• 850 syf.
    ·Puan vermedi
    Inceleme yazima baslamadan önce uzun bir yazi olacagini belirtmek isterim. Bunun dizisini izledim kitabini okumam bana ne katar ki? Sorusunun cevabini vermeye calisacagim. Bunu yaparken mümkün oldugu kadar spoiler vermemeye calisacagim.Ayrica sadece bu ilk kitap icin degil serinin diger tüm kitaplari icin olan degerlendirlememi tek yazida yazarak genel bir degerlendirme yapmaya calisacagim. Umarim faydasi olur.
    Bircok insan gibi bende ilk sezonu izledikten sonra kitaplarini okumaya karar verdim. Ne kadar doğru bir karar verdigimi serinin 3. Ve 4. Kitaplarini bitirdikten sonra daha net anlamis oldum. Kitap 7 kralligin gecmis dönemlerini diziye oranla daha cok anlatiyor. Hanedanlar hakkinda daha cok ayrintili ve hoşa gidecek bilgiler var. Dizide ana karakterlerin gölgesinde kalan ama hikayenin akisinda cok kilit rolleri olan kisilerin (Sansa, Bealish, Varys, Melissandre vs.) gözünden ilerleyen bölümler var. Yani bu karakterlerin düsüncelerini baglilik derecelerini vs daha net anlamamiz söz konusu. Yan karakterler bence bu dizide ana karakterler kadar merak edilen ve sahneleri tat veren sahneler.
    Kitap, dizinin aksine kuzeyi taraf ilerlemiyor. Aslinda biraz daha tarafsiz diyebilirim. Yani diziyi izleyince favori karakterim kitap bitince degisti. Ayrica dizinin ozellikle ilk sezonunda aslinda oldugundan cok farkli aksettirilen bir Tyrion tanima imkanimiz oluyor. Zira ozellikle ilk sezonda kadin düşkünü ve ayyaş olmaktan oteye gidememis olan kücük adam kitapta daha zeki ve aristokrat bir kişilikle gidiyor. Ilk sezonda böyle öne cikarilmasi belkide o sezonun reyting kaygisi olmustur. Yan hanedanlarin yaninda Lekesizler ve Dotrakhiler gibi topluluklarin gücleri hakkinda daha fazla bilgiye sahip oldum bu benim icin harika bir ayrintiydi diyebilirim.
    Karakter zenginligi acisindan Geoege amcamiz fazlasiyla cömert davranmis ama kitabin arkasinda telefon rehberi kadar soyagaci ekleyerek ilk baslarda aklimizda tutmakta zorlanacagimiz bircok karakteri bu soyagaci tablosundan bakabiliyoruz. Ayni sekilde dag tepe vadi ve kaleleri görebilecegimiz bir harita ekleyerek yaa bu anlattigi yer neresiydi ki dedigimiz anda haritaya bakip hemen yeşillenebiliyoruz.
    Peki gelelim kötü yada eksik yanlarina. Dizide ve kitapta su ana kadar eksik kalmis bir akgezen hikayesi söz konusu. Hatta cikan kitaplar itibariyle dizide anlatilan kadar kitaplarda bilgi yok. Yani bu akgezen abilerimizi son kitapta daha ayrintili anlatip hikayeyi baglayacagini düsünüyorum. Jon ile ilgili acik ifadeler kullanmaktan kacinarak kitabin dizinin önüne gecmesini ve agir spoilerlarin agizlarda gezmesinin önüne gecmesini engellemis diyebilirim.
    Yanlis hatirlamiyorsam George Amca gecen sene verdigi bir röportajda diziyi yapim sirketi HBO ya ilk sunduklarinda hikayeyi 11 13 sezon arasi bir süreye yaymak istediklerini ancak 7 8 sezona sigdirmak zorunda olduklarini belirtmisti. Yani dizideki olay örgüsünün yer yer kopmalara ani ilerlemelere sebep olmasi en çok bu yüzden olmuş. 10 sezon olsa daha ayrintili işlerdi bizlerde izlerdik seve seve ama kismet diyebiliyorum.
    Diziye ve kitaplara mitoloji gözüyle bakanlara çok fazla katilmasamda bizlere genis bir evren ve yan dizilerin cekilebilecegi büyük bir malzeme birakmis oldu.
    Kitabin sayfa sayilari ilk bakista uzun gibi gelsede ortalara gelince keske hic bitmese ne ara yari oldu dedigim oldu.
    Umarim kitaplari okumak isteyenlere faydasi olabilecek olumlu etkiler birakabilecek bir degerlendirme olur. Simdiden iyi okumalar
  • 475 syf.
    Bu bir isyandır !!
    Bu bana lisedeyken bu kitabı(daha doğrusu yazarı) ve bunun gibi birçoğunu (J.K. Rowling, Dan Brown, Stephen King vb. ) okumamam gerektiğini,bana bir şey katmayacağını düşündürenlere, bana bunu ilmek ilmek işleyenlere karşı bir isyandır!!

    Kuzenim okurken bana defalarca önermesine rağmen 'filmleri izlenir böyle kitapların' diyerek okumuyordum. Ne kadar cahilmişim! Daha doğrusu bana bunu aşılayanlar sadece kendilerince değerli gördükleri kitapları okurken ve bana bunu aşılarken ne kadar cahillermiş!

    Bırakınn!!
    Gençleri bırakın istedikleri kitabı okusunlar! Bir kitabın bir insana ne katacağını bilemeyiz.. Bana başka bir dokunuş yapar bir kitap, başkasına bambaşka. Yazarın kimin kalbinden geçeceğini bilemeyiz.

    Sevgili kitap!
    Seninle geç de olsa tanıştığım için çok mutluyumm.. Hiç bir şeyin olasılıksız olmadığını bana öğrettin için teşekkür ediyorum Adam Fawer. 'Eğer yapamayacağını düşünürsen, o zaman da çoğunlukla yapamazsın, çünkü yapmayı denemezsin bile.' cümlesi bir uyanış oldu benim için, denememek direk kaybetmekle aynı şey artık..

    Ve sevgili yazar!
    Yazar da oldukça dikkatimi çeken bir hayat hikayesine sahip. Tüm hayatından memnunken tek sevmediği şey mesleği olan yazar, bir arkadaşının son dereceye gelmiş göğüs kanseri teşhisini öğrendiğinde tüm hayatını değiştirecek bir karar alıyor. Babası sevmediği bir işte 20yıl çalıştıktan sonra kanserden öldüğü için yazar kaderinin onunla aynı olmasını istemiyor. İşini bırakarak hayalinin peşinden gidiyor ve hasta arkadaşıyla oturup beraber yazmaya başlıyorlar. İlk kitaplarını yayınlıyorlar ve arkadaşını kaybediyor. Ama arkadaşı sayesinde bu gün o belkide büyük bir yazar olabildi. Kendi sözleriyle bu durumu şu şekilde aktarıyor;

    'Stephanie bana sevdiğim işi yapmanın ne kadar önemli olduğunu görmemde yardım etti çünkü ne kadar zamanın kaldığını asla bilemiyorsun. Şimdi artık ben tam zamanlı bir yazarım.'

    Zamanımızı en doğru şekilde kullanmak dileğiyle. . .
  • Kitap okuyan insanların büyük çoğunluğu kütüphaneyi tercih etmiyor. Bunun nedenleri nelerdir?  Öncelikle kendi başımdan geçen, kütüphane anımı sizlerle paylaşmak isterim.
    Çocukluğumu saymazsak ilk defa kütüphaneden kitap alıp okudum diyebilirim. Daha öncesinde kitaplarımı hep satın aldım ve bu bende kitaplarıma karşı aşırı bir bağlılığa yol açtı. Yine bir dostun tavsiyesiyle kütüphaneden kitap alıp okuma yaparsam bu bağlılıktan kurtulurum ümidiyle kütüphanede aldım soluğu. Kuralları bilmiyorum tabi önce üyelik gerekliymiş,üyelikle ilgili tüm işlemler yapıldı ve istediğim kitabı söyledim Muzaffer İzgü ve üç kitabının ismini verdim. Görevli memur yazarın sadece çocuk kitapları yazdığını bu bölümde olmadığını söyledi,kendisine yazarın bir çok öykü kitabı olduğunu ısrarla söyledim ve bana doğru dönüp yüzünde de kızgın bir ifadeyle arkanızdaki rafa bakın dedi.Sessiz ve sakin döndüm baktım arkamda kocaman yerden tavana kadar beş tane kitaplık,hangi kitaplık hangi raf,kitaplar bana ben kitaplara baktım durdum kitap nasıl aranır neye göre aranır bilgim yok. Yinede aramaya başladım ama bulmak mümkün değil. Tekrar görevliye döndüm yardımcı olur musunuz ben kitabı bulamıyorum dedim. Tam karşınızda dedi beyefendi şu an tam karşımda siz varsınız dedim artık sabrım bitmek üzereydi. Arkamı döndüm tam karşımdaki kitaplıkta uzun aramalar sonucunda yazarın üç kitabını buldum görevlinin yanına geldim ve bu kitapları almak istiyorum dedim. Görevlinin bana hırsızmışım gibi bakış attıktan sonra sadece tek kitap alabileceğimi söylemesiyle kendimi berbat hissettim. Kurallara göre yeni üyelere tek kitap veriliyormuş. Bunca olan şeylere rağmen kitabımı aldım ve çıktım, yazarın yetişkinler için yaklaşık 42 kitap ve çocuklar için 73 kitap yazmış olduğunu yazarla ilgili bilgileri okuduğum bir yazıda rastladım. Bir kütüphane görevlisi bu sayılara tam olarak hakim olamasa bile, büyükler içinde kitapları olduğunu bilmesi gerekmez mi? Ve en azından yeni üyelere yardımcı olmak görevleri arasında yok mu? Ve en önemlisi neden bu kadar kaba insanlar böyle görevlerin başında?
    Ben bu kitabı teslim etmeye gideceğim yine aynı tutumla karşılaşırsam bir daha kütüphaneye gitmeyi düşünmüyorum.

    1)Okuduğu kitaplara sahip olma isteği bir anlamda bağlılık hissi.
    2)Kütüphaneden alınan kitaplarda zamanlama olarak kendini kısıtlanmış hissetmek özgür olamamak.
    3)Kütüphaneye gidip kitap alıp geri getirme işlemleri konusunda yaşanan üşengeçlik hissi.
    4)Okumuş olduğu kitapları kitaplığında görme isteği ve istediği zaman açıp bir sayfasını okuma isteği.
    5)Eski, yıpranmış ve üzerine notlar yazılmış kitapları sevmemek.(ki ben çok severim eski kitapları)
    6)Kütüphane görevlilerinin genellikle bilgisiz ve kitap okumayan insanlar olması.
    7)Kütüphane görevlisinin aranılan kitapla ilgili yardımcı olmaması.
    8) Okumayı istediği kitabı gittiğinde bulamamak,kişiyi kütüphaneden uzaklaştıran belkide en önemli sebep.
  • 504 syf.
    ·Puan vermedi·
    Inceleme yazima baslamadan önce uzun bir yazi olacagini belirtmek isterim. Bunun dizisini izledim kitabini okumam bana ne katar ki? Sorusunun cevabini vermeye calisacagim. Bunu yaparken mümkün oldugu kadar spoiler vermemeye calisacagim.Ayrica sadece bu ilk kitap icin degil serinin diger tüm kitaplari icin olan degerlendirlememi tek yazida yazarak genel bir degerlendirme yapmaya calisacagim. Umarim faydasi olur.
    Bircok insan gibi bende ilk sezonu izledikten sonra kitaplarini okumaya karar verdim. Ne kadar doğru bir karar verdigimi serinin 3. Ve 4. Kitaplarini bitirdikten sonra daha net anlamis oldum. Kitap 7 kralligin gecmis dönemlerini diziye oranla daha cok anlatiyor. Hanedanlar hakkinda daha cok ayrintili ve hoşa gidecek bilgiler var. Dizide ana karakterlerin gölgesinde kalan ama hikayenin akisinda cok kilit rolleri olan kisilerin (Sansa, Bealish, Varys, Melissandre vs.) gözünden ilerleyen bölümler var. Yani bu karakterlerin düsüncelerini baglilik derecelerini vs daha net anlamamiz söz konusu. Yan karakterler bence bu dizide ana karakterler kadar merak edilen ve sahneleri tat veren sahneler.
    Kitap, dizinin aksine kuzeyi taraf ilerlemiyor. Aslinda biraz daha tarafsiz diyebilirim. Yani diziyi izleyince favori karakterim kitap bitince degisti. Ayrica dizinin ozellikle ilk sezonunda aslinda oldugundan cok farkli aksettirilen bir Tyrion tanima imkanimiz oluyor. Zira ozellikle ilk sezonda kadin düşkünü ve ayyaş olmaktan oteye gidememis olan kücük adam kitapta daha zeki ve aristokrat bir kişilikle gidiyor. Ilk sezonda böyle öne cikarilmasi belkide o sezonun reyting kaygisi olmustur. Yan hanedanlarin yaninda Lekesizler ve Dotrakhiler gibi topluluklarin gücleri hakkinda daha fazla bilgiye sahip oldum bu benim icin harika bir ayrintiydi diyebilirim.
    Karakter zenginligi acisindan Geoege amcamiz fazlasiyla cömert davranmis ama kitabin arkasinda telefon rehberi kadar soyagaci ekleyerek ilk baslarda aklimizda tutmakta zorlanacagimiz bircok karakteri bu soyagaci tablosundan bakabiliyoruz. Ayni sekilde dag tepe vadi ve kaleleri görebilecegimiz bir harita ekleyerek yaa bu anlattigi yer neresiydi ki dedigimiz anda haritaya bakip hemen yeşillenebiliyoruz.
    Peki gelelim kötü yada eksik yanlarina. Dizide ve kitapta su ana kadar eksik kalmis bir akgezen hikayesi söz konusu. Hatta cikan kitaplar itibariyle dizide anlatilan kadar kitaplarda bilgi yok. Yani bu akgezen abilerimizi son kitapta daha ayrintili anlatip hikayeyi baglayacagini düsünüyorum. Jon ile ilgili acik ifadeler kullanmaktan kacinarak kitabin dizinin önüne gecmesini ve agir spoilerlarin agizlarda gezmesinin önüne gecmesini engellemis diyebilirim.
    Yanlis hatirlamiyorsam George Amca gecen sene verdigi bir röportajda diziyi yapim sirketi HBO ya ilk sunduklarinda hikayeyi 11 13 sezon arasi bir süreye yaymak istediklerini ancak 7 8 sezona sigdirmak zorunda olduklarini belirtmisti. Yani dizideki olay örgüsünün yer yer kopmalara ani ilerlemelere sebep olmasi en çok bu yüzden olmuş. 10 sezon olsa daha ayrintili işlerdi bizlerde izlerdik seve seve ama kismet diyebiliyorum.
    Diziye ve kitaplara mitoloji gözüyle bakanlara çok fazla katilmasamda bizlere genis bir evren ve yan dizilerin cekilebilecegi büyük bir malzeme birakmis oldu.
    Kitabin sayfa sayilari ilk bakista uzun gibi gelsede ortalara gelince keske hic bitmese ne ara yari oldu dedigim oldu.
    Umarim kitaplari okumak isteyenlere faydasi olabilecek olumlu etkiler birakabilecek bir degerlendirme olur. Simdiden iyi okumalar
  • 600 syf.
    ·Puan vermedi·
    Inceleme yazima baslamadan önce uzun bir yazi olacagini belirtmek isterim. Bunun dizisini izledim kitabini okumam bana ne katar ki? Sorusunun cevabini vermeye calisacagim. Bunu yaparken mümkün oldugu kadar spoiler vermemeye calisacagim.Ayrica sadece bu ilk kitap icin degil serinin diger tüm kitaplari icin olan degerlendirlememi tek yazida yazarak genel bir degerlendirme yapmaya calisacagim. Umarim faydasi olur.
    Bircok insan gibi bende ilk sezonu izledikten sonra kitaplarini okumaya karar verdim. Ne kadar doğru bir karar verdigimi serinin 3. Ve 4. Kitaplarini bitirdikten sonra daha net anlamis oldum. Kitap 7 kralligin gecmis dönemlerini diziye oranla daha cok anlatiyor. Hanedanlar hakkinda daha cok ayrintili ve hoşa gidecek bilgiler var. Dizide ana karakterlerin gölgesinde kalan ama hikayenin akisinda cok kilit rolleri olan kisilerin (Sansa, Bealish, Varys, Melissandre vs.) gözünden ilerleyen bölümler var. Yani bu karakterlerin düsüncelerini baglilik derecelerini vs daha net anlamamiz söz konusu. Yan karakterler bence bu dizide ana karakterler kadar merak edilen ve sahneleri tat veren sahneler.
    Kitap, dizinin aksine kuzeyi taraf ilerlemiyor. Aslinda biraz daha tarafsiz diyebilirim. Yani diziyi izleyince favori karakterim kitap bitince degisti. Ayrica dizinin ozellikle ilk sezonunda aslinda oldugundan cok farkli aksettirilen bir Tyrion tanima imkanimiz oluyor. Zira ozellikle ilk sezonda kadin düşkünü ve ayyaş olmaktan oteye gidememis olan kücük adam kitapta daha zeki ve aristokrat bir kişilikle gidiyor. Ilk sezonda böyle öne cikarilmasi belkide o sezonun reyting kaygisi olmustur. Yan hanedanlarin yaninda Lekesizler ve Dotrakhiler gibi topluluklarin gücleri hakkinda daha fazla bilgiye sahip oldum bu benim icin harika bir ayrintiydi diyebilirim.
    Karakter zenginligi acisindan Geoege amcamiz fazlasiyla cömert davranmis ama kitabin arkasinda telefon rehberi kadar soyagaci ekleyerek ilk baslarda aklimizda tutmakta zorlanacagimiz bircok karakteri bu soyagaci tablosundan bakabiliyoruz. Ayni sekilde dag tepe vadi ve kaleleri görebilecegimiz bir harita ekleyerek yaa bu anlattigi yer neresiydi ki dedigimiz anda haritaya bakip hemen yeşillenebiliyoruz.
    Peki gelelim kötü yada eksik yanlarina. Dizide ve kitapta su ana kadar eksik kalmis bir akgezen hikayesi söz konusu. Hatta cikan kitaplar itibariyle dizide anlatilan kadar kitaplarda bilgi yok. Yani bu akgezen abilerimizi son kitapta daha ayrintili anlatip hikayeyi baglayacagini düsünüyorum. Jon ile ilgili acik ifadeler kullanmaktan kacinarak kitabin dizinin önüne gecmesini ve agir spoilerlarin agizlarda gezmesinin önüne gecmesini engellemis diyebilirim.
    Yanlis hatirlamiyorsam George Amca gecen sene verdigi bir röportajda diziyi yapim sirketi HBO ya ilk sunduklarinda hikayeyi 11 13 sezon arasi bir süreye yaymak istediklerini ancak 7 8 sezona sigdirmak zorunda olduklarini belirtmisti. Yani dizideki olay örgüsünün yer yer kopmalara ani ilerlemelere sebep olmasi en çok bu yüzden olmuş. 10 sezon olsa daha ayrintili işlerdi bizlerde izlerdik seve seve ama kismet diyebiliyorum.
    Diziye ve kitaplara mitoloji gözüyle bakanlara çok fazla katilmasamda bizlere genis bir evren ve yan dizilerin cekilebilecegi büyük bir malzeme birakmis oldu.
    Kitabin sayfa sayilari ilk bakista uzun gibi gelsede ortalara gelince keske hic bitmese ne ara yari oldu dedigim oldu.
    Umarim kitaplari okumak isteyenlere faydasi olabilecek olumlu etkiler birakabilecek bir degerlendirme olur. Simdiden iyi okumalar
  • 487 syf.
    ·Puan vermedi·
    Inceleme yazima baslamadan önce uzun bir yazi olacagini belirtmek isterim. Bunun dizisini izledim kitabini okumam bana ne katar ki? Sorusunun cevabini vermeye calisacagim. Bunu yaparken mümkün oldugu kadar spoiler vermemeye calisacagim.Ayrica sadece bu ilk kitap icin degil serinin diger tüm kitaplari icin olan degerlendirlememi tek yazida yazarak genel bir degerlendirme yapmaya calisacagim. Umarim faydasi olur.
    Bircok insan gibi bende ilk sezonu izledikten sonra kitaplarini okumaya karar verdim. Ne kadar doğru bir karar verdigimi serinin 3. Ve 4. Kitaplarini bitirdikten sonra daha net anlamis oldum. Kitap 7 kralligin gecmis dönemlerini diziye oranla daha cok anlatiyor. Hanedanlar hakkinda daha cok ayrintili ve hoşa gidecek bilgiler var. Dizide ana karakterlerin gölgesinde kalan ama hikayenin akisinda cok kilit rolleri olan kisilerin (Sansa, Bealish, Varys, Melissandre vs.) gözünden ilerleyen bölümler var. Yani bu karakterlerin düsüncelerini baglilik derecelerini vs daha net anlamamiz söz konusu. Yan karakterler bence bu dizide ana karakterler kadar merak edilen ve sahneleri tat veren sahneler.
    Kitap, dizinin aksine kuzeyi taraf ilerlemiyor. Aslinda biraz daha tarafsiz diyebilirim. Yani diziyi izleyince favori karakterim kitap bitince degisti. Ayrica dizinin ozellikle ilk sezonunda aslinda oldugundan cok farkli aksettirilen bir Tyrion tanima imkanimiz oluyor. Zira ozellikle ilk sezonda kadin düşkünü ve ayyaş olmaktan oteye gidememis olan kücük adam kitapta daha zeki ve aristokrat bir kişilikle gidiyor. Ilk sezonda böyle öne cikarilmasi belkide o sezonun reyting kaygisi olmustur. Yan hanedanlarin yaninda Lekesizler ve Dotrakhiler gibi topluluklarin gücleri hakkinda daha fazla bilgiye sahip oldum bu benim icin harika bir ayrintiydi diyebilirim.
    Karakter zenginligi acisindan Geoege amcamiz fazlasiyla cömert davranmis ama kitabin arkasinda telefon rehberi kadar soyagaci ekleyerek ilk baslarda aklimizda tutmakta zorlanacagimiz bircok karakteri bu soyagaci tablosundan bakabiliyoruz. Ayni sekilde dag tepe vadi ve kaleleri görebilecegimiz bir harita ekleyerek yaa bu anlattigi yer neresiydi ki dedigimiz anda haritaya bakip hemen yeşillenebiliyoruz.
    Peki gelelim kötü yada eksik yanlarina. Dizide ve kitapta su ana kadar eksik kalmis bir akgezen hikayesi söz konusu. Hatta cikan kitaplar itibariyle dizide anlatilan kadar kitaplarda bilgi yok. Yani bu akgezen abilerimizi son kitapta daha ayrintili anlatip hikayeyi baglayacagini düsünüyorum. Jon ile ilgili acik ifadeler kullanmaktan kacinarak kitabin dizinin önüne gecmesini ve agir spoilerlarin agizlarda gezmesinin önüne gecmesini engellemis diyebilirim.
    Yanlis hatirlamiyorsam George Amca gecen sene verdigi bir röportajda diziyi yapim sirketi HBO ya ilk sunduklarinda hikayeyi 11 13 sezon arasi bir süreye yaymak istediklerini ancak 7 8 sezona sigdirmak zorunda olduklarini belirtmisti. Yani dizideki olay örgüsünün yer yer kopmalara ani ilerlemelere sebep olmasi en çok bu yüzden olmuş. 10 sezon olsa daha ayrintili işlerdi bizlerde izlerdik seve seve ama kismet diyebiliyorum.
    Diziye ve kitaplara mitoloji gözüyle bakanlara çok fazla katilmasamda bizlere genis bir evren ve yan dizilerin cekilebilecegi büyük bir malzeme birakmis oldu.
    Kitabin sayfa sayilari ilk bakista uzun gibi gelsede ortalara gelince keske hic bitmese ne ara yari oldu dedigim oldu.
    Umarim kitaplari okumak isteyenlere faydasi olabilecek olumlu etkiler birakabilecek bir degerlendirme olur. Simdiden iyi okumalar
  • 127 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    “İnsan ya kendi kendine konuşur, ya kendi kendine yazar. Kendi kendine konuşmayı makbul saymazlar. Oysa ne fark var ki arada?”

    Ayfer Tunç benim için hayatın gerçeklerini, bizim üstünü örtebileceğimiz duyguları hiç evirip çevirmeden okurun yüzene çarpan yazar demek. Sabah buz gibi suyu yüzüne çarpmak gibi yani:)
    Yazarın okuduğum 2. “Romanı Suzan Defter” ve biz kitabı Canımm @tubabircan ile okuduk. Kitap Ekmel bey ve Derya Hanımın günlüğünden kesitler olup bir erkek bir kadın günlüğü şeklinde. Kitabı iki türlü okuyabilirsiniz önce erkeğin ve sonra kadının günlüğü. Veya başlarda zor gibi görünsede ikisini birlikte. Birlikte okumak kahramanların iç dünyalarını anlamak ve aynı olaya iki kişinin nasıl farklı baktığını görebilmek açısından en doğru okuma biçimi. Ki oturup soruyorsunuz kendinize “kendi gördüğümle ben’le başkasının gözündeki ben nasılım”. Başlarda Tubacımla tereddütlü ve gelgitli olsakta sonrasında iki günlüğü birlikte okuduk bizde. Çok da keyif aldık.
    Kitapta Ekmel bey ve Derya Hanımın ailerinin duygu kırılmaları, yarım kalmışlıkları. Aile içi tamiri zor yara bereler var diyelim biz.
    Ekmel beyin eşini annesiyle kıyası, Derya Hanımın ise sevmeye çalıştığı erkekleri babası yerine koyduğu varlığına tutunduğu biraz daha ileri seviyeye geçebilecek kadar çok sevdiği abisine kıyaslaması.Ve belkide bu yüzden hiç mutlu olamaması.
    Birde başlı başına bir kitap olacak “Suzan “ var. Yaraladı beni.
    Suzan bu hikayenin neresinde derseniz. Aslında Suzan asla kendisi olmayı başaramamış Derya’nın içinde.
    ve sevdiği adamın kardeşinin gölgesinde kalmış her şekilde haline razı olan iki kişilik hayatı üç kişi yaşayan Derya’nın abisine sevdalanan kız. Yanmış kül olmuş. Yıllar sonra bile elindeki tek kârı sevdanın külleri.
    Kâr diyorum evet kucağındaki küllerini kâr sayacak kadar çok seven bir kadın.
    “Karşı karşı dururken yüzüne hasret kaldım”
    (Çemberimde gül Oya çok yakışmış bu kitaba. Yazara selam olsun:)
    Yarım, kırık, dökük bir hikaye.
    Suzan olmak zor. Suzan çok icimi acıttı.
    Suzan lar var etrafımızda. Belkide bunu bilmek acıttı bilmiyorum. Kitaba dair duygularım çok karışık.

    “Sel gitti Suzan, kum kaldı, çöl kumu, üstünde tek yaprak yeşermez.”

    Şimdi böyle yazınca sanki hikayeyi anlattım sandınız. Ama hikaye daha yeni başlıyor olacak okuduğunuzda. Çünkü anlatmadığım, anlatamadığım çok şey var kitaba dair. Ayfer tunç okuyun psikolojinizi altüst eder. İyi gelir:)
    Altını çizdiğim çok fazla satır var zamanla paylaşacağım.
    Ve bunca yazılana rağmen kitapta sizi sürprizler bekliyor emin olabilirsiniz:)

    “Kadın giderken düzeni götürür bir kere. Yaşayan ev sarsılır. Kadın gidince evin dokusu bozulur, susuz kalmış çiçeğe benzer, solar. Küçük şeylerin işi silinir. Eşyaların dili tutulur, ev sağırlaşır.”

    Suzan Defter Ayfer Tunç