Rüyalarda beliren zıtlıklar, yalnızca bireysel çatışmaları değil, aynı zamanda evrensel temaları da açığa çıkarır. Cennet ve cehennem imgeleri ile dolu bu dünya, insan ruhunun hem aydınlık hem de karanlık yönlerinin temsilcisidir. Cennet içsel huzur ve dinginliğin bir yansıması olarak karşımıza çıkarken;
Cehennem, korkularımız, bastırılmış Arzularımız ve çatışmalarımızla yüzleştiğimiz karanlık bir aynadır ve rüyalarımız sunar bize içsel çatışmalarımızı.
Freud, insan zihninin üç temel parçaya ayırır: İd, ego ve süperego. İd ilkel arzularımızın, bilinçaltı dürtülerimizin yuvasıdır. Gündüz saklanan, bastırılan arzu ve dürtüler gece olduğunda sahneye çıkar; rüyalar aracılığıyla özgür kalır. Ego, bu ilkel istekleri şekillendirerek dış dünyaya uyum sağlamaya çalışırken, süperego ise toplumsal ve ahlaki değerlerin sesi olur. Bu üç yapının çatışması, rüyalarımızda çeşitli sembollerle, bazen tanıdık bazen de tanımlanamayan imgelerle yüzeye çıkar.