• Buyurdu: Korkmayın, Ben sizinle beraberim, hem görür, hem de işitirim. (Tâ Hâ 20:46, İbni Kesir)
  • 183 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Dikkat: Tatkaçıran/oyunbozan içerir.

    Ferçler ve Zebler: ‘Binbir Gece Masalları’ Üstünde Bir İçerik Çözümlemesi Denemesi


    Ulaş Başar Gezgin


    “Essâlamu Aleyküm!”

    Muhteşem bir halk anlatıları toplaması olan ‘Binbir Gece Masalları’, uzunluğu dikkate alınırsa (Alim Şerif Onaran (1992) çevirisiyle 1. cildi, 66 bin sözcük ve 477 bin vuruş olmak üzere 16 cilt), dilbilimsel ve toplumbilimsel bir içerik çözümlemesi için gereğinden kat kat fazla malzeme sağlıyor. Bu yazıda, bu tür bir içerik çözümlemesi çabası için kısa bir giriş yapmak ya da uzun bir not düşmek amaçlanıyor. Yazının kapsamı, çeşitli nedenlerle, 1. ciltten öteye gitmiyor.

    Öykü içinde öykü kurgusunu başarılı bir biçimde kullanan ‘1001’in temel konusu, kadınların güvenilmezliği ve aldatma eğilimleri. Zaten, Şehriyar’ın hergün bir kızla yatıp onu öldürmesi de, bundan ileri geliyor. Bu açıdan, ‘1001’in kadın düşmanı bir metin olduğu ya da döneminin ataerkil değerlerini birebir yansıttığı söylenebilir. Yapıtta, cinsel ilişkinin ayrıntılı anlatılması, ‘zeb’ (penis) ve ‘ferç’ (vajina) sözcüklerinin sık sık geçmesi ve cinsel organlar için kullanılan ifadeler (gedik, alet, koçbaşı vb.) dikkat çekiyor. Şehvet ve şehvani duygular, çiftleşme, sevişme, gerdek, bekâretin bozulması, harem vb.’ye anlatıda sık sık veriliyor.
    Biraz alıntıyla, bunu örnekleyelim:

    “Dostum, kadınlara inanma! Vaatlerine gül geç! Çünkü onların iyi ya da kötü halleri ferçlerinin heveslerine bağlıdır.” (s.31).

    “Sonra sudan çıkmış ve hamalın kucağına yerleşmiş; ve sırtüstü uzanıp apış arasında yer alan şeyi göstererek "Sevgilim, bunun adım biliyor musun?" diye sormuş. Hamal yanıt vermiş: "Ha! Ha! Genellikle, buna, Günah Bağışlama Evi derler" demiş. Bunu duyan kız, "Yuh! Yuh! Utanmıyor musun, sen?" diye bağırmış. Ve hamalı boynundan tutup tokatlamaya başlamış. O zaman hamal, "Hayır! Hayır! Buna kadının ferci derler" demiş; ama kız "Başka?" diye diretmiş. Hamal da, "Öyleyse, senin yedek parçan!" demiş. Kız diretmiş. "Başka, başka?" diye. O zaman hamal, "Senin eşekarın!" demiş. Bu sözleri duyunca kız, hamalın ensesine öyle fena vurmuş ki, derisi sıyrılmış. Bunun üzerine hamal, "Öyleyse sen söyle adını!" demiş. Kız yanıt vermiş: "Köprülerin kokulu çiçeği." Bunu duyan hamal, "Tamam, Allah selamet versin, ey köprülerin kokulu çiçeği!" diye haykırmış. Bunu izleyerek bardak ve altlığı yine elden ele dolaştırılmış.
    Sonra da ikinci genç kız giysilerini atmış ve kendini suya firlatmış, Aynen kardeşinin yaptıklarını yapmış ve sudan çıkarak kendini hamalın kucağına bırakmış. Orada, parmağıyla apışarasını ve orada yer alan şeyi göstererek hamala sormuş: "Ey gözümün nuru! Bunun adı nedir?" Hamal da "Senin çatlağın!" diye yanıt vermiş. Kız, "Ne çirkin şeyler söylüyor bu çocuk böyle!" diye haykırmış; ve hamala öyle bir tokat atmış ki salon çınlamış. Hamal, "Öyleyse, köprülerin kokulu çiçeği!" demiş. Kız, "Hayır! Hayır!" deyip yeniden ensesine vurmaya başlamış. O zaman hamal sormuş, "İyi ya, nedir bunun adı?" Kız, "Soyulmuş badem" diye yanıt vermiş. Bunun üzerine üçüncü genç kız ayağa kalkmış, soyunmuş ve kendini havuza atarak iki kızkardeşinin yaptığı hareketleri yapmış; sonra yeniden giyinip hamalın bacakları üstüne uzanmış ve ona gizli yerini göstererek, "Bunun adı nedir?" diye sormuş. Bunun üzerine hamal da "Ona şu derler, ona bu derler!" diyerek yanıt vermeye başlamış; sonra da dayağı kessin diye ona sormuş: "Öyleyse adını sen söyle!" diyerek... Kız yanıt vermiş: "Ebû Mansur'un Hanı!" Bunun üzerine hamal ayağa kalkmış, giysilerini çıkarmış ve havuza girmiş, cinsel organı suyun hemen üstünde kalarak, daha önce genç kızların yıkandığı şekilde yıkanmış; sonra havuzdan çıkmış, kendini kapıyı açan kızın kucağına atmış, ayaklarını da çarşıdan dönen kızın kucağına uzatmış. Sonra da, erkeklik organını göstererek, kucağında uzandığı kıza, "Ey efendim, bunun adı nedir?" diye sormuş. Bu sözleri duyan kızlar öylesine gülmüşler ki, sırtüstü düşmüşler ve bağırmışlar, "Senin zebbindir, o!" diye. Hamal, "Hayır!" demiş, O zaman senin aletindir" demişler. Hamal kabul etmemiş, "Hayır efendim!" diyerek her birinin göğsünü çimdiklemiş. Kızlar, şaşarak tekrarlamışlar, "Senin aletindir pekâlâ! Baksana ne kadar kızgın! Zebbindir pekâlâ, hem de ne kadar hareketli!" demişler. Hamal her seferinde başını geriye iterek söylediklerini reddetmiş ve sonra onları öpmüş, ısırmış, çimdiklemiş, kollarında sıkmış; kızlar da kahkahalar fırlatmışlar. Ve sonunda ona sormaktan başka çare bulamamışlar, "Öyleyse adını sen söyle bize!" demişler. Bunun üzerine hamal bir an düşünmüş, apış arasına bakıp göz kırpmış ve, "Hanımlarım, benim zebbim olan bu küçüğün bana söylediği sözler şunlar: 'Benim adım: Köprülerin kokulu çiçeğini koparıp yiyen, soyulmuş badem yemeye bayılan ve Ebû Mansur'un Han'ında dinlenen iğdiş edilmemiş güçlü katırdır'" demiş. (s.105-106)

    “Çünkü bil ki, sen ilk değilsin ve senden önce bize senin gibi çok aygırlar yüklendi. Biz de sana yaptığımız gibi onlara aman vermedik. Yalnız sen, gerçekte, en usta biniciydin: gerek saldırılarından, gerekse genişlik ve uzunluktan yana...” (s.170)

    “"Vallahi! Sevgilim, al beni! Al beni! Kucağına oturt beni!" diye haykırmış. Ve Sitt-ül Hüsn, iç çamaşırlarını tüm olarak çıkardığı için, üzerindeki harmani içinde çırılçıplakmış. "Beni kucağına oturt!" dedikten sonra, giysisini ferci hizasına gelinceye kadar yukarı kaldırmış ve tüm göz kamaştırıcılığı içinde kalçalarını ve ay yuvarlaklığındaki kıçını açığa çıkarmış.” (s.250)

    “Kızın açık kalçalarının arasına diz çöküp Sitt-ül Hüsn'ün bacaklarını ayırmış. Sonra da saldırıya hazır vaziyette bulunan koçbaşlı saldırı gerecini kalenin duvarlarına vurmuş ve bir vuruşta engeli ortadan kaldırmış; ve Bedreddin, incinin delinmemiş olduğunu ve kendisininkinden önce hiçbir koçbaşının buna ulaşmadığını, hatta burnunun ucuyla bile dokunmadığını anlayarak çok sevinmiş. Sonra engelin ardındaki bölgenin de aynı mutlu bekâret durumunu sezinleyerek bundan büyük bir zevkle yararlanmış. Zevkin doruğunda, bu genç bedenin bekâretini giderdikten sonra, koçbaşı, on beş kez daha kesintisiz girip çıkarak aynı zevki tatmış, hiçbir incinme duymadan...” (s.251)

    “Sevgilim, sakin ol! Ben sana kollarımda geçirdiğin, koçbaşının benim gediğime on beş kez girdiği geceden söz ediyorum!” (s.289)

    Yapıtta, Müslümanlık dönemi ekinsel öğeleriyle bundan önceki döneme ait öğeler içiçe. Masallarda, bol bol şarap içiliyor örneğin. Şarap, Halife’ye bile sunuluyor (‘Hamal ile Genç Kızların Öyküsü’). Ama aynı zamanda, güneşe tapanların taşa dönüştüğü bir masal da var (‘Birinci Genç Kız Zübeyde’nin Öyküsü’). Bu yönüyle, anlatı, geçiş özellikleri taşıyor.

    Yapıt, zencilerle ilgili ırkçı ve ayrımcı ifadelerle dolu. ‘1001’, kölelik döneminin bir ürünü olarak, sık sık zenci kölelerden ve hizmetçilerden söz ediyor. Bunları, kimi zaman, olumsuz olarak anıyor. Şehriyar’ın ve Şahzaman’ın hanımları da başta olmak üzere birçok kadın, kocalarını, zenci kölelerle aldatıyor (‘Hükümdar Şehriyar ile Kardeşi Hükümdar Şahzaman’ın Öyküsü’). Bu, masallardaki kadınların da erkeklerin de bir takım cinsel takıntılarına bağlanabilir. Aslen Müslüman olanın değil Müslüman olmayanın köle ve cariye yapıldığı İslam toplumunda, Müslüman olanların da köleleştirilmesi/cariyeleştirilmesi sürecini burada gözlemleyebiliyoruz. ‘Vezir Nureddin, Kardeşi Şemseddin ve Hasan Bedreddin’in Öyküsü’ndeki Yahudi dışında, diğer etnik kimlikleri çok nadir olarak görüyoruz.

    Zenci anlatımlarıyla ilgili kimi alıntılar yapalım:

    “Karım bir zencinin yanına girdi. Bu zencinin üst dudağı bir tencere kapağı gibi idi; alt dudağı da tencerenin ta kendisiydi; iki dudağı da o denli aşağı sarkıyordu ki, bunlarla kumlardaki çakılları ayıklayabilirdi.” (s.87)

    “Zenci, "Yalan söylüyorsun, ey alçak karı! Bak, şerefim, zencilerin erkek olarak üstün niteliği ve insan olarak beyazlardan sonsuz üstünlüğümüz üzerine yemin ediyorum ki, bu günden sonra, bir kez daha geç kalırsan, artık senin dostluğunu reddeder ve vücudunu bir daha vücudumun üstüne çekmem! Ey nankör hain! Sen kadınlık arzularını başka yerlerde doyurduğun için geç kalmadın mı yani? Ey pislik, ey beyaz kadınların en aşağılığı!" diye yanıt verdi.” (s.88)

    “Bilmez misin ki zenciler hızla ürer, oysa ruhun tektir ve yerini dolduramazsın!” (s.216)

    - Yapıtın kişilikleri içinde, insan olmayanlar olarak, bolca ifrit, ifride, ecinni ve ecinniye (cin) görüyoruz. Bunların büyük bir bölümünün gayrımüslim ve kötü; küçük bir bölümünün ise, Müslüman ve iyi olduğunu görüyoruz. Ayrıca, masallarda, insanlar, kimi zaman hayvana dönüyor ve şansları varsa yeniden insan biçimine dönebiliyorlar. Bu dönüşler, ya ifrit, ifride, ecinni ve ecinniyeler eliyle ya da büyücü bir kız ya da kadın eliyle gerçekleşiyor. En sık dönüştürülen hayvan, köpek (‘İkinci Şeyhin Öyküsü’, ‘Üçüncü Şeyhin Öyküsü’, ‘Hamal ile Genç Kızların Öyküsü’, ‘Birinci Genç Kız Zübeydenin Öyküsü’). Diğerleri, ceylan (‘Tacir ile İfritin Öyküsü’), maymun (‘İkinci Kalenderin Öyküsü’) vb.

    ‘1001’de, kardeşlerin başından geçen olaylar, başlı başlına bir masal oluşturuyor (‘Hamal ile Genç Kızların Öyküsü’ ve ‘Vezir Nureddin, Kardeşi Şemseddin ve Hasan Bedreddin’in Öyküsü’). Zaten, açılış öyküsü de, Şehriyar ve kardeşi Şahzaman’ı konu alıyor. Aynısı, Sultan ya da hükümdar ve veziri arasındaki ilişkiler için de geçerli (‘Kral Yunan’ın Veziri ile Hekim Ruyan’ın Öyküsü’ vd.). Kimi masallarda, Sultan’ın Halife oluşu vurgulanıyor (‘Hamal ile Genç Kızların Öyküsü’).

    ‘1001’de, adalar ve deniz yolculukları, ayrı bir yer tutuyor. Mıknatıs Dağı, özellikle, dikkate değer (‘Üçüncü Kalenderin Öyküsü’). Olaylar, çoğunlukla, Basra, Bağdat, Mısır ve Şam dörtgeninde geçiyor. Bu yer çeşitliliği, anlatıları hem renklendiriyor hem de daha heyecanlı kılıyor. Anlatılanlarla birlikte, bu dört kentte, sık sık, saraylara, sokaklara ve başka ortamlara giriyoruz.

    Yapıtta, şaşırtıcı olmayacak biçimde, yaşam döngüsünün yapıtaşları olan doğum, düğün, evlilik ve ölümlere çok kez yer veriliyor. Bu anlatılarda, kimi zaman, sandıklar ve develerin yer aldığını görüyoruz. Belki de, en çok dile getirilen kavram, adalet. Şiir ve şiir okumaları, önemli bir yer tutuyor. Sanki operada ya da bir müzikaldeymişiz gibi, kişilikler, karşısındakine şiirle seslenebiliyor. Aslında, masallar, bir karşıtlamı da (paradoks) birlikte getiriyor: ‘1001’e göre, herşey, önceden yazılmıştır; alınyazısından ya da yazgıdan kaçılmaz. Bunu, en çok da, ‘Üçüncü Kalender’in Öyküsü’nde görüyoruz. ‘1001’i okumuş Atlantikli okurların Küçük Asya ve Güneybatı Asya (Ortadoğu) hakkında bol haremli bol cariyeli bir algı edinmesine şaşmamalı. Bu da, herhalde, alnımızın yazısı.

    ‘1001’deki kişilikler, sık sık, "duyduk ve itaat ettik!" (“Semi'na ne ata'na!”) diyorlar. Bu, çevirmene göre, “Müslümanların aldıkları emri yerine getirecekleri anlamındaki saygılı yanıt şekli” (s.25). Yine çevirmen, ilk öyküde, “Essâlamu Aleyküm!”ün anlamını veriyor (“barış içinde yaşam”). Tam bu satırları yazarken, bir ifride, bana “burada dur; daha fazla yazma” diyor; ben de duyuyorum ve itaat ediyorum.


    Kaynak

    Adsız (1992). Binbir gece masalları, Cilt 1 (çev. Alim Şerif Onaran). İstanbul: Afa Yayınları.









    Kaynak: Gezgin, U. B. (2017). Anlatıbilim Açısından Roman, Öykü ve Masal İncelemeleri (2000-2017) [Novel, Story and Fairy Tale Analyses through Narratology].

    ANLATIBİLİM AÇISINDAN ROMAN, ÖYKÜ VE MASAL İNCELEMELERİ (2000-2017)

    Prof.Dr. Ulaş Başar Gezgin

    Yazında Ezilenler ve Ezilenlerin Yazını
    1. Marksist Açıdan Türk Romanı.
    2. Sovyet Türkologlarının Gözüyle Türk Yazını.
    3. Yaşar Kemal’i Yaşar Kemal Yapan 6 Özellik.
    4. ‘Boynu Bükük Öldüler’: İlk Yılmaz Güney Romanı.
    5. Yıllar Sonra Yeniden Genç Gorki ve Arabesk.
    6. İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu?
    7. Bulgaristan Hatırası Bir Marksist Türkolog: İbrahim Tatarlı

    Sabahattin Ali Yazını
    8. Anlatıbilim Açısından Kürk Mantolu Madonna.
    9. Merhum Marko Paşa’nın Size Çok Selamı Var.
    10. ‘Değirmen’de Sabahattin Ali Öykücülüğü.
    11. ‘Kağnı’da Sabahattin Ali Öykücülüğü.
    12. ‘Yeni Dünya’da Sabahattin Ali Öykücülüğü.
    13. ‘Sırça Köşk’te Sabahattin Ali Öykücülüğü.
    14. ‘Ses’te ve ‘Esirler’de Sabahattin Ali Öykücülüğü.

    Gülmece ve Hiciv Anlatıları
    15. Muzaffer İzgü Öykücülüğü: Azrail’den Bir Namussuz’a.
    16. Gülmece yazarı olarak Hasan Hüseyin: ‘Made in Turkey’.
    17. ‘Bay Düdük’ (1958).
    18. Bir Heccav Olarak Ümit Yaşar Oğuzcan.

    Çokkültürlü Yazın Çokkültürlü Toplum
    19. Türk Yazınında ‘Etnik Öteki’ İmgesinin Açımlanmasına Giriş Olarak Hüseyin Rahmi Yazını ve “Yankesiciler” Adlı Öykü.
    20. Çokkültürlü Toplum Çokkültürlü Öykü: Sait Faik Öykücülüğünde Ermeni İmgesi.
    21. Saroyan Öykücülüğü ve Yetmiş Bin Süryani.

    Masallar ve Efsaneler
    22. Eskimeyen Bir Yazın Evreni: 30 Yıl Sonra Yeniden Behrengi.
    23. Ferçler ve Zebler: ‘Binbir Gece Masalları’ Üstüne Bir İçerik Çözümlemesi Denemesi
    24. ‘Masalın Aslı’.
    25. ‘Vietnam Efsaneleri/ Vietnam Söylenceleri’.
    26. Tibet Masalları.

    Vietnam ve Tayland Yazını
    27. ‘Direnme Savaşı’: Direnenlerin Tarafından Vietnam-Amerikan Savaşı.
    28. ‘Şafakta Kazandık Zaferi’.
    29. Bir Vietnam-Amerikan Savaşı Romanı: Gök Cephesi
    30. Siyam Romancılığı Bağlamında Romanda Gerçeklik Sorunu.
    31. Siyamlı Romancı Siburapha’nın Yaşamı.
    32. Siyamlı Şair Sunthorn Phu’nun 'Phra Abhai Mani' Adlı Yapıtındaki Anlatının Özeti ve Değiniler.

    Türkiye Yazını, Türkçe Yazın
    33. Öykücü Yönüyle Ahmet Cemal’i Anarak.
    34. Torik Akını: Az, Öz, Akıcı, Okunası
    35. İstanbul Öyküleri.
    36. Onyıllar Sonra ‘Vatandaş’ı Yeniden Okumak
    37. Ölü Çiçekler Müzesi’nde Gezinti.
    38. ‘Uzaklara Mektuplar’.
    39. Ali Rıza Arıcan Öykücülüğü
    40. Puslu Kentin Mavisi: Modern Çin’den Öyküler.

    Taylan Kara Yazını
    41. Poe’nun Kuzgunu: Derinden ve Uzun...
    42. ‘Böyle de Buyurabilirdi Zerdüşt’: Hiççi Bir Başarı Öyküsü.
    43.‘Vasatlığa Giriş Dersleri’: Yine de İnsana Dair.
    44. Vasat Edebiyatı 101: Mizahla Polemik Arasında.

    Ütopya Anlatıları
    45. Uzaklaşan Ütopya ve Distopyalaşan Dünya.
    46. Devrim Öncesi Edebiyatında Ütopya: Kızıl Yıldız (1908) Örneği.

    İranlı Öykücüler
    47. İranlı Öykücüler: Hem Yakın Hem Yakın (1-4).
    48. Çağdaş İran Yazınının Öncüsü Sâdık Hidâyet (1-4).

    Avrupa Yazını
    49. Fransız Yazınında Bir ‘Muhalif Yazar Miti’ni Sorgulamak: Marguerite Duras.
    50. (Ölüm Yıldönümünde) Jose Saramago’yu Anarak...
    51. Bilişsel Bilimlere İlişkin Bir Roman: ‘Düşünce Balonları’

    Diğer Yazılar
    52. Darüşşafaka ve İmkansız Hayatlar.
    53. Endonezya’dan Bir Öykü: ‘Kral, Cadı ve Papaz’.
    54. Azerbaycan’dan Bir Öykücü: Anar.
    55. ‘En-Dor’a Giden Yol’.
    56. İki Çocuk Öyküsü: ‘Başka Karıncalar Diyarı’ ve ‘Yerle Gök Arasında’
    57. Defterde Kalan Borges (1899-1986) Dipçeleri.
    58. Latin Amerika’nın Çatık Kaşları: Bir Cehennem Ağacı Olarak Muz Ağacı.
    59. Başka Dünyalar Açısından Nobel Yazın Ödülü’ne İlişkin Değiniler.

    Gezgin Yazını
    60. Ulaş Başar Gezgin’le Yeni Romanı Üzerine (Söyleşi).
    61. Babasız Bir Roman Kişiliği Yaratmak (Söyleşi).
  • ﴾25﴿ Mûsâ "Rabbim!" dedi, "Kalbime genişlik ver.
    ﴾26﴿ İşimi bana kolaylaştır.
    ﴾27﴿ Dilimden düğümü çöz,
    ﴾28﴿ Ki sözümü iyi anlasınlar.
    ﴾29﴿ Yakınlarımdan birini bana yardımcı ver.
    ﴾30﴿ Kardeşim Hârûn’u.
    ﴾31﴿ Onunla gücümü pekiştir.
    ﴾32﴿ Onu da görevime ortak et.
    ﴾33﴿ Ta ki seni bol bol tesbih edelim.
    ﴾34﴿ Ve seni çok analım.
    ﴾35﴿ Kuşkusuz sen bizi görmektesin."
    ﴾36﴿ Allah buyurdu: "Ey Mûsâ! Dileğin kabul edildi.
    ﴾37﴿ Zaten sana bir kere daha lutufta bulunmuştuk.
    ﴾38﴿ Hani annene şunu vahyetmiştik:
    ﴾39﴿ Onu sandığa koy ve ırmağa bırak; böylece ırmak onu kıyıya çıkarsın ve benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri onu alsın. (Ey Mûsâ!) Senin üzerine kendimden bir sevgi bıraktım ki (sevilesin), nezâretim altında büyütülüp yetiştirilesin.
    ﴾40﴿ Hani kız kardeşin onlara gidip de, ‘Ona bakabilecek birini size göstereyim mi?’ diyordu. Nihayet gözü gönlü şen olsun ve kederlenmesin diye seni annene kavuşturduk. Ve birisini öldürmüştün de seni tasadan kurtarmış, ardından da seni ciddi sınavlardan geçirmiştik. Bu sebeple yıllarca Medyen halkının arasında kaldın, sonra mukadder olduğu üzere buraya geldin, ey Mûsâ!
    ﴾41﴿ Ben seni kendim için seçip yetiştirdim."
    ﴾42﴿ "Sen ve kardeşin mûcizelerimle gidin; beni anmakta gevşeklik göstermeyin.
    ﴾43﴿ İkiniz beraber Firavun’a gidin, çünkü o sınırı çok aştı.
    ﴾44﴿ Yine de ona söyleyeceklerinizi yumuşak bir üslûpla söyleyin, ola ki aklını başına toplar veya içine bir korku düşer."
    ﴾45﴿ "Ey rabbimiz!" dediler, "Doğrusu onun bize karşı ileri gitmesinden veya daha da azmasından endişe ediyoruz."
    ﴾46﴿ Allah buyurdu: "Korkmayın, bilin ki ben sizinle beraberim; işitirim, görürüm.
    ﴾47﴿ Ona gidip deyin ki: Biz senin rabbinin elçileriyiz. Artık İsrâiloğulları’nı bırak bizimle gelsinler. Onlara eziyet etme. Sana rabbinden bir mûcize getirdik. Esenlik doğru yolu izleyenlerin olacaktır.
    ﴾48﴿ Bize vahyolunmuştur ki azap, asıl, (peygamberleri) yalanlayıp yüz çevirenlerin başına gelecektir."
    ﴾49﴿ Firavun, "Sizin rabbiniz de kimmiş ey Mûsâ?" dedi.
    ﴾50﴿ Mûsâ, "Bizim rabbimiz her şeye özüyle ve biçimiyle varlık veren, sonra da işin yolunu yordamını gösterendir" diye cevap verdi.
    ﴾51﴿ Firavun "peki" dedi, "Gelip geçen nesillerin durumu ne olacak?"
    ﴾52﴿ Mûsâ, "Onlar hakkındaki bilgi rabbimin katındaki bir kitaptadır; rabbim ne yanılır ne unutur" dedi.
    ﴾53﴿ Yeryüzünü sizin için bir beşik yapan, onda size yollar açan ve gökten su indiren O’dur. Onunla her çeşitten çift çift bitkiler çıkardık.
    ﴾54﴿ Kendiniz yiyin, hayvanlarınızı da otlatın. Kuşkusuz bunlarda akıl sahiplerinin çıkaracağı dersler vardır.
    ﴾55﴿ Sizi ondan yarattık, yine ona döndüreceğiz ve sonra oradan bir defa daha çıkaracağız.
    (Ta'ha Sûresi)
  • 1) “Hatırlayın ki, sizi, Firavun ailesinden kurtardık. Çünkü onlar size azabın kötüsünü reva görüyorlar, yeni doğan erkek çocuklarınızı kesiyorlardı, fenalık için kızlarınızı yaşatıyorlardı. Ve o size reva görülenlerde sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.”

    Bakara 49

    2) “Yine hatırlayın ki, siz görüyorken sizin sebebinizle, denizi yardık, sizi kurtardık, Firavun taraftarlarını denizde boğduk.”

    Bakara 50

    3) “Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin adetleri üzere ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları kendi günahlarından dolayı cezalandırdı. Allah’ın cezası çok şiddetlidir.”

    Âl-i İmran 11

    4) “Sonra mucizelerimizle birlikte Musa’yı Firavun’a ve ileri gelenlerine göndermiştik; fakat onlar (nefislerine ve halklarına) zulmetmişlerdi. Şimdi fesatçıların akıbetlerinin ne olduğunu gör.”

    Araf 103

    5) “Musa Firavun’a şöyle demişti: “Ey Firavun! Ben, âlemlerin Rabbi tarafından gönderilen bir rasulüm.”

    Araf 104

    6) “Firavun’da şöyle demişti: “Eğer bir mucize getirdiysen ve sözüne sadık kimselerden isen, onu göster.”

    Araf 106

    7) “Firavun’un kavminden ileri gelenler (onları görünce, Musa hakkında) “bu herhalde çok bilgili bir sihirbaz” demişlerdi.”

    Araf 109

    8) “Sihirbazlar Firavun’a gelmişler ve “eğer galip gelen biz olursak, herhalde bizim için bir mükâfat vardır, değil mi?” demişlerdi.”

    Araf 113

    9) “Firavun’da “Evet aynı zamanda siz benim yakınlarım olacaksınız” demişti.”

    Araf 114

    10) “Firavun ise şöyle demişti: “Ben size izin vermeden siz ona iman ettiniz ha! Bu muhakkak bir tuzaktır ve bu tuzağı, şehirde, ona halkını çıkarmak için kurdunuz. Ama yakında (başınıza gelecekleri) öğreneceksiniz.”

    Araf 123

    11) “Firavun’un kavminden ileri gelenler ise (Firavun’a) şöyle demişlerdi: “Musa ve kavmini yeryüzünde fesad çıkarmaları, aynı zamanda seni ve ilahlarını bırakması için mi serbest bırakıyorsun?” (Firavun’da onlara şöyle) demişti: “Oğullarını öldürüp kadınlarını hayatta bırakacağız. Biz şüphesiz onların üstünde ezici kimseleriz.”

    Araf 127

    12) “Andolsunki biz, Firavun hanedanını, belki düşünürler diye senelerce ürün kıtlığı ile tutup sıkmıştık.”

    Araf 130

    13) “…Firavun ve kavminin yapmakta oldukları şeyleri ve yükseltmiş olduklarını ise, hep harap etmiştik.”

    Araf 137

    14) “(Ey İsrail oğulları!) Hani sizi, oğullarınızı öldürüp, kadınlarınızı hayatta bırakarak size azabın en kötüsünü yapan Firavun hanedanından kurtarmıştık. Bunda, Rabbimiz tarafından sizin için büyük bir imtihan vardır.”

    Araf 141

    15) “Tıpkı Firavun hanedanı ile onlardan öncekilerin hali gibi… Onlarda Allah’ın ayetlerini inkâr etmişlerdi de, Allah da onları kendi günahları ile yakalamıştı. Şüphesiz Allah çok kuvvetli ve azabı da çok şiddetlidir.”

    Enfal 52

    16) “Tıpkı Firavun hanedanı ile onlardan öncekilerin hali gibi. Onlarda Rablerinin ayetlerini yalanlamışlardı da, kendi günahlarıyla onları helak etmiştik; Firavun hanedanını da boğmuştuk. Hepside zalim idiler.”

    Enfal 54

    17) Sonra onların ardından Musa ve Harun’u ayetlerimizle Firavun ve adamlarına göndermiştik. Fakat kibirlenmişlerdi. Zaten onlar suçlu bir kavim idiler.”

    Yunus 75

    18) Firavun ise bütün bilgili sihirbazları bana getirin demişti.”

    Yunus 79

    19) “Musa’ya, Firavun ve adamlarının kendilerine işkence yapmalarından korkmaları dolayısıyla sadece kavminin küçük çocukları iman etmişti. Firavun yeryüzünde mutlak bir müstebit ve aşırı gidenlerdendi.”

    Yunus 83

    20) “Musa şöyle demişti: “Rabbimiz sen Firavun’a ve adamlarına dünya hayatında süs ve mallar verdin. Rabbimiz senin yolundan saptırmaları için mi verdin? Onların mallarını yok et; kalplerini iyice sık. Zira onlar acı azabı görmedikçe iman etmezler.”

    Yunus 88

    21) “İsrail oğullarını denizden geçirmiştik. Firavun ve askerler ise, zalim ve düşman olarak onları takip etmişlerdi. Nihayet Firavun suda boğulacağını anlayınca şöyle demişti: “İsrail oğullarının iman ettiğinden başka ilah olmadığına iman ettim. Ben de Müslümanlardanım.”

    Yunus 90

    22) “(Ona denildi ki:) “Şimdi mi (iman etmek aklına geldi)? Daha önce isyan etmiştin ve bozgunculardan idin.”

    Yunus 91

    23) “Bugün seni, sadece cesedini, senin arkandan geleceklere bir ibret olmak üzere karada yüksek bir yerde bırakacağız. Şu muhakkaktır ki, insanların çoğu bizim ayetlerimizden gafildir.”

    Yunus 93

    24) “Musa’yı da, ayetlerimizle ve apaçık delil ve mucizelerle Firavun ve ileri gelen adamlarına göndermiştik. Firavun’un emrine uymuşlardı. Oysa Firavun’un emri akıllıca değildi.

    Hud 96, 97

    25) “O kıyamet gününde de kavminin önünde gider ve onları ateşe götürür. O vardıkları yer ne kötü bir yerdir.”

    Hud 98

    26) “Musa’da kavmine şöyle demişti: “Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani sizi, Rabbinizden gelen büyük bir imtihan olmak üzere, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı boğazlayarak en büyük azabı size çektiren Firavun ailesinden kurtarmıştı.”

    İbrahim 6

    27) “Bir gerçektir ki, Musa’ya apaçık dokuz mucize vermiştik. Şimdi İsrail oğullarına sor sana haber vereceklerdir. Musa bu mucizelerle onlara gelince Firavun onlara demişti ki ey Musa! Zannediyorum ki sen büyülenmişsin?”

    İsra 101

    28) “Musa’da şöyle demişti: “Sende muhakkak biliyorsun ki bunları delil olarak göklerin ve yerin Rabbinden başkası indirememiştir. Bende zannediyorum ki Ey Firavun sen mahvolmuşsun.”

    İsra 102

    29) “…Firavun onları ülkeden çıkarmak istemiş, biz de onu ve onunla beraber olanları toptan suda boğuvermiştik.”

    İsra 103

    30) “Karun’u, Firavun’u ve Hamanı’da helak etmiştik. Musa, onlara apaçık mucizeler getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Fakat helak olmaktan kurtulamamışlardı.”

    Ankebut 39

    31) “Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi, saltanat sahibi Firavun, Semud, Lut kavmi ve Eyke ahalisi de, rasullerini yalanlamışlardı. Bunlarda rasule karşı birleşmiş gruplardan olmuştu.”

    Sâd 13, 14

    32) “Gerçek şu ki Musa’yı mucizelerimizle ve apaçık ayetlerimizle Firavun’a, Haman’ ve Karun’a göndermiştik de onlar yalancı bir sihirbaz demişlerdi.”

    Mü’min 23, 24

    33) “Firavun şöyle demişti: “Bırakın beni Musa’yı öldüreyim, o Rabbine yalvara dursun. Ben dininizi de değiştirmesinden yahut yeryüzünde fesad çıkarmasından korkmuyorum.”

    Mü’min 26

    34) “Firavun ailesinden mü’min olan ve imanını gizleyen bir adam da şöyle demişti: “Rabbim Allah’tır, diyen bir adamı, size Rabbinizden apaçık deliller getirmiş olmasına rağmen öldürecek misiniz? Eğer yalancı ise, yalanı kendi aleyhine; yok eğer sadık ise, sizi tehdit ettiği bazı şeyler başınıza gelebilir. Şüphesiz Allah, haddi aşan yalancılarla asla hidayet etmez.”

    Mü’min 28

    35) “Ey Kavmim! Yeryüzünde bugün galip olarak hükümranlık sizin elinizde, fakat Allah’ın hışmı bize gelip çatarsa, ona karşı bize kim yardım eder” Firavun’da demişti ki: “Ben size, kendi görüşümü söylüyorum. Ben size ancak kurtuluş yolunu gösteriyorum.”

    Mü’min 29

    36) Firavun şöyle demişti: “Ey Haman! Bana bir kule yap; Belki onunla göklerin kapılarına erişir ve böylece Musa’nın ilahını görürüm. Ben onun bir yalancı olduğunu zannediyorum.” Firavun’a kötü ameli böyle süslü gösterilmiş ve doğru yoldan saptırılmıştır. Firavun’un tuzağı başarısız olmaya mahkûmdu.”

    Mü’min 36, 37

    37) “Allah, o mü’min adamı, kurdukları tuzağın kötülüklerinden korumuş, Firavun ailesini de, en kötü azap kuşatıvermişti.”

    Mü’min 45

    38) “Onlar sabah akşam ateşe sunulmaktadırlar. Kıyametin koptuğu günde, “Firavun ailesini en şiddetli azaba sokun” denilecektir.”

    Mü’min 46

    39) “Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de onlara demişti ki: “Ben, âlemlerin Rabbinin elçisiyim.”

    Zuhruf 46

    40) “Firavun kavmine seslenmiş ve demişti ki: “Ey Kavmim! Mısır’ın ve altımda akan şu ırmakların hâkimi bana ait değil mi? Görmüyor musunuz?”

    Zuhruf 51

    41) “Böylece Firavun, kavmini küçümsemiş, onlarda ona itaat etmişlerdi. Zaten onlar fasık kimselerdi.”

    Zuhruf 54

    42) “Onlardan önce de Firavun’un kavmini denemiştik. Bu maksatla onlara üstün meziyetleri olan bir Rasûl gelmiş ve demişti ki: “Allah’ın kullarını bana bırakın. Gerçek şudur ki ben sizin için gönderilmiş güvenilir bir Rasûlüm.”

    Duhan 17, 18

    43) “Gerçek şu ki, İsrail oğullarını, o zelil edici azaptan, yani Firavun’dan kurtardık. O, haddi aşanlardan bir zorba idi.”

    Duhan 30, 31

    44) “Firavun’a gidin çünkü o azmıştır.”

    Ta-Ha 24

    45) “Firavun onlara şöyle demişti: “Sizin Rabbiniz kim ey Musa?” O da demişti ki: “Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren ve sonra da hidayete erdirendir.” Firavun şöyle demişti: “Geçmiş nesillerin durumu ne olacak?”

    Ta-Ha 49, 50, 51

    46) “Firavun’a delillerimizin hepsini göstermiştik; fakat o, yine yalanlamış ve kabule yanaşmamıştı.”

    Ta-Ha 56

    47) “Firavun oradan ayrılmış, sihirbazlarını ve aletlerini toplamış, sonra da buluşma yerine gelmişti. (Firavun’un sihirbazları) işlerini aralarında müzakere etmişler ve son derece gizli konuşmuşlardı.”

    Ta-Ha 60, 62

    48) “Firavun ise şöyle demişti: “Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? O size sihrinizi öğreten bir büyüğünüzdür. Mademki öyle, ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama mutlaka keseceğim ve sizi mutlaka hurma dalına asacağım. İşte o zaman hanginizin azabı daha şiddetli ve devamlı imiş, öğreneceksiniz.”

    Ta-Ha 71

    49) “Musa’ya: “Kullarımı geceleyin yürüt; onlara, denizde kuru bir yol aç; (firavun’un sana) yetişmesinden ve (denizde boğulmaktan) korkma” diye vahyetmiştik.”

    Ta-Ha 77

    50) “Firavun ise, askerleriyle onları takip etmişti. Fakat denizde, onları kaplayacak olan su kaplamış ve onları boğmuştu.”

    Ta-Ha 78

    51) “Firavun kavmini sapıklığa sevk etmiş, doğru yolu göstermemişti.”

    Ta-Ha 79

    52) “Firavun’a varın ve deyin ki: “Biz, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın Rasûlüyüz.”

    Şuara 16

    53) “Firavun ise Musa’ya şöyle demişti: “Çocukken seni yanımızda terbiye etmedik mi? Ömründen nice yıllar yanımızda kalmadın mı?”

    Şuara 18

    54) “Firavun ona şöyle demişti: “Âlemlerin Rabbi nedir?”

    Şuara 23

    55) “Firavun etrafındakilere şöyle demişti: “İşitmiyor musunuz?”

    Şuara 25

    56) “Firavun şöyle demişti: “Size gönderilen Rasulünüz bir delidir.”

    Şuara 27

    57) “Firavun da şöyle demişti: “Eğer benden başkasını ilah edinirsen, seni mutlaka zindana atılanlardan ederim.”

    Şuara 29

    58) “Firavun da şöyle demişti: “Eğer doğruyu söyleyenlerden isen, haydi getir.”

    Şuara 31

    59) “Firavun ise, etrafındaki ileri gelenlere şöyle demişti: “Bu, muhakkak çok bilgili bir sihirbazdır.”

    Şuara 34

    60) “Sihirbazlar gelince Firavun’a şöyle demişlerdi: “Eğer galip gelenler biz olursak, bize bir ücret var mı?” Firavun ise demişti ki: “Evet. Ayrıca, galip gelirseniz gözdelerden olursunuz.”

    Şuara 41, 42

    61) “Bunun üzerine sihirbazlar iplerini ve değneklerini atmışlar ve “Firavun’un kudretiyle galip gelecek olanlar muhakkak biziz” demişlerdi. O sırada Musa da asasını atmıştı ki, onların uydurduklarını hemen yutmaya başlamıştı. Bunun üzerine sihirbazlarda secdeye kapanmışlardı.”

    Şuara 44, 45, 46

    62) “Firavun ise, onlara şöyle demişti: “Ben size izin vermeden, siz ona iman mı ettiniz, şüphe yoktur ki o size sihri öğreten bir büyüğünüzdür. Şimdi anlayacaksınız ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama mutlaka keseceğim ve sizin hepinizi asacağım.”

    Şuara 49

    63) “Bu sırada Firavun da şehirlere toplayıcılar göndermişti.”

    Şuara 53

    64) “Bizde Firavun ve adamlarını bahçelerden, subaşlarından, hazinelerden ve şerefli makamdan çıkarmıştık.”

    Şuara 57, 58

    65) “Firavun ve adamları ise, güneşin doğuşu ile onların peşine düşmüşlerdi.”

    Şuara 60

    66) “Elini koynuna sok; Firavun ve kavmine gelecek dokuz mucize içinde, kusursuz, bembeyaz çıksın. Zira onlar yoldan çıkmış bir kavimdir.”

    Neml 12

    67) “Musa ve Firavun’un haberini, mü’min kimseler için hak ile okuyacağız. Firavun, ülkeye hâkim olmuş ve halkını fırkalara ayırmıştı. Onlardan bir grubu, oğullarını boğazlayarak, kadınlarını hayatta bırakarak zayıflatıyordu. O bozgunculardan biriydi.”

    Kasas 3, 4

    68) “Yeryüzünde zayıf bırakılanlara lütufta bulunmak onları imam yapmak, varis kılmak, onlarla yeryüzünde bir mekân vermek, Firavun’a, Haman’a ve onlardan olan askerlerine, çekindikleri şeyi göstermek istedik.”

    Kasas 5, 6

    69) “Firavun ve ailesi de onu, kendilerine bir düşman ve başlarına bir dert olmak üzere bulup, almıştı. Firavun, Haman ve askerleri hatalı idiler.”

    Kasas 8

    70) “Firavun’un karısı şöyle demişti: “Benim için de senin için de bir gözbebeği. Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur yahut onu evlat ediniriz.” Oysa onlar, işin farkında değillerdi.

    Kasas 9

    71) “Önceden sütanalarını onlara haram kılmıştık. Bu sebeple Musa’nın kız kardeşi, Firavun’un ailesine şöyle demişti. “Sizin için ona bakacak ve ona öğütler verecek bir ev halkını size tavsiye edeyim mi?”

    Kasas 12

    72) “Firavun ise şöyle demişti. “Ey ileri gelenler sizin için benden başka bir ilah tanımıyorum. Çamur üzerine benim için bir ateş yak, ey Haman! Sonra da bana bir kule yap, belki Musa’nın ilahına ulaşabilirim. Ben onun mutlaka yalancılardan biri olduğunu zannediyorum.”

    Kasas 38

    73) “Firavun ve askerleri ülkede haksız bir şekilde büyüklük taslamışlar ve bize hiç döndürülmeyeceklerini zannetmişlerdir.”

    Kasas 39

    74) “Sonra Musa’yı ve kardeşi Harun’u ayetlerimizle ve apaçık delillerle gönderdik. Onları, Firavun ve adamlarına göndermiştik. Fakat onlar da büyüklendiler. Zaten kibirli bir kavim idiler.”

    Mü’minun 45, 46

    75) “Apaçık bir belge ile Firavun’a gönderdiğimiz Musa’da da vardır. Firavun askerlerine güvenerek yüz çevirmiş ve: “Bu ya bir sihirbaz ya da bir delidir” demişti.”

    Zariyat 38, 39

    76) “Allah iman edenlere de Firavun’un karısını örnek veriyor. Hani o: “Rabbim cennette katında benim için bir bina yap. Beni Firavun’dan, onun tapındıklarından ve zalim kavimden kurtar” demişti.”

    Tahrim 11

    77) “Firavun’da, ondan öncekilerde, safsatacılarda günahlarıyla geldiler.”

    Hakka 9

    78) “Sana o orduların haberi gelmedi mi? Firavun ve Semud’un.”

    Buruc 17, 18
  • Allah, " Korkmayın, çünkü Ben sizinle beraberim,işitirim ve görürüm. " buyurdu.
    Tâ Hâ Sûresi - 46.âyet
  • Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm.🌿
  • SORULAR HAYATTIR fza
    .
    KONU: güncel 
    SORU: yıllar sonra biri size gelse ve dese ki" efendim, korona günlerini nasıl bilirdiniz?" ona neler anlatırdınız? Ve bu günler sizi en çok nasıl etkiledi?
    .
    YAZAR/ŞAIR YUSUF BAL:

    Henüz bitmedi ama bu  sürecin bu gün bittiğini vaka sayısının sıfır olduğunu  düşünürsek ilerde sorulacak sorunun cevabı şu olur : Bize bulaşmadan atlattık ama insanlık adına büyük bir felaketti. Kimi insan canından kimisi işinden oldu. Koronanın tek iyi yönü adil olması, dünyanın başına bela amerika gibi  zalim bir ülkeyi ayırmadan hareket  etmesiydi. Her fırsatta masumların üzerine bomba yağdıran terörle işbirliği yapan Avrupa ülkelerinde refah  içinde yaşayan insanların ölümü hissetmesi de güzeldi. Filistin, Irak, Arakan, Yemen, Afganistan'a ölen insanlar için zerrece acı duymayan Arap ülkelerinde işbirlikçiler corona dan ölseler üzülmek  yana daha mutlu olurdum.
    .
    SEYDANUR KOÇ:

    Bence bu süreçte insanların kendi kabuklarına çekilip kendilerini sorgulama fırsatı doğdu. Çoğu insan hayatın temposuna kapılıp  dünyaya asıl gelme gayesini unutmuştu.Bu süreçte ölümler le birlikte bunu daha çok sorgular oldu herkes:)
    .
    YAZAR SENA TÜTÜNCÜ:

    Icimdeki cevheri cikaran guzel bir dinlenceydi.
    .
    HAVVA ELIF BAŞARAN:

    Korona günler gencin gençliğinin elinden alimasi idi.Ama gençler bilirdi ki bu durumda ülkesini kurtarması gerekti.Her dışarı çıkmayan genç bir fedakardi.Yine korona gunleri evlerde internet önemli idi.Artik internet  paketleri çabuk biten kişiler  ise evlere internet baglattiriyordu.İnternet kullanımı atmıştı.İnternet alışverişleri de öyle.Ve insan bu korona sayesinde öğrenmiştir ki sağlık herşeyden önemlidir.Tesekkurler.
    .
    GÜLCAN AKYİĞİT:

    Muhasebe yapmayı öğretti niye böyle bi virüs musibeti geldi dünya başta olmak üzere enfüsi alemde nerelerde geziyor geziyoruz dünyaya geliş amacımızı bian bile aklımızdan çıkarmamalıyız nelerimizi yitirdik zamanın kıymetini herşey gibi sağlığında emanet olduğunu. Corona günleri sebeb her ne kadar bilerek küffarın bi oyun olsa da Rabbimin bi Muradı var müslümlar için ikaz ihtarı ilahi olarak bakmak lazım sebeblerin yaratıcısını görmek lazım biz ihtariyla meşgul olmalıyız bulaş sebebini ortaya çıkaranlar hesap gününü beklesin o bizim vazifemiz değil diye düşünüyorum. Corana da rabbimin yarattığı herhangi mahlukattan biridir aslında yarattığı her mahlukatı düşünüp tefekkür edip o nazarla bakmak lazım diye düşünüyorum ekstra bi özelliği Yok oda vazifeli bi memur herkes gibi. Gözle görülemeyen bi mikrop neredeyse farkında olup olmadan büyütülen nefisleri nefislerimiz ilahlık seviyesine çıkarmış  ruhları ruhlarımızı nasılda terbiye ediyor Rabbimin izniyle ölüm insanı ne kadar korkutuyor ne için geldi insan ahseni takvimde yaratıldı yaratılışında ki kıvam nerede insan nerede kalıcı olmayan dünya için ölmeyecekmiş gibi yaşanmamalı herşey emanet hesap var corana terbiye etmiyor Allah terbiye ediyor oda bi memur vazifeli tıpkı topal sivrisinek gibi. Büyük bi ihtarı ilahi var ey Müslümanlar tevbe edin kendinize gelin istiğfara sarılın dönüşünüz bana sonunda bana rücu edeceksiniz diyor rabbim ey kafirler İman edin ve ey Müslümanlar tüm insalığa Allah tan başka yardım edecek ve ihsan edecek  yoktur yardım edicilerin en hayırlısı Allah'tır. Duanın ehemmiyetine varmak lazım nasıl dua ediyoruz dil ile kalbin akrabalığını muhafaza ediyor muyuz Sıla i rahimini sağladık mı vücut organlarımızın birlikte hareket ediyorlar mı ruh ne diyor kalp ne diyor  ne istiyor ne ile meşgul akılla kalp ruh beraber çalışıyor mu hepsi neye hizmet ediyor vazifelerinin bilincindeler mi göstermelik mi yaşanıyor yaşantılar nerede hakikat nerede ne yaşıyoruz ne düşünüyoruz düşünüyor muyuz aklediyor ibret alabiliyor muyuz. Bunlar çok önemli bence. Farkındalık artmazsa yAda uyanmazsak uyanmazsalar corona değil Allah gökten peygamberi de gönderse yine insanlar ayıkmaz diye düşünüyorum akıl erdiremez  Allah farkındalığımızı artırsın diye düşünüyorum. Herkes kendinden sorumlu vazifesini bilip Rıza'yı ilahiye karışmamak mühim mesele corona da vazifeli bizde. "Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk vakti kadar kaldıklarını sanırlar. (En-Naiat 46) Bu kadar önemli bu kadar kısa. Neye harcadığımızı fark ettirsin ecelimizi tehir etsin tevbemize fırsat versin.rızasını kazanarak huzuruna dönmeyi nasip etsin hepimize.
    .
    ISIMSIZ:

    Ahh korona ahhh 🥺evde kendin halinde olmak,hiç kimseye gitmemek ,anne baba abla kardeş tüm dostlara hasret  kalmaktı😔kimsesiz bi ramazan    kimsesiz bi bayramdı 😔camiler kapalı cumalarin kilinmadigi bi memleket nasilsa öyleydi 😫bu korona hakkinda yazacaklar bitmez canım Rabbim tertemiz olmayi ve daha birdaha uğratmasın güzel ülkeme inşallah 🤲🤲
    .
    ISIMSIZ:

    Ders çalışmakla meşgul olduğum,daha fazla kitap okuyup film izleyebildigim kendi özüme bakıp düşündüğüm,evde bol bol çay içebildigim günlerdi😂
    Koronacigima Hatalarımı, umutlarımı ,hayallerimi, hüzünlerimi sığdırmis idim🙈
    Aileme,Kardeşlerime Kucak dolusu sarılmayı, okulumdan,stajimdan, aktivitelerimden uzak ozlem içerisinde kaldigim  su günler tamda mezuniyetin arifesinde olmak beni fazlasıyla yordu.
    .
    .SÜMEYYE KILINÇ:

    Öncelikle biri bana gelse ve korona zamanını sorsa ; gerçekten çok zorlu bir dònemdi insanlar bedenen bir birinden kopmuş olsada ruhen beraberlerdi. Koronadan dolayı evde kaldığımız zamanlarda ilk gözlemlerim dünyanın rahatladığı ve kendini temizlediğiydi. Dünya ilk ay çok mutluydu doğa sanki kahkalar ile gülüyor gibiydi. Biz bunu hak etmiştik çünkü dünyanın değerini bilmeden yaşadık . Ama zaman geçtikçe ikinci,üçüncü aylara girdiğimizde onunda bizi yavaş yavaş özlediğini fark ettim .gerçekten çok zordu . Türkiyede değil ama bir çok ülkede halk başkanlarını dinlemiyor ya da başkanları halkı dinlemiyordu. Ama cumhur.  başkanımızdan Allah razı olsun tek türkiyeye değil tüm dünyaya yardım edip gücümüzü gösterdi . Belli bir süre sonra 15 mayısta 15 -20 yaş arası sokağa çıkma yasağı 11.00'den 15.00'e kadar kaldırıldı . Dışarı çıktığımda ilk yürümeyi unutmuşum onu fark ettim🤭ama sonra hemen alıştım bir çok fotoğraf çektim bu günler bitince çıkarttırıp albüm yapmak için birde korona günlüğü tuttum .
    Bu günler beni ; açikçası tazelenmeme  yardımcı oldu yapmak istediğim bir çok şeyi yaptım kendi beynimi bir köşeye çekip sorguladım ve artık yapmak istediğim kararlarda emin adımlar ile yürümeye karar verdim bu durum beni kendi içim ile konuşmama yaradı kendimi dinlemediğim bir çok anım olmuş (özür dilerim kendim) ama artık karar verirken onada soracağım . Ama açıkcası sıkıcıda geçmiyor değil 😁ama bu günlerde bitince bu günleri özlüyeceğiz o yüzden anın tadını yaşayın 😉
    .
    ISIMSIZ:

    Korona günlerini;
    Allahın haddi aşan insanlığa rububiyetini göstermek için ibret vesilesi kıldığını, gözle görülmeyen bir virüsten bile zayıf olduğumuzu göstermek için bu musibeti bize musallat ettiğini söylerdim.
    Mazlumların feryadının ta arşa kadar uzandığı bir dönemde insanlığa genel uyarı olarak geldiğini söylerdim.
    Sadece öldürmek için hazırlık yapan insanoğlunun, yaşatmak için zerre yatırım yapmadıklarını gördüğümüzü söylerdim.
    Mazlumların ahının aheste aheste çıkışını müşahede ettik.
    Peki insanlık ibret aldı mı derseniz.
    Heyhat heyhat!
    Şahsen benim hayatımda herhangi bir değişiklik olmamıştı.
    .
    ISIMSIZ:

    Anlatılmaz yaşanır derdim
    İnsanın kendiyle muhasebe yapması için zor zamanlara ihtiyacı vardır bir şeylerin degerli oldugunu anlaması için bu zamanlar öyle zamanlardı işte herşeyin başı sağlık dediklerimizden.
    .
    ISIMSIZ:

    Kimi zaman endişeyle, kimi zaman ise kayıpların vermiş olduğu üzüntüyle geçen günlerdi. Ama en çok da insanları anlayamadığım günlerdi. Giderek yaygınlaşan virüsü, umursamayan -tedbiri elden bırakan- insanlar bu süreci evde geçirip, sosyal yaşantılarına bir miktar ara vermekten yana değillerdi. Dışarda güzel hava, onlar ise içerde olur mu böyle? Olmazdı. Olmadı da. Ama şunun farkında oldular mı bilemiyorum. Vazgeçemedikleri hevesleri birçok cana mal oldu. Bir çok insanın hayatını etkiledi. Ha bu insanların aksine durumun farkında ve bilincinde olan insanlar olmadı mı? Oldu tabi ki. Aldıkları tedbirler, göstermiş oldukları ehemmiyet, sadece kendileri için değildi tabi ki. Onlar, etraflarında bulunan insanları umursayan insanlardı. Önce gereken tedbiri alır sonra takdir Allah'ındır diyenlerdi... Öğrencilerimden uzak kalmaya itti bu durum beni. Eğitimlerinin yarıda kalması üzdü beni onun haricinde benim hayatımı çok da etkiledi diyemem. (Not; kendi ile mutlu olan, zaman geçirmeyi seven bir kişiliğim olduğu için hayatımda çok da büyük değişiklikler meydana getirmedi. Ruh halim gayet yerinde :))
    .
    ÜMMÜ  GÜLSÜM GÖKGÜL:

    Efenim bu bir cenaze namazı olsa idi ve rahmetli koronayı nasıl bilirsiniz diye bir soru olsaydı eğer tabi ki dee iyi bilirdik😉dicektik,zira artık bizimle birlikte olmicaktı (tez zamanda inşallah 🙏😂)eee ne demişler kör ölür badem gözlü olur,kel ölür sırma saçlı olur demiş atalarımız 😅
          Biraz da bu süreçte neler yaşadık bunlardan bahsedecek olursak 🤔(evde yapılacak ne çok şey var aslında dimi,herkesin sevdiği kendini güvende hissettiği bi liman adeta )ama ; birden bire dışarı çıkmak yok,sevdiklerinle görüşmek yok,en sevdiğin konsere gitmek yok, kütüphane yok,en sevdiğin cafede en sevdiğin kahveyi içmek yok birden bu kadar çok yollarla karşılaşmak bu yüzyılın insanını ürküttü sanırım , hiç kimse hiçbir şeye odaklanamaz oldu misal ben 5 dk içerisinde 5 farklı duygu saganagina yakalanıp ,atlatıp bu ritueli günün farklı saatlerinde ne kadar tekrarladigimi bile bilmeden geçiriyorum 🙊misal bu gün günlerden neydi şu an onu bile bilmiyorum 😂
          Yani bu dönem şahane geçiyor açıkçası yukarda bahsetmiş bulduğum üzere müthiş bi duygu saganagi , günlük farklı şeyleri kafaya takma sanatı ,hele her oturdugumda yeşil koltuğun bozulması hiç sinirime dokunmuyor mesela bu dönem her şey harukulade (her şeyle sinir harbi yapmam dışında hiçbir problem yok 🙊😂)
          Konunun özüne dönüp toparlicak olursak , insanların bi türlü hayattan istekleri bitmiyor ellerinde bi Çok güzel şey varken kıymeti bilinmiyor ,oysa bundan bir beş ay öncesine dönüp baktigimiz Zaman günün her dakikasinda özgürlüğümüzü kutluyormusuz da farkında degilmisiz meğer.. Burada gelecek nesillere mesajıdır hayatınızdaki güzelliklere sahip çıkın , kaybetmeden degerini bilin 😊
    .

    FERIDE BAŞGÖNCÜ:

    Benim icin degisen bir sey olmadi evdeydim saglikliydim.
    .
    ISIMSIZ:

    İnsan acizliğini ve șükürsüzlüğünü anlıyor. Çünkü nimetler elden gidince kıymeti anlaşılıyor. Ve hep günlerimi, saatlerimi planlardım ya bu sefer gerçekten belirsizliği yaşadım. Önceden neyi hesap edersem edeyim her şey bir anda değişip, planlar bozuluyor ve sen sadece izliyorsun. Sonra belki başka planlar başka ihtimaller düşünüyorsun ama biliyorsun ki yine her şey değişebilir. Bunu diğer zamanlarda da küçük küçük hissediyordum ama bu kadar bariz hiç hissetmemiştim. Sonunda da diyorsun ki işim Allah'a kalmış ve O'na kalmışsa en hayırlısı olur. 😊
    .
    MERYEM DILER:

    Korona günlerini iyi bilirdik , nasıl olsun işte evde aile ile birliktesin kalabalık bir aile . Bazen sıkıntılı günler bazen de eğlenceli günler geçiyordu.  Kendime hep zaman ayıran birisiyim ama karantina da biraz daha ön plana çıktı bu .  Daha fazla kitap okudum , daha fazla film ve dizi izledim.  Iyi etkilemesi yönü daha ağır basıyor sanırım ama ev kalabalık olduğu  için dediğim gibi biraz sıkıntılı günler de oldu.
    Ben inançlı ve umutlu bir insan olduğum için bazen çok zor şeyleri kolay atlattım  ki bu karantina hiç zor değildi 🙄
    .
    ISIMSIZ:

    Korona günleri benim fikrimce iki yönlü etki yaptı olumsuz yönünden bahsedecek olursak birçok insanın hayatını kaybetmesine birçok ülkenin maddi ve manevi zarara uğramasına sebep oldu. İnsanların yaşamları durdu. Olumlu yönünden bakacak olursak insanlar aile kavramını birnevi  yaşadı. İyi veya kötü ilişkiler olsun aile içi iletişimde büyük rolü oldu. İnsanların kendi içlerine dönmelerine, alternatifler bulmalarına vesile oldu. Bu arada da doğa biraz olsun kendine geldi tabi ki bu insanlar tekrar normal yaşamına dönünceye dek çünkü yıllar önce de salgınlar olmuş ve yaşam tekrar eski durumuna dönmüş. Bu günlerin beni nasıl etkilediğine gelecek olursak mümkün olduğunca evde kaldığım, yıllarıdır bir yurt öğrencisi  olarak ailemden uzak olduğum için onlara doğduğum bir süreç oldu.  Baharın gelişine yoğun hayat temposu yüzünden bu kadar yakından şahit olamiyormusum bunu fark ettim. Yepyeni lezzetler keşfettim,mutfak becerilerimi geliştirdim😋 ve o dönemler halen öğrenci olduğum için sınavlarım sebebiyle de çalışıyordum. Umarım kalmamışımdır derslerimden o yıllarda😉😂Doyduğum*
    .
    EBRU ATICI:

    Korona günleri tüm dünya için sinavdi
    Biz insanların Allah'a ne kadar muhtaç olduğumuzu hatırlattı birkez daha bize 🤲🏻
    Tabi kendini bilmez birçok insanın Allah'tan c.c degilde bir virusten ne kadar çok korktuğunu da gösterdi 
    Uzun anlatmak istemedim özet olarak aklını kalbini imanını kullanan yine kazandı , kibir dolu olanlar yine kaybetti 
    Rabbimin verdiğine de vermediğine de bin şükür 🤲🏻🌺
    .
    ISIMSIZ:

    Normal hayatta ne kadar büyük nimetler içinde yaşadığımızın farkına vardık.

    Allah’ın gücü ve kudreti karşısında insanoğlunun acizliğini tüm dünyada açıkça gördük. Hayatta kafaya taktığımız çoğu şeyin ne kadar anlamsız olduğunun bilincine vardık. Dışarı çıkmanın,temiz hava almanın,seyahat etmenin,birbirine sarılmanın,toplu şekilde ibadet etmenin ne kadar büyük nimetler olduğunun idrakine vardık. Eksi yönlerinin olduğu kadar artı yönlerinin de olduğunu düşünüyorum 🤔. Özellikle elimizdekilerin kıymetini anlamayı,ne kadar büyük nimetler içinde yaşadığımızı,aile hayatını,evde birlikte vakit geçirmenin özellikle çocuklar açısından ne kadar önemli ve gerekli olduğunu yaşayarak öğrendik. Umarım bu imtihan tüm dünyada insanların hidayetine vesile olur. Rabbim ders çıkarmayı ve bundan sonra ki hayatımızda da Rabbimizin razı olacağı şekilde yaşamayı nasip etsin inşaallah🤲🏻
    .
    ISIMSIZ:

    Korona günleri...insanlar olarak ne kadar aciz güçsüz ve çaresiz olduğumuzu bize açik bir şekilde gösterdi..Rabbimizin izni olmadan hiçbirşey yapamadığımızı bir kez daha hatırladık...ve birlikte olmanın kıymetini anladık. Teknoloji, bilim,  tıp nekadar ilerlemiş olursa olsun Yüce Allah ol demeden hiçbirşeyin olamadığını bir kez daha gördük.
    .
    ISIMSIZ:

    Bugünlerin yani korananın beni çok da kötü etkilenmediğini söyleyebilirim Bu da Rabbimin bir imtihan aydı elimizden gelen tedbirleri alıp tevekkül edip takdiri Allah'a bırakmak. Kulumuzu gözden geçirip tövbe edip ibadete sarılmak daha çok Kur'an okumak la geçti.
    .
    ZEYNEB EKER:

    Hem eğlenceli hemde bi o kadar sıkıcı diyebilirdim. Aslında tek sıkıcı yanı arkadaşlarımı ve sevdiklerimi görmemekti. Onun haricinde kendimce bir çok aktivite yapıp kendimi eğlendirecek ve bilgilendiricek şeyler yaptım. En çok etkileyen kısım ise sevdiklerime bir şey olması korkusu oldu😊
    .
    ISIMSIZ:

    Ona derdim ki; ben o günleri artık sadece lafta kalmış olan insanlığın sonunun geldiğini,Allah'ın insanların acziyetini apaçık önlerine serdigini, artık her şeyin değişeceğini,kimsenin kimseyi gerçekten samimi olarak önemsemediğini ve nasıl bir çağa denk geldiğimi düşünerek geçirdim. O zamanlar her şey için çok umutsuz olduğum söylenebilir☺️ Aslında tefekkür etmek, yıllardır isteyip okul, iş,aile vb sebeplerle erteledigimiz birçok konuda kendimizi geliştirmek için büyük fırsattı.Ailemizle vakit geçirmek için o kadar bol zamanı yıllarca elde edememistik. İnsanın 5 ayını ailesiyle gecirmesi büyük olaydı.Ve o zaman bir anda tüm bu nimetler elimize verilmişti değerlendirmek lazımdı🤗 yüksek lisans zamanima rastladığı için benim için evde bir kamp hayatı başlamıştı.tam olmasa da hem ev hayati hem de akademik bir hayatı deneyimledim.yeterince zordu☺️o süreçte birçok can sıkıcı şey de yaşandı ülkede polisler askerler dışarda şehit olurken, çocuklar kadınlar öldürülürken biz sadece evimizde oturup haberleri takip edip üzülmekle yetinebiliyorduk.yani bu ülkenin düzeni hiç değişmedi. Her zaman gizli ya da alenen birileri feda edildi. o zaman yaşadık nasibimizde olanı şimdi yaşıyoruz bakalım gelecekte neler göreceğiz😇🌸
    .
    NESLIHAN:

    Bu zor sürecte çok zorlandık evede kaldik ve  başarmak icin elimizden geleni yaptik sağlık bakanimizin katkilariyla bu kötü günleri atlattik.
    .
    ISIMSIZ:

    Rabbim ömür verirse bir gün gelecek ve bu günleri hatırlayacağız herşeyde vardır bir hayır Buda bizim için İnşaAllah öyle olur Allah cc azametinin karşısında affına rahmetine sıgındık bize gelince Elhamdulillah Rabbimden gelene razı olduk bize verilen ikram edilen nimetlerin farkına varamamışız değerini bilemedik benim için en hüzün Beytullah Ravza kapalı bayram ve Gavsıma gidememek oldu Rabbim daha kötüsüyle imtihan etmesin İnşaAllah bu günlerde hayırlısı ile biter.
    .
    ISIMSIZ:

    Once gercektencok kirkunctu.Ama insaniz zamanla alistik hastaligi tanidik ve onunla yasamayi ogrendik. Beni en cik sevdigim insanlardan ayri kalmak uzdu.Camilerin ve ilim meclislsrimizin kapanmasi cok aciydi. Sanki nefes almada  zorlan dim. Elhamdillah ki tlfn . Internet. Bunlarin sayesinda daha kolaylasti. Korona hem bir felaket hem de ibret almamix gerekun bir uyadiydi.
    .
    KADRIYE BÜYÜKOVALI:

    Korku icinde yaşanan mutluluk derdim. Ailem ile evde doya doya vakit gecirdim.
    .
    KÜBRA KEPENEK:

    Bir gün biri virüs yüzünden her gün eve kapanacaksınız dese asla inanmazdım ama gerçek oldu. Evde takılmayı sevdiğim halde aşırı zorlu bir süreçti. Korona bana aslında hayatımızın ne kadar özgür olduğunu iliklerime kadar hissettirdi. Her gün sabah erken kalkıp gittiğim okulumu bile mumla aramama sebep oldu. Özellikle sabretmeyi öğretti. Aslında yerinde olan sağlığım için hiç şükretmediğimi farkettim. Bu süreçte covid-19 kapmamak için dikkatli olmamın en büyük sebebi benim yüzümden birine bulaşma korkusuydu. Ailemden veya arkadaşlarımdan herhangi birine benim yüzümden bir şey olması çok üzücü bir durum olurdu. Sevdiklerimizin sağlıklı olmasının ne kadar kıymetli bir şey olduğunu anlamış olduk. Ve bir çok şeyi evde kendi imkanlarımızla yapabileceğimi öğrendim. Umarım bir daha özgürlüğümüzün kısıtlanacağı bir durum yaşamak zorunda kalmayız.
    .
    MERVE TORUN:

    Korona günleri bana nekadar cok seye sahip oldugumu gosterdi evet stresli korkulu gunlerdi ama sahip oldugum bircok seyi farketmemi sağladı.
    .
    ISIMSIZ:

    Genel olarak çok etkilenmedim zorlu bi süreç değil, değildi benim için. Sadece okul açısından gerekli kararlar zamanında alınmadığı için zorlandım, zorlanıyorum. Yaz ortası veyahut eylül gibi yapacağız denilen sınavları kısa bi zaman önce yapma kararı aldılar. Bu süreçte bölümümü sevmeme rağmen gittiğim üniversite adına pişman olduğumu gördüm. Bu kadar :)
    .
    ISIMSIZ:

    Dört duvarla aşina oldum😅 imtihandı geçti. Ders alıp yola koyulduk. 🌼
    .
    ISIMSIZ:

    Corona gunleriii🤔🤔 
    Zorlu bir süreç,  tum dunyanin salginla mucadele ettigi ,insanlığa doganin tek hakimi olmadigini gosteren, büyüklük taslamamasi gerektigini anlatan yanii gozle göremedigin cokk kucuk bir canlıya dahi  yenile bilecegi, karsisinda hic bir sey yapamayacini kanitlayan, bence insana ayagini denk aldiran , milyonlarca insanin ölümune yol acan,ulkeleri ekonomik ve sosyal olarak yipratan, her seyi alt ust eden, evlere tikildigimiz, bayramlari dahi yalniz gecirttiren, insani sevdiiklerinden ayiran, babayi anneyi evladina yaklastirmayan,  ve sonra en kötüsüde sevdigin bir kisiyi hastalik yuzunden kaybetmektir heralde, corona nerden bakacak olursak olalim hemen hemen hicc olumlu bir yani yok hep uzuntu veren bir olay oldu,  ama bnce benim acimdan insan hep cevresine zulm eden dogaya hayvana hatta birbirine bile .birazda olsa gucun bizde olmadigini gosteriyor bence . Insanin acizligini.  Hayvanlari evlere kafeslere tikilnca neler hissetiklrini, aç kalacak olmanin veridigi korkuyu  kanitladi yani hani insanlar marketlere felan koşuşturduya,  halbuki dunyada aç olan milyonlarca  hayvan,cocuk ,yetiskin  olmasina ragmen .
    Ve o insanların yiyecek alacak imkani olmamasi belki az da olsa empati yapan insanlar olmuştur açin halinden anlayan, ve sukr etmemiz gerektiğini anlamamiz lazim . Surekli ac olan gunlerdir belkide haftalardir hic bir sey yiyemeyen insanlara  kıyasla , yokluk icinde olan insanlara kiyasla,. bizler varlik icinde yuzuyoruz gibi birset  bu kadar nimet varlik içince olup şükrsuzluk yapmamamiz lazim .lakin ne zaman hayatımızin son bulacağımızı bilemeyiz. Goremedigin bir canli dahi olumune yol açabilir. Biraz ders cikartmak gerek diye düşünüyorum .  Anlayan dusunen insana karincdan  bile ne dersler cikartiyor. Biraz dusunup ders cikartmak gerek diye dusunuyorum. Sanki insana yeter artik dur der gibi bisey oldu corona.  Ettigi zulme karsilik. Hani sey demiyorum insanlar kotuydu o yuzden corona salgini oldu felan demiyorum yani sadece ders cikartmak lazim.  Hani bir soz varya her serde bir hayir her hayrda bir ser vardir diye kesinlikle oyle bnce  Tabi daha aklima gelen bir suru sey var ama yazsam cok uzun olacak coronayi bir cok  yonden degerlendire bilirim ama bence bunlar en onmlisiydi .
    .
  • قَالَ لَا تَخَافَٓا اِنَّن۪ي مَعَكُمَٓا اَسْمَعُ وَاَرٰى
    -⚘-

    • Allah buyurdu ki: "Korkmayın, zira ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm."
    (Tâ-Hâ Sûresi / 46.)