• 416 syf.
    ·5 günde·Beğendi·8/10
    Kitabi incelerken iki farklı durumda inceleyeceğim. Ilk olarak star wars canon evreninde geciyor. 6 ile 7 inci film arasında bir dönemde (tam yılı ABY 25) yeni cumhuriyet senatosunun yaşadığı karmaşa ile bu durum cercevesinde yaşananları konu alıyor. Baş karakterimiz Leia Organa dir. 7 inci filme yapilan bağlamalar ile birlikte geçmişe yaptığı göndermeler de hikayeye güzel işlenmiştir. Benim gibi Star wars hayranıysanız ve bu evreni takip ediyorsanız kitabi tüm samimiyetimle tavsiye ederim.

    Ikinci olarak kitabin anlatim biçimi sade ve akıcıdır. Aksiyon yönüyle zayif olsa da gizem unsuru iyi işlenmiş ve hikayede konu bütünlüğü vardır. Ama okuyucunun star wars bilgisine güvenilmis ve filmlerde geçen bazı olay, durum ve nesnelerden yüzeysel bahsedilmistir. Bu da yeni okuyucularda kopukluklara neden olabilir. Eger bu kitabi okumayı düşünüyorsanız ilk önce filmlerini izlemeyi tavsiye ederim.
  • 448 syf.
    ·3 günde·9/10
    Temposu hic düşmeyen bir kurgu ile tanışmak isteyenler, bu kitabı soluksuz okuycaklarından emin olabilirler...
    Klasik polis suçlu kovalamacası olmayan eser, bir torunun dedesinin suçla dolu geçmişi ile yüzleşmek için bulunduğu birlikte bir mesaj alır ve kendini çocukluğu ile şimdiki zamanın içinde sıkışmış olarak bulur...
    Dedesi vurulmuştur. O ise kısıtlı sürede katile ulaşmak için tüm eski dostların kapısını çalmaya başlar...
    Her sayfası gizem dolu olan bu eserin son sayfalarında şaşırmaya hazır olun. En yakınımızı gerçekten ne kadar iyi tanıyoruz? Hepimiz, gercekten gördüğümüz gibi mi yoksa; herkesin bizi görmesi gerektigi kadarına mı izin veriyoruz?

    Çevirisinde ufak tefek hatalar olsa da kurgudan kopacak kadar rahatsız edici değil...
    Yazar takip edeceklerim arasında sağlam bir şekilde yerini aldı...
    Bir göz atmanızı tavsiye ederim 🤗
  • 413 syf.
    ·15 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Dünyevi ihtiyaçlarım sebebiyle bir karanlığa gömülmüşken evrenin tekamül yasaları gereği, uzun bir ara verdikten sonra kendimi insan-ı kamile ulaşma yolunda yeniden araçlar ararken buldum; Reiki pratiklerimde yapmış olduğum gibi kısıtlı zamanımı bahane etmektense kütüphanemin karşısında dururken ruhumun beni doğru kitaba yönlendirmesini bekledim ve sonuç olarak Sertaç Mehmet Temizel’in derlediği bu eseri tekrar elimde buldum. Öncelikle bu kitap, yazarın okumuş olduğum ilk kitabı ve kalınlığından ötürü her ne kadar gereksiz bir bolluk hissi verse de tam aksine hiç bitmese dedirten ve sürekli öğreten bir eser. Hatta öyle ki, içinde barındırdığı konulara biraz daha derinlemesine değinilmiş olsa, hiçbir yayınevinin bu kadar kalın bir kitabı basmak isteyeceğine, hiçbir okurun da satın alacağına inanmıyorum.

    Kitapta günümüz Türkçe’siyle Dr. Bedri Ruhselman’ın Ruhlar Arasında adlı eseri derlenmiş, yazar tarafından gerek ruhsal celseleri ile edindiği bilgiler, gerekse yoğun araştırmaları sonucu bulduğu her türlü nazari ve tatbiki bilgi de bu kitaba eklenmiş ve muhteşem bir eser ortaya çıkmış. Kendisini gerçekten tanımak isterdim. Hani her kitabın iyi ki okumuşum dedirten bir yanı vardır ya; işte bu kitap kendine yol arayanlara yol gösterici olabilecek bir kitap olma özelliği taşıyor.

    Kitap nasıl ruhsal çalışmalar yapabileceğini okuyucuya öğretmiyor. Eğer beklentiniz bu yöndeyse farklı bir kitaba yönlenmezi ama yine de öncesinde bu kitabı şiddetle okumanızı tavsiye ederim. Bu kitap medyumluk çalışmaları yapılırsa ne gibi sonuçlar doğurabileceğini, yapılırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini ve karşılaşılan ruhların arasından körü körüne inanmak ve ilahileştirmektense doğru olanının seçilmesiyle, bu ruhların mertebelerinin anlaşılmasını, tasallut (musallat) durumlarının yaşanmasının önüne geçilmesini sağlıyor. Belki hepimizin geçmişte yaşadığı bazı korkunç paranormal olayların sevgi dolu sebeplerini ve bizleri ölüm sonrasında bekleyen süreçler konusunda bilgilendiriyor. Bu kitap kesinlikle bir başucu kitabıdır ve bir sahafa satmaktan veya birine hediye etmektense, ne yazık ki basımı durmuş bu kitabı ısıl işlemler uygulanıp vakumlanmış naylonlar kaplayarak kitaplığımda saklamayı tercih ettim.

    Kitabın bende bırakmış olduğu yegane etki kendi tekamül seviyemin ne mertebede olduğunu farketmem, bir sonraki adımımı ne yönde ve hangi dikkatle atacağımı bilmem oldu. Bu kitabı daha yarılamışken vicdanımın sızısıyla tüm geçmiş yaşamlarım ve bugünüm adına, beni üzmüş herkesi bağışladım, acı yaşattığım herkes için tanrıya bizi birliğe ulaştırsın diye dua ettim ve af diledim. Bugün henüz ölmeyeceğimi içsel bir bilişle, yaşama güven duyarak seziyorum ve vazifemi gerçekleştirirken gelecekteki benin inanılmaz hayalini kurarak gülümsüyorum.

    Yaşamımı izleyen ve takip eden, büyük bir coşkuyla başarmam için destek verdiğine inandığım tüm ruhlara selam ve şükranlarımı sunarım. Işığınız bolsun.
  • 126 syf.
    ·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Sürekli “acaba sırada ne var?” psikolojisi ile okuyorsunuz kitabı. Merak içerisinde takip ediyorsunuz olayları. Böylesine sevilesi ve mesajlarla dolu kitabı herkesin okumasını öneririm. Bol kitaplı günler. :)
  • Ayağım taşa takılsa bilirim düşmeme izin vermeyecek bir kardeş durur yanımda

    azra ateş kendisi hesabını yeni açtı takip ederseniz sevinirim
  • 134 syf.
    ·10/10
    İçindeki aşkın, deliliğin, oturmaz düşüncenin hürriyeti ile yazan bir adam: "Alabildiğine verilmiş bir çocuk hürriyeti."
    Okurken kelimelerin birbirini takip edişi, kendi kendine akışı dikkatimi çekmişti. Sanki kelimeler önündeki ve arkasındakinden başkasıyla kullanılamaz, kullanılırsa yanlış yazılmış olur gibi. Bu düşüncemi kitabın sonundaki Bedri Rahmi Eyüboğlu'nın anılarını okuyunca teyit ettim.

    -Zenginliğe sövüyor, fakirlere enayi gibi acıyor. Neredeyse dünyaya nizam vermeye kalkacak.- Size bir şey söyleyeyim mi, az daha yaşasa başarırmış. Güzel adamlar hep erken terk etmiş bu dünyayı.

    Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun dediği gibi: "Sait deyince aklıma gelenleri gelişi-güzel sıralamak istiyordum. Sait deyince aklıma çakıl taşları geliyor. Yer yer çok diri renklerle donanmış, kimisi serin, kimisi ılık, kimisi ayağı kavuracak kadar kızgın çakıl taşları! Yalnız Büyükada'nın en tenha kıyılarında rastlanan dört beş metre denizin dibinde göz kamaştıran kocaman çakıl taşları."
    Kayseri'nin ortasında tek sevdası bağ, bahçe, ağaç, rüzgar, yağmur ve yeşil olan ben durduk yere deniz, ada sevmeye başladım. Adamakıllı özlüyorum denizi. Bir de Mercan Usta'yı.. Zaten bu hikayeyi okuduktan sonra Mercan Ustayla bir rakı içmek hevesine kapılmayan da ne bileyim, kalbim var demesin, Sait Faik'i de okumasın -kendisi diyor.-

    Sevdiğim üç adam daha var artık: Sait Faik, Bedri Rahmi, Mercan Usta. İçimde yer ettiler. Bedri Rahmi'yi eskiden beri gönlümde taşırdım.. her neyse konu bu değil.

    Sait Faik'in zengin bir hayatı var. Zengin dedimse çok parası var anlamında değil. Zengin bir bakışı var, olayların içinde bir şeyler görüyor. Mehmet Kaplan'ın Hikaye Tahlilleri kitabında izah etmiş "Sait Faik'in hikayelerini hayat gibi zengin, karmaşık ve güzel yapan, bu sevgi dolu derin, geniş, anlayışlı ve müsamahalı bakıştır."

    Mehmet Kaplan demişken, bahsi geçen aynı kitapta şöyle bir anı var: " Sait Faik'i yakından tanıdım ve sevdim. Bir sabah, tesadüfen Köprü altından eşimle beraber geçerken, onunla karşılaştık. Selamlaştık. Sait Faik'i ilk defa gören eşim: " Kim bu serseri, eşkıya kılıklı adam!" dedi. "Sait Faik." dedim. Gözlerine inanamadı. "Ne, o güzel hikayeleri yazan bu adam mı?" diye hayret etti."
    Kusura bakmayın hanımefendi, bizde adamlık komik kıyafetle olmuyor!.. Her düşünceye inat, aslolan bir martının ölümüne ağıt yakmak isteyen gönüldür.


    Okuyun, okutun; ama en çok sevin.
  • S-400 Triumf orta menzilli hava savunma sistemi S-300'den geliştirilmiş yeni nesil Rus yapımı bir kısa-orta-uzun menzilli hava savunma füze sistemidir. S-400 1979'da S-300'ün ortaya çıkmasından hemen sonra 1980'lerin başında o zamanki adıyla Almaz Merkezi Tasarım Bürosu tarafından (günümüzde Almaz Bilimsel Endüstriyel Şirketi) Sovyetler Birliği'nde geliştirilmeye başlanmış ve gelişim süreci SSCB'nin dağılması nedeniyle uzun bir evrim olmuştur.

    S-400'ün S-300 sistemlerinden en önemli farkı daha fazla hedefi aynı anda takip edebilmesi ve gelişmiş elektronik karşı tedbirlere sahip olmasıdır. Ayrıca S-400'de kullanılan radarlar hafif radar izine sahip olan ve hayalet uçak tabir edilen hedefleri takip edebilme yeteneğine sahiptir. S-400 sistemine şu ana kadar pek çok devlet ilgi göstermiş olmasına rağmen Çin Halk Cumhuriyeti haricinde yabancı bir ülkeye satış gerçekleşmemiştir.