bu kitabı cok seviyorum ve sonu bence inanılmaz travmatikti. Sinir oldugum seyler: Yusuf ve Muazzez’i asla icime sine sine okuyamamak. Sadece birlikte gecirdikleri tek bir düzgün gün bile okuyamadık yanarım ona yanarım. Ayrıca Yusuf Muazzez’i sevdi mi sevmedi mi bi türlü net bir cevap da yok. Ali Muazzez’le evlenmek istediğinde muazzezi bırakmak istemiyor gibi ama evlenmeleri için de elinden geleni yapıyor, kıskanmıyor. Sevdigini de soylemedi soylemeyi birak hissettirmedi bile. Sanki Muazzez’le olmak bir gorevmis gibi idare ettiler bir süre. Muazzez’le ilgili sinir oldugum sey ise asla annesine karşı gelmemesi ve ayran budalası gibi annesi ne derse onu yapması. Ya o çocuk senin icin sizin için çalışmaya gidiyor senin yaptıgına bak Muazzez ya. Annesi olacak mendebura o kadar sinir oluyorum ki yorum bile yapmayacagım onun hakkında. Kitapta en çok üzüldüğüm kişi ise kuşkusuz babaları Selahattin bey. Bence o kadar iyi ve tatlı bir adamdı ki bu kadar mutsuz bir hayata sürüklenmesi ve sonra da göçüp gitmesi.. kahroldum yerden yere vurdu beni resmen ama ona kızdığım kısımlar da var mesela o seytan karısına bi türlü dur dememesi sürekli bir alttan alma öf bıktım şu kadına biri dur demeliydi ya. Kitaba girip bir tane carpasım geldi. kesinlikle bir dilek hakkım olsaydı 3.sü falan bu olurdu. Bir de Muazzez’i şöyle omuzlarından tutup sallardım kendine gel diye. Evet incelememiz bu kadardı son kısmı o kadar üzdü ki beni kagit yakma ritueli ile unutmayı denedim şakasız. Sabahattin ali bey. Travmatik sonlar adamı resmen