• "Belki de susmak, gerçeği anlatmanın tek yoluydu."

    İhsan Oktay Anar'ın okumuş olduğum ikinci kitabı olan "Suskunlar" tek kelimeyle "olağanüstü" bir kitap. Karakter ve mekan tasvirleri mükemmel. Kurgu şaşırtıcı ve kusursuz. Her ne kadar Osmanlıca kelime fazla olsada anlatımı akıcı ve insanı sarıyor.Yazarın anlatımında en sevdiğim nokta ise mizahi ögeleri çok güzel kullanması.

    İhsan Oktay Anar için "Modern Zaman Masal Anlatıcısı" tabirini boşa kullanmamışlar. Anlatımında masal içinde masallar var.Bir büyük masal var ve bu masalın içinde onlarca küçük hikaye anlatıyor yazar.Sonra da bu küçük hikayeleri kusursuz kurgulayıp bu fantastik romanı ortaya çıkarıyor.

    Kitap, adını musiki makamlardan alan Yegah, Dügah ve Segah adlı üç bölümden oluşuyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde geçen ve dönemin Musiki anlayışını işleyen roman, bir taraftan sürükleyici bir hikaye sunarken diğer taraftan tasavvuf,mevlevilik ve Türk musikisi adına bilgilendirici bir içerikte sunuyor.

    Kitabın konusu biraz karışık, ne desem sürpriz kaçırır.O yüzden fazla detaya girmeyeceğim.Ama kitapta, felsefe, dram,mizah ve gerilim dahil olmak üzere bir çok tarz güzel bir şekilde harmanlanmış.Romandaki olaylar Osmanlı İmparatorluğu döneminde geçmektedir. Kitap, bir yandan dönemin musiki anlayışını ve musiki cemiyetlerini ele alırken bir yandan da gelenekçi İslamın yanlışlarından bahsediyor.Yani müsikinin haram, tasavvufun günah olduğu söylenen dönemleri de eleştiriyor.Ana karakterimiz Eflatun'u çok sevdim, ama bir karakterimiz var ki Kalın Musa, ona da çok güldüm.

    Kitapta bir şey dikkatimi çekti.Öyle ki kitapta kadın karakter hiç yok.Yazarın ilk okuduğum Puslu Kıtalar Atlası'nda da kadın karakter yoktu.Sonra kısa bir araştırma yaptım.Bu soru yazarımıza sorulmuş ve yazarımız şu ilginç cevabı vermiş.
    "Pek çok romanda,pek çok şey yoktur. Romanlarımda kadın yok. Ama zebra da,bengal
    kaplanı da, guguklu saat de yok." olmuştur.Yorum sizlerin.

    Bazı kitaplar vardır. Sonunu merakla beklersiniz ve bir an önce bitsin diye zevkle okursunuz ama bir yandan da kitabın bitmesini istemezsiniz.İşte öyle bir kitaptı!
    Son olarak diyorum ki:

    Suskunlar Daha Fazla Okunmalı
  • Uzun bir aradan ve neyimi rüyamda gördükten sonra bol bol üflemeye ve hasret gidermeye başlamıştım ki eşimin üniversite yıllarında ders aldığı tasavvuf musikisi kitabını farkettim ve müzik konusunda yeni bakış açıları bana kazandırdı ve 4 CD ile notaların bulunması harika oldu benim için.
    Kitapları hazırlayanlar tasavvuf musikisi noktasında üniversitelerde ders veren hocalar ve bu zamanda birkaç ilahi bilip makamlı okumaya çalışanların musiki bilmediklerini ve bunların televizyonunda gösterilip yanlış bir Musiki algısı oluşturduğunu söylüyorlar.

    Kitapta ayrıca Camii Musikisi olarak Kur'an ezan salavat vb asıl üstünde ciddiyete durulması gereken noktaları iyice anlatıyorlar. Ve Kuran'ı makam uğruna mahreç hataları ve şarkı kıvamına getirinleride uyarıyorlar.
  • Lisede.. henüz tasavvuf nedir diye tanim ezberledigim zamanda bir mersiye ile tanistim Galip Dede ile .. Bu mersiyede kendi hocasinin vefati üzerine yasadigi derin sarsintiyi anlatiyordu.. Pek cok Arapca Farsca kelimeyi anlamadigim halde mersiye beni etkilemisti hüzünlendirmisti... Seyh Galip in siirinin bir sesi musikisi SIZISI var . Buyrun kulak kesilin ...