Geri Bildirim
  • Biz osmanlıyız kitabını Yavuz Bahadıroğlu'nun bir konferansında imzalı almak nasip olmuştu. İyikide almışım ve okumuşum dedigim köşe yazısı tadında, sanki yavuz bahadıroğlunu konferansında, sohbet ortamında dinler gibi okuduğum, tarihi, osmanlıyı ve ecdadı gayet gerçekci ve sağlam delillerle anlatan bu güzel ve önemli eseri bir solukta okuyup bitirdim ve hemen hemen her sayfadan notlar alarak ilerledim. Kitabı okurken "keşke okullarda gerçek tarihi anlatma niyetinde olan hocalarımız ögrencilerine okusa veya okumaları için tavsiyede bulunsa ve şimdilerde ecdadı hiç tanımayan yada yanlış tanıyan nesil, büyük medeniyet osmanlının ve ecdadın bütün güzelliklerini ve inceliklerini görebilse diye içimden geçmedi degil. Osmanlı medeniyetinin devlet yapısını, eglence kültürünü, aile yapısını, o büyük padişahların nasıl bir aile ortamında yetiştigini ve osmanlıyla ilgili bir çok inceligi anlatan bu sağlam eseri ecdadı gerçekten tanımak isteyen herkesin okumasını tavsiye ederim.Ben çok keyif aldım okurken sizlerede tavsiyemdir. ;)
  • Siyaset ( 3 ) türlüdür :

    Akl-i Siyaset :
    Bilgiye dayalı – cebrî yani zorbalıkla yönetir ;

    Medeni Siyaset :
    Filozofların masa başında yazdıkları siyaset –
    Aristo nun *Politika * sı ;
    Platon nun * Devlet * i ;
    Farabi nin * Medine tül Fazıla * sı ;
    Mevcutta karşılığı yok, roman ya da masal siyaset,
    Herhalde uyuklarken yazmışlar.

    Dini Siyaset :
    Vahiy destekli,
    umdeleri erkanı din
    yani vahiy belirler.

    İbn-i Haldun- Tarih Okumaları- İhsan Fazlıoğlu,
  • Bu aralar özellikle İslam Felsefesi ile ilgili okumalar yapma niyetindeyim. Bunun için de dostların yardımı ile liste hazırlıyorum. Henüz listemi tamamlamış değilim. Ama iletiyi görüp de bu konuda fikir sahibi olan arkadaşlardan fikir almak ve bu konuda benden özelde tavsiye isteyen arkadaşlara güncel bir liste sunmak adına listemin şuanki halini paylaşıyorum aşağıda. Bu konuda çok beğendiğiniz ve mutlaka okunması gerek dediğiniz kitaplar varsa da önerilerinizi bekliyorum. Keyifli okumalar.

    - Şaban Ali Düzgün
    Dini Anlama Kılavuzu
    Adem'den Öncesine Dönüş

    Seyyid Hüseyin Nasr
    Üç Müslüman Bilge , Modern Dünyada Geleneksel İslam

    Hilmi Ziya Ülken
    Türkiye'de Çağdaş Düşünce Tarihi

    Mahmut Kaya
    İslam Filozoflarından Felsefe Metinleri

    İmam Gazali
    Düşünme, Konuşma ve Söz Üzerine

    Ahmet Yücel
    Oryantalistlerin Gözüyle İslam

    Ali Şeriati
    Kur'an'a Bakış , Dine Karşı Din

    M. Nakib El Attas
    İslam Sekülerizm ve Geleceğin Felsefesi

    Fırat Mollaer
    Muhafazakarlığın İki Yüzü

    Cengiz Anık
    Modern Düşüncenin Bunalımı ve Doğu


    Malik Bin Nebi
    İslam Dünyasında Fikir Ve Put

    Savaş Ş. Barkçin
    Kalbin Aklı
    Medeniyet Aklı

    Ziyaüddin Serdar
    İslam Medeniyetinin Geleceği

    İhsan Fazlıoğlu
    Kendini Aramak
    Kendini Bulmak
    Sözün Eşiğinde
    Soruların Peşinde
    Kayıp Halka

    Cevdet Said
    Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları

    Muhammed İkbal
    İslam'da Dini Düşüncenin Yeniden Yapılandırılması
    İslam Düşüncesi

    Dücane Cündioğlu
    Düşünce Düşlenir

    Nurettin Topçu
    Varolmak
    İsyan Ahlakı
    Kültür ve Medeniyet
    Varoluş Felsefesi / Hareket Felsefesi ,

    Ahmet Arslan
    Felsefeye Giriş
    İslam Fesefesi Üzerine
    Bir Ömür Düşünmek

    İbn Miskeveyh
    Mutluluk ve Felsefe

    Ali Bulaç
    İslam Dünyasında Düşünce Sorunları
    İnsanın Özgürlük Arayışı
    Din ve Modernizm
    Tarih, Toplum ve Gelenek
    Kadını Kim Örttü?
    İslam Dünyasında Toplumsal Değişme

    İslam Özkan
    Çağdaş İslam Düşüncesinin Sorunları

    İbn Tufeyl
    Hay Bin Yakzan

    Mahmut Erol Kılıç
    Şeyh-i Ekber

    İbn Bacce
    Tedbiru'l-Mütevahhid Bireysel Yönetim Okumaları



    Not: Listeyi büyük ölçüde https://1000kitap.com/rihle hocamın tavsiyesi ile yaptık, kendisine bu kanaldan tekrar teşekkür etmek istiyorum.

    - Bilmiyorum belirtmeye gerek var mı ama tabi ki kişisel bir tavsiye olduğundan sübjektif bir listedir, herkese hitap etmeyebilir, daha çok benden mesaj yoluyla tavsiye isteyen arkadaşlar için paylaşılmıştır.

    - Liste hazırlama sürecinin başında olduğundan yeni tavsiyeler geldikçe güncellenecektir.
  • 1869 yılında yayınlanan, edebiyatçılar tarafından oluşturulan çoğu listede gelmiş geçmiş en iyi romanlarda zirvede olan bir baş yapıt. Война и мир

    Duymayanınız, bilmeyeneniz yoktur ama okumayananız çoktur. Neden? Çünkü 1800 sayfa. O sebeple çoğu kişi içeriğini tam bilmez. İşte savaşı falan anlatıyor denir. Ben dilim döndüğünce, klavyem yazdığınca anlatayım bari birazcık malumatınız olsun.
    Kitap genel olarak tarihi kurgu roman olarak adlandırılabilir. Ama bu sınıflandırma eksik olacaktır. Evet tarih var "Para,para,para" sözüyle bildiğimiz imparator Napolyon'un Fransa'sı ile Rusya arasında 1800'lü yılların başındaki savaşı anlatır. Ana konusu tarihi bir gerçek olmakla beraber karakterler ve yazarın kattığı olaylar nedeniyle kurgu diyoruz. Ama aynı zamanda toplum psikolojisini, toplumsal olayları anlatan bir kitap olduğundan bence bir sosyoloji kitabı olarakta görülebilir. Zira Tolstoy ile Dostoyevski bu noktada ayrılıyor. Tolstoy, Dostoyevski'ye göre daha bir sosyolojinin önde olduğu eserler veriyor, Dostoyevski ise daha psikolojik derinlemesine karakter analizi olan eserler vermiştir. Kitabı oluşturan konu ışığında yazar, çok fazla da tarihin nasıl oluştuğu, liderlerin tarihe yön verip vermedikleri vs. gibi tarih üzerine konuşmalar ve aforizmalarda içeriyor. Sadece bu kitap içerisindeki tarih üzerine fikirlerinden ayrı bir tarih yorumu olan kitap çıkabilir o kadar yani. Yalnızca bu konuda değil, kitapta o kadar fazla ayrı olay, karakter var ki yalnız bir karakterin kısmını alıp ayrı bir roman da oluşturulabilir. Bunları kitabın ne kadar yoğun olduğunu anlatmak için söylüyorum.

    Romanın içeriğine geçecek olursak, kitap kraliçe onuruna verilen bir davetle başlıyor, burası önemli çünkü bu bölümde yazar bize karakterleri tanıtmak istiyor. Zira bu davete romandaki başkarakterlerin hemen hemen çoğu katılıyor ki daha sonra hepsini bir arada neredeyse hiç görmüyoruz. Peki kim bu Tolstoy'un baş yapıta girme sansını verdiği karakterler. Esas oğlanımız Piyer, Prens Bezukof’un nikahsız bir kadından olma çocuğudur. Romanda en fazla git gellerini gördüğümüz karakter öncelikle, hem iç dünyasında hem düşünce ve kişilik yapısında hem de özel hayatında bir çok yol ayrımı ve değişiklik yaşadığını görüyoruz roman boyunca. Ve Bolkonsky ailesi; Prens Bolkonsky, oğlu Andrey (ki kendisi yardımcı erkek oyuncu olup beni en fazla etkileyen karakterlerden biri) ve kızı talihsiz Marya. Ve de romanın olmazsa olmazı Rostov ailesi; anne, baba Rostov, oğulları Nikolas (diğer yardımcı erkek karakter), ufak oğlan Peyta, kızları Vera, ve diğer kızları esas kızımız, ayran gönüllü Nataşa. Elen, Denisov, Doholov va falan filan bir sürü kişi. Roman Bolkonsky ve Rostov ailelerine üye olanların kişisel ilişkileri üzerine kurulu. Okuduğum kitap İş Bankası Kültür Yayınlarından Tansu Akgün tarafından Rusça aslından çevrilen 2 ciltlik bir kitap. Birinci ciltte Savaş kısmına pek girilemedi, daha çok bir aşk romanı gibiydi. Çok fazla sosyete hayatına girilmiş, karakterlerden ötürü ortam hep böyle. Fakat 2. Ciltte savaşı iliklerimize kadar hissediyoruz. Kahramanlarımızdan tabiki erkekler, peyderpey bazısı devamlı bu savaşa iştirak ettiler. Karakterler arasındaki değişen ilişkiler bu savaş ortamında şekilleniyor. Yani tamamen cephede geçen bir kitap olarak düşünmeyin. Mekan ve zaman olarakta çok geniş ve yoğun bir kitap. Moskova ve Petersburg başta olmak üzere çok fazla yer, şehir, konak vs. yerde geçiyor.

    Peki ben 36 gün gibi uzun bir macera olan bu kitap okumasından ne anladım? Öncelikle çok uzun zamandan beridir okumayı isteyip bir türlü fırsat bulmadığım bir kitabı Tolstoy okuma etkinliği vesilesiyle okumuş olmanın verdiği rahatlık ve mutluluk. Konu olarak ise savaştan ziyade insanları, ilşkilerini ve toplumu anlattığını düşünüyorum. O yüzden farklı bir millet farklı bir çağda olsa savaş insanlarını, ilişkilerini, duygu ve düşüncelerini Tolstoy gibi usta bir yazardan öğrenip anlamanın kattığı bir şeyler var illaki. Velhasılı çok zor ama güzel bir okuma oldu. Ben her ne kadar zor ve kalın bir kitapta olsa özellikle çok kitap okuyan kendini kitapkurdu olarak tanımlayan 1000k sakinlerinin gelmiş geçmiş en iyi romanlardan gösterilen bu kitabı okumaları gerektiğini düşünüyorum.
  • Bu ıssız mekanlarda (Maslak Kasırları) bir münzevi gibi yaşayarak kendisini olağanüstü bir şekilde yetiştirmiştir. Ciddi anlamda kitap okumaları yapmış, ayrıca dünya siyasetini de buradan ustaca yapmıştır.
  • Bir kaç gündür sitede olmayışımın sebebi, bu kitabı okuduktan sonra yapmış olduğum araştırmaların beni derinden sarsması,adeta hasta olarak yatağa düşürmesi oldu...!

    Henüz ilkokula gitmediğim yıllardı, bugün bile hatırlarım,10 kasımlarda, saat 9'u 5 geçe sirenler çaldığında, koltuğun üstüne çıkıp,pencereye dönerek, ''hazır ol''da saygı duruşu yapan/yaptırılan Atatürk sevgisi ile dolu bir aileden gelen bendeniz için, yakın tarih okumaları bazen şaşkınlık, bazen sorular, ünlemler zinciri, bazen de derin keder,hayal kırıklıkları olmaya başladı..!

    Bu yazı, kesinlikle hakaret kastı taşımaksızın, bir kitap üzerine kısacık, sesli bir düşünce; duygusal bir inceleme, hatta iktibaslardan oluşacaktır...Zaten yorum yapma özgürlüğü kanunen mümkün de değildir ! Ne demokrasi ama..!

    Hayal kırıklıkları dedim, nasıl olmasın ki, aşağıya aldığım cümle, Atatürk'ün 1937 yılında meclis açılış konuşmasından:

    ''Bizim devlet idaresindeki ana programımız CHP programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat bu prensipleri, GÖKTEN İNDİĞİ SANILAN KİTAPLARIN DOGMALARIYLA ASLA BİR TUTMAMALIDIR. Biz ilhamımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.''

    Belki iftiradır diye araştırınca, Atatürk'ün kendi sesi ve görüntüsünü buluyorsunuz.

    ''Gökten indiği sanılan...''

    Hz.Cebrail'in göklerden Sevgili Peygamberimize (sav) ayet getirdiği gözlerimde canlanıyor. Yaşarmış gözlerimde..!

    Nasıl yaşarmasın..? Demek ''Yalan söyleyen tarih utansın!'' kitapları, yada Abdurrahman Dilipak'ın ''Bir başka Açıdan Kemalizm'' kitabında hiç yorum katmadan, tamamen genel kurmay kaynaklarından, yabancı yazarlardan iktibasları da...

    Bunaldım...!

    Bazen şu cahilliğimin daha da koyu olmasını diledim. Bize öğretilen her şeyi, resmi tarihi, yeniden sorgulamak, çok şeyden soğumak ya da ''uyanmak mı'' olacak..! Böyle olunca da, dindar kesimin niçin......off..!

    https://www.youtube.com/watch?v=lZ-KajhkqMU

    Paşaların Kavgası'nda :

    ''M. Kemal Paşa, beyanatıma karşı hiddetle bütün zamirlerini (içyüzünü) ortaya attı:

    “Evet Karabekir! Arap oğlunun (haşa Peygamberimizin) yavelerini (saçmalıklarını/ yalanlarını) Türk oğullarına öğretmek için Kur'ân'ı Türkçeye tercüme ettireceğim. Ve böylece de okutacağım. Ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler…”

    Biraz araştırınca aynı bilgiyi Uğur Mumcu'nun da yayına hazırladığı; ''Kâzım Karabekir Anlatıyor''

    (Tekin Yayınevi, Ankara 1993, sayfa 93, 94. M. Armağan, Karabekir'in Gözüyle Kurtuluş Yılları (1922-1933) Kızıl Pençe, İst. 2013, s. 101-103) adlı eserinde teyid etmiş olmanın o sarsıcı girdabında kahroluyorsunuz !

    Uğur Mumcu gibi Kemalist, laik,Atatürkçü bir kalemin yayına hazırladığı kitap...

    Elimdeki eserde sh : (159 ) parantez içi açıklamalar mevcut değilse de, Uğur Mumcu'nun yayına hazırladığı ile birebir örtüşmekte.

    Yine sh: 165'de : ''Hocaları toptan kaldırmadıkça, hiç bir iş yapamayız..!'' cümlesi de ona ait..!

    Aziz Nesin'in bir cümlesi ister-istemez aklıma geliyor.Yok ''Türk milletinin yüzde 60'ı aptaldır sözü değil..!

    Malum ateist oluşunu da saklamayacak kadar açık bir adamdı Nesin, hatta akıllı olmak için domuz yenilmesini tavsiye ederdi, diyor ki bir röportajında :

    ''Atatürk, Müslümanlar açısından sevilecek bir şey yapmadı. Türkiye’de yaşayan ve Atatürk’ü sevdiğini söyleyen Müslümanlar, yalancıdır.'' Başka kaynakta ' 'Ya yalandırdır, ya ahmaktır!''şeklinde okumuştum. (Oğuz Uçar / Abant (Bolu), Hürriyet Haber Ajansı., ayrıca bkn : http://www.belgelerlegercektarih.wordpress.com )

    Bir insanın ateist olmasını anlayayım da; benim en değerlime, imanıma, Sevgili Peygamberime -haşa- hakareti,aşağılamayı anlamam mümkün değil..!

    Konu etrafında İnternette araştırınca, oldukça üzücü, çok daha vahim bilgilere rastladım. Şimdi Kadir Mısıroğlu, Mustafa Armağan'a müracaat etsek, zaten Atatürk'ü sevmedikleri bilindiğinden bazı kesimler itibar etmeyebilir. İlber Ortaylı desem, bana göre o da oportünist, popülist bir tarihçi. Murat Bardakçı hem Atatürkçü hem objektif bir tarihçi.

    Aşağıdaki videoda Murat Bardakçı,Afet İnan'ın çıkarttığı Medeni Bilgiler isimli kitaptan söz ediyor ve orada çok daha ağır şeylerin,''dine reddiye'' olduğundan söz ediyor. O kitabı alıp okumaya korkuyorum, şimdilik beni derinden sarsan,üzen bu bilgileri hazmetmem lazım..!


    https://www.youtube.com/watch?v=2or3LlsoS7c
  • Doktorun Karşısında

    Ben çocukluğumdan beri cebir okudum doktor
    Cebire çevirdim boyuna bilgileri
    Bir ara yok olmuştu geometri
    Enlemler endi boylamlar boydu
    Dağlar yükseklik ırmaklar çizgi
    Ülkeler ya üçgen ya dörtgen ya yamuk
    Sonra abc..n
    Sonra 123... sonsuz
    Coğrafya da böylece cebire giderdi
    Tarih zaten cebirdi
    Felsefe (0), Din (1) di
    Sonra aradım cebirin cebiri
    Ekmeği cebir diliyle istedim de vermediler
    Suyu rakama çevirdim içirmediler
    Yalnız kan kaçıyordu elimden
    Bir türlü kanı soyuta çeviremedim ben
    Bakmayın gözlerimin içine
    Gözlerim cebirden bir deprem
    Ta arkamdan gelen o sesi duyana kadar
    Hey Taha dur sınırı geçiyorsun
    Bir taş var orada nereye gidiyorsun
    Belki de konuşan bir akşam ışığıydı
    Güneşten gözüme gelen bir güç kırışığıydı
    Güneşse Kapaçarşı'da batmış Kapalıçarşı' da batmıştı
    Sahaflar yanmıştı bütün kitaplar ıslanmıştı
    Çınar ve mermer kuru şadırvan ve güvercin
    Yanmıştı için için
    Çökmüştü ufkumuza bir ateş keskin keskin
    Ve bulmuştu yepyeni bir cebir yarasalar
    Artık batı yok eden sayılar
    Artık doğu tükenen rakamlar
    Fakat bir gün gelecek
    Çağırmasını bilirsen gelecektir
    Doğu'yu Batı'yı bölen gelecek
    Kendi cebirine çeviren gelecektir