• Unutma yeteneğinden ve karışıklık korkusundan dolayı, insanlık en büyük cinayetleri bile tekrar eder
  • Ve insanlar her şeyi yapmayanlardan,herşeyi yapamayacak olanlardan bile herşeyi bekleyerek yaşıyorlar.Çünkü kişinin herşeyin yapılamayacağını ve neyin adına yapılamayacağını görmesi;koşullar ne olursa olsun herşeyi yapmakta kendinde hak görmemesi;yapmaması gereken bir şeyi kaçınılmazlıktan dolayı yapmak zorunda kalırsa bunun meşru olmadığını bilmesi için,insan realitesinin iyi niyetli bir değerlendirilmesi yeterli değildir.Kişi ancak insan problemleri üzerinde kafa yormuşsa dolayısıyla görme ve yaşantı olanaklarını genişletmişse bu türlü şeylerin düğümlendiği noktayı görebilir,gösterebilir ve yaşamıyla bunların böyle olduğunu onaylayabilir.
    İoanna Kuçuradi
    Sayfa 103 - Türkiye Felsefe Kurumu
  • 115 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Anlayana kadar defalarca okumak zorunda hissettiğim ve gelecekte de yine defalarca okuyacağım bir eser olarak kitaplığımda yerini aldı. Yoğun felsefi birikim gerektiren ince bir kitap.
    ( Ayrıca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin Hukuk Felsefesi ve İnsan Hakları derslerinde adından sıkça bahsedilir. Yaptığı adalet kavramı incelemesi sonucu elde ettiği tanım, kabul ettiğimiz, somut ve ikna edici bir tanımdır.)
    İoanna Kuçuradi'nin, bu kitapta incelediği, kitabın adı olduğu üzere İnsan ve Değerleri'nin nasıl ele alındığı, ele alınışındaki problemleri ve düşünürün bu problemlere karşı konumunun ve sorumluluğunun ne olduğu meselesidir. Değer atfetme/Değer biçme/Değerlendirme ayrımlarından sonra Doğru Değerlendirmenin Güçlüğünü, hemen ardından geçmişteki filozofların iyi kavramına yönelik yaklaşımlarını ortaya serer ve onlarla hesaplaşır ve son olarak da ''Tarihsel Oluş İçinde İnsan Realitesini Değerlendirme Problemi''* başlığı altında değer felsefesinin günümüzdeki uğraşısının ne olması gerektiğine değinir.
    Bu kitabı okumadan önce kendinize şu soruları sorun.
    1) İyi, doğru, güzel kavramları birbirine paralel kavramlar mıdır?
    2) İyi, bir değer midir?
    3) Yanlış yorumların varlığı, doğru yorumların olamayacağına delalet midir; yoksa; birçok yorumun varlığı yapılan her yorumun doğru olduğunu mu gösterir?
    4) Hakikat, varolanla mı ilgilidir yoksa varolanın bilgisiyle mi ilgilidir?
    ---Bu soruları ve çok daha fazlasını kendine sormuş ve bir cevap aramış İoanna Kuçuradi. Ve oldukça ikna edici şeyler söylemiş.


    ---------------------------------------spoiler---------------------------------------
    Kuçuradi'nin bu sorulara verdiği cevapların çok küçük parçalarına bir göz atalım.
    1) İyi (dolayısıyla kötü) ahlak felsefesinin ilgi alanına girer; Güzel (dolayısıyla çirkin) estetiğin ilgi alanına girer; Doğru (dolayısıyla yanlış) epistemolojinin ilgi alanına girer. İlk iki kavram -İyi ve Güzel- değer biçmeyle alakalıdır. Doğru kavramı ise, değerlendirmeyle ilgilidir: Doğru-Yanlış varolan şeyler hakkındaki bilgimizin niteliğiyle ilgilidir.
    2) Net bir şekilde bu soruya ''Hayır.'' cevabını verdiğini söyleyebiliriz. Ancak gerekçelerini anlamak, Kuçuradi'nin eserini bütünüyle okumayı gerektiriyor diye düşünüyorum. O yüzden burada herhangi bir alıntı yapmadım.
    3) ''...yanlış yorumların varlığı, doğru yorumlama imkanını ortadan kaldırmadığı gibi; doğru yorumlamanın perspektifliliği -ilgili varlık alanının özelliğinden gelen perspektifliliği- yorumların ihtimali bilgi olduğunu veya bir olayla ilgili yapılan bütün yorumların aynı şekilde doğru olduğunu /olabileceğini göstermez. Sadece bu alanda doğru bir bilgiyi ortaya koymanın ve bu bilginin sunulabilmesinin güçlüğünü gösterir.Bu genel olarak değerlendirmenin güçlüğüdür.''
    4) Hakikat, varolanla ilgili ortaya konan her türlü 'doğru bilgidir'. Dolayısıyla hakikat, varlığın değil; bilginin bir niteliğidir.

    *Son başlıkla ilgili olarak şu alıntıyı yapmamın incelemede faydası olacağını düşünüyorum:
    ''Acaip bir kaderi vardır düşünürlerin düşüncelerinin: gördükleri, yakaladıkları ve dile getirdikleri şey, içinde yaşadıkları çağın insanı ve sorunlarıdır. Oysa bu söylediklerinin etkisi, çağa rengini veren bir anlayış olarak çok sonraları görülür. Böylece bu düşüncelerin belirlediği an, onunla ilgili yakaladıkları an değildir. Bu acaiplik tarihsel akışta önceden hesap edilemeyen sayısız etkenlerin etkisine yer bırakmakta ve tarihsel varlık alanının oluşu kişilerin elinden kaçmaktadır.''
    ---------------------------------------spoiler--------------------------------------- 10.10.17/ 16:30