• Ne de olsa yasalarda yazılı olmayan keyfi bir kuralı çiğnemişti onlar: İyi ile Kötü‘yü ayırt eden Bilgi Ağacı‘nın meyvesini yemeyeceksin. Peki bu meyvenin tadılmasını istemiyordu da neden söz konusu ağacı Cennet’in duvarları dışında bırakacağına tam ortasına dikmişti ? Mari, bir avukat olarak o çifti savunacak olsa hiç kuşkusuz Tanrı’yı idari ihmalle suçlardı; çünkü ağacı yanlış yere diktiği yetmiyormuş gibi, çevresine uyarı levhaları ve bariyerler koymamış, en basit güvenlik önlemleri bile almamış, böylece herkesi tehlikeyle karşı karşıya bırakmıştı. Mari Tanrıyı suça teşvikle de suçlayabilirdi, çünkü ağacın nerede olduğunu Âdem ile Havva’ya o göstermişti. Bu konuda bir şey söylememiş olsaydı, bu dünyada insanlar kuşaklar boyu mutluluk içinde yaşayacaklar, yasak meyveye el uzatmal kimsenin aklına gelmeyecekti, benzer ağaçlarla dolu bir ormanda bulunduğunda kimse onun özel değerini bilmeyecekti.
  • -Spoiler İçerir-
    Yarı tanrı Percy’nin maceraları, Canavarlar Denizi ile devam ediyor! Bütün sene Percy için oldukça sakin geçmiştir. Hiçbir canavar Percy’e saldırmamış, onun hayatını tehdit etmemiştir. Ama okulun son günü olanlarla birlikte kahramanımız bir okul yılını daha sorunlu bir şekilde kapatmıştır.

    Yarı tanrıların bir sığınak ve eğitim merkezi olarak gördükleri Melez Kampı sınırları zayıflamaktadır. Kampın sınırlarını koruyan ağaç zehirlenmiş ve bütün melezler hayatları tehlike altındadır. Percy bir kez daha kampa dönerken, en yakın arkadaşı satir Kıvırcık’ın da başının dertte olduğu hakkında rüyalar görmektedir.

    Bu sırada okulun son günü çıkan arbedede kendisine yeni bir dost kazanır: Tyson. O bir kikloptur. Yani bizim bildiğimiz adıyla ‘Tepe Göz’. Doğa ruhları ve tanrıların meyvesi olan bu kikloplar, genel olarak kötü canavar sınıfına girmektedir. Ancak Tyson onlardan birisi değildir.

    Annabeth, Percy ve Tyson Melez Kampı’na ulaştıklarında değişen tek şeyin Thalia’nın ağacı olmadığını anlarlar. Kherion ağacı zehirlemekle suçlanmış, yerine başka birisi atanmıştır. Kherion ise sürülmüştür.

    Percy ve arkadaşları Kıvırcık’ın nerede olduğunu öğrenmeye çalışırken, bir yandan da Melez Kampı’nı kurtarmanın planlarını yapmaktadır. Rüyalar sonucunda Percy ile bir bağ kurmayı başaran Kıvırcık, nerede hapis tutulduğunu arkadaşına gösterir. Kıvırcık, Tepe Gözler’in ilki ve en gaddarı olan Polyphemus’un eline düşmüştür! Ve bu kiklop ile evlenmezse akşam yemeği olması oldukça olasıdır. Ancak ne yazık ki bu canavarın bulunduğu ada Canavarlar Denizi’nin ortasındadır!

    Rick Riordan, gerçek ile mitolojiyi harmanlarken Canavarlar Denizi’ni de es geçmemiştir. Burası bizim bildiğimiz adıyla ‘Bermuda Şeytan Üçgeni’dir. Percy, Annabeth’den duyduğu bir efsaneden yola çıkarak ‘Altın Post’un Kıvırcık’ı esir tutan canavarın elinde olduğu kanısına varır. ‘Altın Post’ her şeyi iyileştirebilen, ancak yıllardır kayıp olan büyülü bir nesnedir. Percy o adaya giderek, bir taşla iki kuş vurmak istemektedir.

    Ancak yeni kamp müdüründen görev için kendilerine izin çıkmaz. Üstelik bu iznin kendilerine çıkmadığı gibi, bir de Clarisse adındaki son derece nefret uyandıran bir kıza verilmesi işleri daha da karıştırır. Her şeye rağmen Percy ve arkadaşları Kıvırcık’ı ve kampı kurtarmak için bu yolculuğa çıkmak zorundadırlar.

    Ve tanrı Hermes’in yardımıyla bu zorlu yolculuk başlar. Canavarlar Denizi üzerindeki onlarca canavarla baş etmenin zorluğunun yanında, kahramanlarımız bir de yeniden geri dönmeye çalışan Kronos’un planlarını engellemeleri gerekmektedir.

    Su gibi akıp giden bu macerada; Kherion hakkında çok önemli bir bilgi de öğreneceksiniz. Ki bu bilgi olayların gidişatıyla doğrudan orantılı olacak.

    Her şeyin birbirine girdiği bugünlerde kahramanlarımız başarıya ulaşabilecek mi? Bunu kitabın son sayfasına kadar öğrenemeyeceksiniz. Gerçi ‘başarı’nın kime ne ifade ettiği de belli olmamaktadır. Çünkü açılan kartlar son sayfaya kadar değişecek, değişecek ve değişecektir. Kronos bu defa gerçekten dünyaya dönmek istemektedir.
  • Hesiodos Homeros ile birlikte Yunan yazınının ilk ozanlarındandır. Çoğu zaman ozan olarak Homeros’un arkasında gösterilse de –ki gösterilmesinde haklı sebepler vardır- bazı özellikleriyle birbirlerinden ayrılırlar. İncelemeye bu farklılıkları belirterek başlamak istiyorum:

    1. Homeros yapıtlarında ismini vermez, kişiliğini belli etmez. Ama Hesiodos hemen eserinin başında ismini verir, ilerleyen sayfalarda da ben gibi zamirlerle kendini belli eder.

    2. Hesiodos’un üslubu daha eğitici, Homeros’un ise destansaldır. Hesiodos’un üslubu eğitici olduğu için kendi görüş ve inanışlarını eserine sokmuştur. Adeta bir bilge gibi öğüt verir. Ama çevirmenimiz eserinin bir öykünme ve köylü yapıtı olduğunu belirtir.

    3. Homeros soylu sınıfın destansı anlatıcısıdır. Alt sınıftan birilerine yer vermez, verse bile onları soylu sınıfa ezdirir. Oysa Hesiodos çoban, çiftçi, denizci gibi alt sınıfın insanını eserine sokmuş ve onların savunucusu, yol göstericisi olmaya çalışmıştır.

    Kitabın Thegonia kısmında tanrıların doğuşundan bahsedilir. Hesiodos’a göre tanrılar sonsuz bir boşluk olan Khaos’tan doğmaya başlamıştır. Önce Yer(Gaia), Aşk(Eros), Gece(Erebos), Gök(Uranos), Deniz(Pontos) doğar. Bunlar da aralarında birleşerek yaradılışı devam ettirirler. Yer ile Gök birleşir ve meşhur tanrı soyu Titanlar doğar. Titanların hakimiyetlerinden sonra Olympos’un ölmezleri hüküm sürerler. Hesiodos yaradılışı soylara ayırır ve detaylı bir soy ağacı çıkartır. (detay için bkz. #32029374) Tanrıların özellikleri sadece yüzeysel olarak verildiği için ön bilgi edinmek daha sağlıklı olabilir.

    İşler ve Günler kısmının özü şudur: Yüce Tanrılara karşı sorumluluklarını yerine getir, onlara karşı gelme. İyi, doğru, çalışkan bir insan ol. İşler kısmında Hesiodos’un yukarıda bahsettiğimiz yol gösterici özellikleri karşımıza çıkar. Bir babanın oğluna öğüt vermesi gibi o da kardeşi Perses’e adalet, doğruluk, tarla işleri, komşuluk ilişkileri, denizcilik, ev, aile, çalışma, insan ilişkileri gibi konularda detaya varacak şekilde öğütler verir. Doğruluğun ve çalışmanın önemini de her fırsatta belirtir. Günler kısmında ise hangi günlerde hangi işler yapılmalıdır diye yapılması gerekenleri sıralar.

    İçerikle ilgili değinilmesi gereken son nokta Prometheus ve Pandora’dır. Homeros’ta bu iki efsane geçmez(miş). Kimi der ki insan Prometheus tarafından yaratılmıştır. Ben de Zincire Vurulmuş Prometheus incelemesinde(#32029374) bunu belirtmiştim. Hesiodos’ta Prometheus’dan önce de sonra da insan hep vardır fakat nasıl yaratıldığı hakkında bilgi yoktur. Ama Hesiodos hem Thegonia’da hem de İşler ve Günler’de Prometheus’un ateşi çalarak insanlara yardım etmesini, cezalandırılışı yapıtına koyar. Aynı şekilde Pandora efsanesi de iki eserinde de yer alır. Pandora tanrılar tarafından insanlara ceza olarak gönderildiği söylenen ilk kadındır. Ceza olarak gönderildiğinden midir nedir Hesiodos kadınlara karşı tam bir hödük tutumu benimser: “Ha bir kadına güvenmişsin ha bir hırsıza” “Bir karı ki boğazından başka bir şey düşünmez.” Ne kadar tanrıları yüceltip, insanlara faydalı öğütler vermeye çalışsa da kadına değer vermediği için ozan olarak gözümüzde değerini düşürür.

    Bu eser mitoloji için temel kaynaklardan biridir. Ama verilen bilgiler yüzeysel olduğu için önceden bir şeyler karıştırmak lazım. Karıştırmasanız da kitabın sonunda geniş bir sözlük var. Çevirmenler Azra Erhat ve Sabahattin Eyüboğlu bir de geniş çaplı bir inceleme yapmışlar kitap ve Hesiodos için. O da okunmaya değer. Bana göre bu kitap okunup hemen kabul edilmemeli diğer eserlerle yani Homeros ile mukayese edilip bir sonuca varılmalıdır. Keyifli okumalar diliyorum.
  • İlk olarak Promete’nin insanlara yazıyı, matematiği, astronomiyi, tıbbı, hayvanları evcilleştirmeyi, gemi yapmayı, kâhinliği öğrettiği efsanesi nedeniyle, batı dünyasında, bütün kültürlerin Yunanlılardan kaynaklandığı inancı yüzyıllar boyu süregelmiştir. Diğer taraftan, Tevrat da bir kısmı tanrı tarafından yazdırılmış, bir kısmı İsrailliler tarafından yaratılmış ilk dinsel ve edebî kitap olarak kabul edilmişti.

    Geçen yüzyıl içinde, Mezopotamya’da yapılan kazılardaki buluntular, çıkan binlerce yazılı belgenin çözülüp okunması ile her iki inanç da kökünden sarsıldı. Çünkü Promete’den an az 2000 yıl önce Sumerliler bunların hepsini bulmuşlar, yapmışlar ve kullanmışlardı. Diğer taraftan Tevrat’taki birçok konuların Sumerlilerden kaynaklandığı, metinler okundukça meydana çıkmış ve çıkmaktadır.

    Bilindiği gibi Sumerlilerin en önemli bulgularından biri, dillerine göre bir yazı icat etmeleri, onu geliştirmeleri ve kil üzerine yazarak zamanımıza kadar ulaşmasını sağlamaları olmuştur. Bulunan belgeler arasında büyük değeri olanlar edebî yazıtlardır. Bunlar daha çok Sumerlilerin tanrıları ve dinleri ile ilgili konuları kapsamaktadır. Sumer yazarları ve ozanları tanrılarıyla ilgili çeşitli efsaneler yaratmışlar, şiirler yazmış, ilâhiler bestelemişlerdir. Bunlardan başka, destanlar, ata­sözleri, hikâyeler gibi konular da bulunuyor bunlar arasında.

    Sumerlilerin dinleri ve edebî yapıtları gerek kendileri zamanında yaşayan, gerek daha sonra gelen Ortadoğu milletlerini etkisi altına alarak izleri, bir taraftan Yunanlılar yoluyla Batı dünyasına, diğer taraftan Tevrat ve Kur’an’a kadar ulaşmıştır.

    Sumerlilerden Tevrat’a geçen konular üzerinde Batıda bazı yayınlar yapılmışsa da bu hususta ülkemizde bir yayın yoktu. Aynı konuların Kur’­an’da bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa ne düzeyde olduğu soruları beni bir hayli meraklandırmıştı. Bu nedenle geçtiğimiz aylarda Sumer edebiyatından ve efsanelerinden Tevrat ve Kur’an’a geçen konuları karşılaştırmak suretiyle oldukça ayrıntılı bir yazı hazırladım. 1

    Sumerlilerin dillerinin Türkçeye benzediği ve dağlık yerden göç ettikleri kamsı gittikçe yaygınlaşmaktadır. Bu nedenle Orta Asya Türk Kültürü ile onların kültürü arasında bir bağlantı bulabilir miyim, düşüncesi ile Prof. Bahaâttin Ögel’in Türk Mitolojisi 2 kitabını zaman zaman incelemekte idim. Hakikaten bazı parellellikler tesbit ettim. Bunları bir başlangıç olarak bu kongrede sunmaya karar verdim. Fakat araştırma­larım ilerledikçe konunun daha genişleyeceğini ve kongre süresini aşacağım anlayarak araştırmayı kısa kesmeye mecbur oldum.

    Bahaattin Ögel, Türk mitolojisi temelinin uzay ve dünya ile ilgili inanış ve anlayış olduğunu yazmış. Sumer mitolojisinde de böyle. Sumerliler yaradılış ve evrenle ilgili düşüncelerini toplu bir halde yazmamışlar Ancak bunlar, destanların baş kısımlarında veya ortalarında kısım kısım anla­tılmış. Aynı geleneği Türk destanlarında da buluyoruz.

    Sumer yaradılış efsanesine göre, önce her taraf derin ve geniş bir su ile kaplıydı. Bunun adı tanrıça Nammu. Bu tanrıça sudan bir dağ çıkarıyor. Oğlu hava tanrısı Enlil onu ikiye ayırıyor, üstü gök, altı yer olu­yor. Göğü, gök tanrısı An, yeri de yer tanrıçası Ninki ile hava tanrısı Enlil alıyor. 3 Buna göre önce evreni meydana getiren suda olan ana tanrıça ile hava tanrısıdır. Gök ve yer birer tanrı değil onların sahibidirler.
    Türk efsanelerinde çok çeşitli yaradılış motifi var 4 Buna rağmen ana motif birbirlerine benziyor. İlk olarak evren büyük bir sudan oluşuyor. Tanrı Ülgen, bazısında insan olan kişi, bazısında şeytan olan Erlik ile bu suların üzerinde uçuyor. Birinde denizden bir taş çıkarak Ülgen’e konacak bir yer oluyor. Başka birinde Erlik, diğerinde kişi, bir diğerinde ise yaban ördeği suyun içinden toprağı çıkararak yeri meydana getiriyor.

    Bir başkasında ise Su içindeki tanrıça Akana veya Ak-ene, Ülgen’e yeri ve göğü nasıl yaratacağını söylüyor (s. 332). Ülgen de yere ve göğe “ol” diyor, onlar da oluyorlar (s. 433).

    Ülgenin yer ve göğe “olun” demesi ve evreni 6 günde yaratarak yedinci gün dinlenmesi Tevrat ve Kur’an’daki Allahın “ol” diyerek yeri göğü 6 günde yaratması ve yedinci günü dinlenmesi motifi ile paraleldir.

    İnsanın yaradılışı: Sumer’de tanrılar çoğalmaya başlayınca kendi iş­lerini yapıp yetiştiremediklerinden yakınıyor ve bütün tanrıların yara­tıcısı tanrıça Nammu’ya gelerek işlerini yapacak kimseler yaratması için yalvarıyorlar. O da oğlu bilgelik tanrısı Enki’yi derin uykusundan uyan­dırarak tanrıların işlerini görecekleri yaratmasını söylüyor. Enki de annesine derin sudan çamur almasını, ona tanrıların görüntüsünde şekil vermesini, ona bu işte yer tanrıçası ile doğum tanrısının yardım edece­ğini söylüyor. Enki, ey anneciğim! yeni doğanın kaderini söyle, diyor, so­nunda o bir insan oluyor. 5

    Türk efsanelerinde insanın yaradılışı: Bunların birinde tanrı Ülgen deniz yüzünde toprak parçası görüyor. Bu toprağa “insan olsun” diyor, o insan oluyor. Adı Erlik. Bu tanrı ile kendini bir tutmaya kalkınca, tan­rı etleri çamurdan, kemikleri kamıştan 7 insan daha yaratıyor Türk Mem­lük efsanesinde, bir mağaraya dolan çamurlardan, yağmur ve sıcak etkisiyle 9 ay sonra ilk erkek meydana geliyor. Buna “Ay Atam” demiş­ler, tekrar mağraya dolan çamurlarla 9 ay sonra da bir kadın dünyaya gelmiş. Buna da “Ayva akyüzlü” demişler. Başka bir efsanede tanrı in­san şeklinde 7 erkek ve 4 kadın yapmış. Diğer bir Altay efsanesine göre tanrı Ülgen insanın etlerini topraktan, kemiklerini taştan yapıyor. Kadını da erkeğin kaburgasından. Kadının, Tevrat’a göre Adem’in kabur­gasından yaratılması, Adem ile Havva’nın cennetten kovulması motifi hak­kında Ögel kitabının 475’inci sahifesinde bazı yorumlar yapmışsa da yine bu hikâyenin kaynağı Sumerlilere dayanmaktadır.

    Sumer’de Dilmun adında saf temiz tanrıların yaşadığı bir ülke var. Hastalık, ölüm bilinmeyen yaşam ülkesi. Fakat orada su yok. Su tanrısı, güneş tanrısına, yerden su çıkararak orasını tatlı su ile doldurmasını söylüyor. Güneş tanrısı istenileni yapıyor. Böylece Dilmun meyva bahçele­ri, tarlaları ve çayırları ile tanrıların cennet bahçesi oluşuyor. Bu bahçede yer tanrıçası 8 şifa bitkisi yetiştiriyor. Bunlar meyvelenince bilgelik tan­rısı Enki hepsinden tadıyor. Yenmesi yasak olan bu meyveleri yiyen tan­rıya, tanrıça çok kızıyor ve onu ölümle lânetleyerek ortadan yok oluyor... Diğer tanrılar büyük güçlüklerle yer tanrıçasını bularak tanrıyı iyi et­mesi için yakarıyorlar. Tanrıça, tanrının 8 bitkiye karşı hasta olan 8 or­ganı için birer şifa tanrısı yaratıyor. Bunlardan 5 tanesi Tanrıça. Hasta olan organlardan biri kaburga. Onu iyi eden tanrıçanın adı, kaburganın hanımı anlamına gelen Nin.ti’dir. Bu kelimede Nin hanım, ti kaburga­dır. ti’nin diğer anlamı “yaşam” dır. Bu hikâye Tevrat’a geçerken ka­burgadan bir kadın yaratılmış ve ti kelimesinin ikinci anlamı alınarak “kaburganın hanımı” yerine İbranicede “hayat veren hanım” anlamı­na gelen “Havva” adı verilmiştir. 6

    Özbeklere göre İnsanın ilk atası Kil Han imiş. Ögel, bunun İran’da­ki Kil Şah’ın bir devamı olduğunu söylüyor. Tevrat’taki “Adam”ın anla­mı da kırmızı toprak.

    Görüldüğü gibi gerek tek tanrılı dinlerde, gerek Türk efsanelerinde, Sumer’de olduğu gibi, evren sudan, insan topraktan meydana gelmiştir.

     Türklerin Yeraltı Dünyası hakkındaki inanışları da Sumerlilerin ina­nışına benziyor Sumerlilere göre Yeraltı Dünyasında ölüler nehir yoluyla götürülüyor. Nehrin sonunda Yeraltı tanrıçası Ereşkigal’ın 7 kapıdan ge­çilen sarayı bulunuyor. Oraya gitmek isteyenler için bazı yasaklar var. 7 Aynı motif Türk efsanesinde de bulunuyor. 8 Ögel Kur’an’daki cennetin ırmağı olarak yorumlamak istemişse de bunun Sumer’deki Yeraltı nehri olduğu kuşkusuz. Aynı nehir Tevrat’ta, Şeol, Yunan’da Hades olarak bu­lunmaktadır.

    Sumer metinlerinde gök gürültüsü bulutlarını simgeleyen İmdugud adlı kutsal bir kuş var. Bu kuş kaderleri veriyor, sözüne karşı gelinmi­yor ve yardımlar yapıyor. Onun kanatları açılınca bütün göğü kaplıyor. 9 Bu kuş Akadlılarda Anzu adını alarak birinci yüzyıla kadar çiviyazılı metinlerde varlığını korumuştur. Bazen kartal olarak da algılanan bu kuş ve yılanla ilgi bazı hikâyeler var Sumer metinlerinde. Bunlardan bi­rinde aşk tarnıçası İnanna tanrılar bahçesinde dalsız budaksız bir ağaç yetiştiriyor. Ağacın tepesine Imdugud kuşu, ortasında Lilit isimli bir cin ve köküne de bir yılan yuva yapmış. Bu yüzden tahtasından yapmak is­tediğini yaptırmak için ağacı kestiremiyor. Gılgameş imdadına yetişip on­ları kaçırıyor ve ağacı keserek tanrıçaya veriyor. 10

    İkinci hikâye: Kral Etana’nın çocuğu olmuyor. Çocuk yaptıran bitki gökte imiş ama göğe çıkma imkânı yok. O, bir gün bir çukura düşmüş kartal yavrularını bir yılanın yemesinden kurtarıyor. Kuş buna çok se­viniyor. Buna karşılık olarak, kralın otu alabilmesi için kanatlarının üze­rine bindirerek göğe çıkarmaya başlıyor. Kuş her yükselişte aşağıda ne gördüğünü sorması üzerine kral evvelâ geniş bir alan olduğunu, gittikçe onun küçüldüğünü, en sonunda da birşey göremediğini, korktuğu için hemen indirmesini söylüyor. 11

    Üçüncü hikâye: Kahraman Lugalbanda, Zabu ülkesinden kendi şeh­ri olan Uruk’a dönmesi için, İmdugud kuşunun dostluğunu kazanmak istiyor. Kuş yuvasında bulunmadığı zaman yavrularına yağ, bal, ekmek veriyor ve onlara bakıyor. Kuş yavrularına böyle güzel bakana candan dost olmaya, ona yardım etmeye karar veriyor ve Lugalbanda’nın şehri­ne rahatlıkla dönmesini sağlıyor. 12

    Bu üç hikâyedeki kuş ve yılan motifi Asya efsanelerinde çeşitli şekil­de bulunuyor. Telüt Türkleri arasında Merküt soyundan bir boya göre sağ kanadını güneş, sol kanadını ay kaplayan kutsal bir gök kuşu var (B. Ögel, s. 599). Sibirya’da şehirlerin ve yurtların yanında bir sırık üzerin­de ağaçtan yapılmış bir kuş resmi bulunuyor. Kuşa gök kuşu, direğe de göğün direği deniyor. Orta Asya ve Sibirya efsanelerinde bu direk “Hayat ağacı” gibi anlatılmış. Hayat ağacı yerle göğü birleştiriyormuş (B. Ögel, s. 598). Bu kuş ve ağaç İnanna’nın bahçesine diktiği dalsız budak­sız ağaca benziyor. Sibirya ve Orta Asya şamanları kartalı tanrı elçisi olarak görmüşler, esasen Şamanlığın babası da kartal imiş. Altaylıların Kögütey destanında kahraman Karabatur, atlarım çalan Kaankerede adın­daki kuşu ararken onun iki yavrusunu ejderden kurtarıyor. Kuş da Ka­rabutur’a atlarını geri veriyor? Yolda düşmanları tarafından öldürülen kahramanı, kuş hayat suyu vererek canlandırıyor. 13

    Kırgızların kahramanı Ertöştük, tepesi göklere uzamış bir çınar ağacı üzerinde Alp Karakuş’un yavrularım yemeğe gelen ejderi öldürüyor. Kuş da ona birçok iyilik yapıyor. 14

    Başka bir efsanede Ertöştük’ü kuş yeraltından yeryüzüne çıkarıyor. Çıkarken yiyecekleri bitiyor. Adam etlerinden koparıp veriyor. Yeryü­züne çıktıklarında adamın etlerini iyi ediyor kuş. Bu iyileştirmenin, ku­şun hayat ağacı üzerinde olmasındandır, deniyor (B. Ögel, s. 541).

    Bir Uygur efsanesinde, Bilge Buka’nın atalarından birinin dibinde yattığı ağaca bir kuş gelerek ötmeğe, daha sonra adamı tırmalamaya baş­lamış, o sırada ağaçtan zehirli bir yılan indiğini görerek adam kuşu bı­rakmış. Bu kuşa Uygurlar tanrı gözüyle bakıyorlarmış (B. Ögel, 86).

    Ögel, bu kuş motifinin eski İran Zend Avesta’dan gelmiş olabileceği­ni söylüyor. Bunda Hazer denizi ortasında bir ağaç üzerinde bir kuş bu­lunduğu yazılı imiş. Tahmuruf ve zal’in tılsımları bu kuştan geliyormuş. İranlılar buna Sireng veya Simurg diyorlar. Araplar da adı Anka, Züm­rüdü Anka. 15 Bunun Araplardan İran’a geçtiği de söyleniyormuş. Buna karşılık Ögel’e göre Türklerdeki Hüma kuşu, peygamberin hadislerinde cennet kuşu olarak bildirilen kuşmuş. Bu cenette oturuyor, zaman za­man 7 kat göğe çıkıp tanrıya gidip geliyor, deniyormuş. İranlılar bunun Çin topraklarında yaşayan bir kuş olduğunu, savunuyorlarmış. Çin ede­biyatında “Cennet Kuşu” motifi büyük önem taşıyormuş. Bu kuş moti­finin, “gök gürültüsü kuşu” adı altında Alaska’dan Güney Amerika’ya kadar bulunduğunu müşahade ettim. Çeşitli adlar almış ve efsanelere karışmış bu tanrısal kuş hikâyesi İ.Ö. en az 3000 yıllarında Sumerliler­de başlamış olduğunu gördük. Hüma kuşunun da aynı kaynaktan geldi­ği kuşkusuzdur Çünkü Sumer’in taıırısal bahçesinde, cennet bahçesindeki dalsız budaksız bir ağaç üzerine tünemiş bu kuş 7 kat göğe çıkıyor.

    Görüldüğü gibi, Sumerlilerin İmdugud kuşu, Akatlılarda Anzu, Arap­larda Anka, Zümrüdü Anka, İran’da Simurg, Hindlilerde Garuda, Türklerde Hüma adları altında çeşitli efsanelere konu olarak sürmüştür. Amerika yerlileri arasına kadar uzanan bu kuş motifi de Sumerlilere mi dayanıyor, yoksa hepsi birden daha önce var olan bir kültürden mi alın­mıştır, bunu şimdi söyleyemiyoruz.

    Sumer’de kahramanlar tanrılarla bağlantılı, insanüstü güçlere sahip. İlk işleri ülkeye zararlı olan büyük güçteki hayvanı öldürmek. Aynı mo­tifi Türk kahramanlarında da buluyoruz.

    Sumer’de 7 temel sayı olarak görülüyor. 7 dağ aşmak, 7 kapı geçmek, 7 kat gök, 7 tanrısal ışık, 7 ağaç gibi. Türklerde temel sayı 9 olmasına karşın 7 sayısı da bulunuyor. Ögel’e göre bu Mezopatomya’dan batı Türk­lerine geçmiş. Göktürk devrinde Kozmolojik bir anlam kazanmış. 7 ik­lim, 7 yıl, 7 gün, 7 gök kısrağı gibi (B. Ögel, s. 314).

    da bağlantı kurdukları düşüncesiyle kutsal sayılmış. Onun için dağ olmayan Mezopotamya’da Sumerliler tanrı evlerini yapay tepeler üzeri­ne yapmışlardır.

    Sumerliler kendilerine “Karabaşlı” derlerdi. Bu deyimin Türkler­de olup olmadığını merak ediyordum. Divan-ı Lûgat-it Türk, cilt III, s. 222’de, Türkler arasında erkek ve kadın kölelere “Karabaş” deyimi kul­lanıldığı yazılı. Manas destanında ise Manas ziyafete yalnız çağrıldığın­da “karabaşlı kişiyiz” demiş. Bu yalnız başımıza “yiğidiz” demekmiş (B. Ögel, s. 513). Alanguva hikâyesinde, Alanguva ışıktan olan çocukları için onların tanrı oğlu olduklarını, “karabaşlı” insanlarla karıştırılma­malarını söylüyor. 16

    Sumer’de birbirine karşıt olan nesnelere kendi özelliklerini saydıra­rak atışmalar yaptırılmıştır. Kuş balık, bakır gümüş, kazma saban, yaz kış gibi. Bu Türklerde de varmış. Buna “aytışma” deniyor. Bunun örne­ğini Divan-ı Lûgat-it Türk yaz ile kışın atışması olarak buldum. 17 Konu değişik ama motif aynı. Türklerde de Sumer’de olduğu gibi yaz ve kış tanrıları bulunuyor.

    Sumer bilgin ve yazarları vaktiyle yaratılmış ve düzenli olarak işle­yen kozmik varlıkları ve kültür olaylarını m e kelimesi altında toplamış­lardır. Bir tablet üzerinde 100’den fazla m e bulunmuşsa da bunların ancak 60 kadarı okunabilmiştir. Bu kelimenin anlamı bilinmiyor. Bir­birlerine karşıt kavram ve nesneleri içeriyor gibi görünüyor. Kavga ba­rış, doğru yanlış, beylik tanrılık, krallık çobanlık, yalancılık doğruluk, fahişelik gök cenneti fahişeliği gibi. 18 Bu tarz Türklerde de var: Tanrı şeytan, iyilik kötülük, bilgi cehalet, sadakat vefasızlık, yükseklik alçak­lık, ölür yaşam gibi. Buna dualizm deniyor. Ögel’e göre İran mitoloji­sinden girmiş Türklere. Eski Türk Maniheizminde bunlar iki yıldız, daha doğrusu iki kök sembolü ile ifade edilmiş. Hayat ve ölüm ağacı kökleri olabileceği söylenmiş (B. Ögel, s. 421).

    Burada Sumer kültürü ile Türk kültürü arasındaki parelellikleri elim­den geldiğince özetlemeye çalıştım. Bunlara daha birçokları ekleneceğinden kuşkum yok. Rahmetli Prof. Bahaeddin Ögel’in belirttiği gibi, Türk efsane ve destanlarında komşularından, Mani dininden, budizmden, Lama dininden, İran’dan, Hrıstiyanlık ve Müslümanlıktan birçok etkiler bulunduğu anlaşılıyor. Sumer etkisi bunlar yoluyla mı gelmişti, yoksa vaktiyle aynı Topraklar üzerinde yaşamış olmalarından mı kaynak­lanıyordu?

    Bunu bugün söyleyecek durumda değiliz. Yalnız şunu belirtmeden geçemeyeceğim; Sumerlilerin yaradılış efsanesinden biraz farklı olan Babil yaradılış efsanesinden Türklerde bir iz bulamamam oldukça ilginç.

    Aziz Atatürk’ün büyük bir içtenlikle arzuladığı bu tür araştırmaları, daha derin ve kapsamlı olarak genç kuşakların yapacağı ümidiyle sözlerimi bitiriyorum. Teşekkürlerimle.

    Dipnotlar
    1 Muazzez İlmiye Çığ, Sumerlilerden Yahudilik, Hıristiyanlık, Müslümanlığa Ulaşan Etkiler ve Din Kitaplarına Giren Konular, yayınlanmak üzere.

    2 Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi (Kaynakları ve Açıklamaları ile Destanlar), cilt I, Ankara 1989.

    3 Samuel Noah Kramer, History Begins at Sumer, Tarih Sumer’de Başlar, çeviren: Muazzez İlmiye Çığ. Ankara 1990 s. 64-69.

    4 Türk Mitolojisi kitabında yaradılış efsanelerine ait sahifeler: s. 279, 432, 446, 451, 465, 466, 469, 475, 483, 486.

    5 Samuel Noah Kramer, The Sumerian, Their History, Cultur and Caracter Chicago 1963, p. 150-151.

    6 S. N. Kramer, a.g.e ., s. 123-124.

    7‘ S.N. Kramer, a.g.e ., s. 203.

    8 B. Ögel, a.g.e ., s. 111-112.

    9 Thorkild Jacobsen, The Treasures of Darkness, A History of Mesopotamian Religion, Ameri­ka 1978, p. 128.

    10 S.N. Kramer, a.g.e ., s. 123-124.

    11 Ay. es ., s. 43-44.

    12 A .g.e ., s. 179-180.

    13 Murat Uraz, Türk Mitolojisi, İstanbul 1992, s. 288-289.

    14 Ay. es ., s. 288-289.

    15 Bu kuşa ait ayrıntılı bilgi için bkz .: Jussi Aro, Anzu and Sumurgh, Kramer Anniversary, Vo­lume, Alter Orient und Altes Testament, Band 25 (1976), p. 25-28. Araplar bu kuşun Kaf dağında yaşadığına, tüyünü ele geçirenlerin ölümsüz olacağına inanıyorlar.

    16 Murat Uraz, a.g.e ., s. 323.

    “ Divanü Lûgat-it Türk, Tercümeei: Besim Atalay, cilt I, e. 248, 529, III, s. 178, 278, 367. ‘° S.N. Kramer, a.g.e ., s. 116. 
    Türkçenin Dirilişi Hareketi Makaleler
  • İncil'in başında duran ünlü öykü sahiden anlaşıldı mı acaba, —tanrının bilim karşısındaki cehennem korkusunun öyküsü?... Anlaşılmadı. Bu rahip kitabı par excellence, bilindiği gibi, rahibin büyük iç sıkıntısıyla başlar : onun için yalnızca tek bir büyük tehlike vardır, dolayısıyla «tanrı» için de tek bir büyük tehlike vardır.— Yaşlı Tanrı, tümüyle «tin», tümüyle yüce rahip, tümüyle yetkin, bahçesinde zevk-ü safa gezisindedir: ama, canı sıkılıyordur. Can sıkıntısıyla Tanrılar bile baş edemez. Ne yapsın? İnsanı icat eder,—insan eğlendiricidir... Ama, gelin görün ki, bu kez de insanın canı sıkılmağa başlar. Tanrı bütün cennetlerin tek derdi konusunda son derece anlayışlıdır: hemen başka hayvanlar yaratır. Tanrının ilk hatası: İnsan için hayvanlar eğlendirici değildir,—onlar üzerinde egemenlik kurar, kendisi «hayvan» olmaya yanaşmaz. —O zaman da tanrı kadını yaratır. Ve sahiden de, işte, artık can sıkıntısının sonu gelmiştir,—ama başka şeylerin sonuyla birlikte! Kadın, tanrının ikinci hatasıdır. —«Kadın, özü bakımından, yılandır; Heva'dır»— bunu her rahip bilir; «dünyadaki bütün belalar kadından gelir» —bunu da bilir her rahip. «Demek ki, bilim de ondan gelir»... İlkin kadından öğrenir insan, Bilgi Ağacı'nın meyvesinin tadını. —Ne olmuştur? Yaşlı tanrıyı bir cehennem korkusu sarar. İnsanın kendisi onun en büyük hatası olmuştur; kendine bir rakip yaratmıştır; bilim, tanrısallaştırır, —insan bilimsel hale gelince, rahiplerin ve tanrıların sonu gelir! —Çıkarılacak ahlak dersi: Bilim, kendi başına yasak olandır, —tek yasak odur. Bilim, ilk günahtır; bütün günahların tohumudur, kaynaktaki kalıtsal günahtır. Yalnızca budur ahlak. — «Bilmeyeceksin»: —bütün gerisi bundan sonuç olarak çıkar. Tanrının cehennem korkusu, onun kurnazlığını: önlemedi. Bilime karşı kendisini nasıl savunmalı? Uzun süre, ana sorunu bu oldu. Yanıt: İnsanı kov gitsin cennetten! Mutluluk, aylaklık, düşünce üretir, —bütün düşünceler kötü düşüncelerdir...İnsan düşünmemelidir. —Ve «Kendi Başına Rahip», dertleri icat eder, her türlü sefaleti, yaşlılığı, güçlüğü, özellikle hastalığı icat eder, —hepsi bilime karşı savaşım araçları! Dertler, insanın düşünmesine izin vermez...Ve bütün bunlara rağmen! heyhat! bilgi yapıtı kule olur yükselir, gökleri kuşatır, tanrıların sonunu haber vermeğe başlar, —ne yapmalı! —Yaşlı tanrı, savaşı icat eder, halkları birbirinden ayırır, insanların birbirlerini karşılıklı olarak yok etmelerini sağlar (—rahipler için savaş her zaman gerekli olmuştur...). Savaş, başka şeyler yanında, bilim barışını da bozan bir şeydir! —Ama, inanılası değil! Bilgi, rahipten bağımsızlaşma, savaşa rağmen artmaktadır. —Ve son bir karar verir yaşlı tanrı: «İnsan bilimsel oldu çıktı, — başka çare yok, onu sulara boğup gidermek gerek!...»
  • Evrimağacı sitesinin evrime dair okunmasını tavsiye ettiği kitap listesidir. İhtiyacı olanlar için paylaşayım dedim. İyi okumalar
     

    Evrimin Temelleri ve Genel Evrim ile İlgili Kitaplar

    Evrim Kuramı ve Mekanizmaları, Çağrı Mert Bakırcı, Kor Kitap (Evrime sağlam bir giriş yapmak ve/veya aklınızdaki hatalı bilgilerden arınmak için bu kitapla başlayın.)

    Evrenin Karanlığında Evrimin Işığı, Çağrı Mert Bakırcı (ed.), Kor Kitap (Evrim konusunda kapsamlı ve çok yönlü bir algıya erişebilmek için bu kitabı okuyun.)

    Evrim, Douglas J. Futuyma, Palme Yay. (Diğer hiçbir kitabı almayıp bunu alabilirsiniz. Ders kitabıdır; ancak evrimi tüm detaylarıyla, harika bir şekilde öğrenmenizi sağlar.)

    Evrimsel Analiz, Scott Freeman, Jon C. Herron, Palme Yay. (Diğer hiçbir kitabı almayıp bunu alabilirsiniz. Ders kitabıdır; ancak evrimi tüm detaylarıyla, harika bir şekilde öğrenmenizi sağlar.)

    Türlerin Kökeni, Charles Darwin, Alter Yay. / Gün Yay / Evrensel Yay. (Kor Kitap'ın veya Alfa Kitap'ın çevirisi tavsiyemizdir. Bu şaheseri okumadan önce, şu makalemize bir göz atmanızı tavsiye ederiz.)

    Ataların Hikayesi, Richard Dawkins: Hil Yay. (Dawkins tarafından yazılmış bizce en güçlü ve işe yarar evrim kitabı için, bunu almanızı tavsiye ederiz; diğer tüm kitaplarından daha faydalı evrimi öğrenmek için)

    Evrim Kuramı, John Maynard Smith, Evrim Yay. (Evrimin tarihsel gelişimini ve büyük "babalarından" birini doğrudan okumak için bunu tavsiye ederiz)

    Evrim Neden Gerçektir, Jerry Coyne, Palme Yayıncılık

    Evrim: Bir Fikrin Zaferi, Carl Zimmer, Alfa Yayınları

    İçimizdeki Balık, Neil Shubin, NTV Yayınları (Birden fazla veri hattının ve bilim dalının bir araya gelerek evrimi nasıl ispatladığını ve evrimsel argümanlara nasıl güç kattığını öğrenmek için bu kitabı okuyun.)

    Evrim Atlası, Çağlar Sunay, Peter Barrett, Douglas Palmer, Muzaffer Özgüleş, İş Bankası Yay. (Daha ziyade "kolay bilgiler" ve çocukların ilgisini çekmek için bulundurmanızı tavsiye ederiz.)

    Neredeyse Bir Balina, Steve Jones, Evrensel Yay. (Evrimle ilgili enfes perspektifler sunan, mutlaka okunması gereken bir kitap)

    Pandanın Başparmağı, Stephen Jay Gould, Versus (Evrime son derece özgün bir bakış kazanmanızı sağlayacak, çok kıymetli bir kitap)

    Evrimin Dört Boyutu, Eva Jablonka & Marion Lamb, Boğaziçi Üniversitesi Yay. (Kimi okur ağır olabilecek olsa da, mutlaka okunması gereken, çok önemli konulara harika derinlikte giren bir kitap).

    Evrim, TÜBİTAK (Arada birazcık nostalji iyidir.)

    Evrim, Francisco Ayala, Aylak Kitap

    Evrim, Ali Demirsoy, Asi Kitap

    Herkes İçin Evrim: Darwin’in Teorisi Hayata Bakış Açımızı Nasıl Değiştirir?, David Sloan Wilson, Metiş Yay.

    Ben Maymun Muyum? Evrim Hakkında Altı Büyük Soru, Francisco Ayala, Boğaziçi Üniversitesi Yay.

    Evrim Nedir, Ernst Mayr, Say Yay. (Mayr, gelmiş geçmiş en büyük evrimsel biyologlardan birisi. Kitapları mutlaka okunmalı ve bu, harika bir başlangıç.)

    Biyoloji Budur, Ernst Mayr, TÜBİTAK (Biyolojinin kalbinde yer alan evrimin, biyolojinin bütününe etkisi ve biyolojinin tam anlamıyla ne olduğunu öğrenmek için mutlaka okunmalı)

    Darwin Ne Yaptı?, Öner Ünalan, Papirüs Yay.

    Dünü ve Bugünüyle Evrim Teorisi, Kolektif, Evrensel Yay.

    Türlerin Kökeni (Resimli Uyarlama), Michael Keller, Versus Kit.

    Türlerin Kökeni (Manga), Hüseyin Can Erkin (çev.), Yordam Kit.

    Darwin'in Tehlikeli Fikri, Daniel Dennett, Alfa Yayınları (Ağır kitaptır; ancak ufkunuzu genişletir. Zorlu bir kitabı alt etmeye varsanız, belli bir temel edindikten sonra okumanızı tavsiye ederiz.)

    Maymundan mı Geldik?, Kolektif, Bilim ve Ütopya Kitaplığı 

    Evrim Sürüyor, Iraz Akış & Zelal Durmuş, Yazılama Yay.

    Evrimin Işığında, Kolektif, Yazılama Yay.

    50 Soruda Yaşamın Tarihi, Deniz Şahin, Bilim ve Gelecek Kit.

    Dersimiz Evrim, İlhan Akalın, Yurt Kitap Yay.

    Seksüel Seçme, Charles Darwin, Onur Yay.

    Sevişen Beyin, Geoffrey Miller, NTV 

    Kızıl Kraliçe, Matt Ridley, Yapı Kredi Yay.

    Evrim Serüveni, Sedat Ölçer, Metiş Yay.

    Neandertal, Dimitri Papagianni & Michael A. Morse, Trend Yayınevi

    Yaşamın Tüm Çeşitliliği, Stephen Jay Gould, Versus

    Darwin ve Sonrası Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler, Stephen Jay Gould, TÜBİTAK

    Darwin ve Darwincilik, Patrick Tort, Dost Yay.

    Darwin ve Evrimin Bilimi, Yapı Kredi Yayınları 

    Darwin ve Evrim Teorisi, Marc Giraud, Alfa Yay.

    Kalıtım ve Evrim, Ali Demirsoy, Meteksan 

    Evrimin Öyküsü, Vural Yiğit, Evrim Yay.

    Evrimsel Biyoloji Yazıları, Ergi Deniz Özsoy, Bilgesu Yay.

    Yaşam, Evrim ve Biz, Tamer Kaya, Alfa Yay.

    Gen Bencildir, Richard Dawkins, Kuzey Yay. (Evrimsel biyoloji tarihini ve gidişatını değiştiren, önemli bir çalışma. Dili biraz ağır olsa da, daha basit kitaplarla temeli attıktan sonra okunmalıdır.)

    Gen Çeviktir, Matt Ridley, Boğaziçi Üniveritesi Yay.

    Genom, Matt Ridley, Boğaziçi Üniversitesi Yay.

    Kör Saatçi, Richard Dawkins, TÜBİTAK (Evrime yönelik en temel kitaplardan birisi. Yeni başlayanlar için ağır olabilir; ama bir noktada okumak şart.)

    Olağandışı Yaşamlar, James L. Gould, Carol Grant Gould, TÜBİTAK

    Mem Makinesi, Susan Blackmore, Alfa Yay.

    Paleontoloji & Evrim: Felsefi Bir Yaklaşım, Derek Turner, Boğaziçi Üniversitesi Yay.

    Yaşamın Yükselişi: Evrimin 10 Büyük İcadı, Nick Lane, Aylak Kitap

    Atalarımızın Gölgesinde, Carl Sagan & Ann Druyan, Say Yay.

     


    Bilim-Din Çatışmasında Evrim

    Harun Yahya Safsatası ve Evrim Gerçeği, Bilim ve Gelecek Kit. (Büyük sorulara yüzeysel ve kısa cevapları bulabileceğiniz, muhtemelen cevapları yeterince tatmin edici ve derin bulmayacağınız, ama yine de bulundurmaya ve okumaya değer bir kitap)

    Evrim Kuramının Dayanılmaz Bilimselliği, Yaman Örs, Bilim ve Gelecek Kit.

    Evrim Bilimi ve Yaratılış Efsanesi: Neyin Gerçek ve Neden Önemli Olduğunu Bilmek, Ardea Skybrek, Yordam Kit.

    Yaratılış mı, Evrim Mi?, Andrew Petto & Laurie R. Godfrey, Ayrıntı Yay. 

    Evrim ve Yaratılışçılık, Michael Shermer, Varlık

    Evrim Kuramı ve Bağnazlık, Cemal Yıldırım, Bilim ve Gelecek Kit.

    Bilim ve Yaratılışçılık: Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Görüşü, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) 

    Charles Darwin ve Evrim Tartışmaları, Bill Price, Kalkedon Yay. 

    Darwin, Tanrı ve Yaşamın Anlamı, Steve Stewart Williams, Say Yay.

    Yüzyılın Davası, Edward J. Larson, İzdüşüm 

    Yeryüzündeki En Büyük Gösteri, Richard Dawkins, Kuzey Yay. (Hristiyanlıkla ilgili tartışmalara gereğinden fazla girildiği için ülkemiz kültürü için anlamı daha zayıf olan; ama yine de okunmasının faydalı olacağını düşündüğümüz bir eser)

     


    İnsan Evrimi ve Antropoloji ile İlgili Kitaplar

    İnsanın Türeyişi, Charles Darwin, Gün Yay. / Onur Yay.

    50 Soruda İnsanın Tarihöncesi Evrimi, Metin Özbek, Bilim ve Gelecek Kit.

    Tüfek, Mikrop, Çelik, Jared Diamond, TÜBİTAK ("İnsan"dan anlamak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir başyapıt)

    Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari, Kolektif Kitap (Evrim tarihini genel olarak öğrenmek açısından son derece popüler ve kolay okunan bir kitaptır; ancak akademik altyapısı konusunda eleştiriler de yok değil)

    Modern İnsanın Kökeni, Roger Lewin, Say Yay.

    Göl İnsanları, Richard Leakey, Roger Lewin, TÜBİTAK

    Biyoloji Açısından İnsan, Jean Rosland, Varlık

    İnsan Evrimi, Bernard Wood, Dost Kitabevi

    Bilgi Ağacı: İnsan Anlayışının Biyolojik Temelleri, Humberto R. Maturana, Francisco G. Varela, Metis Yay.

    Tarih Öncesi İnsan, Robert J. Braidwood, Arkeoloji ve Sanat Yay.

    İnsanın Yükselişi: Türümüzün Biyolojik ve Kültürel Evrimine Bir Bakış, Jakob Bronowski, Say Yay.

    İnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlin, E. Segal, Say Yay.

    İnsan Evrimine Yolculuk, Vural Yiğit, Evrim Yay.

    İnsan Olmak, Engin Gençtan, Metis Yay.

    İnsan Olmak, John Gribben, Mary Gribben, Dost Kit.

    Dünden Bugüne İnsan, Metin Özbek, İmge Yay.

    Üçüncü Şempanze, Jared Diamond, Alfa Yay.

    İnsanın Kökeni, Richard Leakey, Varlık Yay. 

    Soyağacımızdaki Maymun, Eugene Harris, Koç Üniversitesi Yay.

    Antropoloji: İnsan Çeşitliliğine Bir Bakış, Conrad Phillip Kottak, Ütopya Yay.

    İnsanın Yanlış Ölçümü, Stephen Jay Gould, Versus Kit.

    İnsan Türünün Kökeni ve Gelişimi, V.P. Alekseyev, Sosyal Yay.

    İnsan ve Evrim Gerçeği, Adam Şenel, Özgür Üniversite Kitaplığı 

    İnsan ve Evrim, Güven Arsebük, Ege Yay.

    Doğanın İnsanlaşması, Serol Teber, Say

    İlk Şempanze: İnsanın Kökeninin Peşinde, John Gribbin & Jeremy Cherfas, Alfa Yay.

    Kuramsal Yaklaşımlar Işığında İnsanın Biyokültürel Evrimi, Hüseyin Türk, Bilim Yay.

    İnsan Vücudunun Öyküsü: Sağlık, Hastalık ve Evrim, Daniel Lieberman, Say Yay.

     


    Charles Darwin ve Beagle Yolculuğu ile İlgili Kitaplar

    Charles Darwin’in Özyaşam Öyküsü, Francis Darwin, Daktylos Yay. (Charles Darwin'in kendisi tarafından yazılan, mutlaka okunması gereken özyaşam öyküsü)

    Charles Darwin, Katrin Hahnemann, İş Bankası Kültür Yay.

    Darwin ve Beagle Serüveni, Alan Moorehead, TÜBİTAK (Son derece başarılı bir diğer biyografi)

    Charles Darwin: Bir Doğabilimcinin Evrimi, Richard Milner, Evrim Yay

    Charles Robert Darwin, İş Bankası Yay. (Mutlaka okunması gereken harika bir biyografi).

    Charles Darwin, Alan Gibbons, İş Bankası Yay.

    Charles Darwin Kimdi?, Deborah Hopkinson, Beyaz Balina Yay.

    Charles Darwin: Evrim Devrimi, Rebecca Stefoff, TÜBİTAK

    Darvin, Galip Ata, Bilim ve Ütopya Kit. 

    Meraklısına Darwin, Pascal Picq, Yapı Kredi Yay.

    Darwin Gerçeği, Benjamin Farrington, Çağdaş Yayınları

    Bilim İnsanlarımız Darwin’i Selamlarken, Alper Dizdar, Yazılama Yay.

    Darwin Sizi Seviyor, George Levine, Metis Bilim

    Darwin ve Beagle Gemisi’yle Yolculuğu, Felicia Law, Optimist Yay

    Cennetten Akan Irmak, Richard Dawkins, Varlık Yay.

    Doğanın Gizli Bahçesi, Edward O. Wilson, Say Yay.

    Süreç Kuram ve Kavram Olarak Evrim, Yaman Örs, Kaynak Yay.

    Darwin Kuramı Seçme Yazılar, Eleştiriler, Pan Yay. ve TÜBİTAK

    Evren ve Evrim, Cihan Türkoğlu, Doruk Yay.

    Evrim, Bilim ve Eğitim, Üniversite Konseyleri, Nazım Kitaplığı

    Evrim Adamı, Roy Lewis, Dost

    Evrim Kuramı Üzerine Sorular, Charles Devillers, Henri Tintant, İletişim yay.

    Ortak Yaşam Gezegeni, Evrime Yeni Bir Bakış, Lynn Margulis, Varlık Yay.

     


    Genel Biyoloji ve Genetik ile İlgili Kitaplar

    Biyoloji, Campbell, Reece, Palme Yay. (Genel Biyoloji öğrenmek ve evrimin biyolojide neden merkezi bir öneme sahip olduğunu için almanızı önemle tavsiye ederiz)

    Biyoloji Felsefesi, Elliott Sober, İmge (Biraz ağır olsa da, biyolojiyi bir bütün olarak anlamak ve temelinde yatan, az bilinen felsefeyi anlamak için mutlaka okunması gereken bir şaheser)

    İkili Sarmal, James D. Watson, Say Yay. (DNA'nın sarmal yapısının keşfi macerasıyla ilgili, mutlaka okunması gereken bir kitap)

    Üçlü Sarmal: Gen, Organizma ve Çevre, Rihard Lewontin, Say Yay.

    Biyolojide Diyalektik Yöntem, İ.T. Frolov, Toplumsal Dönüşüm Yay.

    Genin Yüzyılı, Evelyn Fox Keller, Metis Yay.

    Genlerimizle Yaşamak, Dean Hamer, Peter Copeland, Evrim Yay.

    Genlerin Bilgeliği: Evrimde Yeni Patikalar, Cristopher Wills, İzdüşüm Yay.

    Neo-Liberal Genetik: Evrim Psikolojisinin Mitleri ve Meselleri, Susan McKinnon, Boğaziçi Üniversitesi Yay.

    İdeoloji Olarak Biyoloji: DNA Doktrini, Richard Lewontin, Kolektif Kitap

    Son Sözü Genom Söyler, Greg Gibson, İş Bankası Yay.

     


    Hayvan ve İnsan Davranışları ile İlgili Kitaplar

    Hayvan Zihni, James. L. Gould, Carol Grant Gould, TÜBİTAK (Doğrudan evrim üzerine olmasa da, hayvanların sandığımızdan ne kadar zeki olduğunu öğrenmek için mutlaka ama mutlaka okunmalı)

    İçimizdeki Maymun: Biz Neden Biziz?, Frans de Waal, Metis Bilim

    Köken Ağacı, Frans de Waal, Alfa Yay.

    Bonobo ve Ateist, Frans de Waal, Metis Yay. (Özellikle hayvan davranışlarıyla ilgili hiç bilmediğiniz şeyleri öğrenmek için birebir.)

    Hayvanların Ne Kadar Zeki Olduğunu Anlayacak Kadar Zeki miyiz?, Frans de Waal, Metis Yay. (Kesinlikle okumanızı tavsiye ettiğimiz, enfes bir kitap!)

    Çıplak Maymun, Desmond Morris, İnkılap Yay.

    Çıplak Kadın, Desmond Morris, İnkılap Yay.

    Çıplak Adam, Desmond Morris, NTV Yay.

    İnsan ve Hayvanlarda Beden Dili, Charles Darwin, Gün Yay.

    Dr. Tatiana'nın Tüm Canlılar Alemine Seks Tavsiyeleri: Seksin Evrimsel Biyolojisi İçin Bir Rehber, Olivia Judson, Edebi Şeyler

    İnsan ve Davranışı, Doğan Cüceloğlu, Remzi Kit.

    İnsanat Bahçesi, Desmond Morris, İnkılap Yay.

    İnsan İçgüdüsü, Robert Winston, Say Yay.

    Davranışlarımızın Kökeni, Serol Teber, Say Yay.

    Hayvanların Sessiz Dünyası, Marian Stamp Dawkins, Çikolata Yay. (Hayvan davranışları üzerine okunması gereken harika kitaplardan bir diğeri)

    Hayat: Olağanüstü Hayvanlar, Sıradışı Yaşamlar, Martha Holmes, Michael Gunton, Boyut Yay.

    Canlıların Diyalektiği, Yeni Evrim Teorisi, M. Yılmaz Öner, Belge yay.

     


    Abiyogenez ile İlgili Kitaplar

    Yaşam Nedir?, Erwin Schrödinger, Evrim Yay.

    Yaşam Nedir? Biyolojinin Geleceği Üzerine Spekülasyonlar, Kolektif, Evrim Yay.

    Yaşam Nedir? Kimyanın Biyolojiye Dönüşümü, Addy Pross, Metiş Yay.

    Hayatın Kökleri: İlk Canlılar Nasıl Oluştur?, Mahlon B. Hoagland, Alfa Yay. (Abiyogenezle ilgili yazılmış en öğretici kitaplardan birisi)

    Yaşamın Kökenine Dair 7 İpucu, A.G.Cairns Smith, İzdüşüm Kelepir

    Yaşamın Kökeni, Osman Gürel, Pan yay.

    Yaşamın Kökeni, Peter Hoffman, Say Yay.

    Canın Oluşumu, Cihan Türkoğlu, İzdüşüm Kelepir

    RNA Dünyasından Yaşam: İçimizdeki Ata, Michael Yarus, Boğaziçi Üniversitesi Yay.

     


    Jeoloji ve Dünya Tarihi ile İlgili Kitaplar

    Dünyanın En Güzel Tarihi, Hubert Reeves, Joel De Rosnay, Yves Coppens, İş Bankası Yay.

    Tarihsel Jeoloji: Jeolojik Devirlerde Yaşam ve Önemli Evrim Adımları, Nurdan İnan, Seçkin Yay.

    50 Soruda Yerin Evrimi, Mehmet Sakınç, Bilim ve Gelecek Kit.

    Yerkürenin En Güzel Tarihi, Lester R. Brown, Andre Bahic, Paul Tapponier, Jacque Girardon, İş Bankası Yay.

     


    Çocuklar İçin Evrim Kitapları

    Yaşam Ağacı: Canlı Türlerinin İnanılmaz Biyolojik Farklılıkları, Rochelle Strauss, İletişim Yay.

    Genç Paleontologun El Kitabı, Jonathan Tennant, İş Bankası Yay.

    Bilbi ile Evrimi Öğreniyorum (Boyama Kitabı), Seçkin Eroğlu & Deniz Hasret (2017 sonu itibariyle yayına hazırlanıyor.)

     


    Evrimin Uygulamaları ile İlgili Kitaplar

    Rastlantı ve Kaos, David Ruelle, Say Yay.

    Rastlantı ve Zorunluluk, Jacques Monod, Alfa Yay.

    Hayvanların En Güzel Tarihi, Pascal Picq, Jean-Pierre Digard, Boris Cyrulnik, Karine Lou Matignon, İş Bankası Yay

    Bitkilerin En Güzel Tarihi, Jacques Girardon, Jean-Marie Pelt, Marcel Mazover, Teodore Monod, İş Bankası Yay.

    Dinozorların Sessiz Gecesi (Seri), Hoimar Von Ditfult , Alan Yay. ve Cumhuriyet Kitap

    Cinsel Aşkın Anatomisi, Helen Fisher, Cep Kitapları

    Darwin ve İktisat Sempozyumu, Kolektif, Hacettepe Üniversitesi Yay.

    Belleğin İzinde, Daniel L. Schacter, Yapı Kredi Yay.

    Bilinç Gökten Düşmedi, V. Hoimar Ditfurth, Cumhuriyet Kit.

    Neil’in Beyniyle Konuşmalar: Düşünce ve Dilin Sinirsel Doğası, William H. Calvin ve George A. Ojemann, Metis Bilim (Sinirbilim ve evrimle ilgili yazılmış en harika eserlerden birisi)

    21. Yüzyılda Beyin, Steven Rose, Evrensel Yay.

    Aklın Tarih Öncesi, Steven Mithen, Dost Kitabevi 

    Bir Şeytanın Papazı, Richard Dawkins, Kuzey Yay.

    Tanrı Yanılgısı, Richard Dawkins, Kuzey Yay. 

    Zamanların Sonu Üzerine Söyleşiler, Umberto Eco, Yapı Kredi Yay.

    Binyılı Sorgulamak, Stephen Jay Gould, İletişim Yay.

    Son İmparatora Öğütler, Ali Demirsoy, Meteksan

    Büyük Çekişmeler, Hall Hellman, TÜBİTAK

     
  • Tanrı bu topraklara güzel bir bahçe verdi.
    Verimli topraklarında çok güzel kokulu ve meyveli ağaçlar yetiştirdi, ve tüm bunların tam ortasında da Hayat Ağacı duruyordu,
    Vakur, yüksek ve ölümsüzlük veren meyveleriyle, altın meyveleriyle,
    Onun yakınında ölümümüz, Bilgi Ağacı vardı, iyilik bilgisi vardı onda ama kötülük düşünenler tarafından da kutsal sayılırdı.
    John Milton
    Sayfa 79 - Pegasus