Giriş Yap
jems jerry
Howdy, I’m Jems. I’m a student living in new york. I am a fan of technology, design, and music. I’m also interested in entrepreneurship and photography. You can back my campaign with a click on the button above. sites.google.com/cryptosstakes.com/l... sites.google.com/cryptwalleto.com/sp...
Reklam
Dünya Ekonomik Forum'un Blokzincir teknolojisi tanımı şu şekildedir: Blokzincir veya Dağıtık Defter-i Kebir Teknolojisi (Distributed Ledger Technology — DLT) bir aracıya ihtiyaç duymadan bir verinin iki parti arasında doğrudan değiş tokuşunu mümkün kılan teknoloji protokolüdür. Ağdaki taraflar şifreli kimliklerle anonim bir şekilde işlemleri gerçekleştirirler. Her bir işlem değiştirilemeyen bir işlem zincirine eklenir ve ağdaki tüm kullanıcılara dağıtılır.
"Yeterince gelişmiş bir teknoloji büyüden ayırt edilemez." (Any sufficiently advanced technology is indistinguishable from magic.) "Büyü henüz anlayamadığımız bilimden başka bir şey değildir." (Magic's just science that we don't understand yet.) -Arthur C. Clarke, Profiles of the Future (1962)
Russia’s successful explosion of an atomic device in 1949 (well before most western estimates had predicted) broke the American monopoly. More alarming still was the construction of long-range Russian bombers, especially of the Bison type, which by the mid-1950s not only were assumed to be capable of reaching the United States. In 1949 Washington had agreed to the production of a new “super” bomb (the H-bomb), of staggeringly larger destructive capacity. This seemed once again to promise to the United States a decisive advantage. While this doctrine itself produced considerable private unease within both the Truman and Eisenhower administrations the chief blow to that strategy came from the Russian side. In 1953, Russia also tested an H-bomb, a mere nine months after the American test. Moreover, the Soviet government had devoted considerable resources to exploiting German wartime technology on rocketry. By 1955 the USSR was mass-producing a medium-range ballistic missile (the SS-3); by 1957 it had fired an intercontinental ballistic missile over a range of five thousand miles, using the same rocket engine which shot Sputnik, the earth’s first artificial satellite, into orbit in October of the same year.
Reklam
Evrimsel Psikolojinin Mitleri: Eleştirel Olmayan Bir Evrimciliğin Sefaleti
Evrimsel psikoloji, evrim kuramının hayvan ve insan psikolojisine uygulanmasıyla oluşturulmuş bir araştırma alanı. Bu alan, çoğunlukla, insan türünün diğer hayvan akrabalarıyla olan sürekliliğini vurguluyor ve insan davranışına ilişkin bilmecelere türler arası karşılaştırma yaparak yanıt bulmaya çalışıyor. İndirgemecilik Evrimsel psikolojinin, bilimsel ve nesnel bir dünya görüşüne bağlı kalması beklenirken, üzücü bir biçimde, bunun birçok örnekte böyle olmadığını görüyoruz. Bu alandaki araştırmacıların çoğu, kuramsal ve kavramsal boşlukları kendi düşünceleriyle dolduruyor ve bunların bilimsel görüşler olarak kabul görmesini bekliyor. Oysa ana akım evrimsel psikoloji, toplumsal Darvinizm gibi ırkçı sapmalardan da yapay (teknolojik) evrim tartışmalarından da haberdar olmayan bir çizgide yol alıyor. Bu nedenle, bilim dostu okurların ilk başta olumlu karşılayacağı evrimsel psikoloji alanı, ayrıntılarına ve özüne indiğimizde hiç de öyle görünmüyor. İndirgemecilik ve doğal olanın iyi olduğu yönündeki aslında felsefenin alanına girmesi gereken savlar, evrimsel psikolojiyi bilimden uzaklaştırıyor. Bilim, yalnızca bir veri işi değildir; dolayısıyla evrim konusunda çok bilgili olmak (eskilerin deyişiyle ‘malumatfüruşluk’) bu verilerden hareketle doğru çıkarsamalar yapılacağını göstermez. “Anatomi Yazgı Değildir” Ana akım evrimsel psikolojinin en çok eleştiri alan noktaları, cinsiyet rolleri ve cinsel işbölümü konusundaki savları olmuştur. Bu alan, kadın-erkek farklarını çoğunlukla anatomik farklara dayandırmaktadır. Bu da, bize, cinsiyet ayrımcısı olduğu için çokça eleştirilen Freud’un “anatomi yazgıdır” sözünü anımsatır. Oysa anatomi, yazgı değildir; cinsiyet rolleri biyolojik değil toplumsal temele dayanır. Bu demektir ki, bu roller değiştirilebilir özelliklerdir. Şöyle ki, savaş dönemlerinde, erkekler savaşta olduklarından, kadınlar toplumsal yaşama daha etkin katılırlar. Erkeklerin yokluğunda, onların boşluğunu doldururlar. Eşitlikçi bir ideolojiden hareketle ve/ya da insan gücü yokluğundan, savaşlarda bizzat ön saflarda yer aldıkları tarihte sık sık görülür. İlk akla gelenler Nazilere karşı Sovyet kadın keskin nişancılarıdır. Bir diğer örnek, Vietnam-Amerikan Savaşı’nda Vietnam tarafındaki muazzam kadın katılımıdır. Amerika tarafında neredeyse hiç kadın asker yokken, Vietnam tarafında en altta olduğu kadar komutanlık düzeyinde de büyük bir kadın katılımı söz konusudur. İnsanlık tarihinde kadınlar açısından büyük hak kazançları, toplumsal yaşama ve/ya da savaşa katılım dolayısıyla, savaşlar sırasında ya da savaşların hemen ertesinde gerçekleşmiştir. Bu örnekten anlaşılacağı üzere, ana akım evrimsel psikoloji, savlarını bilimden çok kendince oluşturduğu mitlere dayandırmaktadır. Neo-liberal Genetik: Evrim Psikolojisinin Mitleri ve Meselleri İşte bu bağlamda, Susan McKinnon’ın ‘Neo-liberal Genetik: Evrim Psikolojisinin Mitleri ve Meselleri’ adlı kitabını anmak yerinde olacak. 6 bölümden oluşan kitapta, bir bölüm, şaşırtıcı olmayacak bir biçimde ‘Cinsiyet ve Toplumsal Cinsiyet’e ayrılmış. Kitap, evrimsel psikolojinin mitlerini tek tek aktarıp eleştiriyor. Tarih öncesindeki birtakım nedensel ilişkilerin günümüze değişmeden gelmesi gibi temel savlar sorgulanıyor. Aslında, evrimsel psikolojinin ıskaladığı en önemli nokta, yapay evrimin biyolojik evrime etkisi. ‘Yapay Maymun’ kitabında anlatıldığı gibi, insanı en kırılgan canlılardan biri olmasına karşın günümüze ulaştırmış olan şey, biyolojik değil yapay evrim düzenekleriydi. Yapay evrimi dikkate almayan bir biyolojik evrim anlatısı, en iyimser çözümlemede bile eksik kalacaktır. McKinnon, kitabında tam da bu yapay evrimi konu almaktadır. İnsan zihni, yaratma becerisine sahiptir; bu nedenle, insansoyu, biyolojik evrimin ötesine geçmiştir: “Doğal seçilimin zeki, amaçlı bir tasarım gerektirmediği, klasik evrim psikolojisinin merkezi önermelerinden biridir. İnsanların zeki, amaçlı tasarımlar gerçekleştirebilecek kapasiteye sahip olduğu ise antropolojinin merkezi önermelerinden biri olmuştur; çünkü evrimleşmiş insan beyni çok yönlü, değişken çevre şartlarına esnek bir uyum gösterecek şekilde yapılanmıştır; yani burada kastedilen şey insanların yaratma kapasitesinin olduğu, bilgileri öğrenme yoluyla ve çeşitli kültürler aracılığıyla aktardıklarıdır; böylece insanların dünyayı anlama ve dünyada tecrübe edinip eyleme geçme yolları şekillenir. Evrim psikologları bu önermeleri tersine çevirmiştir: Genlere ve doğal seçilime etkin zihinsel bir failiyet muamelesi yaparlar;aynı zamanda insanları, onların olmayan bir failiyetin, farkında olmaları gerekmeyen bir mantığın edilgen icracıları sayarlar; aslında insanların bilinçsiz olduğunu farz ederler.” (s.18) “(...) Evrensel düzenin, tasarımın, gerçeğin, amacın yaratıcısı ve kaynağı olarak Tanrı'ya atfedilen nitelikleri evrim psikologları doğal seçilime bahşeder; "akıllı tasarım" düşüncesinin günümüz yandaşları tarafından ortaya konan fikirlere ironik bir yakınlık sergiler bu yaklaşım.” (s.19) “(...) İlk olarak, evrim psikologları insan zihnini, normalde düşünmeyle bağlantılı olan bütün niteliklerinden boşaltmışlardır; örneğin bilinçlilik, failiyet, yaratıcılık. İkincisi, bu nitelikleri genlere, doğal seçilime aktarmışlardır; oysa amaçlı tasarımın da zihinsel failiyetin de doğal seçilimin ya da genlerin niteliği olmadığı evrim biyolojisinin temel bir önermesidir; ayrıca apaçık meydanda olan bir gerçektir.” (s.20) Genetik Bireyciliğin Eleştirisi Dahası, evrimsel psikoloji, bencillik üstüne kuruludur: Gen, bencildir; kendisini sonraki kuşaklara aktaracaktır. Kapitalizmin de temelini oluşturan bir ‘kendi çıkarına göre hareket etme’ savı, kendi canını çeşitli nedenlerle feda edenler noktasında tıkanır. İnsanın (ve genin) kendi çıkarının ötesinde geleceğe taşıyacağı değerler vardır, eşitlik, kardeşlik, adalet gibi... McKinnon, bu durumu ‘genetik bireycilik’ başlığı altında eleştiriyor: “Evrim psikologları psikolojik tercih kuramlarını belirli bir indirgemecilik türü üzerine inşa eder. Ben buna genetik bireycilik diyorum, ilk olarak yetmişli yıllarda sosyobiyolojinin bir parçası olarak ifade edilmiştir. Genetik bireycilikten kastım, toplumsal ilişkileri, insan davranışlarını bireylerin arasındaki kişisel çıkar odaklı rekabetin bir ürününe indirgeyen toplumsal yaşam anlayışıdır. Bu bireyler (ya da onların genleri) çıkarlarını kayıp-kazanç mantığına göre hesaplar; bu mantığın amacı doğal seçilim aracılığıyla genetik donanımın yayılmasıdır.” (s.42) Vaftiz Babalığı ve Musahiplik McKinnon’ın bize insanbilim tarihindeki en önemli isimlerden biri olan Marshall Sahlins’in evrimsel psikolojinin öncüllerine yönelik eleştirilerini anımsatması oldukça yerinde. Sahlins çizgisindeki insanbilimin insana bakışıyla evrimsel psikologların bakışının tümüyle uyumsuz olduğu belli. Ayrıca yazar bize evrimsel psikolojinin açıklayamadığı evlatlık alma olgusuyla ilgili kendi insanbilim araştırması bulgularını paylaşıyor. Bu bulgular başka çalışmalarla da destekleniyor. Genetik ortaklığa dayanmayan akrabalık ilişkileriyle ilgili çeşitli araştırmalar evrimsel psikolojiyi desteklemekten uzak. Kitapta kapsamlı bir biçimde açıklandığı gibi, evrimsel psikolojinin akrabalarla ilgili olan öngörüsü, kaynak paylaşımı dolayısıyla akraba sayısında kısıtlamaya gidileceği üzerinden kurgulanıyor. Oysa, toplumda, genetik bağa dayanmayan akrabalık kurma eğilimleri öne çıkıyor: Bunun için ilk akla gelen örnekler, Katoliklerdeki vaftiz annesi-babası olgusu ve Alevilerde musahiplik kurumu. Buna belki kan kardeşliği ile süt kardeşliği de, kısıtlı biyolojik temelleri dolayısıyla eklenebilir. Bu örneklerde, bireyler, genetik olarak ilişkili olmadıkları kişilerle bağ kurup onlara kaynaklarını açıyorlar. Bu, evrimsel psikolojiyle açıklanamayacak bir durum. Buna bir diğer örnek yoldaşlık ilişkisi olacaktır. Evrimsel psikoloji, kardeşten de öte arkadaşlıkları da açıklayamıyor. Kardeşleri seçme şansımız yoktur, ama arkadaşlarımızla yoldaşlarımızı büyük oranda seçebiliriz. Kaldı ki, kardeşler her zaman anlaşamazlar. Anaerkil Toplumlar, Çokkocalı Toplumlar Kitapta evrimsel psikolojinin savlarının örtüşmediği birçok toplum ve topluluk uzun uzun anılıyor; kuramın Batı-merkezciliği eleştiriliyor. Anaerkil toplumlarla çokkocalı toplumlar öne çıkarılıyor. Birkaç alıntıyla eleştirilere örnek verelim: “İşbölümüne yüzeysel olarak bakmak bile kaynakların üretiminin, denetlenmesinin sadece erkeklere ait olmadığını gösterir. Dünyada erkeklerin kadın doğurganlığıyla ilgilendiği, kadınların kaynaklar üzerindeki denetimiyle ilgilenmediği, dolayısıyla erkeklerin kendilerini genç, güzel, alımlı kadınlar aramaya iten psikolojik tercihleri olduğu, fakat üretken, hamarat, güvenilir kadınlar aramadıkları düşüncesi dünya genelindeki geçim kaynaklarının temin edilmesi, işlenmesi, paylaştırılması yollarının cidden yanlış yorumlanmasına dayanır. Kadınlar elbette gayretli erkekler ister, çünkü bunlar ailenin geçinmesine katkı yapabilir; fakat erkekler de aynı niteliklere sahip kadınların peşindedir. Bir toplayıcıyla ilişkisi olmayan avcı aç bir adamdır; ayıbalığı yakalayan adamın bu avı işleyecek kadını yoksa elinde kalan, yığınla çürük et olur, sırtına geçirecek giysi de bulamaz; bostan açmak için ağaç kesen adamın tohum ekip hasat edecek kadını yoksa elinde kalan sadece yanmış bir arazi parçasıdır; evlilik mübadelesi için erkek emeğiyle yapılmış hediyeler getiren adam, kadın emeğiyle yapılmış hediyelerden karşılık alamazsa bekar kalır. Aslında erkekler eşlerini seçerken evrim psikologlarının evrimsel erkek tercihleri dediği niteliklere göre hareket etseydi, bunun kendilerine hayatta kalma anlamında büyük zararı olurdu, ki soylarının devam edip etmeyeceğinden bahsetmiyorum bile. Sonuçta, evrim psikologlarının erkekler için hayal ettiği üreme stratejisi insanlık tarihine, çoğu topluma hiç uymaz. Söz konusu strateji sanayi toplumlarındaki işbölümünü yansıtsa da, dünyanın geri kalan bölgelerindeki çeşitli işbölümü örüntülerini açıklamayı başaramaz.” (s.72-73) “(...) evrim psikologlarının yazdıklarından böcekler, kuşlar hakkında çok şey bildiklerini, fakat insanlardan pek anlamadıklarını rahatça çıkarabiliriz. (...) Evrim psikologları kanguru faresi üzerine saha çalışması yürütmüş olabilir, fakat insan toplumlarında saha araştırması pek yapmazlar. Gladyatör ağaç kurbağasının çiftleşmesi konusunda uzman olabilirler, oysa insanın toplumsal cinsiyetinin, cinselliğinin, akrabalığının, evliliklerinin çeşitliliği hakkındaki kapsamlı yazın konusunda sıra dışı bir cahillikleri vardır. Bütün dillerin derin yapısını biliyormuş gibi görünseler de, Batı kültürü dışında kalan dilleri akıcı konuşmaya çalışmazlar. Hayvanların kültür özellikleri taşıdığını çekinmeden söyleseler de, tek bir insan kültürünün giriftliklerini nadiren çözmeye çalışırlar. O halde bu aşırı cahilliklerinin farkındayken kültür hakkında, kültürel farklılıklar hakkında bilgili olduklarını nasıl söyleyebiliriz?” (s.104-105) “Fakat atalarımızın karikatür sunumlarını evrimsel kökenimize dair ciddi betimlemeler olarak kabul etmemiz istendiği gibi, aradan geçen binlerce yıl içinde hiçbir şeyin değişmediğine inanmamız da istenmektedir. Muhteşem giriftlikte, çeşitlilikte kültür dünyalarının yaratılmasına, kimi kültürlerin ölmesine rağmen, insan kültür âleminde her şeyin değişken olmasına, öğrenilmesine rağmen, insan arzularının, motivasyonlarının, niyetlerinin bir kerede sonsuza kadar sabitlendiğine, genetik yapı tarafından programlandığına inanmamız istenmektedir.” (s.120) Yazar, evrimsel psikolojinin savlarını dayandırdığı biyolojik dünya ile insan dünyası arasındaki dolaysız benzetmelerdeki hatalara dikkat çekiyor ve bunlar için bolca örnek veriyor. İnsansoyunun kuzenlerinde bile türler arası davranış çeşitliliği söz konusu. Bu nedenle, evrimsel psikolojinin savlarını temellendirmek için verdiği örneklerin tam tersi de kolaylıkla bulunabiliyor. Aynı biçimde, evrimsel psikoloji araştırmacıları, ilkel toplum ve kültürlerden yalnızca kendi savlarını doğrulayanları seçip anıyorlar. Oysa birçok başka örnek, savlarını doğrulamıyor. Evrimsel Psikoloji ve Direnen Halklar Yazarın Amerikan emperyalizmine direnen halklarla ilgili olarak evrimsel psikologların safsataya ve kuru propagandaya varan açıklamalarına karşı tepkisi övgüye değer (s.126-127). Yazarın Sahlins’ten alıntıladığı söz, anılmaya değer: “bir kuram hakkında yargıya varmak için hem bize sağladığı bilgilerin miktarına hem de bizden talep ettiği cahilliğin miktarına bakmak gerekir.” Sonuç: Eleştiri Şart, Kitap Önerilir Burada yapılan eleştiriler, evrimsel psikolojinin tümüyle çöpe atılması gerektiği türünden bir sonuca varılmasına yol açmamalı. Evrimsel psikolojinin ürettiği bilgiler içerisinde katkı sayılabilecek olanlar yok değil; kuram, birtakım olgularda doyurucu açıklamalar sunuyor. Örneğin, mekana sahip çıkma ve aidiyet ve topluluksal yaşam gibi noktalarda evrim psikolojisinin söyleyecek sözü var. Ancak, ana akım evrimsel psikolojinin kendisini yeniden yaratması gerekiyor. Çıkış noktası (biyolojik evrimin insanın yapay evrimine düz mantıkla uygulanması) hatalı ve değer yargılarını bilim diye sunmak kabul edilebilir değil. Bu kadar mitten bilim çıkmasını boşuna bekleyeceğiz. Bilim kendini yöntemleriyle sağlamlaştırır ve kendini eleştiriyle geliştirir. Kısacası, daha eleştirel bir evrimsel psikolojiye ihtiyacımız var. McKinnon’ın yazdığı kitabın tek eksiği, neo-liberal ideoloji ile evrimsel psikoloji arasındaki kuramsal ve uygulamaya dönük ilişkiye yeterince yer ayırmamış olması. Ancak bu, bir hata değil, eksiklik. Umarız kitabın yeni baskılarında bu eksiklik giderilir. Bu kitabı kesinlikle öneriyoruz. Kaynakça McKinnon, S. (2010). Neo-liberal Genetik: Evrim Psikolojisinin Mitleri ve Meselleri [Neo-Liberal Genetics: The Myths and Moral Tales of Evolutionary Psychology] (çev. Mehmet Doğan). İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi. Taylor, T. (2010/2012). Yapay Maymun: Teknoloji İnsan Evrimini Nasıl Değiştirir? [The Artificial Ape: How Technology Changed the Course of Human Evolution?] (çev. A. Muhaddisoğlu) İstanbul: Alfa Bilim.
2
33
324 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42