• Bu açıdan şunu görüyoruz, mesela "Da Vinci'nin Şifresi" kitabı, Hz. İsa'yı küçültücü bir tavır takınırken "İsa'nın Çilesi" filmi de Yahudileri itham eden bir tavır sergiliyor. Bu dinsel bir farklılıktan kaynaklanmıyor, siyasi ayrıştırmalardan kaynaklanıyor. Bu kitabı yazdırma gereği duymalarının sebebi, dünya üzerinde çatışan güçler, aslında bir kitap değil, çoktan beri "Tapınak Şövalyeleri" gibi, bir sürü yayınlar yapılıyor, savaş aracı olarak dini seçtiler. Dini seçtiklerine göre halkı bu savaşa inandırmak ve bunun arkasında toplamak gerekiyordu. O yüzden de böyle kitap furyası ortaya çıktı.
  • Almanlar için önemli olan tıpkı tarihte kendilerinin yaptıkları gibi Türkiye’de İslamiyet’in Türkleştirilmesini istemekte ve bu yönde çalışmalar yapmaktadırlar. Fransa ise Türkiye’deki Laikliğin bekçisidir. Dolayısıyla Devletçi Laisizm’in her ne pahasına olursa olsun korunmasından yanadır. İngiltere bu iki görüşe karşıdır ve Türkiye’nin önderliğinde yeniden bir Hilafet kurulmasına sıcak bakmaktadır. Amerika ise, Türkiye’de artık Devlet’in değil, Liberalleşmiş bir Anayasa’nın en üst değer olarak tanınmasını ve bu anayasanın sınırlarını çizdiği İnsan Hakları çerçevesinde, Fransızlarınkinden daha özgür ve özerk bir “Din ve Vicdan Özgürlüğü”nü yerleştirmek istemektedir. Türkiye önümüzdeki yıllarda işte Batı’dan gelecek olan bu “İslam”la daha çok tanışacaktır.
  • Tapınakçılar ya da Tapınak Şövalyeleri İsa'dan sonra 1119 yıllarında Fransız Soylusu Payen ve sekiz arkadaşı Süleyman Mabedini yeniden yapmak ve Kudüs'ü ziyarete gelen hacılara yardımcı olmak amacıyla örgüt kurdu.
  • 'Mafya'nın kökenlerinin kesin ve doğru tarihini anlatabileceğini iddia eden birinin yanıldığından emin olabilirsiniz. 'Mafya' diye bilinen çeşitli İtalyan organize suç gruplarının başlangıç noktasına dair kapsamlı ve mükemmel bir döküm yok. Kimse, 'Mafya' kelimesinin kökenlerine dair bile kesin bir bilgi veremez. Her kim bunun tersini söylerse bir budaladır ve ona inanırsanız, siz ondan da budalasınız demektir.
    Suç örgütleri, belediye meclisleri gibi işlemez. Kayıt veya tutanak tutmazlar, zira böyle bir yöntem hapishane veya ölüme giden en kısa yol olacakhr. Bu durum, bir organize suç örgütünün nerede, ne zaman ve neden ortaya çıktığını bulmaya çalışan kriminal tarihçinin işini özel olarak zorlaştırır. Çoğu sadece üyelerini ve faaliyetlerini gizli tutmakta kalmayıp, aynı zamanda var olduk.lan gerçeğini bile saklamaya çalışmış gizli cemiyetler olarak işe koyulduklarından dolayı, iş Sicilya Mafyası ve diğer İtalyan suç ağlarını araşhrmaya gelince zorluklar iyice katlanır. Bu arka plan göz önüne alındığında, hem en fazla kabul edilen ve en mantıklı olan, hem de en kolay doğrulanabilen tarihsel gerçek şöyledir:
    En eski İtalyan organize suç gruplarırun tanımlayıcı ve birleştirici özelliklerinden birisi de, bazı gizli cemiyetlerle ilişkilendirilen ayin ve törenleri kullanmalarıdır. 'Kan üzerine yemin etmek' Akdeniz çapında yaygın olsa da, Gomorra, 'Ndrangheta ve Sicilya Mafyası tarafından yapılan ayinlerin karmaşıklığı ve ortak unsurları, ortak bir kökene işaret etmektedir. Bazıları bu ayinlerin, 1820'ler civarında merkezi Napoli'de bulunan Bourbon rejimine muhalif gruplar tarafından, Fransız masonluğundan alınarak uyarlandığına inanıyor. Fakat bunun kesinlikle yanlış olduğu söylenebilir. Zira, Sicilya adasının Palermo kentini 1760'larda terk edip kendisini Comte di Cagliostro diye tanıtan maceracı, okültist ve mason Guiseppe Balsamo'nun Avrupa'yı gezerken yanında getirdiği bir dizi ritüel ve tören bugün İtalyan suç örgütlerinin kullandıklarına çok yakındır. Cagliostro söz konusu ritüellerin Malta Şövalyeleri'nden geldiğini, onların da bunları Tapınak Şövalyeleri'nden aldığını savunuyordu -Tapınakçı ayinleri aynı zamanda Farmasonluğun yaratılışını da etkilemişti. Tapınak Şövalyeleri'nin Sicilya' daki ve İtalya'nın Akdeniz kıyılarındaki geniş varlığı göz önünde bulundurulduğunda, Mafya'nın bugün kullandığı gizli yeminlerin ve törenlerin Fransa' da değil de, Sicilya veya bizzat İtalya'da ortaya çıkmış olması daha muhtemel görünmektedir. Bu noktada, Sicilya Mafyası gibi organize suç gruplarının ilk başlarda 'tarikat' olarak anıldığını hatırlamak da önemlidir.
    İtalyan organize suç gruplarının çıkış noktası olan ilk 'tarikatlar' birkaç yüzyıl önceye dayansa da, onlarla Camorra, 'Ndrangheta ve Sicilya Mafyası arasındaki doğrudan bağlantı muhtemelen 1810'lardan önceye gitmemektedir. Bourbon rejiminin zalim yönetimine karşı mücadelede ve daha sonralan İtalya'nın birleşmesinde rol oynayan örgütlü haydutlar, feodalizmin bağlarından görece geç sıyrılan bir ülkede, köylülerle toprak ağaları arasındaki çelişmelerden kazanç sağlama arayışında olan grupların ortaya çıkmasına yardım etmişti. Bu haydutlar, yerleşik gizli cemaatleri uygun birer kamuflaj olarak ve kendi üyelerini hizada tutmak için kullandı. İtalya' da 'koruma haracı' nın, tekelin, yozlaşmış hükümet gücünün sömürülmesinin ve kanunsuzluk olgularının hızla yaygınlaşması 1860'tan sonraki yıllara dayanmaktadır. İtalyan organize suç grupları büyük ölçüde efsaneleşmiştir. 'Ndrangheta' kelimesinin gerçekte 'kahramanlık' ve ' erdem' anlamındaki Yunanca 'andragathia'dan geldiği gerçeği ve Sicilya Mafyası üyelerinin 'Onurlu Cemiyet'e ait olduklarını söylemesi, söz konusu mitolojinin çoğunun nereden geldiğine dair güçlü bir göstergedir.
    Bazı Mafya üyeleri, 'Mafya' kelimesinin Arapçada ' ayrıcalık tanınmış' veya 'korunan' anlamına gelen 'muaf'ın tahrif edilmiş hali olduğunu ve Sicilyalıların, adalarını 9. ve 12. yüzyıllar arasında işgal eden Mağribilere karşı direnişine gönderme yaptığını iddia eder. Diğerleri kelimenin, kabaca "İtalya 'Fransa'ya ölüm' diye bağırıyor" şeklinde tercüme edilebilecek 'Morte Alla Francia ltalia Anelia' cümlesinin kısaltması olduğunu savunur. Gelgelelim, bütün bunlar kadar renkli olmamakla birlikte gerçek, muhtemelen, sözcüğün Palermo lehçesinde 'kendine güvenen' anlamındaki 'mafioso'dan geldiği şeklindedir. Bu, ilk Sicilyalı gangsterlerin kesinlikle sahip olduklan bir özelliktir.
  • Tapınak Şövalyeleri, Haçlılar arasındaki en acımasız Müslüman düşmanı oldular.
  • Örgütün tüm özellikleri masoniktir ve Tapınak Şövalyeleri ile ilişkileri olduğuna kesin gözüyle bakılmaktadır. Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri'ne masonluğu getiren kişiler ve Benjamin Franklin'in kendisi bile Gül-Haç Örgütü'nün iç çekirdeğindendir.
  • iyi bi kitaptı dili anlatımı sürükleyici ve anlaşılırdı işlenen ilginc cinayetler tapınak şövalyeleri ve damar sistemini çozmenin bır yolunu arayan doktor ilginç bir hikâyede buluşmuştu ayrıca hedefe ulaşmak için iki yol olduğu bunlardan biri iyilik biri kötülük olduguda vurgulanmis