• Kitapta iki yazar ismi var ama bana sorarsanız kitabı Owen King yazmış. Son zamanlarda yayınlanan King romanlarıyla arasında çok fark olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen öykü ve fikir, belki de taslak, baba King'e, romanın yazılması da oğul King'e ait.
    Owen King diğer oğul King, Joe Hill ile kıyaslanacaktır. Bana sorarsanız Baba King'in doğrudan kitaba dahil olması Owen'i kardeşinin öne geçirmiş. Ama kapakta iki yazarın da isminin olması nedeniyle Owen King'in ismi biraz gölgede kalacaktır.
    Kitap bana Mahşer'i hatırlattı. Çok fazla karakter olması, bir anda dünya düzeninin alt üst olması Mahşer romanını hatırlatıyor. Farkı sadece hastalığa bağışıklığı olanların erkek olması. İkinci bölümde kadınların uykularında yaşadıkları diğer dünyanın anlatılmasıyla olaylar ilginçleşiyor. Özellikle zamanın farklı akışı, uykuya dalanların normal dünya da yaşananları diğer dünyaya aktarması ilgi çekici.
    Ancak bu kadar uzun bir roman olmasına rağmen yine de her şey açıklığa kavuşmuyor, neden-nasıl soruları cevaplanmıyor ve sonuç biraz havada kalıyor. Yine de ilgi çekici ve heyecanla olayların sonunu öğrenmek için okumaya devam ediyorsunuz.
    Yine ilginç bir nokta da Joe Hill'in Türkçe'ye yeni çevrilen itfaiyeci romanının da benzer bir salgını ele alması.
    Buradan kitabın tanıtımına ulaşabilirsiniz. http://www.ithaki.com.tr/urun/itfaiyeci/
    Kitabı okurken aklıma gelen bir konuyu buraya not etmeden geçemeyeceğim. Dünyanın en üretken yazarlarından biri olan Stephen King'in eşi Tabitha King de bir yazar. İki oğlu Joe Hill ve Owen King'in de yazar olması belki pekçoklarına normal gelebilir. Ya da çok şükür ki iki oğlu da yazar oldu demeliyiz çünkü Baba King 1947 doğumlu ve bir süre sonra yazmayı bırakmak zorunda kalabilir. Ama umudumuz iki oğlunun da ondan kalacak taslakları ve hikayeleri bize aktarmaya devam edecekleri şeklinde. Ya da en azından onun hayal gücünün bir şekilde oğullarına miras kalacağını düşüneceğiz.
    Son olarak buraya not etmek istediğim konuya geliyorum. Eğer oğul Kinglere bir soru yöneltebilme şansım olsaydı sormak istediğim şöyle bir soru var. (Böyle bir soruya cevap beklemiyorum elbette ama cevabı merak ediyorum gerçekten.) Yani yazmak, hele ki King gibi neredeyse her sene bir iki kitap yazmak, hiç kolay bir şey değil ve bu iş sanırım tek başına, yalnız yapılmak zorunda olan bir şey. Şimdi muhtemelen farklı evlerde yaşıyorlardır ama bir aile de (en az) 4 yazar olması nasıl bir şeydir? Yani biraz çocukluklarını düşünüyorum da; baba King muhtemelen evde çalışma odasında yeni kitabını yazıyor, anne King başka bir odada onun yazdıklarını okuyor ya da kendi hikayesine başlıyor, çocuklar da kendi odalarında kitap falan mı okuyorlardı acaba? Ben bazen kitap okumak için günde yarım saati bile bulamazken bu kadar çok kitap yazan, eminim ki yazdığından çok daha fazlasını, sürekli okuyan, üstelik 80'li 90'lı yıllarda en verimli olduğu zamanlarda, alkol, uyuşturucu gibi problemlerle de şavaşan bir adamın, büyüdüğünde yazar olan iki oğlu nasıl bir çocukluk geçirmiştir?
  • #AydakiKadın
    Ahmet Hamdi Tanpınar'ın; "Aydaki Kadın diye Saatleri Ayarlama Enstitüsü'den çok ayrı,çok başka,daha derin ve ferdî meseleleri ele alan bir romanım var.Fakat ne zaman bitireceğimi bilmiyorum" dediği bu eser, gerçekten de ömrü yetmediği için üçte ikisi anca tamamlanmış bir yapıt.
    Yazarın ölümüyle yarım kalmış bu taslak, kendi öğrencisi olan Güler Güven tarafından dört bin sayfalık evrak arasından romana ait sayfalar ayrılarak düzene sokulmuş.Üstelik bununla kalınmamış bir kısmı yırtık,bir kısmı silinmiş,numaralandırılmamış bu müsveddeler Arap harflerinden de Latin harflerine çevrilip anca düzene sokulup basılmış.
    Kitabı okurken zaman zaman kopukluklar yaşadım,kişiler başta farklı isim ile adlandırılırken sonlara doğru başka isimlerle adlandırıldı.Sanırım bunlar romanın tamamlanamamış ve en son biçimini alamamış olması ile ilgili.
    Tanpınar'ın bu pek bilinmeyen eserine ciddi önem verdiğini şu sözü ile tastik etmiş oluyorum." Yeni romanla(Aydaki Kadın) eski roman(Mahur Beste) arasında bocalıyorum.Galiba bir tek mevzuum var:o da kendim.Fakat ne dışardan bakmasını bilmiyorum ne de olduğu gibi görmesi elimden geliyor."
    Oldukça özen isteyen bir kitap arkadaşlar.Kolay anlaşılmıyor bağlantı zor kuruluyor.Simgesel bir roman.Aydaki Kadın derken altında başka bir olgu söz konusu.Çok ince,samimi,güçlü ama açığa vurulmayan uzaktan uzağa yaşanan derin bir AŞK var. Arada siyasi eleştiriler elbette es geçilmemiş.Ben okudum ve yine doyuma ulaştım iyi ki heybeme böyle bir eser daha yükledim dedim.Ayırdığım zamana değdi...
    Kitapla kalınız...

    ~"Niçin bütün bir hayat derlenip toplanıp tek bir anımıza yüklenir?Hafızanın hangi zalim iflasıdır ki bütün mazi artıklarını bir lahzada canlandırır ve bize yollar."

    ~"Değişiklik dışarda...Bütün tezatlar,aksamalar,güzel,gülünç,mânalı şeyler her şey orada;suyun üstünde yüzüyor.Derinlere inince herkes birbirine benziyor."

    ~"Kıskançlık sevginin öbür yüzü."

    ~"Bir şey söylemem lazım.Ama ne söyleyeceğim? Ben sekiz sene susmuş kadınım.Şimdi artık hep içimde konuşuyorum."
  • Bu kitabı ilk elime aldığımda kafamdaki taslak aynen şuydu
    birbirine bağlılık yemini etmiş bir çift yüreğin hikâyesini okuycam ve sonra yok ki şimdilerde böyle aşıklar diye kısa süreli isyanda bulunucam  aman ya yine beynimin en hücra köşelerinde dans eden o vıcık vıcık sevgi sözcükleri beliricekti
    Ve okudum evet bir aşk vardı hem de kocaman bir aşk.insanın kendine olan güvenine emeğine ve kendinden olana sevgi ve merhamet dolu bir aşk vardı
    Bir yolculukla başlamıştı Dr.Morgan'ın hayat dersi niteliğindeki hikayesi,herşeyin bir amacı vardı hiçbirşey rastlantı değildi. Aborjinlerle birlikte yaptığı bu dört aylık yolculukta kocaman bir ömre sığan o kadar çok ders vardı ki
    Bu kadar ilkel bir topluluğun,medeniyetlerin içinden çıkıp gelen bir doktoru çıkardıkları bu ruhsal yolculukta aslolan şeyin madde olmadığını ruhun varolması önyargılardan kurtulması en önemlisi de konuşmadan da iletişim kurulabileceğini öğretmeleriydi....
    Kitap bizi bazen soluksuz bırakıyor bazen de nirvanaya ulaşmış kadar huzurlu ..
    Sadi Şirazi insan nedir sorusuna "bir katre kan ve sayısız endişe" demişti sanırım aborjinleri ve yerlileri tanımış olsaydı tanımını şöyle değiştirirdi

    "Arınmış ruh ve yürek"

    Kitapta beni etkisi altına almış hayatı sorgulatmış çok fazla cümle var ,bunlardan sadece iki tanesini yazarsam sanırım ne demek istediğimi çokk daha iyi anlayacaksınız

    "Çok hızlı ilerledik, ruhlarımız geride kaldı, ruhlarımızı bekliyoruz.” (keşke hayatımızın monoton koşuşturmacasında durup kendimize bu cümleyi hatırlatsak)


    Sadece bu cümle bile özet niteliğinde “Gerçek gerçektir. Sen birinin canını acıtırsan, kendi canını acıtırsın. Birine yardım edersen, kendine yardım edersin.

    Diğergamlık sözünü kendilerine prensip edinmiş yerlilerden öğreneceğimiz (maddelerin arasında yitirdiğimiz değer yargılarımız) oldukça fazla..şimdiden iyi okumalar..
  • Hikaye olarak başlayıp romanlaşan bir eser. Ancak yarım kalmış taslak olarak basılmış. Mantıklı bir açıklama buldukları sürece verilen emirle o kişileri öldürmeyi doğru bulan bir ekip. Kimine göre resmî kimine göre gayri resmî. Tabi her şey birisinin ekibin şefinin ölüm emrini vermesiyle başlıyor. Öldürmeye çalışanlar ve hep onlardan bir adım önde olan bir şef. Kızı güvendiği ve damadı olarak gördüğü bir adam üçgeninde geçiyor konu. Aynı zaman da etik ahlak doğruluk gibi kavramlar da sorgulanmış. Ben çok beğendim. Keşke yazar bitirebilseymiş. Nasıl bir son tasarlardı merak ettim. Kesinleşen bir son sadece bazı ihtimaller okuyucuya sunulmuş. Sanırım tamamlamak bize kalmış. Ben tabii ki mutlu sonla bitirdim. Her şeyin mutlu bir sona ihtiyacı var bence.
  • Lafı fazla uzatmadan direk konuya giriyorum sevgili Yaşar Kemal övgülü bu kitaba büyük bir heves ve beklenti ile başladım, beklentimi karşıladı mı derseniz hevesim kursağımda kaldı gibi bir şey böyle en sevdiğim limonlu be çikolatalı dondurmayı tam yemeye başlarken toplar külahtan yere düşmüş gibi hissettim.

    Sebep: Konusu gerçekten dikkat çekici ve güzel, anlatım tarzı da öyle ancak böyle güzel bir hava yakalamışken neden insanlara fazla "saf"görüntüsü vermiş, yani koyun gibi her söylenilene inanmış yalnış olduğunu bilselerde sorgulamamış. Üstelik bunların içinde Avukat, Doktor, Noter gibi mesleklere sahip insanlar var hem sonra kitabın başından beri başkanın gelmesi ile kötü şeyler olacağını devamlı dile getirmesi de bize kötü olaylar ne zaman başlayacak diye düşündürmüyor.Ha bide yazar karkateri ilgi çekiciydi onun geçmişini ise bir iki satırda geçiştirmesi de beni rahatsız etti oysa yazardan bahs ederken biraz daha romanı uzatıp heycanlandırabilirdi.

    Kitap gayet akıcıydı ve göndermeleri ile gayet güzel benim sitemim ise hani devamı olmalıydı dediğimiz kitaplar olur ya, bunun ikincisi de olmalı diye düşündüğümüz işte öyle bir sitem sadece :))

    Bana hissetirdiği tam olarak şu: Livaneli kafasında müthiş bir kurgu oluşturmuş bir çok yere aleni ve gizli göndermeler yerleştirmiş ve hemen taslak olarak bunu yazmış. Aslı çok daha uzun ve detaylı bir roman olacakmış.
  • Cris Harmann'in bu incelemesi yeterli bir tarih kitabı incelemesi olmasa da, eleştirel bir görü sunması açısından değerli bir çalışmadır. Kaba taslak bir çerçeve oluşturur. Ikinci dünya savaşı ile ilgili olan kısımlar önemlidir. Fransız ve Soviet devrimlerine yaklaşımı da keza aynı önemdedir. Yalniz, eksikliklerin de olması tarihin 600-700 sayfalık bir ciltle sınırlı olmadığını bilip okumak daha sağlıklı sonuçlar verir. Burjuvazinin idealist ve metafiziksel tarih anlayışının karşısında marksist , halkların kendi tarihine yönelimi ve sınıf mücadelesi açısından yaklaşması, kitabı özgün kılan noktalardır.
  • Antarktika'ya jeolojik kazılar yapmak üzere giden William Dyer ve ekibinin başına gelenleri konu alıyor. Jeolog William Dyer kadim uygarlıkları ve milyon yıllık canlıları araştırmaya giden ve geri dönemeyen ekibe neler olduğunu anlamak için bölgeye gider ve olaylar gelişir.

    H.P. Lovecraft'tan okuduğum ilk eser oldu. Belki yanlış bir kitapla başladım bilemiyorum ama fazla biyoloji terimi olduğu için bir ara sıkıldım ama kitap efsaneydi. İliklerinize kadar korkuyu hissediyorsunuz. Cthulhu mitosundan çok örnekler olduğu için yakın zamanda Cthulhu'nun Çağrısı kitabını okuyacağım.

    Bilimkurgu, fantastik ve korku ögelerini birden barındırdığı için bu türleri seven okurların mutlaka okuması gereken bir kitap bence.

    Kitabın son taslak hali için->http://i.hizliresim.com/r1rMd1.jpg