• 175 syf.
    ·Puan vermedi
    Tek Tanrı'ya inanırım, başka bir şeye değil; bu yaşamdan sonra da mutluluk olmasını umut ederim. İnsanların eşitliğine inanırım ve dini görevlerin doğru olanı yapmakla,merhametle ve insanları mutlu etmeye yönelik çabalarla ilgili olduğunu düşünürüm.yahudiliğin,Hristiyanlığın,İslamın ve bildiğim tüm din kurumlarının öğretilerine inanmiyorum.Benim din kurumum aklımdır. Tüm ulusal din kurumları, insanlığı korkutarak esir
    eden,gücü ve kazancı tekelleştirme amacı güden insan icatlarından başka bir şey gibi görünmüyor bana.İmansızlık sadece inanç veya inançsızlıktan ibaret değildir;inanmadığı şeye inanmış gibi
    görünmeyi de kapsar.Her ulusal dini kurum veya din,Tanrı tarafından belirli kişilere bazı özel görevlerin yüklendiği bahanesiyle kurulmuştur. Yahudilerin Musa'sı, Hristiyanlığın İsa'sı, havarileri ve azizleri,Müslümanların Muhammed'i vardır, sanki Tanrı'ya giden yol öteki insanlara açık değilmiş gibi. Tüm bu dini kurumlar,vahiy veya Tanrı kelami adını verdikleri kutsal kitaplara sahiptir. Yahudiler, Tanrı kelamları'nın Musa'ya ya Tanrı tarafından yüz yüze iletildiğini; Hristiyanlar kendi Tanrı kelamları'nın kutsal bir esinleme yoluyla; Müslümanlar da Tanrı kelamları'nın
    (Kuran) cennetten gelen bir melek tarafından indirildiğini söylemektedirler. Tüm bu farklı dini kurumlar birbirlerini imkansızlıklar suçlamaktadırlar,bense bunların hiçbirine inanmiyorum. [Hristiyan kilisesi adı verilen kuramı pagan mitolojisinin kuyruğuna takılıp yeşerdiğini
    gözlemlemek ilgi çekicidir. Bir dinin kurucusunun ilahi bir şekilde dünyaya geldiği ileri sürülerek ilk aşamada doğrudan bir birleşme sağlanmıştır.Bunu izleyen Tanrı üçlemesi, daha önceki yirmi-otuz bine varan Tanrı kalabalığının azaltılmasından başka bir şey değildir.Efesli Diana imgesinin yerini Meryem imgesi almıştır.Kahramanların tanrılaştırılması, azizlerin kutsallaştırılmasına dönüşmüştür.Eski mitoloji lerde her şeyin bir tanrısı vardı, Hristiyan mitolojide de her şeyin bir Azizi oldu.) Bazıları,"Tanrı kelami yok mudur,vahiy yok müdür?"diye soracaklar belki.Ben buna evet derim, Tanrı kelamı ve vahiy vardır. Tanrı KELAMI GÖZLEMLEDİĞİMİZ EVRENDİR: ....

    Bu anlamıyla hiçbir insan icadının ne karşı çıkabileceği,ne de değiştirebileceği bir kelamdir ve Tanrı insana evrensel bir dille seslenmektedir.
    İnsan dili yerel ve değişkendir bu nedenle de değişmez ve evrensel bilgi için kullanılmada yetersiz kalır.iddia edildiği gibi Tanrı'nın İsa'yı
    yeryüzüne gönderip tüm uluslara müjdeli haberi verdiği düşüncesi, dünyanın sınırları hakkında hiçbir şey bilmeyenlerin cehaletiyle, şu dünyayı
    kurtaranların inandıklarına inananlarla ve (filozofların ve gezginlerin düşünceleriyle çelişki içinde olmasına rağmen)birkaç yüzyıldır dünyanın tepsi gibi dümdüz olduğuna, insanın da onun sonuna kadar yürüyebileceğine inananların fikriyle tutarlıdır ancak.İyi ama İsa herhangi bir şeyin tüm
    uluslar tarafından bilinmesini nasıl sağlayabilirdi?Dünyada o sırada bir kaç yüz farklı dil konuşulmaktaydı.İki ayrı ulusun aynı dili konuşup birbirlerini anlamaları bile çok nadirdi; çeviriye gelince, çeviriye dair fikri olan herkes orijinal metnin büyük kayba uğramadan bir dilden başka bir dile çevrilmesinin mümkün olmadığını bilir, üstelik yapılan hata genellikle anlamdadır. Bunun yanı sıra İsa döneminde matbaacılıktan da
    tümüyle habersizdi insanlar.Bir amaca ulaşmada kullanılacak araçların o amaca ulaşmayla
    eşdeğer olması gerekir;aksi halde amaca asla ulaşılamaz.Sınırlı ve sınırsız güçler arasında ki farklılık ve bilgeliğin ortaya çıkması bunun içinde
    yatmaktadır.İnsanoğlu ,gücünün doğal yetersizliklerinden ötürü amacına ulaşmada sıklıkla başarısızlığa uğrar; ayrıca sıklıkla da bu güce ait bilgeliği uygulamada yetersiz kalır. Ancak sınırsız
    gücün insanın uğradığı başarısızlık gibi bir başarısızlığa uğraması imkansızdır.Kulmanılan araçlar her zaman amaçlara eşittir.Evrensel bir
    insan dili olmaması nedeniyle insan dili tek bilgi kaynağı ve değişmez evrensel bir araç olarak kullanılamaz;bu nedenle de Tanrı nın kendisini insana evrensel ölçekte göstermesi bu yolla olmamıştır.

    Sadece yaratılış sırasında tüm düşünce ve kavramlarımızı Tanrı kelamı birleştirebilir. Yaratılış
    evrensel bir dildir ve insan dilinden bağımsız konuşur; çok boyutlu ve çok çeşitlidir.Her insanın okuyabileceği hakiki bir dildir.Sahtesi yapılamaz;bu
    konuda sahtecilik olmaz;ortadan kalkmaz; değiştirilrmez; baskı altına alınamaz.Basılıp basılamayacağı konusunda insan ifadesine bağlı
    değildir.Dünyanın bir ucundan diğerine kendi basımını yapar. Tüm insanlığa ve tüm dünyalara seslenir; işte bu Tanrı kelamı tüm insanlara onu bilmeleri gerektiği gibi görünür. Tanrının ne
    olduğunu bilmek istiyorsan bunu herhangi bir insanın yazabileceği yazılı kitaplarda arama, Yaratılışın imzasında ara.
    Tüm bilimi kucaklayan ve astronominin önemli bir yer tuttuğu doğa felsefesi alanı, Tanrı'nın eserlerine ve bu eserlerdeki güç ve bilgeliğine yöneliktir
    ve gerçek dindir.Gerçek din bilimsel bilginizin kaynağıdır; bu bilgiden de tüm sanatlar türemiştir.
    Evrenin yapısındaki bilimin ilkelerini bize gösteren Tanrı, insanı bunu keşfetmeye ve onu taklit etmeye
    davet etmektedir. Bizim dediğimiz bu yerkürede yaşayan bizlere sanki şunları söylemektedir:"İnsanoğlu için bu dünyayı yarattım,yıldızlı gökyüzünü görünür kılarak ona bilim ve sanat öğrettim.Rahat bir yaşam için artık
    üretebilir, cömertliğimden öğrenebilir,birbirine karşı saygılı olabilir."Konuya bu açından bakıldığında hiçbir şeyin boşuna yaratılmadığı açıktır.
    Kendi açımdan, vahyin mümkün olduğunu kabul etsem de Tanrı'nın herhangi bir kimseyle, herhangi bir tarzda, herhangi bir dille, herhangi
    bir görüntüyle ya da duygularımızın
    algılayabileceği başka bir araçla doğrudan haberleştiğine inanmıyorum,tersine kendisini yarattığı varlıklarda gösteren Tanrı inanci,
    yaptığımız kötülüklerden pişmanlık duymamızı ve iyi davranışlara sahip olmamızı sağlayacaktır.

    Deizm, kandırılma ihtimali olmadan, bunları bilmenin gerekli ya da uygun olacağını öğretir bize. Yaratılış deisttin kutsal kitabıdır. Tanrı nın kendi el yazısıyla yazdıklarından onun varlığının kesinliğini ,gücünün değişmediğini okur; Tevratmış,incilmiş,kuranmış...hepsi onun için sahtedir.Bu dünyadan sonra hesap verme ihtimali,düşünen beyinler üstünde inanç kadar etkilidir,çünkü gerçeği oluşturan ya da bozan
    bizim inancımız ya da inançsızlığımız
    değildir.Özgür varlıklar olarak içinde bulunduğumuz ve bulunmamız gereken durum buyken, bir filozof hatta sağ duyulu bir insan bile değil,sadece
    bir aptal Tanrı yokmuş gibi yaşamını sürdürür. Uydurma olmayan ve içinde özgün ilahiliğin tüm kanıtlarını barındıran tek din saf ve basit
    deizmdir.İnsanın inandığı ilk dindir ve muhtemelen inanacağı son din olacaktır.

    Tanrıyı ancak yarattıkları sayesinde bilebiliriz.Bir özelliği kavrayabilmek için bizi ona götürecek i muazzam gücünü anlayacak araçlara sahip
    olamazsak,gücü hakkında sadece karışık bir düşünce yapısına sahip olabiliriz.Bilgeliğinin içinde işleyiş düzenini ve yöntemini bilmeden
    bilgeliği hakkında bir fikir sahibi olamayız.Bilimin ilkeleri bizi bu bilgeliğe götürür;insani yaratan Tanrı bilimi de yaratmıştır ve insanoğlu ancak bu araç
    sayesinde Tanrı yı görebilir.İlk çağlarda
    atalarımızın gökcisimlerinin hareketleri ve dönmeleri üzerinde yorulmaksızın yaptıkları gözlemler bu bilgiyi dünyaya getirmiştir. Bunu yapanlar ,Musa ve peygamberler değildi,İsa ve havarileri de değildi. Tanrı yaratılışın büyük
    makinisti,ilk filozof ve tüm bilimlerin ilk
    öğretmenidir.
  • TANRI KELAMI GÖZLEMLEDİĞİMİZ EVRENDİR: Bu anlamıyla hiçbir insan icadının ne karşı çıkabileceği, ne de değiştirebileceği bir kelamdır ve Tanrı insana evrensel bir dille seslenmektedir.
    İnsan dili yerel ve değişkendir bu nedenle de değişmez ve evrensel bilgi için kullanılmada yetersiz kalır.
  • Kullanılan araçlar her zaman amaçlara eşittir. Evrensel bir insan dili olmaması nedeniyle insan dili tek bilgi kaynağı ve değişmez evrensel bir araç olarak kullanılamaz; Bu nedenle de Tanrı'nın kendisini insana Evrensel ölçekte göstermesi bu yolla olmamıştır.
    Bazıları" Tanrı kelamı yok mudur vahiy yok mudur" diye soracaklar belki. ben buna evet derim, Tanrı kelamı ve vahiy vardır:
    Tanrı kelamı gözlemlediğimiz evrendir.
  • Tanrı kelamı tüm insanlara onu bilmeleri gerektiği gibi görünür.
    Onun gücünü sorgulamak istiyor muyuz? Yaratılışın sınırsızlığı içinde bunu görüyoruz.
    Onun bilgeliğini sorgulamak istiyor muyuz?
    Kavranamaz bütünün yönetilmesindeki değişmez düzenin varlığında bunu görüyoruz.
    Onun cömertliğini sorguluyor muyuz? Dünyayı doldurduğu bolluklarda bunu görüyoruz.
    Onun affediciliğini sorguluyor muyuz?
    Nankörlere dahi sunduğu bolluklarda bunu görüyoruz.
    Tanrının ne olduğunu bilmek istiyor muyuz?
    Bunu herhangi bir insanın yazabileceği kitaplarda arama, ama yaratılış'ın imzasıda ara.
  • Tanrı kelamı gözlemlediğimiz evrendir: Bu anlamıyla hiçbir insan icadının ne karşı çıkabileceği,ne de değiştirebileceği bir kelamdır ve Tanrı insana evrensel bir dille seslenmektedir.
    Thomas Paine
    Sayfa 27 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları