• Merhabalar Kekeme Çocuklar Korosu kitabının incelemesine başlamadan önce kitapta yer alan muhteşem bir kaç alıntıyı paylaşmak isterim : “En son hangi acı seni uykusuz bıraktı, en son hangi coğrafya için gözyaşı döktün..."
    "Sınırlar yürümesini bilmeyenler içindir."
    “Sizi reddediyorum doktor . !
    Hakkımda hiçbir yargıda bulunma hakkına sahip değilsiniz .
    Akademik kariyeriniz değil , yüreğiniz yetmiyor .”
    “Her şey eninde sonunda sessizdir
    Bir günün kırılganlığından
    Kalan ve tekrar tekrar kırılan
    Müteellim bir insan sesinin başlattığı
    Ağlamanın kırı
    Sessizdir “
    Yazarın en beğendiğim eserlerinden biri olan Kekeme Çocuklar Korosu Düş Vakitleri isimli radyo programında konuşulanlar çerçevesinde şekillenmiştir.Bu kitapta ülkemizin 90’lı senelerindeki karmaşık durumu etkileyici bir üslupla genç bir radyocu adamın hayatı üzerinden anlatılmaktadır.Yalnız gece radyo programları yapan radyocunun hayatına yer verilmemiştir o dönemdeki birçok kesimden insanların hayatına da yer vermektedir.Kitap konudan daha ziyade dilde başarılı bir şekilde kaleme alınmıştır.Konu olarak 28 Şubat,Başörtü meselesi,çocuk istismarı,çocuk işçiler,taciz-tecavüz,modern ve kent hayatı gibi konular üzerinde durulmuştur.Kekeme Çocuklar Korosu kimler mi oluyor ? Şiddete uğramış,ezilmiş,taciz ve tecavüze uğramış,kendilerini bilmeyen masum konfeksiyon çocuk işçileridir.Hayatta umutla başlayıp gerçekte olduğu gibi karamsarlıkla biten muhteşem bir dille yazılmış bir öyküdür.Kekeme Çocuklar Korosu kitabı bitse bile korosunun sesleri hiç durmadan devam ediyor kulaklarımızda.
    Keyifli Okumalar Dilerim
  • - Siz bu cümleyi okurken, bir yerlerde insanlar, ülkelerindeki savaş, açlık ve yoksulluktan kaçmak için sonu zifiri bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyor. Ancak bu hikâye o kaçak göçmenlerle değil, onları kaçıranlardan biriyle ilgili. Adı Gazâ. Babası bir insan kaçakçısı, Gazâ da onun çırağı. Henüz 9 yaşında. Yani, hayata ve insana dair, öğrenmemesi gereken ne varsa, hepsini öğrenecek yaşta.

    - Gazâ küçük yaşına rağmen hayata öyle bir yerde başlıyordu ki resmen sirkteki aslanları feleğin alevli çemberinden geçirecek kişi. İnsan kaçakçılığının göbeğinde, işi kıvıracak kişi kendisi ve babası. Kıvrak zekası, olayları kavrayışı ve ürettiği çözümler her zaman onu bir adım daha önde tutmaya yetti. Hatta kendi çapında araştırmalar bile yaptı insanlar üzerinde. Ama ne için? İncelemesi ne işe yaradı? Kendini tatmin etmek isterken, insanların gerektiğinde ne kadar vahşileşebileceğini, fedakarlıkları göze almanın ve liderliğin getirdiği ağırlığın altında kalarak değişime göz yuman bir grubun hareketleriyle, kendi bile dehşete düştü. Aklından çıkarmadığı bir şey vardı elbette. Hiçbiri kendisi kadar vahşi olamazdı!

    - Gazâ, hayatının değişeceğini, kendisinin ilk başta kalbinin hızlı atmasını sağlayan siyah saçlı güzelle karşılaştığı gibi güzel geçeceğini düşünmüştü. Ona yaklaşmak için attığı adımın sonucunda, onu elde edeceği tek yolun insan gibi değil de, istediğini almak için saldıran yırtıcı bir hayvan gibi saldırması gerektiğini daha ilk denemesinde tecrübe etmişti. Avına ulaşınca da, ağzında yırtıcı bir hayvanın ağzındaki kan gibi salyalar vardı. Hayat onu resmen 10 yaşında koca bir adama çevirmişti ve gözünü açmıştı. Kafasında dönen şey, yaşıtları gibi çarpım tablosu ya da sokak oyunları değil, insanların hayatlarıyla nasıl oyun oynayabileceğiydi. Onları nasıl avucunun içine alıp ta bütün emellerini gerçekleştirerek, kendi süzgecinden geçirip ulaşacakları yere yollayabilmek.

    - Neler mi oluyor? Hiç beklendiği gibi değil. Sınıf birinciliğinden hayatta sonunculuğa kadar her kademeyi arşınlıyor Gazâ. İngiltere'de okuma hayalleri kurarken kendini bir bilinmezliğin içinde buluyor. Hayatının zirvesine giden adımı atmak üzereyken arkasını dönüp gidiyor ve bu ruh halinden çıkması hiç mi hiç kolay olmuyor. En sevdiğim bölümlerden bazıları da kendi içine dönmesi. O bölümler ayrı hoşuma gitt ve bir de Cuma'nın sesini duymak sadece ona değil size de huzur veren şeylerden biri olacak. En sonundaysa mutlu küçük kurbağasına kavuşuyor. Ama nasıl? Lanetlendiyseniz eğer, o lanet sizin yakanızı bırakmaz. Mutlaka sizin içinizi yer bitirir. Gazâ'nın başına gelen de tam olarak buydu bence. Lanetlenmişti. O yolları tek tek aşması ve yaşattıklarını yaşaması gerekiyordu. Başladığı yere geri dönmesi, hayatına sil baştan başlaması. Belki biraz da morfin sülfat..

    - Ahad, Gazâ'yı yetiştiren kişi. Babası. Alkolik ve içinde bırakın sevgiyi kırıntısından eser dahi olmayan birisi. Hareketleriyle ve yaptığı işle herkesin tiksineceği bir karakter. Bu kitabın baş kötüsü diyebilirim. Gazâ'ya ettiği zulümler, annesine yaptıklarını duyunca kanınızın donacağını ve bir insanın nasıl bu kadar merhametten yoksul olabileceğini sorgulayacağınıza eminim. Pişmanlık mı? Elbette onun da kapısını çalmıştır ama iş işten çoktan geçmişti. Yaptıklarını yapmamış olmayı ve zamanı geri almayı kim istemez ki?

    - Harmin ve Dordor. Genç yaşta arkalarına aldıkları ilk rüzgarla evlerini terk etmiş iki korsan kardeş. Hani hayatın adam ettiği insanlar vardır ya işte bu iki kardeş onlardan. Korsan dediğime bakmayın aslında ikiside yufka yürekli ama etrafına taş görünüyor. Gazâ için yaptıkları özel şeylerle benim gönlümde taht kurdular. Okursanız sizinkinde de yer bulabilirler bence.

    - Gelelim kitabın içeriğine. Kitapta sadece bir konu yok, birbirinden güzel konulara değinmiş yazar. Gerçeği gün yüzüne çıkarıp herkesin önüne sermiş. Kitapta insanlık dramına, her gün yaşanan ama kimsenin ses çıkarmadığı olaylara, illegal olaylara, kitlesel, küresel vahşetlere yani kısaca iğnenin ucunu her yere dokundurmuş yazar. Bu çok hoşuma gitti çünkü kitabı okurken aslında gündemi takip ediyor gibi oluyorsunuz. Bunlar öyle güncel şeyler ki kitabı okurken TV'yi açsam o an orda geçen konuya denk gelebilirim. Ülkemizde ağırlıklı olan insan kaçakçılığı, taciz, tecavüz, istismar, kara para aklama gibi her telden dilimizi dudağımızı lanet etmekten yara içinde bırakan konular doldurmuş sayfaları.

    - Yeraltı edebiyatının sevilen ismi Hakan Günday ile tanışma eserim ''Daha''. Eserde hoşuma gitmeyen 2 konuya değinmek istiyorum. Birisi Yaradan ile ilgili kitabın ilerleyen sayfalarındaki satırları, 2. si ise kitabın tam ortasında Nekrofili (ölülere ilgi duyma) ile ilgili bölüm olması. Bunlar resmen kitaba ve yazara karşı önyargılı olmama sebep oldu. Yoksa bu kitap ve içindeki olaylar, olayların inceliği değil kalınlığı, resmen delip geçici tarzdaki cümleleri ve gerçekleri sabah ayazı gibi yüzümüze vurmasıyla aklıma büyük harflerle kazınacak bir kitaptı. Diğer kitaplarında inşallah böyle bölümlere yer vermemiştir.

    - İncelememi okuyan herkese teşekkürler.
  • dizilere bakın bir tane helal yoldan para kazanmaya çalışan yok
    erkek ve kadının aşktan başka derdi yok
    gülünecek birsey yok
    vurdu kırdı silah ,taciz ,tecavüz
  • Yazarın okuduğum ilk kitabı. Sade bir dili var.
    Konusu itibarı ile insanı paramparça ediyor hikaye :(
    Ana karakterimizin yaşadıklarını anlatması ile başlıyor…
    11 yaşında bir kız çocuğu…
    Çocuk diyorum ancak onun yaşamadığı pislik, eziyet ve rezillik kalmamış :(
    Ona bunları yaşatan en başta kendi öz annesi…
    Sonra abisi…
    Sonra toplumda ki her bir bireyden gördüğü aşağılanma, şiddet, taciz, tecavüz ve ve ve ve ve :( o kadar ki yaşadıklarının sınırı yok !!!
    Ve tüm bunların yanında o minik kız kendince mutlu olmaya çalışıyor… Kirpiklerinin gölgesinde :(
    Ah paramparça oldum yeminle :(
    Off off offf yüreğiniz kaldırabilirse okuyun…
  • Hayatımda bu kadar saçma bir kitap okumadım arkadaşlarım. Yazar, ülke genelinde yaşanan taciz tecavüz gibi can sıkıcı ve değişmeyen konuları ele almaya çalışmış fakat çok saçma bir dille. Kitabın geneli küfürlerle dolu. Küfür beni rahatsız etmedi,her cümlede olmuş olması ve boş aforizmaları ilgi çekici hale küfürle getirmeye çalışmış olması rahatsız etti. Kitabın başında zaten kitabın saçma olduğunu ve edebi bir yönünün olmadığını kendisi de kabul ederek kitabı yazmaya başlamış ve bunu açıklamış. Saçmalığının farkında olması güzel bir şey tabi.. kadınları çok yüceltmiş hemcinslerini yerin dibine sokmuş çıkarmış. kadınlar çiçektir,yüceltilmeyi de hak etmektedir, Bunda sıkıntı yok, hemfikiriz. Ama kötü bir olay üzerinden hem cinslerinden örnek verirken kullandığın ''orospu çocuğu'' tabiri alt metinde bir anneye bir kadına gitmekte. Kendiyle çok çelişmiş bu konuda. Muhtemelen vizyon ve zeka olarak kadınlar tarafından tercih edilmeyen biri olduğu için, saçma aforizmalarla kadınlarını kendine çekmeye çalışan bir am salak olabilme mümkünlüğü yüksek. Orta zeka kadınların ilgisini çekebilirsin ama sıkıntı yok o konuda. Milletçe vicdan seven insanlar olduğumuz için, ele aldığın kadınlara kötü davranan erkekleri eleştiriyor olman, kendine ilgi çekicilik yaratabilir. kitap özetle bir embesil ve ağır depresyon içinde olan bir ahmağın , bir bakış açısı bile olmamasına rağmen, varmış gibi davranmaya çalışan saçma cümlelerden ibaret. İnstagramdan falan sana yazan bir kaç kadın oluyordur ama eminim :) gerçek amacına ulaşmışsındır diye düşünüyorum. kesinlikle okumaya gerek yok. duygu , ilişki ,aşk vs gibi konulara ilginiz varsa kemal hamamcıoğlu doğru adrestir ve tavsiye ederim. İstismar, kadınlara yapılan haksızlıklar, pedofili , bunlar nedir, başınıza geldiğinizde ne yapmalısınız , şait olunursa nereye başvurulmalı, yargı süreci nasıl işler gibi durumları bir kitabında derin bir araştırma sonucunda kaleme alan büşra sanay'ı da okuyabilirsiniz. Sevgiler..
  • Bugünün kitabı( #30gunde20kitap maratonun 7.kitabı)okuyan herkesi derinden sarsan gerçek bir hayat hikayesinin, Firdevsin kaleme alınmış hali #sıfırnoktasındakikadın.. Aslında isminin de önemi yok.. Çünkü adının değil bedeninin dikkat çektiği, hor görüldüğü, aşağılandığı insan olmanın, çocuk olmanın, kadın olmanın , hepsi olmanın ayrı ayrı ızdırabını yaşadığı bir hikaye onunkisi.. Anne baba sevgisinden mahrum, amcasının tacizleri ile büyüyen, anne baba ölünce sonrasında yine o amcanın himayesine bırakılan çocuk Firdevs.. Çok başarılı bir öğrenci olmasına rağmen insan eti ağır geldi diye amcası ve yengesi tarafindan 50 yaş büyük birisi ile evlendirilen Firdevs.. Bedenini keşfetmeye başladığı zaman annesine sorduğu bir kaç masum soru sonrası cevap olarak sünnet ettirilen Firdevs.. Bedenini pis gözlerden koruyamadığı için sayısız tecavüze uğrayan, kaçışı olmadığına karar verdikten sonra kendi bedeninin kendi bedelini kendisinin belirlediği Firdevs.. En sonunda hem bedenine hem parasına göz diken bir pezevenkten kendini korumak isterken öldürdü diye idama mahkum olan Firdevs.. Bir solukta okuyup, derin derin nefes almanıza sebep olan Firdevs.. Herkese merhametli, özgür bir hayat temennisi ile.. #firdevs #nevalelseddavi #fahişe #katil #kadın #çocuk #taciz #tecavüz Metis Yayınevi #kitap #kitapyorumum #kitaptavsiyesi #kitapmutluluğu #okul #öğrenci #ensest #30gunde20kitap
  • Ensest , tanımı gereği aile içinde babanın, abinin, amcanın, dayının,dedenin kız/erkek çocuğun ruh ve beden bütünlüğüne en büyük zararı verecek olan cinsel istismarı (taciz-tecavüz) yaşatmasıdır. Daha önce ensestle ilgili bilgim olmasına ve bu konuda birkaç vaka okumama rağmen bu kitap ensest varlığını o kadar derin anlatmış ki etkilenmemek mümkün değil. Bitirilmesi en zor kitabım oldu. Bu sapkinlarla maalesef aynı havayı soluyoruz ve yaptıkları yanlarına kalıyor. Caydırıcı cezalar yok olsa bile kökten bir çözümü yok. O kadar susturuluyoruz ki baba, karısını susturuyor, kadın çocuğunu susturuyor. Peki biz susacak mıyız? Susmamalıyız . Korkmamalıyız. O küçük ,savunmasız bedenler bizim canımız , geleceğimiz . Kitapta beni en çok üzen şey kadınların sırf düzenleri bozulmasın , elalem duymasın diye bu insanlık dışı duruma karşı çıkmamaları, üstelik çoğu zaman suçu çocukta yani kendi çocuğunda, mağdurda araması. Bir kadın bu denli küçülmemeli, bu denli zavallı durmamalıydi. Onlar güçlü durabilseydi kimbilir kaç çocuk az yarayla az acıyla atlatilabilrdi. Evet ortada bir suç var ama o suçu örtbas etmek daha büyük bir suçtur. Bu konuda herkes elini taşın altına koymalı. Çocuklarımıza sahip çıkalım. Gerekirse onları babalarından en sevdiklerinden bile koruyalım ve belki de en önemlisi çocuklarımıza cinsel eğitim vermeli ve bizimle iletişim kurabilmeyi öğretelim , çok geç olmadan ..birileri dokunmadan.. incitmeden.. yaralamadan..