Felsefe bunu hiç hesaba katmaz. Ancak ben kötülüğün insanın karakterine yön veren insan ruhunun ilkel itkilerinden ya da duygularından biri olduğuna ruhumun varlığına inandığım kadar inanırım. Kim yüzlerce kez sadece yapmaması gerektiğini bildiği için kötü ya da budalaca bir hareketi yapmaktan kaçınmıştır ki? Yasa olarak bildiğimiz şeyi sağduyumuza rağmen sürekli çiğnemek için hangimizin içinde bir eğilim yoktur ki?
Yarını düşlüyoruz ve yarın gelmiyor
Gerçekten istemediğimiz zaferler düşlüyoruz.
Yeni gün çoktan geldiği halde
Yeni bir gün düşlüyoruz.
Yapılması gereken savaşlardan kaçıyoruz.
Çağrıyı duyuyoruz, ama hiç önemsemiyoruz
Gelecek henüz bir planken, o gelecek için ümitleniyoruz.
Her gün kaçtığımız bilgeliği düşlüyoruz
Kurtuluş elimizdeyken, kurtarıcı için dua ediyoruz.
Ve hala uyuyoruz.
Ve hala uyuyoruz.
Ve hala dua ediyoruz
Ve hala korkuyoruz...