• Biz nasıl büyümüştük yıllardan (2003) hava soğuktu belkide en güzel soğuklar bile o zaman güzeldi lapa lapa kar yağıyor sobanın yanında ısınmaya çalışıyorsun o kadar sıcakki bi sobanın başında bi aile toplanırdı kestane yenir ekmek kızartılır ekmek yağlanıp yenirdi 1 ekmeği 6 kişi falan paylaşırdık he birde Hayat Bilgisi diye güzel bir dizi vardı sobanın başında onu izlerdik o zaman televizyon küçüktü yakından gider izlerdik o bitsinde atari oynayalım diye can atardık sırayla oynardık sıra zor gelirdi bana ama o kadar zevk alırdıkki ama genelde atari kasetleri çabuk bozulurdu 😊 telefon yok genelde radyo dinlerdik sanki şuanki hayatla köy hayatı gibiydi yaşamımız dışarı çıkardık karda kayar kartopu oynardık hep yüzümüzde bir gülümseme vardı o zamanlar oyuncak barbie bebek o bu yoktu hatta olsa bile onu alacak kadar para bile yoktu ama biz hep mutluyduk taso oynardık ondan şekiller yapar atar puan toplar kim daha çok kazanacak diye sayardık bulduğum küçük oyuncak arabayla oynardım sonra yanlış anlamasınlar diye geri yerine bırakırdım genelde Bayram sabahında erkenden kalkar büyüklerimin elini öper dışarı çıkar önce bi ekmek alıp kedi ve Köpekleri doyurur su verirdim daha sonra şeker toplamaya giderdik fatma teyzemle zaten o tatlı insanlar o yıllarda kaldı sıcak içten gülümseyenler keşke telefon bilgisayar o bu olmasaydı da biz gene o yılları yaşasaydık ondandır aslında küçük şeylerle mutlu olmamız biraz ilgi istememiz ... Hepsi birer güzel anı oldular . Eskiden para yoktu ama mutlulus vardı... 😶🤔 sizin şimdi köy hayatı diye burun kıvırdığınız hayatı biz mumla arıyoruz çocuklar. Şimdi bize sadece gönlü zengin insanlar lazım cebi zengin olan değil .

    #HaticeAslan
  • Birlikte Taso, bilye, mahalle maçı oynadığın adamlar evlendiklerinde; "o kadar büyüdük mü lan" dersin...ve büyürsün sessiz sedasız...
  • Farkettim de çok özlemişim çocukluğumu . Yorulmak bilmeyen sabahtan akşama kadar dışarıda duran . Futbol delisi, bisiklet manyağı bir çocuk . Bardak çekirdek alırdık bakkalımızdan bir de küçük bir kola çok paramız varsa bardak sayısı artardı ya da bir cips alırdık en ucuzundan. Ucuz falan dediğime bakmayın şimdi çok pahalı ama kimse yüzüne bakmaz . Torpil patlatırdık , kızkaçıran vardı bir de tabiri caizse . Kimseye zarar vermez hakaret etmezdik annemize, babamıza . Saklambaç, voleybol, kart oyunları, taso, beyblade herşey vardı bizde o zamanlarda şimdi ki çocuklar gömülmüşler bilgisayarlara telefonlara . Şişe kapaklarını dümdüz yapar taso oynardık . Mahalle takımımız vardı mahalle maçlarına çıkardık . Ah ulan ne güzeldi o galibiyetler . Ah ulan ne güzeldi o arkadaşlıklar . En çok istediğim şeylerden birisi tasolarımın çok çok fazla olması amcamların durumu iyidi bir gün çıkardı bir çuval taso getirdi kuzenime ulan şu zenginliğe bak bir çuval taso! Gülmeyin haaa çok değerlidir o bir çuval Ortaokul desen takım elbisemiz vardı bizim öyle serbest kıyafet gidemezdin okula ceketi çıkarır gömleğin kolları katlar çıkardık bahçeye top oynamaya bazen bir şişe bazen bir şişe kapağı bazen de aramızdan durumu iyi olan ya da babası bakkal olan arkadaşın getirdiği topla kızlar bilmez belki ama Alman oynardık ya da 9 aylık bazen de tek kale maç . Sonra işte ne olduysa ondan sonra oldu büyüdük..
  • Taso var mı içinde diye cipsleri elimizde az kontrol etmedik...
  • Merhaba Çocukluğum,

    N’apıyorsun, iyisindir umarım. Beni hiç sorma. Ne zaman tamamen dağılacağım diye merak ediyorum.

    “Hayırdır durduk yere neden şimdi beni anımsama ihtiyacı hissettin,” diye soruyorsun. “Sinirlendirme oğlum şimdi adamı, ne var yani insan sadece en çaresiz kaldığında mı geçmişine sığınıp, küçüklüğünü hatırlar?” diyeceğim ve kafana da şöyle bir vuracağım, şakacıktan tabii, alınma hemen.

    Dur şimdi anlatacağım birer birer…
    Bülent Ortaçgil dinliyordum canımcığım. "Benimle oynar mısın?" diyordu Ortaçgil şarkıda. Ben de eski günleri şöyle bir yâd edeyim dedim.

    Bu arada, senin gibi kasetten falan da dinlemiyorum. Teknoloji epey ilerledi burada. İnternet diye bir şey var. Sen ise otur orada, atarinin başında küçücük boyunla elindeki oyun silahıyla atış yap kuşa doğru. Gerçi hep karavana. Gıcık köpek yine köşelerden fırlayıp gülüyor. Şimdilerde başkalarının yaptığı gibi. Değişmiyor yani. Hep aynı şeyler. Neyse ne diyordum. Heh! hatırladım.
    İstediğin şarkıyı, istediğin an açabiliyorsun. Bir tıkla hem de. Öyle kaseti kalemle falan sarmak da yok. Dinlemek istediğin şarkının kaseti yoksa öyle teybin başında bekleyip radyodan çıkınca kayıt etmek falan da yok. Hatta sunucu tam şarkının ortasında öyle pat diye girip tüm kaydın içine de etmiyor.

    Bugün pazar. Hava açıksa, sokakta deli danalar gibi topun peşinde koşturup terliyorsundur. Dur bir soluklan evlat. Üşütüp hasta olacaksın. Sonra gece hastaneyi boylayacaksın. Sabaha kadar oksijen zerk edecekler bünyene. Burada hava kapalı, orada da kapalı olsun lan! Koşama! Evde otur tüm gün. Sıkıntıdan patlayarak ödevlerini yap! Gerçi üşengeçsin oğlum sen. “Amaaaan, kim takar şimdi ödevleri, pazar banyomu yaptıktan sonra Şahane Pazar’ı izlerken yaparım ödevlerimi,” diyerek erteleyeceksin. Elinde kumandayla tüm gün zap yapıp durursun kanalları Sonra da hiçbir şeyi yetiştiremeden uyuyup kalacaksın. Annen(m) gelir battaniyeyle örter üstünü. Şanslısın yine, burada şimdi uyuya kalırsan öyle üstünü örtecek biri falan da yok yani. Şimdiden hazırla kendini hafiften yalnızlığa.

    Uyandığında para isteyip, cips almak istediğini söyleyeceksin evdekilere. Aslında cips bahane. Senin tek nihai amacın, cipsin içinden çıkacak taso. Ben senin cemaziyelevvelini bilirim!
    “Sevgili büyüğüm, affına sığınarak araya giriyorum ama sormam lazım. Cemaziyelevvel nedir ve hızlı okuyabilir misin?” diye soracaksın. Elimi sallayıp, kaşlarımı çatarak: “Şşt, sus bakayım! Dil de pabuç gibi maşallah bu yaşta. Öyle büyüklerine her soru sorulmaz,” diyeceğim.

    Şimdi burada öyle cipslerden taso falan da çıkmıyor canısı ama yine iyisin. Kutu kola çıkıyor. Şaşırıyorsun tabii, “Nasıl yani, bildiğimiz kutu kola mı?” diye soruyorsun. Evet, bildiğin kutu kola. Hani şu okula gitmeden Miço dergisi ve Çokonatla beraber aldığın, içtikten sonra bununla okulda maç yaparız diyerek kutusunu ezip çantana koyduğun 1.000.000 TL’ye aldığın kutu kola. Gerçi şimdi altı sıfır da atıldı be ufaklık ama sen hiç düşünme. Ekonomi falan büyüklerin işi.

    Yaşadığın her anın kıymetini bil sevgili çocukluğum, büyüklerine ziyareti hiç ihmal etme. Şimdi burada, orada kanlı canlı gördüğün insanların birçoğu hayatta değiller. Büyüyünce toprağa konuluşlarını seyredeceksin sonra sen de benim gibi. Elinden hiçbir şey gelmeyecek. Öyle sessizce birkaç damla gözyaşın akacak. Büyük olduğun için kimseye göstermemeye çalışarak gözyaşlarını hemen elinle sileceksin.

    Işıklı ayakkabılarınla eve doğru yürüyorsundur belki de şimdi, terli terli. Kolundaki Cassio marka kol saatinin ışığını yakıp bakıyorsundur tabii fırından almış olduğun sıcacık somun ekmeğin ucunu kopartıp ağzına atarken.
    Neyse çocukluğum saat geç olmadan ben gideyim. Daha ütü yapıp, yemek yapacağım. Kendine çok iyi davran. Gece yatmadan, ballı sütünü içmeyi unutma! Atarinin adaptörünü muhakkak fişten çek, annengile de çok selam söyle, oldu mu yavrucuğum?
  • Kimi zaman top oynadık kimi zaman saklambaç
    Çanak çömlek patlamadan gözlerini iyi açman
    Gerekirdi,bazen de gazoz kapağı taso,
    Oyun oynamaktan dizler yara olmuştu paso