• 353 syf.
    ·11 günde·Beğendi·10/10
    “Bilgi birikimi ve anıları ile bir döneme ışık tutan, dik duruşu ile Cumhuriyet’in en sağlam kayalarından olan, kitabı okuduğunuzda ise; bu kadınla neden daha önce tanışmadım diye hayıflanacağınız bir okumaya hazırlanın. Bu kitap ağzınızda öyle bir tat bırakacak ki, elinizden düşürmek istemeyeceksiniz.” 10/10

    Ç News

    *
    "İnsanları, doğayı ve yaşamı sevmeyeceksen, yaşamanın ne anlamı var ki?" #42375338
    *

    Bir kitap size ne verebilir, size ne katabilir, düşüncenizde nasıl yeni fikirlerin filizlenmesine yol açabilir? İlber Ortaylı ‘nın Bir Ömür Nasıl Yaşanır? kitabının ardından bilerek okuduğum bir kitaptı “Bir Dinozorun Anıları” . İlber Hoca nasıl ki anlattıkları ile kitabı okuyanları mest ediyor, aynısını Mina Urgan’da yapıyor. İkisinin farklı dilleri olsa da, insanlara hayatlarından kesitler sundukları bu öz yaşam kitaplarında hem tarihe yolculuk hem de o zamanların şartlarına dönüyoruz. İmkansızlıklardan nasıl imkanlar çıkıyor bir bakıma buna da şahit oluyoruz.

    İki kitapta konu itibariyle, ülkemizde yayınlanmış benzerlerini göz önüne aldığımızda baş yapıttır. Son kısımda yapacağım yorumu hemen yapayın. Kesinlikle Okuyunuz! İlk satırdan kendinizi kitaba kaptıracağınızın sözünü verebilirim.

    Kamu Spotu:
    “Spoiler olma ihtimali olan sürpriz bozanlar olabilir. Bu uyarı sadece bilgilendirme amaçlıdır.”
    *

    Yaşlılığından başlayarak, gençliğine yöneliyor sevgili Urgan. Bu yolculukta gülüyor, kızıyor, hayıflanıyor, özlem çekiyor, yaşanmış olanlara hayretle eşlik ediyoruz.

    Kimler var bu anılarda?

    Mustafa Kemal Atatürk,
    İsmet İnönü,
    Falih Rıfkı Atay,
    Afet İnan,
    Aziz Nesin,
    Neyzen Tevfik,
    Sait Faik Abasıyanık,
    Yahya Kemal,
    Nazım Hikmet,
    Ahmet Haşim,
    Halide Edip Adıvar,
    Cahit Sıtkı Tarancı,
    Nfk,
    Eric Auerbach,
    Troçki,
    Refet Paşa ve daha adını hatırlayamadığım birçok kişi…

    *

    Mina Urgan yaşadığı hayatı anlatırken sığ bir yol izlemiyor, çeşitlendiriyor, farklılık yaratıyor. Okuru o anılara bizzat götürüyor ve o anları yaşamasını sağlıyor.

    Anılarında bahsettiği en ilginç dört kişilik NFK, Yahya Kemal, Sait Faik ve Neyzen Tevfik… Bu anılar birinci elden olduğu için kıymetli. Birilerinin anlattığı değil, bizzat yaşadıkları olması bizim daha iyi fikir edinmemizi sağlıyor.

    NFK…

    Kendisini gram sevmiyorum. Ne yaptığı edebiyata ne de kendisine saygım vardır. Çünkü kendisine saygısı olmayan insanlara karşı benim de saygım yoktur. Severleri bu yazdığıma kızabilir lakin, yapacak bir şey yok. Birisini sevmeden önce, araştırın derim. Araştırmadığınız insanların, öncesinde ve sonrasında ki başka başka karakterlerine bağlılık gösteriyorsanız, yanlış anladığınız bir şeyler var demektir. Bir elma çürükse, çürüktür. Öncesi ya da sonrası yoktur. Bu çürüklüğü gizlemek için meşhur bir lafı vardır “Benim Geçmişim bir çöplüktür…” diye devam eder, devamını yazmayayım. Bu bir oltadır, yiyen yer, yemeyen yemez. Dönemin değil, kendi çizdiğiniz çizginizin özgün adamı olmalısınız.

    "1930'lu yılların Necip Fazıl'ı ile 1940'lı yılların Necip Fazıl'ı arasında uzaktan yakından en küçük bir benzerlik yoktur. Bunlar iki ayrı kişidir sanki." #42024850

    Bu kadar uzun yazmamda ki sebep, geçen günlerde dindar geçinen malum bir gazete, Afet İnan ve Atatürk ile ilgili kısımda ki bir alıntıyı alıp paylaşmış, kendine göre bir hizip yaratmaya çalışmış. Komik tabi ki, çünkü bu kitapta alıntılayamayacakları o kadar çok görüş var ki, içinden o alıntıyı seçmişler…

    "Necip Fazıl'ın içkisi ölçülüydü. Ama kumar tutkusu sınır tanımazdı." #42024978

    NFK bölümünde görüyoruz ki, kendisi kumara düşkün, alkol kullanan bir insan ve bu bizi ilgilendirmez, kimseyi ilgilendirmez. Lakin, hayatı boyunca birbiri ile tutarsız o kadar şey yapmış ki, insan normal yaklaşamıyor bu durumlara. Alkol kullandığını dahi bilmeyen pek muhafazar takipçisi var çünkü. Söyleyince bize inanmıyorlar. Halbu ki çok doğal bir şey.

    Yazdığı onca çelişkili yazı ve siyasi görüşü varken ve çok daha önemlisi, Atatürk’ün vefatından sonra Cumhuriyet ve İnkılapların düşmanı kesilmesi, Menderes döneminde Menderes’e yalvarması, para için kalemini satması bir insanın kişiliği ortaya net olarak koyar. O yüzdendir ki, kendisini sevmiyorum ve anıların arasında olmasa da olur diyeceğim bölümlerdi. Mina Urgan değindiği için ben de bir kaç kelam edeyim dedim.

    Özellikle NFK’ya ilaç alsın diye verilen parayı, gidip kumarda yemesi insanı iyice düşündürüyor. Lakin devamında sevgili Urgan öyle bir tanım yapıyor ki, insan NFK’nın haline üzülüyor. Sonra kendinize geliyorsunuz tabi ki, kendi seçimlerinin cezasını çektiği görüyorsunuz. Neyse daha fazla yazasım olsa da bırakıyorum NFK konusunu.

    Aynı şekilde Yahya Kemal ile ilgili olan anılarında da, hiç bilmediğim bir Yahya Kemal ile karşılaştım. Silik bir silüet olarak karşımıza çıkıyor.

    Sait Faik’le olan kısımlarına çok gülsem de, yine bilmediğim bir çok bilgi edindim. Yaşayış şekli çok ilginç. Öykülerini nasıl ve nerede yazdığı tam belli değil. İlginç bir muamma.

    Neyzen Tevfik’in hayatının kısa bir kesitine eşlik etmiş olsak ta, bir insanın dünyaya bakış açısına ve mal, mülke nasıl sırt çevirdiğine şahit oluyoruz.

    *

    "Bana kalırsa, bir insanın yaşamında en güzel yıllar gençlik değil, otuz beş ile kırk beş arasıdır." #41869891

    Yaşlılığından başladığı anılılarına, daha sonra gençliği üzerinden devam ediyor. İlber Hoca gibi, sevgili Urgan da bir yaş dilimi veriyor ve diyor ki 35 ile 45 yaş ideal yaşama yaşıdır. Bu yaşlarda gençlik çılgınlıkları bitiyor, yaşanmışlıklar analiz ediliyor, hayata daha dolu bakılıyor. Tecrübeler eşliğinde daha sakin, daha bilgili adım atılıyor, ani kararlardan ziyade düşünülmüş kararlar ön plana çıkıyor. Hem etrafınıza hem de kendinize daha farklı bakış açıları ile bir hayat sunmaya başlıyorsunuz.

    Yaşlanmanın asla kötü bir tarafı yok ona göre, tam tersi yaşlılığın keyfini çıkarıyor. Aynısını İlber Hoca da söylüyor. Yaşanmışlıklarına baktığımız da yine dopdolu bir geçmiş ile karşılaşıyoruz.

    Cumhuriyet dönemi ve Atatürk ile ilgili anıları çok önemli ve samimi. Özellikle Cumhuriyet’in kadınlara tanıdığı hakları sürekli söylüyor ve Cumhuriyet’i yaşamış kadınların, Cumhuriyet’e asla düşman olamayacağını tam tersi ona borçlu olduklarını söylüyor. O dönemde çocuk yaşta olsa da Atatürk ile ilgili anıları da çok anlamlı. Şanslı bir insan olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

    Çeşitli darbeleri görmüş geçirmiş bir insan olarak, bu darbelerin içinden bir tek 27 Mayıs’ın sosyal hakları savunduğunu, gericiliğe karşı yapılan tek müdahale olduğunu söylüyor. Kitapta çok fazla konu ve detay olduğu için hepsine girmem haliyle mümkün değil.

    *

    Cumhuriyet dönemini ve biraz sonrasını yaşamış insanların bir şansı vardı. O da bilgili ve birikimli insan sayısı azdı ve yetiştirilmesi gerekiyordu. Özellikle rekabetin değil de, ülkeye bir şeyler katmanın düşüncesi hakimdi. Bu minvalde sevgili Urgan yolunu çizmiş. Annesi ile olan diyalogları ve aralarında ki görüş ayrılıklarına şahit olmak gerçekten çok keyifli. Aile konusunda şanslı olduğunu söyleyebiliriz…

    Falih Rıfkı Atay…

    En merak ettiğim bölümlerden biriydi. Fark ettiyseniz Atay hayranlığım vardır ve kendisini çok severim. Günümüzde mevcut olan tüm eserlerine de sahibim. Kendisi ve kişiliği ile ilgili birkaç biyorafi olsa da bana tatmin edici gelmiyordu, o yüzden sevgili Urgan’a üvey babalık yapmış olması benim ilgimi çekiyordu.

    Anılarında çok daha fazlasına yer vermesini istesem de, az ve öz olan kısımlarda, sevgili Atay’ın kişiliğine dair güzel ipuçları aldım. Hayata bakışı, çocuğa ve Cumhuriyet’e bakışına bir kez daha şahit oldum.

    Mustafa Kemal’in en güvendiği isimlerden olan Atay, Cumhuriyet’in kuruluş aşamasında Kuvayı Milliye taraftarı yazıları ile göz doldurmuştu. Atatürk bu hayattan ebediyete intikal edene kadar da yakın ilişkilerini korumuştur. Son dönemlerinde bazı görüşleri zayıflasa da, dönemin siyasetine biraz uyum sağladığının gözlemini yapıyor Urgan.

    "Hayatımız çok renkliydi Mustafa Kemal'in yaşadığı günlerde." #42215629

    Bu anıları okumak bile benim için çok keyifliydi.

    *

    Hepsini tek tek yazmasam da, bir diğer önemli ayrıntı, Halide Edip hakkında yazdıklarıydı. Hayalinde ki Halide Edip ile tanıştıktan sonra ki Halide Edip arasında ki farkları bize aktarması ve kullandığı dil çok başarılıydı. Fazla bilgi vermek istemediğim için detaylandırmıyorum ama Halide Edip’in Mustafa Kemal’i çok kıskandığını anlattığı yerler ilgi çekiciydi.

    *

    Kitabı kesinlikle öneriyor, çok güleceğiniz yaşanmışlıkların yanında, dersler alacak; hayatınızda eksik olan şeylere gem vuracak, henüz daha vakit varken bir şeyler yapmak isteyeceksiniz. Hayatınızda ertelediğiniz ve yapmadığınız şeylerin gelecekte değil, o anda yapmanız gerektiğini bastıra bastıra gösteriyor sevgili Mina. Yaşadığın anın kıymetini bilmedikten sonra, var olup olmayacağın belli olmayan geleceğin hayalini kurmak bana hep saçma gelir. Elinde olan her ne varsa öncelik bugünündür, yarının değil.

    Anı yaşayın, içinizde tutmayın, dönemin adamı değil kendiniz olun, fikirleriniz değişime uğrayabilir ama onları satılığa çıkarmayın. En başta kendinize sadık olun. Mina Urgan gibi olmak ayrı meseledir ama en azından hedef gösterildiğiniz de korkmayın, kaçmayın, mücadele edin.

    "Kendine acıyanın, ne kendine hayrı dokunur, ne başkalarına." #42023867

    Ve… Cumhuriyetle kalın…

    *

    Kitabı tavsiye ediyor, okunacak listenizin en başına almanızı şiddetle öneriyorum. 10/10
  • Bu bir yaş testidir, herkesin yapması tavsiye edilir.
    Gözünüz ve zihniniz hala genç durumda mı?
    Çıkan ekranda 1'den 50'ye kadar numaraları sırası ile dokunarak silin.

    http://zzzscore.com/1to50/en/

    Skorların seviyeleri:
    10-19 sn : İmkansız
    20-29 sn : Yalan söylüyorsunuz
    30-39 sn : Siz özelsiniz
    40-59 sn : Uzman seviyesi
    60-79 sn : Normal
    80-99 sn : Yaşlanıyorsunuz
    100 sn üzeri : Yaşlanmışsınız