Kişinin başkalarına hükmetme, kazanma, dünyayı kendi düşüncelerine yakın bir yer yapma gibi fantezilerinden haberdar olması kendi olma yolculuğunun bir parçasıdır.
Kişinin başkalarına karşı takınacağı tavırlar genellikle kendine karşı takındığı tavırlarla paralellik gösterdiğinden, başkalarından nefret etmeye karşı içinde barındırdığı gizli eğilim de makulleşerek güçlenmiş olur
… tıpkı hiç yürümediğimizde bacaklarımızın hamlanması gibi, organizmalar da potansiyellerini tam olarak kullanamadıklarında hastalanırlar. Tabii bizim durumumuzda kaybedeceğimiz tek şey bacaklarımızdaki güç olmaz. Kan dolaşımımız, kalp atışımız… Kısacası organizma olarak güçsüz düşeriz. Birey olarak potansiyellerimizi gerçekleştiremediğimizde de aynı şekilde kısıtlanır ve hastalanırız. Nevrozun özünde bu yatar.
…Cennetteki iki kişiden bir seçim yapmaları istenir. Ya özgür olmadan mutlu olmaları ya da mutlu olmadan özgür olmaları; üçüncü bir seçenek sunulmaz. Budalalar özgürlüğü seçti, sonra ne oldu, yüzyıllar boyunca zincirlerini özlediler… varoluşun acısı budur içte.