• Yeni nesil, kitap okumak yerine sosyal medyayla daha
    fazla vakit geçiriyor görüşüne katılıyor musunuz?
    Siz ne kadar kullanıyorsunuz sosyal medyayı?

    Vakıa o ki insanlar sosyal medyada epeyce vakit
    harcıyorlar. Vakit harcamak bir haif kalıyor, orada
    bir varoluş inşa ediyorlar. İyi mi kötü mü,
    yakın zamanda daha iyi göreceğiz.
    Benim haz etmediğim bir dünya orası.
    Merhametsiz, şefkatsiz bir dünya.
    Anlamanın da anlatmanın da çok
    kolay olmadığı bir dünya. Kötücül
    ruh halinin insanı sarmaladığı
    bir dünya. Belki de gerçek budur.
    Öyleyse yapacak bir şey yok. Gözlerimi
    kapatmayı tercih ediyorum. Bir dönem
    daha aktif kullandım ama uzun
    zamandır uzak durmayı tercih ediyorum.
  • "...Benim de bütün içtenliğimle sorduğum soru budur; yüzüne baktığımızda gözlerimi yaşartacak kadar iyilikle dolu insanlar şimdi neredeler? Allah insana insandan tecelli eder. Bu yüzden de insandan, iyilikten umut kesemeyiz. Göremiyorsak bir yanıyla kötülüğün yaygınlığından bir yanıyla gözlerimizin iyi seçemez hale geldiğindendir. Kötülük sıradanlaştıkça hepimizi içine çekiyor; kötülüğün bir parçası haline geliyoruz. Kötülüğün sıradanlığı o kadar içimize sirayet ediyor ki, bütün suçu hiçbir kuşku taşımaksızın başkalarına yıkabiliyoruz. Biz mutlak hakikatin, mutlak iyiliğin, mutlak masumiyetin sahipleriyiz ve karşımızdaki grup da bunların dışında kalan kötülüklere sağlanmış durumda. Böyle bir şey olabilir mi? İyilik bir sınıfa, ideolojiye, inanış biçimine ait olmakla kazanılmış bir sıfat olabilir mi? Bilakis iyilik duygusu, her an, her tutum ve davranışta bir kez daha sınanır. Asıl acı olan iyilik üzerinde mülkiyet iddiası ve bunun da performansa dönüşmüş olması..." http://kalemkahveklavye.com/...alemkahveklavye.html
  • Dergilere öylesine sarmışken, bir derginin de yeni bir başlangıç yapması daha doğrusu ilk sayısı olması nedeniyle bir göz attım. Sonra baktım ki çok güzel isimler var bu dergide alıp okumalıyım.

    Ve ne oldu tam bir hayal kırıklığı. Edebiyat arayan, bilgilenmek isteyenler için tam bir hüsran. İlk bölümleri öylesine beğendim ki. Hele Albert Camus'un çocuğuyla yapılan röportaj beni Camus'un diğer okumadığım eserlerini okumaya yöneltti. Sonrasındaki okuduğum bölümler ise resmen seçim kampanyası gibi. Tamamen siyasi içerikli bölümler okudum. Bazı bölümlerde çok sıkıldım.

    Ünlü isimlerin öyküleri mevcut, Zülfü Livaneli'nin bölümü güzeldi. Tarık Tufan zaten benim çok sevdiğim bir isim; onun öyküsü de çok güzeldi.

    İlk sayısı olması nedeniyle, eksiklerini görmek sebebiyle diyerek bu dergiye bir kaç ay daha devam edeceğim. Ama beğendim mi diye sorarsanız maalesef. Bu kadar harika isimleri bir araya getirip edebiyat değil de siyaset olursa maalesef bir hüsran olur. İnşallah daha güzel bir formatta 2. sayısı ile karşımıza çıkar....