• 415 syf.
    ·Puan vermedi
    -Çoğumuz huzurlu olmak isteriz hayatımız huzurlu geçsin saadet içinde yaşayalım diye düşünürüz. - İkinci dünya savaşı patlak vermek üzere, herkes savaşa girip girmeyeceğimizi tartışıyor. Kimisi savaşa kesin gözüyle bakarken kimisi yalnızca savaşa girmeyelim yeter diyor. İşte kitabın dönem atmosferi bu Cumhuriyet sonrası Türkiye yi adeta Tanpınar ın gözlüklerinden seyrediyorsunuz. Bir de bu kitapta ilgimi çeken bir nokta daha var. Hani biz Türkiyeyiz Türkiye olmalıyız diye ağzımızdan düşmeyen bir laf varya hah işte ne ki o Türkiye ne, kim, nerede? Ne yapıyor bu Türkiye? Bir yandan ırk ayrımlarıyla uğraşırken bir yandan kadınlarla uğraşıyor "şimdilerde". O dönemde ise insanlar savaşla uğraşıyor, onu tartışıyor, izliyor, neler olacak diye bekliyor, endişeli bakıyorlar belki. Belki kimileri ise rahat. Ama yine de günümüzde hala konuşup tartıştığımız konuları onlar da konuşuyor. Ve tabi kitap aşkından belki biraz da vicdan azabından kurtulamayan bir genci anlatıyor. Yine bir aşk yine Tanpınar. Ama Tanpınar yalnızca aşkı anlatmıyor sokakları, sokaktaki çocukları, yaşlı düşkün teyzeleri, hasta benzi solmuş insanları, nasıl desem bazı eski değerli eşyaların tarihi kokusunu anlatıyor. Bu kitapta o kadar çok betimleme vardı ki... Bence hareket yani olaylarların yazıyla kapladığı yerle insanların, hayvanların ruh hallerinin veya fiziksel olarak görüntülerinin (manzara, ev mimarisi) betimlemelerini karşılaştırırsak betimlemeler öne geçer. Bu da zaten klasik bir Tanpınar kitabı örneğidir. (saatleri ayarlama enstitüsü öyle değildi o sıradışı ve herhangi bir dönemin havasını yansıtmıyordu.) Kitabı çok uzun sürede bitirdim. Kitap sıkıcı değil akıcıydı ayrıca bilmediğim çok kelime yoktu zaten Tanpınar ın birkaç kitabını okuduktan sonra uslubu ve kullandığı kelimler tanıdık ve kolay geliyor.
    Sormak istediğim bir şey daha var bugün 17 Ağutos sizce savaşta deprem gibi "insan eliyle" yapılan bir afet midir?
  • Ne buldum ben eski cizgi filmlere bakarken ya.
    Ben bunu çocukken izlemistim turuncu saçlı kız diyorum bir yerden tanıdık geliyor sonra dedim ki bu bizim Anne değil mi yanındaki de Diana Allahım çok mutlu oldum bir an önce izleyeceğim ❤❤❤https://youtu.be/8oI6CYOMpaU
    #Anne with green gables
  • 224 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    Pavese'den okuduğum ilk kitap ve kafamda yaratdığı resim tanıdık geldi, Corrado karakteri için de benzer kelimeleri söyleye bilerim. Dili güzel, okunaklı bir kitap, okudukca okuyası geliyor insanın
  • “Cumartesi sabahı okuduğunuz bir e-postayla zihninizde uyanan kaygılı düşüncelerin bütün bir hafta sonunu esir alması size de tanıdık geliyor mu?”
  • Bir akıl çağının kâfirliği. Doğruyu görür ve onaylar ama yanlışı yaparım.
    Anthony Burgess
    Sayfa 103 - Türkiye iş bankası kültür yayınları
  • 960 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Merhabalarr. Kitabı bitireli biraz oldu. Aslında daha önce yazmalıydım ama kitap beni o kadar etkiledi ki ağlamadan bunu yazabilmemin imkanı yoktu. Tüm seri o kadar güzeldi ki bu sonu hala kabullenemiyorum. Sarah j maas yine harikalar yaratmış. Gerçekten hala seriyi almayı düşünen varsa düşünmeyi bırak ve al derim o kadar. Öncelikle dex e kitabı ciltli çıkarmaları için o kadar çok söylendik ki anlatamam ama sonunda ciltliyi kabul etmişler. Sonra hep diyoruz çevirileri düzgün yapın diye ama bu kitapta da yine hatalar vardı ama kitabı okurken pek takılmadım hatalara çünkü manyak gibi 3 günde bitirdim. Son gece de oturdum ve sabaha kadar okudum bitirdim. Ama değdi. Kitap bence çok güzel. Ama kalbim o kadar kırık ki. Yani tüm bu süreç boyunca kayıplar oldu ama hiçbiri bu kadar çarpıcı değildi. Yani spoiler olmasın diye uğraşıyorum ama bazı ölümler oldu ve ağlamaktan harap oldum. Ve aelin sahnelerinde o kadar deliriyordum ki anlatamam. Bu kitapta aelin meave tarafindan -ve cairn tarafından- işkence görüyor. Ve ikisini bi elime gecirsem boğazlarım ya. Fenrys'de buna tanıklık etmek zorunda bırakılıyor. Ama Fenrys öyle birşey yapıyor ki aşık oluyorsunuz ona da.Bir yandan Rowan deli gibi eşini arıyor. Bu sırada elide gavriel ve lorcan yardım ediyor ona. Lorcan da elide kendisini affetsin diye uğraşıyor. Tabiki lorcan ve elide'ın sonundan tatmin oldum ben. Elide mükemmelligini konuşturacak yine. Sonra sonra Dorian ve manon diger anahtarı ve crochanlari arıyor bir yandan. Tabiki manorian sahnelerine aşık ola ola okudum. Dorian bu kitapta öyle güçlü ki sonunda gerçekten manyak şeyler yapmaya başladı. Daha öncesinde baş karakter hep aelin diye herşeyi o yapıyordu o yüzden aelin pek sevmiyodum. Yan katakterler boşuna yazılmış gibi olunca sinir oluyorum hep ama neyseki bu kitapta hepsini daha çok tanıdık gördük. Neyse Dorian'ı öve öve bitiremem o yüzden de Manon'a geçelim. Manon tek kelimeyle efsane. Zaten çok seviyorum hastayım kadına bide bu kitapta yaptığı şeylerle iyice aşık oldum. 13ler ile birlikte acayip hayranım onlara ve keşke 13lerin kaderi böyle olmasaydı bu yüzden yazardan hep nefret edebilirim.(şaka sayılır sarahcım çok alınma ama yinede nefret edebilirim.) Neyse diğer bir yanda da lysandra ve aedion var. Aedion çok kızgın lysandraya fırtınalar imparatorluğunun sonu yüzünden.(Şahsen haklı olduğunu düşünüyorum ama birazcık abarttı aedionda) Ama Lys'de sonuna kadar uyguluyor aelinin planlarını. Cidden iyi bir dost. Neyse tabi bu arada Darrow'a acayip sinir oluyosunuz ama bence kendini az çok affetirecek sonda. Neyse gelelim yrene ve chaol'a ikisini zaten acayip seviyorum. Ama yrene harikasın be kadın. Nesryn ve sartaq çok güzellerdi her zamanki gibi. Gerçekten çok yardımları oluyor. Şafak kulesi sevme nedenimden biri de nesryn ve sartaqtı zaten. Neyse işte savaşlar falan oluyor bir sürü hemde ama hiçbiri aelin ve dorian'ın yaptığı şey kadar manyak değildi bence. Buralarda Dorian'ın babasının gerçek yüzünü dahada çok görüyoruz. Ve adam gerçekten adam gibi adammış. Lanet tanrıları da görüyoruz pisliklere hadlerini bildirecek ama aelin efsane bi şekilde.Ve ve ve o kadar uzun zamandır rhys ve feyrenin sahnesini bekliyordum ki delirdim okuyunca. Rhys gene tam bir reislik yaparak gözüküyor bu kitaptada. Neyse kitabın içindeki son savaşta sonunda aelin orynth'e gittiğinde işler hızlanıyor. Gavriel direk aedionu oğlunu görmeye gidiyor. Ve birlikte son bir savaş veriyorlar. Gavriel sahnesi aklıma geldikce hala hüzünlenirim. Kitapta o kadar çok fedakarlık yapıldı ki :(((( Neyse işte son savaşta Aelin Erawan ve Meave ile karşı karşıya geliyor. İlk başta işler zor gitse de sonunda takım aelin'e yardıma geliyor. Ama işler hala zor. Erawan şifacılardan nefret ettiği için bir hata yapıyor ve sonu da iyi olmuyor zaten. Dorian bir kere Erawan'a göstermişti gününü ve bir kez daha bunu yrene -harika kadın- ile yapıyor. O sırada da aelin rowan fenrys ve lorcan da meaveyle uğraşıyor. Dediğim gibi işleri zordu ama ne yapıp edip kraliçeyi yeniyorlar.( Meave yöntemlerin farklı olsaydı severdim seni. ) Herşey bittikten sonra birkez daha ağladım. Kayıplara ağladım. Verilen ve asla geri alınamayacak şeylere ağladım. Bu güzel serinin bitimine ağladım. Yani dostlar koskoca serinin sonuna geldik ve ben buna bir kez daha ağlamaya gidiyorum. Seriye bir kez daha başlayıp tekrar okuyacağım işte o zaman diger kitaplarında incelemsini eklerim belki buraya. Ama tabi bilmiyorum ne zaman çıkarım bu son kitabın etkisinden. SON SÖZ OLARAK KİTABI ALIN OKUYUN OKUTTURUN. Okumamak pişmanlıktır.( tabi okumak da pişmanlıktır.)
  • hat kurslarında, otantik kitaplı mitaplı kafelerde takılmalar, kalimbalı piyanolu pozlar, hırçın kıyafetler, pahalı çantalar, olmaza olmaz kahveli kitaplı manzaralı resimler, zivitırda garib isimler ile aykırı twitler...