ᛍ ᴀ ᴋ ꜱ ᴀ̂ к υ s͙ υ ᛍ

ᛍ ᴀ ᴋ ꜱ ᴀ̂ к υ s͙ υ ᛍ
@tecerrud
*âşk bir libâstır; sarınırsan yok olup, var olursun..
‘‘ akıllı kimseler hayâl peșinde değil, hakikât peșinde koșarlar. gönlünüzün derinliklerinde hakikâtinizin menba’ını bulun; oradan temâșa daha faydalıdır. ’’
M. Nusret Tura
M. Nusret Tura
O'nun Güzel İsimleri
O'nun Güzel İsimleri
namazı bilerek, kasten terk etmenin 3 yerde zararı :
Dünyâda olan zararları: 1 — Rızkından bereket kalkar. 2 — Hânesinden bereket kalkar. 3 — Cenâb-ı Hak, yüzünden îmân nurunu kaldırır. 4 — Mü'min-i hâlis indinde zelil ve hakir olur. Ölüm ân‘ında zararları: 1 — Susuz olarak vefât eder. Su içinde olsa dahî fayda vermez. 2 — Aç olarak vefât eder 3 — Rûhunun alınması gayet müşkil olur. 4 — Îmânından ekseriyetle korkulur. Kıyametteki zararları: 1 — Kabirden kalkınca yüzü siyah olarak kalkar. 2 — Hesâbı gayet güç olur. 3 — Cenâb-ı Hakk'ın rahmetinden uzak olduğu al­nında yazılı olur. 4 — Cehenneme dâhil olanlarla Cehenneme dâhil olur.
Din İslam
Rasûl-i Ekrem -sallallahû teâlâ aleyhi ve Sellem- Hazretleri hâl-i istiğrakta, deryâya dalar gibi müstağrak olurmuş. Hâl-i sahv'a gelip ayrılmak İçin Âişe radıyallâhu anhâya: — Bana kelâm et. konuş yâ Humeyrâ! buyururlar­mış. Ba'zan da dünyâ işleriyle bir maksada mebnî meş­gul olduklarında vücûd-i şeriflerinde bir ağırlık ârız olur­muş. O vakit Hazret-i Bilâl -radıyallahû anh-'e: — Beni tatlı sesinle ferâhlandır yâ Bilâl buyururlar­mış.
Cezbesiz hiçbir velî yetişmemiştir. Çünkü Cenâb-ı Allah azze ve celle, bir kulunu kendi tarafına çekmezse hiçbir kimse kendi kendine Cenâb-ı Hakk'a yetişemez. Ba'zan sülûk mukaddem olur ve ba'zen de cezbe mu­kaddem olur. Cezbe-î hakîkiyye sülükten sonra olan cez­bedir ki, bu daha makbûl ve kemâllidir. Bu kısım meczûb'a sâlik-i meczûb denilir.
Tasavvuf
Cezbe; Cenâb-ı Hakk’ın ma’nen cezbedip bir kulunu kendi muhabbetine çekmesi, yaklaştırması demektir. Ba'zı kimselerin hilkatinde toprak unsuru gâliptir. Mizâcı turâbî olanlar, tahammül eder, bağırmaz. Ba'zı sâliklerde unsur-ı nârı yâni âteş galip olduğundan gelen hâl ve füyûzata tahammül edemez; bağırır, ağlar, rûhu lezzet duyar, zarfı olan cesed ona tahammül edemez. Bir ten­cerede yemeğin kaynaması gibi olur.
Tasavvuf