Evet, hata yapmak, insanın masumiyetini zedelemez. Fakat yanlışta ısrar etmek, nasihate ve telkine kalbini kapatmak, muhasebeden kaçınmak, bizi iyi bir yere götürmez. Kendisi gibi olmayana tahammül göstermemek, ona hayat hakkı tanımamak da öyle.
Denilmiştir ki, insaf, dinin yarısıdır.

İbrahim Tenekeci: Doğru insana yanlış yapmak

Cem Eren, bir alıntı ekledi.
18 May 22:08 · Kitabı okudu

"...prensipler tek parçadırlar, parçalayamazsınız onları, hakikatin mantığı yekpare bir düz çizgi halinde uzanır, hatır gönül tanımamak onun özelliğidir."

Sefiller, Victor Hugo (Sayfa 1379)Sefiller, Victor Hugo (Sayfa 1379)
Sefer Fındık, bir alıntı ekledi.
16 May 22:26 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Anadolu hakkında hiçbir fikri olmamasına gittikçe daha çok üzülüyor, bu bilgisizliğinden gitgide daha çok utanıyordu. Avrupa’yı, bütün Amerika’yı, Afrika’nın yarısını, hemen hemen bütün Uzak Şark’ı dolaşmış bir Türk olarak Anadolu’yu tanımamak düpedüz ayıptı.

Esir Şehrin Mahpusu, Kemal TahirEsir Şehrin Mahpusu, Kemal Tahir
Giz, bir alıntı ekledi.
15 May 17:59 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ne güzel şey senden gayrısını tanımamak, takmamak !

Leylim Leylim, Ahmed ArifLeylim Leylim, Ahmed Arif
ManahoS, bir alıntı ekledi.
13 May 17:37 · Kitabı okudu

Arif Nihat Asya ; Tanımamak
Türküm müjdeydl ülkeye...
Gezdim söyleye söyleye;
Birgün söylemedim diye
Türküm beni tanımadı!

Onlar bacım, onlar ağam;
Onlardı sevincim tasam: Ahmed'im Mehmed'im Suna’m
Gülüm beni tanımadı.

Kalkacaktı yokuş, iniş
TaşIar verecekti yemiş
Bir ölçü tutturdum geniş
Ölçüm beni tanımadı.

Hayal değil, hakîkattım
Dağ yardım, kayalar attım;
Elinde küskü, Ferhat’tım
Küsküm beni tanımadı!

Döndüm dolaştım vatanı
Gördüm gözetim her yanı
Örttüm açıkta yatanı
Örttüm beni tanımadı

Elimde dönüş kuzular
Bir gün benden sogudular
Sordum "Ne oldunuz ne var ?"
Sürüm beni tanımadı !

Daha dün sözleştik şurda. .
Düğün hazırladım yurda...
Eller beni tanıdı da
Sözlüm beni tanımadı!

“Yine sizinleyim. ” dedim:
“Nasılsam öyleyim. ” dedim...
Çıkıp da söyleyim dedim...
Kürsüm beni tanımadı!

Ara balarım katarla
Gitsin diyerek dağ, yayla
Toprağı ördüm yollarla...
Örgüm beni tanımadı!

Geçen yolcuya imrendim;
“Geçsem dedim bir de kendim!”
Bu köprüyü yapan bendim
Köprüm beni tanımadı!

Bendim su eden, suyunu;
Bendim ay eden, ayını;
Bendim köy eden, köyünü
Köylüm beni tanımadı!

“Hırpalanmak” ne kelime:
Didik didik, lime lime
Götürülürken ölüme
Ölüm beni tanımadı!

Türküm, müjdeydi ülkeye...
Gezdim söyleye söyleye;
Bir gün söylemedim diye
Türküm, beni tanımadı!

Arif Nihat Asya İhtişamı, Yavuz Bülent Bakiler (Sayfa 389)Arif Nihat Asya İhtişamı, Yavuz Bülent Bakiler (Sayfa 389)
Resul, bir alıntı ekledi.
13 May 01:14 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bir pâdişahın kıymetdâr bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün'imleri medih ve muhabbet edip, Mün'im-i Hakikî'yi unutmak ondan bin derece daha belâhettir.

Sözler, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 7 - Sözler Neşriyat. San. Tic. A.Ş)Sözler, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 7 - Sözler Neşriyat. San. Tic. A.Ş)
Said Dirican, bir alıntı ekledi.
11 May 22:17 · Kitabı okudu

Kapitalizm dini
Kapitalizm bir din. İbadeti tüketmek, mabedi AVM'ler, azizi pop figürleri, çağrısı reklamlar, minaresi reklam panoları, çan kulesi ekranlar, ağlama duvarı elma storlar, sevabı harcamak, günahı yetinmek, kutsalı kutsal tanımamak olan enteresan bir din.

Sermayem Yok Derdimden Başka, Serdar Tuncer (Sayfa 93)Sermayem Yok Derdimden Başka, Serdar Tuncer (Sayfa 93)

Göğü Delen Adam...Başka bir hayatı anlatmıyor aslında yazar başkasının gözünden simdi'yi,geleceğimizi ,hayatımızı eleştiriyor.
Daha doğrusu "Tek tiplestirdigimiz" bir hayatı distopyanin şimdiki zaman'lı versiyonuyla yüzümüze çarpıyor adeta.Hani Zarifoglu'nun çok sevdiğim bir sözü bilirsiniz;
"Gökyüzüne bakmayanlarin kalbi ,daha çok kirlenir " diye
gökyüzüne ,yıldızlara,denize ,ağaçlara,çiçeklere pencerelerimizi acmayali o kadar çok zaman oldu ki kalbimizi rutubetten ,tozdan ,örümcek aglarindan ,havasizliktan kirlettik,nefessiz biraktik.Modern hayatın daha doğrusu medeniyetin azgın dişleri arasında acımasızca ögütüldük .Bu duruma bile isteye razı olduk.Bu hayattaki en kiymetlimiz o yuvarlak metal ,ağır kagit denilen "Para" oldu.Uğruna esimizi,evladimizi,komşumuzu,
dostlarımızı feda ettik.Insanların manevi vasiflarina ,ahlaki değerlerine göre değil,"agirliginca" kıymet verdik .Yine mukaddes paramiz uğruna ahlaki ve dini değerlerimizi dejenere ettik .Herkes karakterinin gereğini yapar sözünü herkes "karakterinin dinini uygular " sözüyle yer değiştirerek sihirli paramız vesilesiyle karakterimizin vermiş olduğu fetvaya dayanarak rahatlıkla yalan soyledik,rahatlıkla iftira attık ,hırsızlık yaptık.Değil mi ki paramız !!! vardı ,elbette ki paraya göre bukalemun misali karakterimizin de renk değiştirmesi gayet makuldu !!!

Paraya öyle tutkuyla bağlandık ki aklımızda ,fikrimizde,dilimizde,
dusuncelerimizde ,kalbimizde,
baktığımız her yerde hep "o" vardı.Hırs yaptık ,kanaat edemedik.Daha yok mu ? ,Daha yok mu ? diyerek kazanmaya çalıştık oysaki hiç farkında olmadan yavaş yavaş kaybetmeye başladık gulusumuzu ,
vicdanimizi,hayallerimizi,yaşama sevincimizi.Soframizda envai çeşit nimetin simarikligini yaparken bir o kadar israf ederek ,tıkış tıkış doldurdugumuz midelerimizle ,sisirilmis egolarimizla ihtiyacı olanları ,komşuyu vs.düşünüp ne diye iştahımızi kaciracaktik ki ?

Curuttuk meyvelerimizi ,değil miydi ki benimkisi bana ait,seninkisini de sana aitti.Ne diye paylaşacaktım ki ?Ne gerek vardı çalışan kazanır sözünü laf olsun diye mi söylemiş atalarımız ? Peygamber Efendimiz'in (sav) "Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir " hadisi serifini peki!!! Kalbimizi ele geçiren yuvarlak metal paranın merhametine bırakarak car cur ettik iliskilerimizi ,dostça bakışlarımızı.

Mukaddes paramiza olağanüstü değer atfederek putlastirdik,onu kaybetme korkusuyla kolay vazgeçtik;dostlarimizdan ,
mutluluğumuzdan,kendi öz benligimizden."Şey"lerin esiri olduk ,"şey"lersiz yaşayamaz olduk.Tüketim cilginligiyla gözlerimizi kamaştıran, bitmek bilmeyen ihtiyaclarimizla "şey"lerin sarhosluguyla mest edemedik işte ruhumuzu .Aldıkça,doldurdukca ruhumuzdan eksildik,ruhumuzdan bosaldik.Evlerimizi o kadar çok "şey"lerle doldurduk ki icimizi sigdiramadik hiçbir yere.Onu karanlık bir odaya hapseder gibi hapsettik.Yuregimizden sızan ince bir ışık suasi bile kuyudaki
yalnizligimiza,yorgunlugumuza çare olamadı.

Satın alamadığımız için ,istediğimiz gibi evirip ceviremedigimiz için hep şikayetçi olduk zaman'dan.Yetmedi bir türlü zaman.
Paranın ,ihtiyaclarimizin peşinde
koşturmaktan geç kaldık kendimize,iyilestiren
vaktimize .Geç kaldık işte nereye baksak gözümüzün önünü kesen binalardan,inşaatlerden ruhumuzun manzarasına.Işte paralaya paralaya kocaman yariklar açtik icimizin gökyüzünde.Kapkaranlık bulutlarla acıya,kedere,sıkıntılara boğularak lapa lapa dolduk.Kalbimizden de olduk.Elimizle sıkı sıkıya tutamadigimiz hiçbir şeyin bizim olmadığını anlamada güçlük çektik.Hiçbir şeyi sıkı sıkıya tutamadigimiz elemin lezzetiyle zevale mahkum ettik kendimizi.

Oysaki şairin dediği gibi gökyüzüne bakmak iyi geliyormuş ya kendimizi dünyanın telaşından bir nebze çekip parayi,
mesguliyetlerimizi kalbimize değil de cebimize koyarak ; içimize doğru inzivaya çekilip derin benligimize kulak versek ne güzel olurdu!!! Uygulaması her ne kadar zorda olsa dünyayı kesben değil kalben de terk ederek ufuklar acsaydik,rotalar cizseydik,izler biraksaydik peşimizden.Bizlere verilen nimetlerin sadece sergide ,pazarda sunulan nimetler misali onların satışını yapanlara değil de onları yaratan Esas Sahibi'ne teşekkür etmeyi unutmasaydik keşke.

Padişahın kıymetli hediyesini getiren şahsa teşekkür edip elini ayağını öpüp hediye sahibini tanımamak ne derece abesse nimetin asıl Sahibi'ni unutmanin ,tanımamanin o derece gaflet olabileceğini düşünemedik mi ?Keşke unutmasak fikretsek,hatirlasak ve sukretsek her daim ...Dünya gemimizi delmesek ,su aldıkça batmasa kürek çeken değerlerimiz,solmasa duygularımız...Modern hayatın bunalimiyla aşırı yük yüklemeden ruhumuzun hafifligiyle, selametle varmak istediğimiz yere,gogumuzu delmeden iç yuceligimize varabilmek umuduyla ...

Not:Kitap çok çok güzel .Genel olarak bana yansıyan yönleriyle kendimce değerlendirme yapmak istedim.Size farklı pencereler açacak,yasaminizi ,aliskanliklarinizi ,varolusunuzu sorgulatacak bir kitap.Eseri daha önce okumuş olduğum Marlo Morgan'in "Bir Çift Yürek" kitabına benzettim biraz.


Keyifli okumalar ...