• 156 syf.
    Varoluş felsefesinin babası olarak bilinen, benim için bir filozoftan öte bir psikolog olan, beni kendi kıyımdan geçiren ve kitaplarını okurken büyük haz duyduğum çok sevgili Kierkegaard'ın bir kitabını daha okumuş olmanın mutluluğunu, hiç de iddialı olmadığım bir inceleme ile sizinle paylaşmak istedim.. (:

    Vaoluşun kendisiyle beraber, bize hediye edilen irade aslında birçok sorumluluk yüklemiş bize.
    Ya/yada larla sancılı dönemler geçiriyoruz. Kimi zaman irademiz, nefsimizin taklidini yapıp gaflete sürüklüyor bizi, kimi zaman da doğru ve yanlıştan uzak, gerçeğe en yakından bir parça bulup güzelliklerle buluşturuyor ruhumuzu.

    Bizim "insan" olarak ya/yada mız doğru ve yanlıştan ibaret değildir. Çünkü bana göre doğru olan, bir başkasına göre yanlış olabiliyor. Ancak, gerçek nesneldir. Tartışmaya kapalıdır. Peki gerçek olan nedir.İşte bu da yine bize verilen irade ile, önümüze verilmiş olan, biri "doğru" biri "yanlış" o iki yolun sonunda gizi.

    Beşer olarak biz, bir çok gaflete düşeriz; nefsin pençesine bir düştük mü, artık sonu gelmeyen zincirleme hatalar ardı ardına gelir ve maalesef ki özümüzü kirletir. Sonrası belki de hiç olmak istemediğimiz yerlerde buluruz kendimizi.
    İşte bu noktada yaptığımız seçimin, estetik olduğu bilinmelidir. Çünkü, estetik hiç bir zaman tatmin olmaz. Hep, daha yok mu daha yok mu, der.
    Dışa dönüktür estetik. Dışarıdan aldığı enerji ile var olur. Otonom sinir sistemi gibi düşünülebilir aslında.
    Ben'inizde olmadan çalışır ve asla yorulmaz.

    Bilgiden degil, bilinçten yoksundur, estetik. Şeffaflığı hiç sevmez mesela. Hep perdelemek istediği unsurlar vardır. Kimliği de belirsizdir. Çünkü kendinde karar kılmaz, hep kendi dışındadır. Özgüveni yoktur. Özsaygıdan da yoksundur. Nasıllar onu ilgilendirmez, niçinler gibidir yaşamı; anlamsız ve sınırsız.

    Oysa etik öyle değildir. Ben'dir. Kendi içinde kendini bulur; değerini farkeder. Belli sınırları vardır örneğin, basiretle çizdiği kırmızı çizgileri.
    Uçuk hayaller uzaktır ona, yaklaşmaya cesaret etmez.
    Gerçek denilen pastadan, bir dilim pay sahibidir.
    Kendi içinde kurduğu cumhuriyetin hem kurucusu, hem yöneticisi hem de tek mensubudur. İşte irade denilen nimetin hakkını verdiğini, yolun sonunda verilen ikramdan kavrar.

    Not: kitabın içeriğine pek değinmeden sadece bende bıraktığı etkinin minimum tarafını kaleme aldım.. (:

    Kitabı okurken sindire sindire okumaya çalıştım. Çünkü her bir sayfasında gerçekten hayret ettim.

    Tüm kitaplarını okumadan ölmicem sevgili Soren..(:

    İyi kitaplarla kalın
  • Noel Baba;
    Kendi çocukları üzerine gökten oyuncak,
    Müslüman çocukları üzerine gökten misket bombası atan kültürün çocuklarıdır.
    Noel babanıza söyleyin Halep'e, Musul'a ve Ortadoğu'ya uğramasın. Oralarda ÇOCUK kalmadı.
  • "Çirkin olabilirim,
    Ama müzik zevkim seninkinden güzel" 😉
  • 192 syf.
    ·15 günde·Beğendi·10/10
    Gönül rahatlığı ile söylüyorum ki; Aylak Adam, Albert Camus'un Yabancı kitabından da Kafka'nın Dönüşüm kitabından da daha iyi. Bay C.'nin eline ne Gregor Samsa ne de Mersault su dökebilir. Konu benim açımdan tartışmaya kapalıdır.
  • Kısa süren bir yaz yağmurundan sonra ortaya çıkan toprak kokusu tüm insanların hoşuna gider. Çünkü toprak bizim özümüzdür.

    Kıyamet alametlerinin bir tanesi şuymuş: "Ahir zamanda hiçbir cümle yemin edilmeden kurulmayacak."İnsan,ürküyor değil mi?

    Çocuk aklına başına aldığı gün,ona:"Bak yavrum,burası dünya,kimseye yalanmak zorunda değilsin,kimse eyvallah etme.Seni yaratan rızkını verecek.Nasıl ki yaratanı göremiyorsan onla iyiliklerinin kimden ve nasıl geleceğini de bilemeyeceksin,öyleyse gerilme!"demeliyiz.

    İnsanoğlu;kişisel kararlarını tek başına alamıyor artık,çünkü "Yalnızlık edebiyatı yapılıyor olmasına rağmen" yalnız insan kalmadı.Bir baba,derviş olup dağa çıkmaya karar verdiği an çocukları okula gidemiyor, evin suyu,elektriği, Allah korusun internet'i kesiliyor.

    Her isteyen istediğini;çok isteyerek, evrene titreşim göndererek elde etmiş olsaydı,şu an birçok sinema yıldızı güzel kadın üç milyar erkek tarafından hamile kalmıştı.

    Konuşmalarımızın çoğunu tartışmaya çevirip karşımızdaki insana üstünlüğümüzü kanıtlamaya çalışıyoruz.O zaman konuşmalarımız amacından sapıp rant haline geliyor.

    Ahir zamanda "Bilmiyorum." diyebilmek cesaret ister.Bize en uzak konuda bile konuşamadığımız an rütbelerimiz sökülüyor,karizmamız çiziliyor,acısına katlanacak yüreğimiz yok!

    Kızlar sevdikleri erkeklerin toplum içinde dik oturmasını ama evde yalnız kaldıklarında, onların diz üstü çökmesini,paspas olmasını isterler.

    Mutluluk ve zenginliğin gücüne tapanlar, elimizden "Yaşadığımız hayattan memnun olmak" erdemini aldıklarından beri insan olarak kulluğumuzu unutup isteklerimizde haddimizi aştık.

    Modern dünyanın en masum putları inekler!

    Batı,izolasyon toplumudur...Suçluları hapishanelere,delilleri tımarhanelere,hayat kadınlarını genelevlere,çalışanları bürolara,tinercileri ıslah evlerine tıkan Batı medeniyeti renksiz,şenliksiz bir mezarlıktır.

    "Gines" kibrin antolojisidir.İnsanlar orada birbirlerini santim santim geçmek uğruna maymunlaşıyorlar.Nitelikten yoksun saçma rekor denemeleriyle tarihe kalmak için yarışıyorlar.

    Modern psikiyatrik hastalıklara dikkat ettiniz mi?Hepsi "Kazanmak,başarmak" saplantıları ve sonra da bunları korumak için çırpınan insanın kaybetme korkularından doğuyor.

    Gücü,saygınlığı talep ettiğimizde, diğer insanlarla rekabete gireriz.Önceleri ekonomide başlayan rekabet;daha sonra sevgimize,toplumsal ilişkilerimiz ve ahlâki değerlerimize kadar inerek hepimize bulaşır.

    Sabırsızlık anlarımızda başkaları üzerinde denetim kurmaya çabalar,diğerleri için yaşam alanlarını daraltırız.

    Malk,mülk,mülkiyet,eşya ve paranın değerinin olmadığı ilkel kabilelerde "Saygınlık,saygın olma" durumu yoktur. Kapitalizmin getirdiği konformizm,güce tapınma,biriktirme,cemaatten kopuş, bireyi yüceltme prensipleri Komünizmin de çarpışması gereken düşmanlardır.

    Budizm'de haftalarca aç kalabilmek; uyumamak,yürüyebilmek;Tanrı için değil, Tanrılaşmak,saygın bir makama erişmek için başarılır.

    İnsan kendini önemli hissettiğinde tüketir, konfor ister ya da önemsiz hissettiğinde de tüketerek mutluluk arayışına girer. Gövdesine ve egosuna tapınan modern insan mutluluk yollarını tüketmekte arıyor.

    Bir insanla iletişime girmenin,ona akıl vermenin,yardımcı olmayı istemenin ilk kuralı;onun yaşadığı toplumu,dilini,dinini kültürünü ve kültürel reflekslerini bilmekten geçer.

    İnsan,felsefeyi ve Kişisel gelişimi,icat edemeseydi insan olarak kalırdı.Sayfa-162

    "Erkek çocuklarını seviniz,kız çocukları nasıl olsa kendilerini sevdireceklerdir." Erkek çocuklar için sevgi,paylaşmak ve onunla boğuşmakken,kız çocuklar için tatlı söz ve dokunuşlardır.

    Evet beyler trajedimiz bu...
    Bütün hayatımız,kendimizi güvende hissedebileceğimiz bir kadın aramakla geçer.Yani başka bir anne.

    Dinleyin ve okeyleyin,tıpkı bir hasta gibi, üstüne gitmeyin.Kadınların çoğu eleştiriye kapalıdır.Söylediklerinin çürütülmesini istemez.En aptal fikirlerinin deha muamelesi görmesini ister,aksi halde çıldırır. Sanrılarına bilimsellik ararken, En yakınındakilerin şahitliğine ihtiyaç duyar.
    Cinsel hayatınızın düzene girmesi için, Her söylediğinin ilk onaylayanı olmakta gecikmeyin.
    İşte örnek;
    - Kuşlar,kanatları oldukları için uçabiliyorlar...
    - Harikasın aşkım.

    Artık iki kişi birbirini özgür bırakıyorsa, kıskançlık yoksa "Aşk" bitmiştir.

    Mâlum,gençlerin odasına girmek bir devletin sınır ihlali anlamına geliyor.Odada bağımsız,salonda ekonomik olarak babaya bağlı küçük zehirli ulusal devletler kuruluyor, genç odalarında...

    Gâvur icatlarından her zaman ürkmüşümdür.Evrime inanan batılılara göre; insan,kuyruğu ve kıllarından arınarak maymundan geldi.Sonrada gözüne lens, kafasına peruk,kıçına protez,fallusuna çubuk,parmağına takma tırnak,gözkapaklarına takma kirpik, göğüsüne silikon,kulağına kulaklık, kalbine pil,midesine kelepçe,dişine protez,oraya prezervatif,buraya doğum kontrol plastiği taktı.Bir kuyruk düştü yerine neler koyuldu,Allah'ım sen bir de başımıza akıl ver.

    Kadınların son zamanlarda,metroda, otobüslerde oturur oturmaz cep telefonları ile uğraşıp durmaları,teknolojik meraktan öte,"Kirli bakış" lara alınmış gardlardır.

    Biz betonlaşmaya,gâvurlaşmaya beton kültüründen sonra başladık. Faniliğimizi kaybettik.Ahşap,böceklerede yaşam alanı sağlar. Bakın,tabiata ve bütün canlılara saygısı olan toplumlarda,beton kullanılmaz. Ahşap,yoksa kerpiç kolay bu...

    Bizle parayla adam dinleyene deli derler. Birini dinleriz,adam kendini toparlayıp rahatlayınca "Seninde kafanı şişirdik kusura bakma abi..." diyerek ücret ödemiş olur. Olay bu.İnsanlık bunu gerektirir. Parayla adam dinlenir mi hiç?

    Çok konuştuğumuz bir gerçek. Konuşamazsak ölürüz.Birinden ses gelmiyorsa onda hayat bitmiştir.Suskun insanından korkarız. Suskun adamı mutlaka kafasında tilki çeviriyordur korkusuna kapılır ve uzaklaşırız.Birinin yanında susmak tehdittir. Hakarettir.Konuşmamak, kibir göstergesidir... Ne konuştuğumuz çokta önemli değildir.

    Kağıt üzerinde diploma;bonservis,tecrübe, yabancı dil bilmek gibi özelliklerle büyük masaların başına oturtulan " Modern Erkek" ertesi gün patronla ters düştüğü için, Hürriyet Gazetesi İş ilanları Sayfası'ndan garsonluk arayabiliyor!

    Bir millet en kolay ilim, bilim ve filimle değiştirilir.

    ...zaten insanın aşırı sosyali ya pezevenk olur ya da hayat kadını...

    İnsanı korkutan ölüm değil,ölüm düşüncesidir.

    Bize bu boyunu dünyada dik gezelim diye değil,O'nun takdirine karşı eğelim diye verdi.

    İnsanla Allah ya da iki insan arasındaki gönül muhabbetine "Rabıta" denir." Rabıta" telsiz,aletsiz iletişimin son teknolojisidir. İçimizden bir ses işitir ve yola koyuluruz... Allah ile kul arasındaki bu en gelişmiş iletişime "Sanrı" diyorlar.Haplar,iğneler dayayıp şifa veriyorlar...

    Batı:Adam olamamış ama bilim adamı olmuş adamlarla dolu...

    Doğu'nun bilim adamı yoktur,adamların bilimleri vardır ve bu adamlar bilimlerini tabiata zarar vermek için kullanmaz.

    Ağlayan ve aç bir insanın hukuka ihtiyacı yoktur.Hukuk onun sinirlerini bozmadan, daha fazla yorgun düşürmeden silahını seçmeli ve ilk savaş çığlığını atmalıdır.

    Hukuk,namuslu insanları susturmak ve hırsızları korumak için yaratılmış bir bilimdir.

    Müsaadenizle yeni bir çekirdek aile tanımı yapmak istiyorum:Çekirdek aile; kadın,erkek ve köpekten oluşan modern ailedir...

    Düşünün ki bir ilim adamı ömrünü vererek bir fikir sahibi oluyor,sonra onu bir kitleyle paylaşırken karşısına liseliler çıkıp "Hayır,öyle değil, bence böyle, ben böyle düşünüyorum..." diyebiliyorlar.

    NİÇİN?

    Çünkü " Herkesin Fikrine Saygı Duyma Dini" yarattılar. Biri çıkıp " Bence şöyle..." deyince konu hakkında ehliyeti var mı yok mu diye bakmadan herkesi herkese onaylattırıyorlar!
  • “Ahlak, namus deyince sadece kadından konuşan herkes ahlaksız ve namussuzdur." Konu tartışmaya kapalıdır