• 99 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Kitap İnceleme Yazısı
    Kitap Adı: Dreyfus Davası
    Yazarı : Prof.Dr. Sami Selçuk
    Yayınevi : İmge Kitabevi
    Baskısı :3.Baskı / Haziran 2018

    Bireylerde hukuk bilinci gelişmeden, hukuk toplumu olmadan, tüm sistematiğinde, hücrelerinde, genlerinde, adaletin dolaştığı bir devlet düzeni oluşmayacağı anlaşılıyor. Kronolojik tarihsel olaylardan
    Bu kanıya varabiliyoruz. Hukuk; adalet, güven, kalıcı düzen, özgürlük, barış ve sevgi eksenli bir dayanışma doğurmuyorsa, toplumsal dokudan kaynaklanan yapısal bir sorun var demektir.
    “Hukuk nedir, hangi sorunları çözer, niçin gereklidir” diye sokakta bir anket yapalım, hukuk zihniyetimiz ortaya çıkacaktır. “İcra, çek, senet, boşanma, trafik kazası, vergi borcu, cinayet, iflas, yaralama ve benzeri sorunları çözmek için gerekli bir kural, kurum ve yöntemler bütünü” olarak algılandığı ortaya çıkacaktır.
    Hukuk elbette bunları da kapsayan, kural koyan, çözüm sunan bir sosyal bilim dalıdır.
    Tarih, felsefe, mantık, sosyoloji, psikoloji ve diğer fen bilimleri ile iç içedir hukuk.
    Adalet; mülkün güvencesi, insanlığınsa temelidir. Adaletle inşa edilemeyen hiçbir yapı ve organizasyon kalıcı değer üretemez.
    Allah uzun ömürler versin, 80 yaşını aşmış, kitabın yazarı, hukuk duayeni, Sayın Prof. Dr. Sami Selçuk, bilim ve insanlık aşkıyla halen eserler yazıp, üniversitede ders anlatıyorsa, biz de bu kervana, ayda en az 2 kitap okuyarak katılmamız gerekiyor. Yazarın 7 kitabını temin ettim, hepsini dikkatlice okuyacağım.
    Hukuk literatürüne, “Dreyfus Davası” diye geçen olay, 1894 yılında Fransa’da geçer ve 12 yıl sürer. Yüzbaşı Alfred Dreyfus, Fransız ordusunda görev yapan Yahudi asıllı bir askerdir.
    Almanya hesabına casusluk yapmakla suçlanır. Askeri, siyasi, ekonomik başarısızlıkların üstünü örtmek için bir suçlu aranmıştır dönemde. İşin içine Yahudi olmak da girince Dreyfus şamar oğlanı seçilmiştir. Yalancı tanıklar ve sahte belgeler üretilerek, hakkında dava açılır ve mahkûm olur.
    Olaylar farklı boyutlara taşınır. Dünya gündemine girer bu olay. Zamanla iftira atanlar, sahte belge üretenler, suçlarını itiraf etmek zorunda kalırlar ve mahkum olurlar. Cezaevinde vicdan azabına dayanamayıp gurur meselesi de yaparlar ve intihar ederler.
    Evinde münzevi yaşayıp roman Yazan Emile Zola’ da gelişmeleri takip etmektedir. Her riski göze alarak olaya müdahil olur. Dreyfus’un masum olduğuna adı gibi emindir.
    “Suçluyorum” adında bir kitapçık yayınlayarak gündemi değiştirir. Dreyfus’un yeniden yargılanmasına katkı sağlar. Dreyfus aklanır ve orduya geri döner. Sonuçta adalet kazanmıştır, insanlık kazanmıştır.
    Bu olay hukuk tarihine, “yargılama yanılgısı” olarak girmiştir.
    Hukuk bilinci tam oturmayınca, ülkemizde de bu türde yanılgıların olduğunu, tarih süreci ortaya çıkarmıştır. “Önce astılar, sonra alkışladılar” türünde hazin öyküleri çokça okumuşuzdur.
    “Yanlış hesap Bağdat'tan döner” diye bir atasözümüz vardır. Artık yanlış yapmayalım da Bağdat’a da muhtaç olmayalım. Başbakan asma, parti kapatma, Ergenekon, balyoz gibi, adaleti kazınmış, politik eksenli davalar, milleti parçalara bölmüş, mağdurlar yaratmış, huzur ve güveni zedelemiştir.
    Hukuk kültürü ve adalet ruhunu tüm topluma yaymamız gerekiyor. Bu mesaj, vatandaş olan herkesi ilgilendiriyor. Adalet, sevgi, üretim, dayanışma, kalkınma istiyorsak, özne olarak her birey üzerine düşeni yapmalı, bilincini artırma çabası içine girmelidir.
    Sosyoloji, psikoloji, felsefe, mantık, tarih, bireysel ve kurumsal gelişim kitaplarından sonra,
    Hukuk alanında eserler okumaya sıra geldi. Bu alanda da sanırım yüze yakın kitap okumam gerekecek.
    Bu sevdaya, bu kervana sizleri de dahil etmek isteriz. İyi okumalar.
    23.12.2018
    Ali Rıza Malkoç
    #armozdeyis
  • Bugün İngilizlerin kurduğu baraj yüzünden, su bir daha "cezri"olmayacak bir" met" gibi yükseldi; neredeyse küçük bir deniz denilebilecek bu göl, nehrin mendereslerin yerini aldı ve kutsal adacıkları yuttu. Orada, tapınaklar, sütun dizileri ve heykellerle yüklü bir tepenin başında, bin yıllardır tahtında oturan İsis Tapınağı, hâlâ tek başına yarı beline kadar suyun dışında duruyor, ama yakında o da boğulacak.
  • Mühendis Lebas yapılan tüm manevraları kendi gözleriyle izliyordu. Devasa kütleyi kaldıran halatlar kopacak gibi gerilmişken, o dikilitaşın hemen altında duruyordu; birinde bile yanılmış olsaydı, düşen taş onu oracıkta öldürürdü. Zaten kişisel bir onursuzluk olarak kabul edeceğim böyle bir kazanın ardından yaşamak istemezdim, diyordu. Ama söylentilere göre, basit bir işçinin zekası olmasa, halatların kopması kaçınılmazdı; halatların uğursuz gıcırdamasını duyan bu adam onları ıslatmayı akıl etmiş, böylelikle direnci artan halatlar sürtünmenin tesiriyle alev almaktan kurtulmuştu.
  • 213 syf.
    ·5 günde·10/10
    Hayvanlar üzerine yazılmış gerçekten müthiş bir eserdir. Kitap, her hayvana sevgiyle yaklaşmamız gerektiğini anlatan bir anafikre sahiptir. Sevgiyle yaklaşırsan karşılığında sevgi ve fedakarlık alırsın, öfke ile nefret ile yaklaşırsan karşılığında da onu alırsın. Yani kısacası ne ekersen onu biçersin. Kitabın özetine gelecek olursak: Vahşi hayatın bağrında doğup büyüyen ve o vahşi hayatta kıtlık gibi türlü zorluklarla karşılaşan bir kurt olan Beyaz Diş, bir gün insanların eline düşmüştür. Eline düştüğü insanlar onun yaşadığı ormana kamp kuran kızılderililerdir. Bulunduğu kabilenin lideri onu sahiplenir ancak kabile halkının köpekleri onun yavru olmasını fırsat bilerek sürekli döverler. Beyaz Diş'in çocukluğu diğer köpeklerden dayak yeme ve kaçma ile geçer. Böylece çok vahşi bir katil olur ve büyüdüğü zaman kendisini döven köpekleri bir bir öldürür. Kabilede bulunduğu zaman da çok zorlu zamanlar atlatmış ve kafasında belirli kurallar meydana getirmiştir. Beyaz Diş'e göre içinde yaşadığı durum bir Anlaşma metnidir: O sahibi Gri Kunduz'un her dediğini yapacak sahibi de bunun karşılığında ona et verecek ve diğer köpeklerden koruyacak. Daha sonra Gri Kunduz ormandan ayrılıp bir şehre gelir ve orada zengin olur. Zengin olduğu zaman herşeyi unutmuş ve Beyaz Diş'i ismi güzel ama içi kötü olan Güzel Smith'e satmıştır. Güzel Smith Beyaz Diş'i aldığı zaman onu zincirle bir kafese bağlar ve kasaba kasaba dolaşıp diğer köpeklerle dövüştürür. Bundan da para kazanır. Beyaz Diş bu yeni sahibinden hiç memnun değildir ancak dövüştürüldüğü tüm köpekleri de yenmesine rağmen yorgun ve bitkin düşmüştür. Bir gün karşısına bir Bulldog köpeği çıkarırlar ve köpek Beyaz Diş'i yener. Köpek az kalsın Beyaz Diş'i öldürecekken o yörenin tanınmış bir altın avcısı tarafından kurtarılır. Bu adam Weedon Scott'tur ve Beyaz Diş'in yeni sahibi olacaktır. Adam köpeği Güzel Smith'in elinden kurtarır ve kendi yaşadığı eve götürür. Orada Beyaz Diş'e çok güzel davranır. Beyaz Diş çocukluğu ve gençliğinde kötü kalpli, vahşi ve katil bir kurt iken Weedon Scott'un elinde içindeki sevgi ışığı ortaya çıkmaktadır. Bu sayede Beyaz Diş ilerleyen zamanlarda ona çok bağlanır, öyle ki o bir yere gittiği zaman yemeden içmeden kesilir ve sahibini sorar. Weedon Scott gideceği yere bir sonraki gidişinde Beyaz Diş'i de almak zorunda kalır. Gidecekleri yer Amerika'nın sıcak olan Güney bölgesinde yer alan bir şehirdir. Gittikleri yerde büyük bir ev ve içinde Scott'un ailesi ile akrabaları yaşamaktadır. 2 tane de köpekleri vardır. Beyaz Diş bu bölgeye ilk başta uyum göstermekte zorlansa da zamanla ortama alışır, köpeklerle arkadaş olur ve Scott'un akrabalarını da sahiplenir. Weedon Scott'un babası olan Yargıç Scott, yeni emekli bir yargıçtır. Görev başında olduğu sıralarda polisler kendi suçlarını masum ve aslında o suçu işlememiş bir adama yüklerler, sahte tanıklar ve belgeler ortaya çıkarırlar. Yargıç Scott ise bu komplolardan habersiz bir şekilde, sanık Jim Hall'ı 50 yıl hapse mahkum etmiştir. Haksız yere San Quentin hapishanesinde 50 yıl hapse mahkum olan adam, yargıçtan intikam alacağını söyler. İşte bir gün çok büyük bir haber ortaya çıkar: Jim Hall hapishaneden kaçmış ve 2 gardiyanı da öldürüp silahlarını almıştır. Bu olaydan sonraki gece Scott'ların evine bu katil adam intikam almak için gelir. Beyaz Diş gece hemen bu yabancının kokusuna uyanır ve adam elinde silah merdivendeyken üzerine atlayıverir. Böylece Jim Hall Beyaz Diş'in boğazını parçalamasıyla ölmüş, Beyaz Diş de 3 mermiyle yere serilmiştir. Beyaz Diş böylece ne kadar fedakar bir köpek olduğunu göstermiştir. Beyaz Diş'in sağlığını yerine getirmek için derhal en iyi doktorlar çağırılır, en iyi hastaneye götürülür. 3 mermiyle hayatta kalması için bir mucizenin olması gerektiğini söyleyen doktorlar gerçekten de mucizeyle karşılaşmıştır. Beyaz Diş çok iyi bakılarak hayata geri döndürülmüştür. Bundan böyle Scott ailesi ona ''kutsanmış kurt'' ismini verecektir.