• Kadın, yaşamın doruğuna çıkarılmış bir topraktır, neşeli ve duyarlı toprak anadır; onsuz yeryüzü sessiz ve ölüdür.
  • Frigyalı Kybele’nin, Mısırlı İsis’in (her ikisi de bitki büyüten ulu tanrıçadır), Dionysos’un ya da Mithra’nın kültünü halk çok sever. Zira, bu kültler ölümden sonra dirilmeyi vaat ediyorlar. Daha çok gizli gruplar içinde köleler, kadınlar ve askerler tarafından benimsenen bu dinler üst tabakaların istemediği eşitliği esas alır. Mithra veya Kybele kültüne girenler boğa kanı ile vaftiz edilirlerdi.
  • Şimdiki zaman, güçlü bir tanrıçadır.
    Tasso, Perde 4, Sahne 4
  • Artemis (Lat. Diana): Zeus'un Leto'dan olma kızıdır. Kardeşi Apollon nasıl Güneş'le bir tutuluyorsa, Artemis de Ay'la bir tutulur. Üçlek bir tanrıçadır: 1) Avcılık ve bakirelikle ilgili efsanelerde yer alan Artemis; 2) Ay tanrıçası Selene; 3) Gecenin karanlık gücüne egemen Hekate.
    Artemis'i İlyada'da ok, yay, at ve arabayla ilgili olarak görüyoruz. Ne ki bu araçlar, sonraki kaynaklarda olduğu gibi av ve avlanma amacıyla değil, insanlara hızlı ve acısız ölüm vermek için kullanılır. Nitekim erkeklerin ani ölümü Apollon eliyle, kadınlarınki ise Artemis eliyle olur. Apollon gümüş yaylı olmasına karşın, bu okçu tanrıça altın yaylıdır.
    Evreleri açıkça belirlenmesi güç tanrıça kavramından, doğanın koynunda su perileriyle ve hayvanlarla birlikte yaşayan avcı bakire kız kavramına geçilmiştir.
    Bakireliğine çok düşkün olan Artemis'in hışmına zavallı bir avcı olan Aktaion uğramış. Aristaios'la Autonoe'nin oğlu Aktaion, Kentaur (At Adam) Kheiron tarafından yaman bir avcı olarak yetiştirilmiş. Thebai'nin en iyi avcısı olmuş. Kendine o kadar güvenir olmuş ki, Tanrıça Artemis'le boy ölçüşmeye kalkmış. Bu da yetmiyormuş gibi, tanrıça bir derede yıkanırken, Aktaion onu seyretmek gafletinde bulunmuş. Bu işe çok kızan tanrıça, Aktaion'u geyik haline sokuvermiş, sonra bu zavallıyı kendi köpeklerinin ağzına atmış. Köpekler, tanımadıkları sahiplerini parça parça etmişler, peşinden de, uluyarak onu aramağa koyulmuşlar. Bu duruma çok üzülen Kheiron, Aktaion'un heykelini yapmış ve onunla köpekleri avutmağa çalışmış.
  • Kuran'da Aden bahçeleri olarak tanımlanan, Sümer'in tanrılar bahçesi dilmun'da,yer tanrıçası 8 bitki yetiştiriyor.Bunların koparılması yasak.Fakat bilgelik tanrısı dayanamayıp, tatlarına bakıyor. Buna çok kızan tanrıça,tanrıyı lanetleyerek yok oluyor.Bunun üzerine bilgelik tanrısı ölüm derecesinde hastalanıyor.Büyük zorluklardan sonra tanrıça bulunarak,bilgelik tanrısını iyi etmesi için ikna ediliyor.Tanrıça hasta olan 8 bitkiye karşı, 8 organı için 8 tanrı ve tanrıça yaratıyor.Son olarak tanrının kaburgasını iyi edecek bir tanrıçadır.Adı da kaburganın hanımı anlamına gelen nin-ti'dir. Burada nin hanım, ti kaburga demektir, ti'nin bir anlamı da yaşam'dır. Eğer isme buna göre anlam verirsek yaşamın hanımı olur. Bu efsane Tevrat'a geçerken tanrıça, kaburgadan yaratılan kadın olmuş, kaburganın hanımı anlamına gelen ad yerine de yaşamın hanımın anlamına gelen Havva adı konmuştur. Burada tanrıların bahçesi, yani cennet, yasak meyve, meyveyi yiyen erkek tanrı, kaburga ile ilgili kadın (tanrıça) ve tanrının yasak meyve yiyip lanetlenmesi, Tevrat hikayesine tamamıyla uymaktadır.Kuran'da ne Havva'nın adı, ne de kaburgadan yaratıldığı yazılı. Cennetten Tevrat'taki gibi yılan değil, şeytan çıkartıyor onları, yasak ağacın adı, "sonsuzluk ağacı".
  • Athena (Lat. Minerva): Athena'yı, öteki adıyla Pallas'ı Zeus kendi doğurmuştur. Metis, Zeus'un ilk karısıdır. Çakır gözlü bu tanrıçayı Zeus, Athena'yı doğuracağı sırada yutmuştur; çünkü Gaia ile Uranos, Metis'ten doğacak erkek çocuğun babasını tahttan indireceğini bildirmişlerdir. Zeus, Metis'in karnındaki Athena'yı yuttuktan bir süre sonra, Hephaistos'a alnını yardırır. Başka bir geleneğe göre, Zeus'un alnını baltayla Prometheus yarar. Bu yarıktan pırıl pırıl zırhlara bürünmüş olarak Athena doğar.
    Zeus'un, çocukları içinde en çok Athena'yı sevdiği söylenir. Bu nedenle, kalkanını ve yakıcı şimşeğini yalnız onun taşımasına izin verirmiş.
    Athena, doğru, haklı savaşın tanrıçasıdır. Onun için kullanılan Pallas sıfatının kökeni pek açık değildir. Yunanca 'pallo'/kargı sallamak, atmak kökünden gelebileceği gibi, bakire anlamına gelen bir kökle de ilişkili olabilir.
    Attika bölgesinin topraktan bittiği söylenen efsanevi ilk kralı Kekrops zamanında, tanrılar yeryüzündeki kentleri aralarında paylaşmak isterler. Ama Athena ile Posedion arasında anlaşmazlık çıkar. Her ikisi de Atina'nın koruyuculuğunu üstlenmek istediklerinden, anlaşmazlık bir yarışmayla çözümlenir. Deniz tanrı Poseidon Akropol'de üç çatallı zıpkınını yere vurur ve bir tuzlu su kaynağı fışkırır. Vergilius'un kabul ettiği daha geç bir geleneğe göre ise bir at çıkartır. Athena da bir zeytin ağacı diker. Tanrılar, yarışma sonunda Athena'nın üstünlüğüne karar verirler; çünkü zeytin ağacı, Atina kenti için daha yararlı bir şey kabul edilmiştir. Athena, böylece, Atina kentinin koruyucusu olur. Bu sonuca öfkelenen Poseidon, Attika bölgesini sular altında bırakarak öç alır.
    Pallas, Athena'nın sihirli nitelikler taşıyan heykeline Palladion adı verilir.
    Athena, bakireliği kıskançlıkla koruyan bir tanrıçadır. Ama güzelliğine yine de çok düşkündür. Nitekim, kendisinin yarattığı söylenen kavalı çalarken, suda yansıyan imgesini görür. Şişen avurtlarının güzel yüzünü çirkinleştirdiğini fark edince, çalgı aletini fırlatıp atar. Marsyas bu kavalı alacak ve başına bir sürü bela gelecektir.
    Athena, tasvirlerinde genellikle baştan aşağı silahlıdır. Başında miğfer; sol elinde, ortasında Perseus'un öldürdüğü Medusa'nın başı bulunan bir kalkan; göğsünde yine Medusa başlı bir zırh bulunur.
    Bir savaş yağmasından elde edilen tunçla Fidias'ın yaptığı Athena Promakhos (önde Dövüşen Athena) heykelinde, tanrıça ayakta dimdik durmakta, miğfer, mızrak ve kalkanla tasvir edilmekteymiş. Öylesine kocaman bir heykelmiş ki bu, miğferle mızrağın parıltısı, Pire'ye yaklaşan gemicilere yol göstericilik edermiş.
    Athena Parthenos (Bakire Athena) örneğini de Fidias saptamıştır. Fidias'ın altın ve fildişinden yaptığı bu dev heykelde de aynı silahlar yer alıyormuş. Dokuz metre kadar yüksek olan Athena Parthenos heykeli, Parthenon'da yükseliyordu.
    Şimdi Atina Müzesi'nde bulunan ve kimi değişikliklerle Fidias'ın Athena Parthenos heykelini kopya eden eserde, tanrıça başında miğferi, sağ elinde tuttuğu bir Nike (Zafer) heykelciği, sol elini dayadığı bir kalkan ve göğsünde Medusa başlı ve aigis denilen deri bir zırhla tasvir edilmiştir.
    Kimi heykellerinde ise sol elinde bir mızrak tutar ve mızrağa dayanır durumdadır. Münih Müzesi'nde bulunan bir savaşçı Athena heykelinde, tanrıça sol elinde kalkan, sağ elinde mızrak tutar. Athena, bilgelik tanrıçası olarak Pronoia (temkinli, ihtiyatlı) sıfatına sahipti. Simgesi baykuştur.
  • 408 syf.
    ·6 günde·Beğendi
    "Ben, Helios’un kızı, Aiaie Cadısı Kirke. Hayatım boyunca trajedinin beni bulmasını bekledim. Bulacağından hiç kuşkum yoktu çünkü başkalarının hak ettiğimi düşündüğünden daha fazla arzum, isyanım ve gücüm vardı, yıldırımları üstüne çekecek şeylerdi bunlar. Ve bir gün, artık bu dünyaya dayanamayacağım, diye düşündüm.
    Bunun üzerine denizin derinliklerindeki kadim bir tanrı seslendi: Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap! "

    NPR, Washington Post, Buzzfeed, People, Time, Amazon, Entertainment Weekly, Bustle ve Newsweek’e kriterlerine göre yılın en iyi kitabı imiş "Ben, Kirke". Çok satanlar listesindeki kitaplar, kaidelerim gereği ilgi alanıma girmezler ama konusu itibari ile çok ilgi çekici geldiği ve Mitoloji hocam tarafından ısrarla önerildiği için aldım, okudum. Kitap hakkındaki yerli ve yabancı yorumları okuduğumda, doğal olarak, klasik satış ve reklam politikası gereği çok abartıldığını düşündüm. Ama yanılmışım, iddia ediyorum ki bu yıl içerisinde okuduğum en sağlam, en temiz ve en nitelikli kitaplar arasında ilk sıralarda yerini aldı "Ben, Kirke"

    Titan Güneş Tanrısı Helios ile Nympha Prensesi nin kızları olan Kirke, tanrısal güçlere sahip olmadan doğmuş olan ve de sesinin kötülüğünden dolayı hem ailesi hem de çevresi tarafından sürekli dışlanan, itilip kalkılan, hor görülen ölümsüz bir tanrıçadır. Zaman geçtikçe, annesinin genlerinden gelen bir cadılık olgusu ve buna istinaden de sahip olduğu büyü yeteneklerini farkeder. Bu yeteneklerini sergileyerek sık sık büyü yapması sonucu, göklerin ve Tanrıların tanrısı Zeus ile babası Helios tarafından cezalandırılarak, tek başına Aiaie Adasına sürgüne gönderilir. Ölümsüz olan Kirke için bu cezanın bitimi sözkonusu değildir ve bundan sonraki tüm yaşamını Aiaie'de hayvanlarla birlikte geçirecektir. Bu adayı arada ölümlüler de ziyaret etmektedir. Bu ziyaretçilerden biri de Truva Savaşı sonrasında tanrılar tarafından lanetlenen ve yıllarca denizler yolu ile evine dönmeye çalışan yiğit kahraman Odysseus'dur. Kirke, bu ziyarete çok şey borçludur zira anne olmuştur.

    Kirke salt bir tanrıça olmanın yanısıra, kalabalıklar içinde yapayalnız bir varlık , güçlü bir anne ve mücadeleci bir kadın örneği sergilemiştir. Yazarın, buram buram feminizm kokan duygularını bu eserde yoğun olarak hissediyoruz. Ve anlıyoruz ki, her dönemde, her yüzyılda, gerek insan gerekse tanrıça olsun, kadının derdi, kadının çilesi asla bitmiyor. Anlıyoruz ki, her daim ezilen,kadın olarak yaratılmış olmanın makus talihine yenilen bir tür bu kadınlık. Tanrılar, cadılar, canavarlar, büyüler ve yaratıkların başrolde olduğu kitap, emin olun mitolojinin şampiyonlar ligi mahiyetinde.

    "Ben, Kirke' çok isabetli ve özenle seçilmiş karakterler ve bu karakter üzerinden işlenmiş harika bir kurgu ile bütünleştirilmiş kusursuz bir Eser. Bu başarıda aslen Amerikalı olan yazarın, Yunanca öğretmeni olmasının ve bunu bir avantaja çevirerek mitoloji konusunda yıllar süren araştırmalar yapmasının katkısı yadsınamaz.

    Biraz şiirsel, biraz destansı, biraz da masalsı bir anlatıma sahip olan eser bence mitolojik bir dram. İthaki Yayınları çok iyi bir işe imza atarak, başarılı bir çeviri ortaya çıkarmış ve kitap kapağında değişim yapmadan, kitabı orijinal kapağı ile basmış. Çeviri yapılırken de Azra Erhat'ın Mitoloji Sözlüğü adlı kaynak, baz alınmış. Kitabın sonuna ise, mitolojik açıdan yeterli bilgi sahibi olmayanlar için, 9 sayfadan oluşan bir karakter dizini yerleştirmiş.

    Kısacası Yunan Mitolojisi hakkında kayda değer bilgiler edinmek ve bunu ansiklopedik olarak değil de masalsı bir yoldan öğrenmek isterseniz "Ben, Kirke'' tam aradığınız kitap!