Ayşe

Ayşe
@tantanasizmana
Genelde kendime ait kitaplar okumadığım için kitaplardaki önemli ve güzel yerleri buraya kaydediyorum.

Ayşe

, bir kitabı okumaya başladı
Andrea Freund
6/10 · 6 okunma
Reklam

Ayşe

, bir kitap okudu
Puan vermedi·104 syf.·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 00:00
·
2026 7. kitabı
Robert Louis Stevenson
7.9/10 · 27bin okunma
Kulak kemiklerimiz, günümüzden 375 milyon yıl kadar önce yaşamış bir balığın çene kemikleridir. Öncü balık ve sürüngenlerde karaya geçme sürecinde oluşan değişimlerden bir tanesi de çene kemiklerinden bazılarının (hyomandibula) solungaçların içine girmesi ve neticede orada küçülüp yerleşerek bugünkü işitme organımızı oluşturmasıdır. Birkaç milyon yıl boyunca elimize ulaşan fosiller üzerinden izleyebildiğimiz bu hayret verici ve nedeni tam anlaşılamamış dönüşüm, işte bugün işitme sistemimizde neden “kemik” kullanmak durumunda olduğumuzu açıkça gösterir. Günümüzde bile yaşayan bazı sürüngenlerin çene kemikleri aracılığıyla titreşimleri alarak bu yolla “işittiklerini” biliyoruz. Hatta işitme yeteneğini kaybetmiş bazı insanların kemikleri yoluyla işitmeye sınırlı da olsa devam etmeleri de aynı mantıktan kaynaklanır. Aslında bedenimizdeki tüm kemikler, işitme sistemimizin parçasıdır. Özellikle de kendi sesimizi duyarken! İşte o nedenle kaydedilmiş sesinizi dinlemeyi pek sevmezsiniz zira size pek farklı gelir. Bu birkaç kısa örnek, insanın bedensel olarak aslında “ne olduğunu” bir kez daha hatırlamamız içindi. İnsan, büyük canlılık orkestrasının içindeki nadide bir enstrümandır. Diğer tüm canlılar gibi. Elden ayrı, kopuk, kafasına göre takılabilecek ve canlılık kurallarından bağımsız bir canlı değil; tam tersine o sisteme göbekten bağlı, tüm canlılıkla aynı kökeni paylaşan ve bunu fark ettiği oranda doğru yaşayabilecek özel bir canlıdır.
Sayfa 35·Kitabı okuyor
Zira genlerimizin çoğu balıklarla ve diğer hayvanlarla ortaktır. Balıklar sessiz canlılardır ama bizim ses çıkartmamızı ve konuşmamızı sağlayan ses telleri, gırtlak ve yutak gibi yapılarımız, balıkların solungaçları ile aynı köktendir. Yine embriyo dönemlerimizde bunu çok net izleyebiliriz. Önce kafa olacak kısmın iki yanında solungaç yarıkları oluşur (bu arada gözler hâlâ bedenin yan kısımlarına bakar), sonra bunlar insana özgü genlerin sırayla devreye girmesi ve balıksı genlerin susturulması sonucu şu anda sahip olduğumuz yapılara dönüşür
Sayfa 33·Kitabı okuyor
Yediğimiz ekmeğin hammaddesini sağlayan buğday bitkisi ile akrabayız. Uzak da olsa bu akrabalık sayesinde buğdayı yiyerek beslenebiliyoruz. Buğday ile ortak atamızın geçmişi belki 700 milyon yıl belki de daha öncesine uzanıyor. Ekmeği yerken, onun da bizim gibi bir “canlı” olduğunu ve bu büyük canlılık hikayesinde bir şekilde ortak bir kader kesitini paylaştığımızı genellikle unutuyoruz. Dikkat ederseniz, sadece canlı şeylerle beslenebiliyoruz zira onların bedenlerini oluşturan malzemeler ile bizim bedenimizdekiler tastamam aynı. O nedenle tam uyumluyuz; o nedenle birbirimizi besleyebiliyoruz. Biz de ölüp bedenimiz doğaya karıştığında, diğerlerini beslemeye devam edebiliyoruz. Koca bir besin ağının içinde bir parçayız.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Reklam