• The good news is that we're actually born smiling. Using 3D ultrasound technology, we can now see that developing babies appear to smile, even in the womb. When they're born, babies continue to smile -- initially, mostly in their sleep. And even blind babies smile to the sound of the human voice. Smiling is one of the most basic, biologically uniform expressions of all humans.
    - Ron Gutman / The hidden power of smiling (TEDx Talks)
  • "Coğrafya bilimlerin kraliçesidir."

    Celal şengör

    Celal Şengör 24 Mart 1955'te İstanbul'da dünyaya geldi. Asıl adı Ali Mehmet Celal Şengör'dür. 1986 yılında Oya Maltepe ile evlendi. Tek çocuğu olan oğlu H. C. Asım Şengör 1989 yılında doğdu.

    Robert Academy'yi 1973 yılında bitirdi ardından 1978'de State University of New York at Albany'den jeolog olarak mezun oldu. Şengör, 1979'da master, 1982'de de aynı üniversiteden doktora aldı. 1981'de İTÜ Maden Fakültesi, Genel Jeoloji kürsüsüne asistan oldu.

    Londra Jeoloji Cemiyeti'nin “Başkanlık Ödülü”nü 1984 yılında aldı. 1986'da ise TÜBİTAK'ın Bilim Ödülü'ne sahip oldu. Bu ödüllerin ardından aynı yıl içerisinde İTÜ Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalında doçent oldu. 1988'de Neuchâtel Üniversitesi Fen Fakültesi'nden şeref bilim doktoru (Docteur ès sciences honoris causa) pâyesi aldı.

    Academia Europaea'ya 1990 yılında ilk Türk üye olarak seçilmeyi başardı, aynı yıl Avusturya Jeoloji Servisi muhabir üyesi, 1991 yılında Avusturya Jeoloji Derneği şeref üyesi oldu. Kültür Bakanlığı'nın Bilgi Çağı Ödülü'nü 1991 yılında kazandı. 1992 yılında İTÜ Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalı'nda profesörlüğe yükseltildi.

    1993 yılında Türkiye Bilimler Akademisi kurucu üyesi olmasının ardından, Akademi konseyine seçildi. Aynı yıl TÜBİTAK Bilim Kurulu üyeliğinde de yer aldı. 1994 yılında Rusya Doğa Bilimleri Akademisi üyeliğine, Fransız ve Amerikan jeoloji dernekleri şeref üyeliğine seçildi, ayrıca kendisine Fransız Fizik Cemiyeti ve École Normale Supérieure Vakfı tarafından Rammal Madalyası verildi. Şengör, 1997 yılında Fransız Bilimler Akademisi tarafından yerbilimleri dalında büyük ödülü (Lutaud Ödülü) aldı.

    1998 Mayıs ayı içerisinde Şengör, Collège de France'da misafir profesör olarak yer aldı ve “XIX. yüzyılda tektoniğin gelişmesine Fransız jeologlarının katkısı” konulu bir ders verdi. Ardından 28 Mayıs 1998'de Collège de France'ın madalyasını aldı. 1999'da Londra Jeoloji Cemiyeti kendisine Bigsby Madalyası'nı verdi. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi yabancı üyeliğine 2000 yılının Nisan ayında seçilen ilk Türk oldu.

    Şengör, Collège de France dışında İngiltere'de Oxford (Royal Society Araştırıcı bursuyla), ABD'de California Institute of Technology (Moore Distinguished Scholar olarak) ve Avusturya'da Salzburg Lodron-Paris Üniversitesi'nde misafir profesör olarak yer aldı. Özellikle jeolojide yapısal jeoloji ve tektonik dallarındaki çalışmaları ile ün kazandı. Jeoloji ve tektonik dallarında 6 kitap, 175 bilimsel makale, 137 tebliğ özeti ve çok popüler bilim makalesi, tarih ve felsefe ile ilgili de iki kitap ve 300'e yakın deneme yazısı yayınlama başarısı gösterdi.

    Bunların 1997-1998 yılları arasında Cumhuriyet Bilim Teknik dergisindeki “Zümrütten Akisler” köşesinde çıkmış olanları Yapı Kredi Yayınları tarafından 1999'da Zümrütnâme başlığı altında kitaplaştırıldı. Şengör ayrıca uluslar arası çok sayıda dergide editör, yardımcı editör ve yayın kurulu üyeliği yaptı ve yapmaktadır.
  • This is a classic story that I believe everyone should read. Be careful that it is not a light hearted read though. This book is heavy if you consider yourself a progressive thinker. The ideas of society and government that are presented in this book are so painfully true that it's hard to believe that it wasn't written yesterday. You care for the characters and can't help but paint pictures in your head of Huxley's dystopian future. If you consider yourself a natural thinker, then go ahead and read this but if you don't want a book that takes some thinking then you might as well skip it.
    Our society has become very similar to Huxley's vision he wrote about 80 years ago. Today people only want to be entertained, and be constantly stimulated sexually, which allows the government to control people with little resistance. This is precisely what Huxley wrote about in this novel; that people would be so distracted with pleasure, the government would manipulate society without much fuss. This classic Brave New World, written all the way back in 1931, asks a lot of the most pressing questions about western civilization that we still grapple with today. For example, what is the role of the government? What about religion? Individualism or collectivism? Try this question on for size: Does all of your technology make you any happier? Relative to readers in the 21st century, this may actually be the most pertinent question raised in the book. There’s plenty of research out there that seems to indicate that the answer is no; it doesn’t make us any happier. And maybe that sounds self-evident to you, but if that were the case, then why is it that everyone you see has their face stuck in an iPhone or laptop everywhere they go?
    O brave new that has such people in it.
    Even though the story takes place in future England, reading Brave New World as an American in 2017 is a bit like looking in a funhouse mirror at your distorted self. It’s not quite you, but it’s close enough to appear ghastly.
    The more I got to know the main character, which - for me - was not any of the people speaking but rather society as a whole, the more I felt their emptiness. The shallow lives in which they existed gave them no room to grow or learn. In fact, learning is as forbidden as giving birth to a child or being monogamous. And any unwanted emotions are easily seen to with a dose of soma.
    I could go on about what I felt, how the story moved me, how it will stick in my head for a long time to come.
    I appreciate this book for the issues it addresses, and the thinking that it engenders. I think it is still relevant for readers of today and I encourage anyone who hasn’t yet picked it up to do so. This brilliant story and great commentary included in this book.
  • İnsanlarla olan ilişkilerimizi geliştirmek üzerine tasarlanmış,TED(Technology Education Design)merkezli bir kişisel gelişim kaynağı.Her türlü yaratıcı fikirlerin tek bir kaynakta toplandığı ve dünyanın en büyük iş adamlarının da içinde bulunduğu başarı hikayelerinin derlemesi.Hitap özelliğini geliştirmek isteyenler,sunumdaki zaaflarını yenmek isteyenler ve bakış açısını değiştirmek isteyenler için harikulade bir kitap.
  • Fransız Devrimi sırasında başlamış olan eğitim reformlarının Fransa'da bilimin gelişmesinde derin etkileri oldu. Gaspard Monge bu hareketin başındaki, özellikle de daha sonra Eidgenössiche Technische Hochschule, Massachusetts Institue of Technology ve diğer bazı önemli kurumların oluşturulmasına ilham veren ünlü kurum Ecole Polytechnique'in kurulmasında yer alan kişilerden biriydi. Tüm dünyaya yayılan metrik sistemin hayata geçirilmesine de yardım etti. Büyük ölçüde kendisinin kurduğu tasarı geometrisi hala önemini korumaya devam ediyor. Monge, soyut matematikte diferansiyel geometrinin babası olarak kabul edilir.

    Büyük Matematikçiler (Sayfa 31)
  • Even the technology that promises to unite us, divides us.

    Bizi birleştirmeyi vaat eden teknoloji bile bizi birbirinizden ayırıyor.