Okur
Recep Yıldız
bir alıntı ekledi.
Tarhan, Eşini Kaybettiğinde
Eyvâh! Ne yer, ne yâr kaldı, Gönlüm dolu âh ü zâr kaldı. Şimdi buradaydı gitti elden, Gitti ebede gelip ezelden. Ben gittim o hâksâr kaldı, Bir kûşede târumâr kaldı. Bâkî o, enîs-i dilden eyvâh! Beyrût’ta bir mezâr kaldı. Çık Fâtıma, lâhdden kıyâm et, Yâdımdaki hâlime devâm et! Ketmetme bu râzı, söyle bir söz, Ben isterim âh öyle bir söz! Güller gibi meyl-i ibtisâm et, Dağ-ı dile çâre bul, merâm et! Bir tatlı bakışla, bir gülüşle Eyyâm-ı hayâtımı tamâm et! Yâ Rab, öleyim mi neyleyim ben? Ayrı yaşayım mı sevdiğimden? Verdin bana böyle bir mûsibet, Ettin beni düşmen-i muhabbet. Ya bir kulu sevmiyor musun sen? Ya böyle bir ölüm değil mi erken? Hiç bulmamak üzre gâib ettim, Mecnun gibi ben onu severken. Her yer karanlık pür-nûr o mevkî? Mağrib mi yoksa makber mi yâ Râb! Yâ hâbgâh-ı dilber mi yâ Râb, Rüyâ değil bu ayniyle vakî. Kabrin çiçekten bir türbe olmuş, Dönmüş o türbe bir haclegâhe, Bir haclegâhe dönmüşse türben Aç koynunu aç maşukânım ben. Sen öldün, ölüm güzel demektir, Ölsem yaraşır gamınla her gün.
8