• “İlk gün anladık ki, Türkiye’de değişen sadece bir iktidar değil, fakat bir nesil ve onun zihniyetidir.”
  • 390 syf.
    ·7/10
    Selamlar ola hepinize.. Fazla zamanınızı almadan hemen girizgah yapalım istiyorum ..Daha öncesinde hem ordudan ihraç edilmesi hem de popüler kültürün bir parçası olmasından kelli uzak durmayı yeğlediğim bir yazardı İskender Pala .. Bu ihraç meselesi ile ilgili mevzulara dair şüphelerimi daha sonrasında Erol Mütercimler ile bir projede yer alarak kıran Pala'nın kitaplarına bir şans vereyim dedim ve İki Dirhem Bir Çekirdek kitabını okudum .. Zamanınız olursa okumanız yönünde olacak tavsiyem sizlere de.. Bugün tamı tamına zıttı olarak kullandığımız tabiri caiz ise Galat-ı Meşhurları ve deyimlerimiz ile özdeyişlerimizin kaynaklarını hikayeler çevresinde yaşanan olaylarla bizlere aktarmış .. Sıkılmadan okursunuz .. Tarihi sevdiren bir yapısı olduğunu duydum sonrasında kendisinin.. Hatta bu ihraç mevzusu da bir nebze bununla alakalıymış ..

    Her neyse.. Sonrasında bu kitaba ulaştım .. Kısa sürede okuyup bitirdim .. Konu son derece ilginç .. Sevdiğim iki tarihi şahsiyet .. Bir yanda Şah İsmail ,diğer yanda Yavuz Sultan Selim.. İkisi de devrin büyük devlet adamları .. Yavuz' u zaten sanırım ki bilmeyeniniz yok .. Lakabının hakkını sonuna kadar veren gaddar bir büyüğümüz .. 8 senede 800 senelik iş yapan , hilafeti alıp Osmanlı' ya kazandıran , halife ünvanı ile beklendiği İstanbul' a bu makamın hakkını vermem gerek diyerek ağır başlı ve vakur bir şekilde gece vakti giren , hazineyi fulleyip Kanuni' ye ilerde yapacağı reform ve fetihler için neredeyse sonsuz kredi bırakmış bir zat .. Gözünü budaktan sakınmaz diye bilinir 4. Murat ama Yavuz apayrı bir ekoldür bu konuda sanırım .. Bazı konularda hayran olunası bir şahsiyet .. Diğer yanda Şah İsmail var ki o da apayrı bir gaddar emmimiz .. Milleti kaynar kazanlarda cayır cayır haşlayacak kadar acımasız ama muhteşem öztürkçe şiirler yazacak kadar da içli bir şahsiyet .. Yavuzla karşılaşıncaya dek namağlup sıfatıyla cenk eden bir komutan ... Öyle bir tip düşünün ki civardaki sünni halkı asimile edip şia inancını etkin kılma yoluna gittiğinde henüz tahta geçmemiş Yavuz' un yerine babası II. Beyazıt' a Özbek hanı Şeybani'nin kesik başını gönderip tehdit edebiliyor .. Bunu yaptığı devlet Osmanlılar !! ( Bkz : KING KONG YÜREĞİ !!! )Yavuz' un bir de bu yapılan hakarete tepki konulmaması üzerine babasına rest çektiği de dillendirilir ..

    Kitaba gelecek olursak .. Bu bir tarihi roman .. Ve biliyorsunuz ki halkımız kendi tarihi olsun , kendi dini olsun ya da olgu olarak kendi kültürü ile alakalı adını ne koyarsanız o olsun , HİÇ AMA HİÇBİR konuda kitaplara başvurmaz ..Kitap okuyorsa da başvurmaz .. Karşıt fikire bakmaz !! Osmanlı' yı öve öve bitiremeyen bir nesil , Kanuni' nin oğlunu öldürttüğünü Muhteşem Yüzyıl dizisinden öğrenmedi mi ? Bilmem hangi şehirde vatandaşın teki muhteşem yüzyıllardan sonra Kanuni ' yi mahkemeye vermedi mi ? Alın size örneği işte .. Bunu niçin söylüyorum açıklayayım .. İlerde kitaptan da bahsedeceğim ama bu romanda pek çok tarihi hakikat var .. Ama hiç kabul edilmeyecek ve bence kasıtlı olarak kitaba zerk edilmiş yalan yanlış bilgiler de var .. Benim okur okumaz nasıl olur diye kaynaklara bakmamı gerektiren, Şah İsmail 'in annesini katlettirmesi mevzusu bunlardan biri .. Yok böyle bir şey !! Yaşadığı dönem boyunca annesi yanında Şah' ın.. Bu konuda hakkını vermem lazım.. İskender Pala' nın bir suçu yok .. Pala , bu bilgiyi kendisine Erhan Afyoncu' nun verdiğini söylüyor .. Erhan Afyoncu ise ezber olarak tarihi yalamış yutmuş ama objektifliğini kaybettiğinden ötürü yorum yaparken yok artık dedirten çıkarımlar yapabilen bir isim .. Kendisi bir programda Memlükler'in Moğolları, Yavuz Sultan Selim'in de Memlükleri yendiği için Yavuz'un, Timur - Cengizhan - İskender triosu kıvamında bir askeri deha olduğunu iddaa edebilmiştir .. Şöyle anlatayım aklınızda daha kalıcı olması açısından .. Eğer Seyyal Taner , Sinan Şamil Sam ' ı nakavtla geçip , ölüm grubunda yer alan Metin Şentürk de Kasparov' u 2 hamlede şah mat etseydi neden olmasın ?!? TAM BU ZİHNİYET !! Yemin ederim ki bu zihniyet .. Böyle tarihçilik mi olur kardeşim?!?! Bu zihniyetle Manchaster 'ı yenen Fenerbahçeyi mağlup eden Kasımpaşa Spor kainatın futbol devi falan oluyor .. Yavuz' u kötülüyorum gibi algılamayın sakın .. Ama söz konusu tarih ve özellikle askeri tarih olduğunda - hele ki o dönem için - coğrafyaya bakılır , askerin iaşesine bakılır , mevsimlere ve hava şartlarına bakılır .. Ordunun moraline dek değişen pek çok değişken var .. Bu kabul edilir bir hata değil .. Kitapta yer yer bu yüzden dolayı İskender Pala'yı yanlı bulduğumu söylemem lazım .. Zaten kitap çıktığında baya bir tartışma çıkmış .. Millet ,Yavuz Sultan Selim 'i haşlamış falan .. Ki o da anlaşılır gibi değil .. Yavuz o dönem kendi varlığına karşı tehdit olarak algıladığı şia ekolüne, Kürtlere toprak vererek bir tampon bölge oluşturmak suretiyle karşı koymuş .. Osmanlının izlediği politika bu .. Sonrasında da bu ..Öncesinde de öyle .. Devletin mezhebi belli .. Fatih' i , Osmanlı padişahları içinde apayrı severim ama onun döneminde de Hurufileri yaktırdılar .. Bu konularda duruş çok net ve tavizsiz Osmanlı ' da .. Uzun lafın kısası , her okuduğunuzu doğru olarak addetmeyin .. Karşılaştırarak okuyun .. Sonra kendinizi ,fesli tarihçinin , 2. Dünya savaşında Stalin Alman Ordusuna karşı kumlara Ayetel Kürsi okutmak suretiyle MANEVİYAT TAKVİYESİ YAPTIRDI konulu videolarına müteakip gözyaşı dökerken buluverirsiniz .. Okuyacak olanlar varsa diyerek bu uyarıyı yapmış olayım..

    Devam edelim .. Pala anladığım ve okuduğum kadarıyla divan edebiyatında yetkin olarak adlandırabileceğimiz bir isim .. Her iki hükümdarın divanından şiirlerle ,bölümler başında örnekler vererek anlatım yolu izlemiş .. Güzel de olmuş .. Ama kardeşim yeter bıktık usandık şu Osmanlı dönemini HADIM EDİLMİŞ KÖLELER VE ZENCİ HAREM AĞALARININ DİLİNDEN OKUMAKTAN !! Cidden kabak tadı verdi bu olay .. Yeter yauw !! Yüzyılın derbisi şu kitap !! Yani bir tarafta Yavuz' a hayvan leşi gönderip ona hakaret eden bir Şah , diğer yanda ona bal pekmez ve çeşit çeşit meyve gönderip "herkes yediğinden ikram eder" diyebilmiş bir Yavuz var kitapta .. Adam cenk meydanına girmiş fellik fellik Şah arıyor da en sonunda Şah' a kadın elbiseleri gönderiyor cinnetinden!! Versene onların ağzından gelişmeleri .. Versene MEHTERİ !! Bunun yerine ne yapılmış dersen ? Bol bol ilahi aşk ve sevgi edebiyatı .. Ben Elif Şafak' tan kaçtım, burda lazerle işaretlenmiş gül sulu alana düşmüş buldum kendimi .. Ha diyeceksin ki , peki neden 7 puan verdin ? Kitabın içinde bu anlatıma gark olmuş giderken beni şaşırtan bir çıkarım yapmış İskender Pala .. Her iki hükümdarın da Türk kanı dökmek adına böyle seferber olması .. Her iki tarafın da bunu yaparken ordularındaki hıristiyanları kullanması .. Her ikisinin de Hıristiyanlarla hiç savaşmaması.. Türklerin birbirini boğazlaması .. Böylesi bir çıkarım ummuyordum yazardan .. Beni baya şaşırttı .. Sonuç olarak MÖHTEŞ dediğim "ÇİKİ ÇİKİ KİTAPLAR" kategorisinde değil ama vasat bir eser de değil bu .. Okursanız zaman kaybınız olmaz .. Tarih sevmeyenler de zevkle okuyacaklardır ..

    Tanıtımı burada bitirirken herkeşlere esenlikler ve İŞSİZLİK DOLU günler dilerim !! Güle güle kokocambolar !!
  • Devletlerin tarihi ve milletlerin hayatı da, Moskova'daki Devlet Tiyatrosu binasına benzer. Devlet düzeninin eski temelleri, milletleri yönetmenin eski şekilleri, o zamanlar için ne kadar yeterli görülmüşse de bu temeller, bu eski yönetim tarzları, artık zayıf ve yetersizdir.
    Grigory Petrov
    Sayfa 8 - Akvaryum Yayınevi
  • 148 syf.
    30 Aralık 2019 Pazartesi
    14:04

    Güngör Dilmen ismi daima edebiyat kitaplarında karşıma çıkan bir isimdi. Özellikle Canlı Maymun Lokantası kimin diye sorduklarında Güngör Dilmen diye cevap verirdik. Geç kalınmış bir okuma süreci olsa da bu son aylarda tam 8 tane Güngör Dilmen kitabını okudum. 20 Aralık - 20 Ocak arası devam edecek olan bir etkinlikle de birkaç arkadaşımızı daha katıp yazarı daha çok okutmaya çalıştım. Katılan herkese tekrar teşekkür ederim.
    #56846731 Elimde iki tane daha kitabı var (Midas Üçlemesi, Aşkımız Aksarayın En Büyük Yangını) sonra kalan kitaplarını temin edene kadar sona erecek okumalarım.

    Daha önce
    Toplu Oyunlar 5 #52107732
    Kurban
    #56241535
    Canlı Maymun Lokantası
    #56119884
    Oyunlarını inceledim bu kitabı incelemekten ziyade değineceğim arta kalan kısımlar kişisel rahatsızlıklarımı dile getirmekten ibaret olacak.

    Yerli tiyatro yazarlarımız sessiz sedasız bir hayat belirli bir azınlığın elinde dolaşan bir kadere mahkum ülkemizde bunun sebebi ise sanat ve edebiyata verdiğimiz önemin azlığı daha doğrusu yokluğundan kaynaklanıyor.

    Eğitim sisteminin içinde tiyatro metni okuma okutma diye bir şey yok maalesef, daha öykü ve romanı okuyamaz halde olan insanlarımız tiyatronun varlığını tamamen unutuyor. Halbuki bizim sanat edebiyata önem veren ve gerçek anlamda donanımlı bireyler yetiştiren Köy Enstitülerimiz vardı birkaç siyasinin aptallığı yüzünden ülkenin çalınan devrimi Köy Enstitülerimiz'den Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünde eğitimi verilen bazı müzik aletleri şöyleydi:

    Mandolin
    Keman
    Bağlama
    Akordeon
    Piyano
    Metronom
    Amplifikatör
    ..

    Ve son yılında oynanan bazı tiyatro oyunları şöyledir;

    Anton Çehov: Teklif

    Moliére; Zoraki Tabip, Kibarlık Budalası

    Sophokles; Kral Oedipus

    Gogol; Müfettiş

    Shakespeare; Bir Yaz Gecesi

    Benim için Köy Enstitüleri; Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç kırmızı çizgidir bu ülke için yapılan en büyük "Aydınlanma Hareketi''nin mihenk taşlarıdır ve aynı zamanda bu ülkede en fazla ihanet edilen insanların başında gelirler.

    1940 yılında başlayan ve evrensel bir oluşum olan köy enstitüleri üzerine onlarca ülkeden araştırma heyetleri yollanmış ve mercek altına alınmıştır.

    Biz ise haince onları kapattık, kapattık da ne oldu? Vitrin edebiyatına tâbi bir nesil yetiştirdik, her sene eğitim sistemi değişen rezil bir vaziyete büründük. İçerikleri boş, etkinlikleri saçma müfredat programı ile bomboş, cahil nesiler yetiştirmeye başladık. Bazı bölgelerde Ortaokul öğrencileri okuma yazmayı dahi bilemez duruma gelmiş, öğretmenler baş edemeyeceği kadar sorumluluklar ve geçim mücadelesi ile baş başa bırakılmıştır.

    Katlanarak ilerleyen edebiyata ve sanata olan uzaklığımız yüzünden mutsuz, hayattan zevk alamayan sosyal medya bağımlısı, kişiliği oturmamış, sosyal ilişkilerde başarısız ve öz güveni düşük bireyler mezun ediyoruz.

    70 yıl önce okunan ve okutulan klasikler ve verilen dil eğitimi seviyesi ile günümüzde var olan durum arasında gerçekten büyük bir uçurum var. Biz hala Hasan Ali Yücel'in klasikler dizisini okuyor ve hâlâ en çok Köy Enstitüleri mezunlarının eserlerine güveniyoruz.

    Geçenlerde Devlet Tiyatrolari ile ilgili bir paylaşım yapmıştım, altına bir arkadaşımız (Denetimli Tiyatro: Devlet Tiyatrosu) cevabını yazmıştı, evet sanat ve edebiyat bu ülkede daima siyasi bir kuşatma altında belki de hep öyle kalacaktır ama ben Devlet Tiyatroları yönetmenlerinin bazılarının hayatlarını araştıran her şeye rağmen sanata tutunmak için ellerinden geleni yapan insanlara da şahit oldum. Devlet Tiyatroları maddi durumu iyi olmayan insanların bir oyun seyredebilmesi için en iyi seçenektir ben öğrencilik hayatımda Denizli Hasan Kasapoğlu Devet Tiyatrosunda tanıdım sahne sanatlarını, hayatımda ilk kez orada gittim tiyaroya. Sonra bir yıl kadar Ankara Kızılay'da yaşadım yürüme mesafesinde olan Ziraat, Akün ve Şinasi sahneleri ile haftada en az iki kez tiyatroya gidiyordum. Şimdi de Gaziantep ilinde yaşıyorum burada da Onat Kutlar Devlet Tiyatrosu var elimden geldiğince sezon oyunlarına gitmeye çalışıyorum. Ben bu sahnelerde sevdim tiyaroyu bu sahnelerde: Yeraltından Notlar, Kurban, Töre, Kontrabas, Rumuz Goncagül, Moby Dick, Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe, Hürrem Sultan, Felatun Bey ile Rakım Efendi, Tolstoy ve Anna, Satranç... Ve daha nice eserleri bu sahnelerde izledim. Devlet Tiyatroları oyuncuları az bir para ile hayatlarını devam ettirmekte sözde aydın olan topluluklarımızın her oyununun bileti 100 liraya yakın oluyor burjuva sınıfına seslenen bir aydın kesimini reddediyorum özel tiyatroları çok nadir tercih ediyorum bu ekonomik şartlarda benim verecek bu kadar param yok ki olsaydı da nadir gideceğimi düşünüyorum. Mevcut iktidarın yanlış ekonomi politikalari yüzünden aşırı pahalı yaşama direnmeye çalışan insanların bir sanat kaygısı taşıması için hamurunda her şeye rağmen sanat ve edebiyat mayasını taşıması gerekir bu durum bizim ülkemizde hiçbir zaman gerçekleşmeyecek sanatı takip eden ve temsil eden kesim daima orta ve üst sınıf olacak bir iki odalı eve ben maaşımın yüzde 35'ini kira parası olarak verirken, soğanın sarımsağın girmediği evleri binaları görüyorken aydın sanatını tercih etmemeye devam edeceğim, bütün masrafları kısıp minimalist bir hayat sürmeme rağmen kitaplarımın yarısını alamıyorken, kütüphane kütüphane dolaşıp, yüzlerce e kitap okuyorken ben halkçıyım, ben aydınım diye geçinen ama ücretinden de ödün vermeyen tüm halkçı yazar ve sanatçıların performanslarına gitmeyi reddediyorum. Her kötü koşula rağmen unutulan edebiyat ve sanata kavuşmaya çabalıyorum.

    Edebiyata ve sanata yönelim insan hayatında bir gereklilik olması gerekirken bizim ülkemizde bir hobi ya da bir boş zaman faaliyeti olarak vücut buluyor benim için bir gereklilik hem sahnede olsun hem yazılı metni okumak olsun hayatımda uzun zamandır olan ve olacak bir alandır tiyaro..

    Güngör Dilmen bu ülke tiyarosuna uzun yıllar hizmet etmiş değerli bir tiyatro yazarı İstanbul Üniversitesi Klasik Filoloji Bölümünü bitirdi, Tel Aviv ve Atina'ya tiyatro alanında araştırmalar yapmak için gitti. Yale ve Washington Üniversitelerinde tiyatro eğitimi gördükten sonra Türkiye'ye dönüp İstanbul Şehir Tiyatrosunda, İstanbul Radyosunda, Anadolu Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyaro bölümünde olmak üzere değişik ama sürekli tiyatro üzerinde görevler üstlendi. Genç dramatugları yetiştiren bir öğretmen oldu.

    Eserlerinde tarih ve mitolojiyi başarılı bir şekilde kullanarak günümüze uyarladı.
    Bu kitabında da iki oyunu yer alıyor. Deli Dumrul oyununu az çok biliriz Dede Korkut Hikayelerinden Azrail ile olan sürtüşmesinden sonra kendi canının yerine can bulmaya çalışan Deli Dumrul ne en yakındaki adamından ne de Anne Babasından dilediği canı alabilecektir.

    İkinci oyun Akad'ın Yayı;

    Oyundaki tanrıça adına tahsis edilen yay'ın insanın eline geçince evrensel bir güce dönüştüğünü ve İnsan aklının bu gücü hangi yönde kullanacağını sorgulayan bir oyun. Akad ise yayı kullanıp kötülük ve şiddet getirmek yerine sevgi ve barış getirsin diye kullanmadan sırtında taşımış kötü emellerine alet etmesin diye tanrıçasına geri vermekten vazgeçiyor, babasının ve çevresinin şiddete dayalı önerilerine kulak asmadan barışçıl bir yol haritası çiziyor. Onlar onu dışlayıp dağda Haydut arkadaşı Yatpan'ın yanına sürdüler o elindeki muazzam yay ile susuz kalmasınlar diye dağları delip su getirmeye çalıştı. Akad insanın kendi başına, tanrısız yalnızca kendi iradesiyle başa çıkması gereken bir çağın öncüsüdür. İnsanlığın başına gelen tüm felaketlerin iyi yerine kötüyü tercih eden bazı yöneticilerin elinden geldiğinin habercisidir Akad, elindeki bilimsel gelişmeleri evrensel güzellik için değil de kitle imha silahlarının geliştirilmesine, sınır güvenliği için yüksek savunma sistemleri yatırımına ayıran kutuplaşmış dünya düzenin habercisidir Akad...

    Babası Kadı Danyal onu yakıp yıkıp kahramanlık yapması için dolduruşa getirirken düşmanına yardım etmeyi seçen bir Akad'ı konuşuyoruz;

    "DANYAL : Anlayamıyorum seni. Hem kaç gündür yemek yediğini görmedim, oruç mu tutuyorsun? Sofu mu oldun?
    AKAD : Hitit ülkesinde kıtlık var.
    DANYAL : Sana ne Hitit ülkesindeki kıtlıktan?
    AKAD : Onların çektiği açlığı bir ölçü ben de duymak istiyorum.
    DANYAL : Zorun ne çocuk? Hititler bizim düşmanımızdır. Açlık kıtlık ülkelerini kasıp kavuruyorsa bizim sevinmemiz gerek. AKAD : Kimse benim düşmanım değil. Açlık denen sarı ejder bizim yurdumuzu da ziyaret edebilir komşularımızın mutsuzluğuna sevinmek nicedir? Yardım etmeliyiz onlara.


    Haydut Yatpan'ı yayın gücü olmadan dağdan indirio halkının önünde özür dilettğinde halk yayla birlikte Akad'ın elde edeceği başarıları, kazanacakları savaşları gözleri dönmüş ve kana susamış bir şekilde dile getirdikleri vakit Akad şöyle cevap verecektir;

    1. YURTTAŞ : Ele geçirdiğimiz fırsatı kullanmayalım mı?
    AKAD : Yarın onların eline geçebilir fırsat dediğiniz .
    I. YURTTAŞ : Gelecekten korkup oturalım mı?
    II. YURTTAŞ : Bu düzen böyle kurulmuş, sen mi değiştireceksin?
    ı. YURTTAŞ: Yay bizim elimizde şimdi
    savaş isteriz , savaş.
    YURTTAŞLAR : Savaş isteriz, savaş
    AKAD : Omuzumda taşıdığım bu yayın size verdiği garip sinsi güven gözünüzü döndürüyor. Ama hiç kimse Akad 'ı bir yıkıcı ordunun başında görmeyecek.
    YURTTAŞ : Sen korkuyorsan yayı bize teslim et .
    YURTTAŞLAR : .Yayı bize teslim et .
    AKAD : Onu kimseye veremem.
    1. YURTTAŞ : Sen kullanmazsan biz kullanırız .
    AKAD : Açılın.yayı vermem dedim.
    DANYAL (bir gayretle): Açılın , açılın diyor Akad
    YURTTAŞ : Zorla alırız biz de.
    AKAD (yayı doğrultur): Öz yurttaşlarıma çekmek zorunda bırakmayın beni?
    1. YURTTAŞ : Yürüyün üstüne, korkmayın, dediğini yapa-maz . Yayı kapalım elinden . Yürüyelim Boğazköy'e .
    YURTTAŞLAR : Mısır'a yürüyelim, yayı kapıp elinden.
    DANYAL : Durun, açılın, Akad dediğini yapar. (Akad yayı gerer yıldırım düşer, öndeki kişiler cansız yere serilir.

    Akad barışçıl tutumunu sürdürmede halkına zarar vermeyi göze alacak kadar kararlıdır.
    Çok akıcı ve bir o kadar düşündürücü metni okumanızı tavsiye ederim, tabi bu eser bu sitede sadece iki okunma oranına sahip ki kitabı siteye ben eklemiştim diğer birkaç kitabı gibi eserlerinden haberi olmayan bizlerin duyarsızlığına rağmen Güngör Dilmen hep var olacak ve eserlerinde evrenselliği çoktan yakalamış bir değerdir.
  • Ülkemizde kitap satışlarının en çok gerçekleştiği internet siteleri olan Kitapyurdu, D&R ve İdefix, kitap kurtlarının en uğrak noktaları arasında yer alıyor. Bugün de Türkiye'nin en büyük kitap sitelerindeki verilere göre en çok satan kitapları listeledik.
    Kitapseverler kitapyurdu.com (Kitapyurdu) gibi platformlar üzerinden herhangi bir zahmete girmeden istedikleri kitapların siparişini verebiliyorlar. Bu yazımızda sizlerin sevebileceği en çok satanlar listesindeki kitapları derledik. En değerli bilgilerin bulunduğu kitaplar, okuyucusunda köklü değişiklikler yaratabiliyor.

    Ülkemizdeki kitap okuma oranları düşük olsa da internet sitelerindeki çok satanlar bölümleri, aslında bu oranların bizi biraz yanılttığını gösteriyor. Zira listede yer alan kitapların önemli bir kısmı, dünya edebiyatında da büyük bir yere sahip. Ayrıca bu listemizde ülkemizin de değerli yazar ve araştırmacıların eserlerini göreceksiniz.

    Kitapyurdu, D&R ve İdefix çok satanlar (Özet liste):

    Bir Ömür Nasıl Yaşanır - İlber Ortaylı
    Beyaz Zambaklar Ülkesinde - Grigory Petrov
    Şeker Portakalı - Jose Mauro De Vasconcelos:
    Simyacı - Paulo Coelho
    Zamanın Kısa Tarihi - Stephen Hawking
    Camdaki Kız - Gülseren Budayıcıoğlu
    Livaneli’nin Penceresinden - Zülfü Livaneli, Zafer Köse
    Gör Beni - Akilah Azra Kohen
    Her Şey Değişir - Anette Inselberg
    Bir İdam Mahkumunun Son Günü - Victor Hugo
    Bülbülü Öldürmek - Harper Lee
    Seninle Başlamadı - Mark Wolynn
    Fareler ve İnsanlar - John Steinbeck
    Kral Kaybederse - Gülseren Budayıcıoğlu
    Momo - Michael Ende
    Hayvan Çiftliği - George Orwell
    İnsan Nedir? - Mark Twain
    Tüfek Mikrop ve Çelik - Jared Diamond
    Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley
    Küçük Prens - Antoine De Saint Exupery
    1984 - George Orwell
    Fahrenheit 451 - Ray Bradbury
    Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Stefan Zweig
    Uçurtma Avcısı - Khaled Hosseini
    Kitap alışverişi yapılacak yerlerin sayısı da git gide azalırken bizleri kitapsızlık gibi bir dertten kurtaran internet siteleri yardımımıza koşuyor. Kitapyurdu, D&R ve Idefix gibi internet sitelerinde çok satanlar bölümünde bulunan kitaplar da kitap seçimi konusunda fazlasıyla yardımcı oluyor. Peki çok satanlar listesinde bulunan kitaplar arasından seçtiklerimiz neler?

    Türkiye'de en çok satan 25 kitap:

    25. Uçurtma Avcısı - Khaled Hosseini:
    Uçurtma Avcısı

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2004
    Baskı sayısı: 69. baskı
    Sayfa sayısı: 375
    Uçurtma avcısı, insanların fark etmeden nasıl rahat bir hayat sürdüğünü tüm satırlarıyla gözler önüne seriyor. İçeriğinde baba ve oğulu konu alann kitapta ihanet ve sadakatin bedeli işleniyor. Okuyucular burada zengin ve kültürlü toprakların yok oluşunu görecekler.

    23. Fahrenheit 451 - Ray Bradbury:
    Fahrenheit 451

    Tür: Bilim Kurgu
    Yayın tarihi: 2012
    Baskı sayısı: 10. baskı
    Sayfa sayısı: 242
    Bradbury burada televizyonların dünyaya hüküm sürdüğü kitapların ise sonunun geldiği dünyada bir itfaiye erini işliyor. Bilim kurgu roman türünü ise okuyanların gözünde çok farklı bir yere taşıyor. Kanadalı şair Margaret Atwood’un kitap hakkındaki görüşleri ise şu şekilde: “Yazılmış en iyi bilim kurgu romanı. İlk okuduğumda, yarattığı dünyayla kâbuslar görmeme sebep olmuştu.”

    22. 1984 - George Orwell:
    1984

    Tür: Bilim Kurgu
    Yayın tarihi: 2000
    Baskı sayısı: 10. baskı
    Sayfa sayısı: 352
    Celal Üster tarafından ustaca çevrilen 1984 romanını sıklıkla duymuşsunuzdur. Okuyanan algısını genişleten bu kitap, yazarın geleceğe yönelik kâbuslarını içeriyor. Zihinlerin kontrol edilip insanların makineleşmiş bireylere dönüştürüldüğü bir dünya düzeninde kim yaşamak ister ki.

    21. Küçük Prens - Antoine De Saint Exupery:
    Küçük Prens

    Tür: Hikaye, Roman & Masal
    Yayın tarihi: 2015
    Baskı sayısı: 7. baskı
    Sayfa sayısı: 112
    Dünya üzerinde toplamda 250’den fazla dile çevrilmiş ve yayınlanmış bir kitap. Her ne kadar çocuk kitabı gibi gözükse de anlatısı bizleri çok başka yerlere götürüyor. Kitapta geçen bir bölüm ise görenlerin aklına dolanıyor. “İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.”

    20. Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley:
    Cesur Yeni Dünya

    Tür: Bilim Kurgu
    Yayın tarihi: 2003
    Baskı sayısı: 10. baskı
    Sayfa sayısı: 349
    Okuyucusunu Ford’dan sonra ki 632. yıla götüren kitapta daha önce görmeye alışkın olmadığımız şeyler bulunuyor. Bu yılın bulunduğu süreçte insanlar kuluçka merkezlerinde üretiliyorlar. Üstelik kadınların üretilmesi tamamen yasak.

    19. Tüfek Mikrop ve Çelik - Jared Diamond:
    Tüfek Mikrop ve Çelik

    Tür: Popüler Bilim
    Yayın tarihi: 2002
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 664
    Tüm kıtalarda bulunan insanların tam 13 bin yıllık tarihini ele alan kitap, dünyanın farklı noktalarındaki toplumların nasıl bir gelişim sürecinde olduğunu ortaya koyuyor. Microsoft’un sahibi Bill Gates, kitapla ilgili: “Büyüleyici… İnsanlık tarihini anlamak için bir temel oluşturuyor.” ifadesini kullanıyor.

    18. İnsan Nedir? - Mark Twain:
    İnsan Nedir?

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 3. baskı
    Sayfa sayısı: 136
    Mark Twain tarafından oldukça özenle yazılan ve sadece 250 adet kopyası üretilen İnsan Nedir? kitabının bu versiyonu, 240. nüsha ele alınarak yazılmış. Bu kitapta kendi kendinizi sorgulayacak kadar etkileyici cümlelerle karşılaşacağınızı söyleyebiliriz.

    17. Hayvan Çiftliği - George Orwell:
    Hayvan Çiftliği

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2001
    Baskı sayısı: 59. baskı
    Sayfa sayısı: 152
    Listemizde de yer bulan 1984 kitabıyla tanınan Orwell’in bir başka başyapıtı Hayvan Çiftliği; Stalin, Lenin, Marx gibi tarihi kişilerin yansıtılmasını tasvir eden domuz, kuzgun, köpek gibi hayvanları karakter olarak ele alıyor.

    16. Momo - Michael Ende:
    Momo

    Tür: Roman/Öykü
    Yayın tarihi: 2017
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 304
    Tiyatro harabelerinde yaşayan küçük bir kız olan Momo’nun etraftan buldukları veya kendisine hediye gelen eşyalar dışında hiçbir şeyi yoktur. Bunların dışında Momo, muhteşem bir dinleyici olma özelliğiyle kendisini öne çıkarıyor.

    15. Kral Kaybederse - Gülseren Budayıcıoğlu:
    Kral Kaybederse

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2015
    Baskı sayısı: 18. baskı
    Sayfa sayısı: 384
    Hayatın bizleri ne zaman ne şekilde hangi olayla karşılayacağı tahmin edilemez bir gerçek. Kitabımızın kahramanı kral ise hiç beklemediği kadar büyük bir darbeyi yiyor hayattan. Tahttan inse de tahtından indiğine inanmayan bir kral… Budayıcıoğlu bu kitabında avına av olan bir avcının yuvarlanışı işliyor.

    14. Fareler ve İnsanlar - John Steinbeck:
    Fareler ve İnsanlar

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2015
    Baskı sayısı: 18. baskı
    Sayfa sayısı: 384
    Birisi zeki ve diğeri fiziksel olarak kuvvetli olan iki tarım işçisini konu alan kitapta dostluk ve dayanışma bir kez daha irdeleniyor. Sadece insanların insanlarla olan ilişkileri değil aynı zamanda insanların doğayla olan önemli ilişkisi de kitaba konu oluyor.

    13. Seninle Başlamadı - Mark Wolynn:
    Seninle Başlamadı

    Tür: Psikoloji Bilimi
    Yayın tarihi: 2016
    Baskı sayısı: 27. baskı
    Sayfa sayısı: 280
    Psikoterapinin, ilaçların ve diğer yöntemlerin yıllardır çözemediği sorunların üstesinden gelinmesine yardımcı oluyor. Wolynn’in usta kaleminden çıkan Seninle Başlamadı, travma terapileri alanında insanı anlamak için önemli bir basamak olarak bizleri karşılıyor.

    12. Bülbülü Öldürmek - Harper Lee:
    Bülbülü Öldürmek

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2014
    Baskı sayısı: 29. baskı
    Sayfa sayısı: 355
    Piyasaya ilk olarak 1960 yılında sürülen kitapta Amerika’da yaşanan ırkçılık, ayrımcılık ve eşitsizlik, bir çocuk kahramanın gözünden aktarılıyor. Pulitzer ödülüne sahip olmasıyla da ün salan Bülbülü Öldürmek, Ülker İnce’nin çevirisiyle önümüze çıkıyor.

    11. Bir İdam Mahkumunun Son Günü - Victor Hugo:
    Bir İdam Mahkumunun Son Günü

    Tür: Dünya Klasik
    Yayın tarihi: 2013
    Baskı sayısı: 19. baskı
    Sayfa sayısı: 136
    Fransız edebiyatı denince akla ilk gelenlerden olan Hugo, toplumsal sorunlar ve politikayla yakından ilgileniyordu. 1829 yılında yayınladığı bu roman ile Victor Hugo, idam cezasına taviz vermez bir şekilde karşı geldi. Bu idefix ve kitapyurdu üzerinde en çok satanlar arasında.

    10. Her Şey Değişir - Anette Inselberg
    Her Şey Değişir

    Tür: Kişisel Gelişim
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 256
    Önemli olanın bocaladığımızda yere yığılmayıp amaçlarımızdan vazgeçmeyip yeniden ayağa kalkmak olduğunu bizlere söyleyen Her Şey Değişir, kendi kendimizi sürekli olarak bir motivasyon döngüsüne sokabilmemiz ve her işimizde en iyisine ulaşabilmemiz için birebir.

    9. Gör Beni - Akilah Azra Kohen:
    Gör Beni

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 3. baskı
    Sayfa sayısı: 592
    Kalemini ustaca kullanan Azra Kohen’in yeni kitabı Gör Beni’yi okuyanlar, bir süre kendilerine gelemediğini ifade ediyor. Ufuk açıcı, bakış açısı genişletici Gör Beni, başarılı dili ve akıcı anlatımı ile bir çırpıda kendisini bitirtiyor.

    8. Vazgeçebilmek - Guy Finley:
    Vazgeçebilmek

    Tür: Kişisel Gelişim
    Yayın tarihi: 2018
    Baskı sayısı: 11. baskı
    Sayfa sayısı: 304
    Mutlu olma yolunuzda bazı şeylerin size engel olduğunu mu hissediyorsunuz ve size yol gösterecek bir kılavuza mı ihtiyacınız var? Vazgeçebilmek isimli kişisel gelişim kitabı bu noktada hayatınızı kutarabilecek nitelikte. Vazgeçebilmek kısa ve öz bir şekilde her şeyden vazgeçmenizi size söylüyor. Tabii bu kitabın olayı, vazgeçme yolunuzda size duvarları nasıl yıkacağınızı adım adım aktarmak.

    7. Livaneli’nin Penceresinden - Zülfü Livaneli, Zafer Köse:
    Livaneli’nin Penceresinden

    Tür: Röportaj
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 432
    Anadolu insanının kültür dağarcığında yerini almış büyük sanatçı, yazar ve şair olan Ömer Zülfü Livanelioğlu’nun Türkiye’yi gördüğü pencere çok başka. Zafer Köse ile yaptığı söyleşi ile de Livaneli, Türkiye toplumunun manzarasını çıplak gerçekliğiyle bizler için ortaya koyuyor.

    6. Camdaki Kız - Gülseren Budayıcıoğlu:
    Camdaki Kız

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 352
    Hayatlarımızda bizlere özel bazı dönüm noktaları vardır. Bazı bazı zamanlar çocukluğumuzun acılarını bizlere tekrardan yaşatacak olan kişileri gözlerinden tanır, başkasına değil ona aşık oluruz. Hayatın kendisi bizi ona kilitler. Kaderimizin yazılı olduğu evlerimizde yaralarımızı alır, o yaralarımızla beraber gelişir ve yine aynı yaralarımızın bizleri götürdüğü yerlere gideriz. Ne var ki mutluluk, her zaman yaralarımızın götürdüğü yerde değildir. Lüks içinde yaşayan ama kaderi en başından kötü yazılan Camdaki Kız’ın sizleri büyüleyeceğine eminiz.

    5. Zamanın Kısa Tarihi - Stephen Hawking:
    Zamanın Kısa Tarihi

    Tür: Popüler Bilim
    Yayın tarihi: 2017
    Baskı sayısı: 72. baskı
    Sayfa sayısı: 255
    İlk olarak yayınlandığı 1988 yılından bugüne kadar 40 farklı dile çevrilen ve tam 9 milyonun üzerinde basımı gerçekleştirilen insanlığa büyük katkıları bulunan Hawking’in kitabı, uluslararası bir üne sahip. 1988’den günümüze bilimsel alanlarda gerçekleşen yenilikler ile yepyeni bir ön söze Hawking’in ağzından sahip olan Zamanın Kısa Tarihi, solucan delikleri ve zaman yolculuğuyla ilgili çarpıcı bir bölümü de kaleme alarak kitabına ekledi.

    4. Simyacı - Paulo Coelho:
    Simyacı

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2010
    Baskı sayısı: 149. baskı
    Sayfa sayısı: 184
    Brezilyalı şarkı sözü yazarı Coelho’nun kitabı da 1988 yılından gelme. Yayınlandığı günden beri dünyayı birbirine katan 6 yılda 42 ülkede 7 milyondan fazla satılan roman, İspanya’dan kalkıp Mısır Piramitlerinde hazinesini aramaya giden bir çobanın öyküsünü konu alıyor.

    3. Şeker Portakalı - Jose Mauro De Vasconcelos:
    Şeker Portakalı

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2000
    Baskı sayısı: 135. baskı
    Sayfa sayısı: 200
    Yazarın başyapıtı olarak kabul edilen Şeker Portakalı, yetişkin kişilerin dünyalarının sınırlamalarına hayal gücüyle karşı gelen Zeze’nin acı, yoksul ancak ümit dolu hikayesinden bahsediyor. Yazarın çocukluğundaki derin yaraları gün yüzüne çıkaran kitap, sizleri derinden etkileme özelliğine sahip.

    2. Beyaz Zambaklar Ülkesinde - Grigory Petrov:
    Beyaz Zambaklar Ülkesinde

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 100
    Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu kitabı okuduktan sonra fazlasıyla etkilendiği ve ülkedeki tüm eğitim kurumları başta olmak üzere özellikle askerlerin okuması için Beyaz Zambaklar Ülkesinde’yi tavsiye ettiği biliniyor. Zamanın geçip gitmesiyle değişen her nesil kendisine ait söylemleri, ihtiyaçları ve talepleri ortaya çıkarıyor. Petrov’un kaleminden çıkan bu kitap, yeni nesillere eski ve zaman aşımına uğramış yönetim biçimleri ve yasaların zorla uygulanamayacağını öne sürüyor.

    1. Bir Ömür Nasıl Yaşanır - İlber Ortaylı
    Bir Ömür Nasıl Yaşanır

    Tür: Kişisel Gelişim
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 288
    Türk Tarih Kurumu Şeref Üyesi, Türk tarih profesörü İlber Ortaylı bilge kişiliğinden yaşı her ne olursa olsun fark etmeksizin herkesin faydalanabileceği yaşam tecrübelerini aktardığı eseriyle karşımıza çıkıyor. En çok satanlar listelerinin başında seyreden Bir Ömür Nasıl Yaşanır, kişinin çocukluğundan itibaren ihtiyaç duyacağı çözümleri nasıl bulacağını örneklerle anlatıyor.

    Kitapyurdu, D&R ve Idefix en çok satanlar listelerinin göze çarpan 25 kitabını derlediğimiz bu haberimizden seçip okuyacağınız kitaplarla bakış açınızı bir hayli genişleteceğinizi garanti edebiliriz.