• “Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen,
    İki kazma kürek, iki de ırgat gerek,

    Ancak hadi gel yapalım şunu geri desen,
    Bir Sinan, bir de Süleyman gerek.”

    Mehmet Akif Ersoy
  • 336 syf.
    Saramago'yu çok merak ediyordum.Değerlerine bağlı birisi olarak,daha önce Kabil eserine okumuş olduğum incelemelerden önyargım vardı,tabiki her yazara tanıdığım şans gibi okuyarak keşfetmek istedim,Bu yönüyle Körlük kitabı gayet güzel bir başlangıç oldu benim için yazarı tanımak adına.

    Bilinmeyen bir ülkede baslayan körlük salgınıyla akıl hastanesinde karantinaya alınan bir grup insanın örgütlenerek nasıl yaşam ve insanlık mücadelesi verdiklerini anlatan ,çok gerçekçi,çok etkilendiğim muhteşem bir distopya.Konusma çizgileri yerine virgüller kullanılmış,yine de olay örgüsünden kopukluk yasamiyorsunuz bu şekilde de,hani derler ya kitabi okurken sizi carpmali,sok etkisi oluşturmali, değiştirmeli, dönüştürmeli,ben az önce ne okudum dedirtmeli diye işte tam da öyle bir tarzda kitap,çok etkilendim,bazen gerildim,bazen insan denilen aşağılık mahluktan tiksindim,midem bulandı,o kısımlarda gerçekten gözümü kapatmak istedim geçici süreliğine bile olsa.Netice itibariyle 'körlük' metaforu muhtesemdi ya.Bir de kıssadan hisseler,özlü sözler vardı ,öze dokunan cinsten ,çok kelimeyi bir cümlede konsantre edip anlamı yoğunlaştıran ,
    derinleştiren cinsten .

    Karakterler isimleriyle değil sıfatlarıyla anılıyor.
    Doktor,Doktorun karısı,koyu renk gözlüklü genç kız ,şehla çocuk,oda hizmetçisi,birinci kör ,gözü siyah bantlı yaşlı adam gibi.İsmin bir anlamı var mı ki varlığını görünür hale getirmedikten sonra ? Kendisine verilen istidatlari kullanmadiktan ,perdeledikten sonra var mı bir anlamı varlığımızın ? Yok'a varlık rengi vermenin inkisarini yaşarız sonra da.

    Ahh...Yazar kıssadan hisse veriyor bakın bizlere "Kör olmak istersen olursun" diye ,sonra da kitabın sonunda diyor ki 'Sonradan kör olduğumuzu düşünmüyorum.Biz zaten gördük .Gören körler mi,gördüğü halde görmeyen körler mi ' diye.Yani manzara hep aynı değişmemiş,Görmeyen göz maalesef gören göze bir şekilde körlüğü bulaştırmis.Gözler ve kulaklar haksızlığa,ahlaksizliga, adaletsizliğe kapalı.Görmemek için gözlerini kaçırıyor sürekli.Hakikati konuşacak dilleri,düşene uzatacak elleri yok maalesef.

    Korku insanlari kör etmiş,ödeyecek diyet borcu olanların,para ve makam sevgisi peşine düşmüşlerin,göze alamayanların,önlerine atilan birkaç torba makarna,kömürle efsunlanmisların korku ile susturulmalari.Öyle bir susuş ki dilin degil ,kalbin susması.Öyle bir körlük gibi gözün değil vicdanlardaki basiretin kör olması.Hani göz bu alemi ruh penceresinden seyredermis ya.Esasen göz içerisinde ruh barındıran mükemmel bir uzuvken nasıl da körelttik duygularımızı,nasıl da esfeli safiline razı olduk,layik gördük kendimizi,insanlıktan çıktık,istidatlarimizi kaybettik,vahsileştik,utanç verici tecavuzlerde bulunur olduk."His yok,hareket yok,acı yok ....Leş mi kesildin diyen Akif meseleyi ne de güzel izah etmiş oysaki.His,hareket ,acı, gözyaşlarımız hayatın belirtileri.Bunlar'sız yaşama yeteneğimizi kaybettik.Yardimlasma,hal hatır sorma,derdiyle dertlenme çok arkada kaldı.Yazarin dediği gibi ;"Mars'a gitmek,komşuya gitmekten daha kolay görünüyor" siyasi bir yergi cümlesiyle.Komşuya karşı kapattık kapılarımızı sımsıkı,Hikayelerinin içinde sizlasin istemedik paslı vicdanlarımızın.Toplumsal bir kokusmusluk adeta etrafi sarmış durumda.

    Kötülük daha hızlı yayılırmiş ya.Hani tamir zor,tahrip kolay.İyiligi,güzelliği ,adaleti, sevgiyi,hoşgörüyü,insani değerlerimizi kaybederek yani iyiliği yok edip,kötülüğe alan açarak en büyük kötülüğü yapmış olduk zaten.Bundan dolayı yazar 'körlerin en körünün artık görmek istemeyen kör olduğu ' gerçeğini dile getirerek bilinçli bir körlüğün tercih edildiği ,menfaatin,sırtını sivazlayanlarin yanında saf tutanların gözlerini hakikatten kaçıranların puslu bakışlarının aktif kötülüğe nasıl da büyük katkıda bulunduklarının hazin manzarasını çiziyor biz okurlarına.

    Ve ekliyor yazar ; aslında körlük biraz da umudun kalmadığı bir dünyada yaşamak diye.Ne acı değil mi haksızlıkların çoğaldığı,haramiliklerin aklandığı,cehaletin günden güne büyüdüğü , ötekilestirmelerin çoğaldığı,hatir sormanin azaldığı, akreditasyonların alıp başını gittiği, bencilce bir mutluluğun ön planda olduğu umutsuz bir dünya.Oysaki birbirimizin gören gözleri olarak ,organize olabilseydik,girdiğimiz o derin ölüm uykusundan uyanabilseydik,insanca davranabilseydik,birlikte yaşayarak,birlikte hareket ederek hakikate uyanan gözlere itibar edebilseydik,gormeyenlerin görme duyusu olarak sesimize ses olup hakikati yuceltseydik , işte belki o zaman GÖREBİLİRDİK !