• Doya doya sevdim ilk kez bu kadar, o gözlere baktım sevgiyi aşkı hiç bu kadar hissetmedim. Kimseye hiç bu kadar seviyorum demedim kimsede bana demedi. Şimdi hepsine veda vakti. Rüyalar kısa olur zaten sana müsade bana uyandığımı anlama vakti. Öyle söz vermiştim zaten kendime. Sadece aşkımı yaşayacaktım geriye dönüp baktığımda hiç bir pişmanlığım kalmayacaktı. Şimdi ne mi hissediyorum biliyor musun. Cenazesini tek başına herkesten gizli gömüp, herkesten gizlemek zorunda olan , mutluymuş gibi davranıp yaşamaya çalışan bir bi çareyim...
  • Tek pişmanlığım kelimelerimi bile hak etmeyen insanlara, saatlerce cümleler kurmaktır.
  • "Her ramazanın ayrı bir rengi, ayrı bir kokusu, ayrı bir biçimi vardır. Her biri kökte ve temelde ayni olsa da, her yılın ramazanı, mevsimlerin boyasına batıp çıka, hafızada ayrı bir fenomen değeriyle yaşar." Sezai Karakoç'un şu cümleleriyle başlamak istiyorum incelememe çünkü en güzel onlar anlatmama yarayacak bu Ramazan'ın farklılığını. Her Ramazan ayrı geçiyor sahi günler; geçen yıl uzun süre Bursa'daydım, bu yıl ise yarı yarıya İzmit ve Bursa arasında geçti.. Geçen yıl en zor vedalarımı yaparken, bu yıl da başka imtihanlarla geçirdim ve aslında bahsetmek istediğim daha önemli bir şey varsa o da sitede yaptığım etkinlik vesilesiyle kitabı sadece kendim değil birçok kişiyle birlikte okumak oldu. O kadar güzel cümleler duydum ki kitabın bende uyandırdığı güzellilkleri bile yeri geldiğinde unutturdu çünkü başkasında uyandırdığın hisler kendininkinden daha değerli olabiliyormuş demek ki. Bu vesileyle güzel yorumlarını eksiltmeyen herkese teşekkürlerimi sunarım ve pek tabii Burak'a. Bu etkinliği yaptıysam en çok da onun hatırınadır mutlak ve ağır ağır, sindire sindire okuduysam yine onun hatrınadır. :) Geçen yıl çok istemiştim kitabı okumak fakat nasip olmamıştı fakat bu yıl kararlıydım okumaya şükür ki nasip de oldu. Yoksa bu kitabı Ramazan'da ilk defa okumamak en büyük pişmanlığım olurdu.

    Kitap illa ki Ramazan'da okunması şart bir kitap değil tabii, isteyen kendi dirilişini bulmak için başka vakitlerde de okuyabilir veya Ramazan öncesi veya sonrasında hazırlık amaçlı yahut tekrar hatırlayış amaçlı.. Ama ilk okuma için ben yine de Ramazan ayını tercih etmenizi öneririm. Oruç ve ramazanla alakalı yazılardan oluşan bir kitap ve bu yüzden önerim okumayanlar için bir an önce listeye alınması. Dini açıdan gerekli bilgisine herkesin sahip olduğu ibadet olan orucun varoluşsal açıdan bize sağladığı katkıları bu kitapta görmekteyiz. Kitabımız sadece oruçtan bahsetmiyor bu kitap öyle güzel ki namazı da idrak ediyorsunuz, kandilleri de, Kur'an'ı da, zekatı da ve diğer ibadetleri de...

    Sezai Karakoç'a göre Ramazan'da yapılan tüm ibadetler bizim dirilişimize vesiledir, onlar ki bizim için apayrı güneş olmuşlardır mesela.. "Oruç benliği kıran bir tapınma" Oruç ki sizi bir ay süreyle asıl zaman ve mekana sürüklüyor, Ramazan ruhu ki sizi eşya benliğinden iman ruhuna sürüklüyor. Biz ki modern zamana köle olmuş ruhlarız ne de güzel geliyor böyle bir ay hepimize..

    "Bir emanet ki, gelir gelmez, bizi, bizdeki emanetlerin sahibi yapmaya başlar. Evimizi ev yapar, yabancılaşan şehrimizi kendi şehrimiz yapar, uzuvlarımıza göğün mührünü vurur, ruhumuzu kölelikten azat eder." Evimiz ilk orucunu tutan çocuklarla dolar bir anda, evimiz ikindi vakti Kuran sesleriyle canlanır, şehir bir yandan kendini bulmaya hazırlanır, vücudumuzun her bir parçası kendi orucunu tutmaya çalışır. Sezai Karakoç'un anlatmaya çalıştığı en güzel fikir de şu ki tek ağzımızla oruç tutmayız gözümüzle, kulağımızla, gönlümüzle tutmuyorsak orucumuzu oruç tutmanın ne anlamı vardır ki..

    "Oruç da susar, oruç da acıkır. Orucun susadığı ve âb-ı hayat gibi kanamadığı su, Kur'an sesi, acıktığı namaz, örtündüğü merhamet, kuşandığı giyindiği, Allah adının yükseltilmesi, yani cihadtır." Ramazan ayının başlamasıyla camilerimiz daha fazla dolmaya başlar ki bence bu bile insanın Ramazan ayında Rabbine dönüş yapmasında bir vesile olabilir yahut Allah daha çok tesbih edilmeye başlar ki bu da insanın kalbini Allah'la karşılaştırabilir önemli olan insanın bu yaptıklarını salih amellerle yapması. Önemli olan bu ayı bir ruhun diriliş ayı bilip zamanı değerlendirebilmesi.

    Bu yıl da bitiyor, eğer erişebilirsek cuma günü bayramımız olacak yok eğer erişemezsek Allah güzel bir Ramazan ayı geçirmiş olmayı nasip etsin. Başlarken bir sevinçle başladığımız bu ayı bitirirken bir hüzünle bitiriyoruz. Ne de güzel gelmişti oysa ki; tek bir kişiye değil, tüm müslüman kardeşlerine.. İnsan bu birlikteliği bu uhuvvet havasını bile düşününce nasıl hem mutlu olup hem de hüzünlenmez ki. Rabbim daha çok ramazanlar görmeyi nasip etsin. Dünyanın her neresinde zulme uğrayan kardeşlerimiz varsa Allah yardımcıları olsun. Bayram geliyor.. Sevineceğiz elbet ama güzel olan şu ki bir yandan da annesiz, babasız giren evlatları veya çocuğunu görmeden yaşayan aileleri düşünebilmek... Bizler yani müslüman toprakların şımarık çocukları olarak ne kadar şükretsek az gelecek. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim çünkü daha birkaç gün önce Doğu Türkistanlı, Suriyeli, Filistinli birçok kardeşimle hasbihal etme fırsatım oldu.. Allah bizlere onları unutturmasın. Yapacak bir şey yok iken en azından dualarımızda yer edinebilsinler.

    Allah gönüllerimizden Ramazan ayı ruhu ve dirişini eksik etmesin. Hepinize tekrardan teşekkür ederim. :)
  • Neyse sonra yıllarca sahaflardan kitap okudum tek pişmanlığım okuduğum kitapları değiş tokuş yapmamdı.Eğer şu anda hepsi kitaplığımda olsaydı eminim daha iyi hissederdim
  • tek pişmanlığım ;
    yanlış kişiler için yaptığım doğrular.
  • Pişmanlıkları olmayan adamlar çok ürkütücüdür. Kendi kurallarıyla kendi doğrularını yaşarken dönüp arkasına bakmayan adamların pişmanlıkları yoktur. Pişmanlığının olmaması kendini kandırdığı anlamına gelmez. Her gidenin yerine daha iyisini koyabilenlerin işidir bu. Her yıkımdan sonra daha sağlamını inşa edebilen güçlü insanlara özeldir. Geçmişe takılmadan yaşayabilenlerin ve açgözlü obur piçlerin hayatının özetidir. Geçmişte yaptığı yanlışları görüp kendisine acımaktansa , bunları yaşanması gereken bir tecrübe kabul edip geleceğe atılanlara özgün bir yaşam tarzıdır. Pişman olmaktan korkmaz onlar. Pişman olmamak adına keskin kararlar veremeyen ve pişmanlıklardan kaçayım derken daha çok pişmanlıklara sürüklenenlerden uzak dururlar. Tek pişmanlıkları , daha çok pişman etmedikleridir. Pişmanlıkları olmayan adamlar, başkalarının pişmanlığıdır. Hep başkasının pişmanlığı oldum. Ve tek pişmanlığım daha çok pişman etmediğimdir.
  • Tek pişmanlığım kelimelerimi bile hak etmeyen insanlara, saatlerce cümleler kurmaktı...

    -İlhan Berk