biliyor. NEYSE.

    Caden, Greyson'dan kaçıyor.
    Öyle bir kaçıyor ki...
    Artık Greyson kafayı yemek üzere, ordudan Caden için vazgeçmiş, sivil hayatına alışmaya çalışıyor zaten.
    Buna rağmen Caden kaçıyor.
    Fazladan ameliyat alıyor, başkasının sırasına geçiyor..
    Telefonda bile konuşamıyor Greyson'la fljlhfkj Of ya ÇOK İYİYDİ. GERÇEKTEN.

    Greyson'ın hastaneyi basışı, o dolabı darmadağın edişi falan harikaydı. Oradan sonra ameliyathaneye gidip Caden'a bakarken, gözgöze gelişleri bile bir bomba etkisi yaratıyor kalpte.

    Birbirlerini özlediklerini söyledikleri sahne, kalbimde bir yara...

    Caden'ın Thing'den Greyson'a da bahsetmesi... Birlikte buna bir çözüm aramaları..

    En sonundaki o beyin yakan sahne..

    Bilemiyorum..

    Bildiğim tek şey Caden'ın artık best listemde yerini aldığı..

    Ve böyle bir kitap daha önce okumadığım..