Meçhul

Meçhul
@tek1bilinc
Dogmatizmin Ötesinde Bir Bakış:
‎Dogmatizmin Ötesinde Bir Bakış: Allah, Varlık ve Sonsuz Sıfatları ‎Cevat ORHAN ‎ ‎"Oku" emri, kutsal kitabımızdaki ilk emirdir. Bu emir, sadece harfleri ve kelimeleri değil, aynı zamanda etrafımızdaki evreni ve yaratılmışların dilini de okumaya bir davettir. Ancak, dogmatikleşen bakış açıları, inanç ile bilim arasında yapay bir çatışma yaratmıştır. Bu makalede amacımız, genellikle karıştırılan Mutlak Hiçlik, Yokluk ve Varlık gibi anahtar kavramlar üzerinden, Allah'ın sıfatlarını daha derinlemesine anlamak ve bu kavramların birbirleriyle olan ilişkisini ortaya koyarak, inanç ve bilimi çatıştıran dogmatik bakış açısının nasıl aşılabileceğini göstermektir. ‎Mutlak Hiçlik ve Yokluk: Zamanın Ötesinde Bir Fark ‎İnsan aklı, varlık ve yokluk gibi ikili kavramlar üzerinden düşünmeye alışıktır. Yokluk, bizim algıladığımız varlık alemi içinde, bir şeyin olmamasından ibarettir. Örneğin, bir odada yanan bir lambayı kapattığınızda oluşan karanlık, yokluk durumuna bir örnektir. Bu yokluk, ışığın varlığıyla ilişkilidir ve ışık yaratıldığında yok olur. ‎Ancak Mutlak Hiçlik, bu basit yokluk kavramının çok ötesindedir. Mutlak hiçlik sıfatı, Allah'ın sonsuzluğunu ve sınırsızlığını ifade eden zatî bir sıfattır. Bu, ne varlık ne de yoklukla sınırlı olmayan, tüm yaratılışın tohumlarını barındıran nihai bir kaynaktır. Bu durum, Allah'ın Halık (yaratıcı) sıfatıyla birlikte, O'nun zaman ve mekânla sınırlı olmayan sonsuz ve ezeli kudretini ifade eder. Mutlak Hiçlik ve Halık sıfatları, Allah’ın zatına ait, ancak farklı yönlerini temsil eden iki ayrı sıfattır. Yaratılış, Halık sıfatının tecellisiyle Mutlak Hiçlik sıfatının sınırsız potansiyelini görünür kılmasıdır. ‎Allah'ın Sonsuz Sıfatları Zatıyla Kaimdir ‎Allah'ın bütün sıfatları zatıyla kaimdir. Yani O'nun sıfatları, O'nun zatından (özünden)
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kur'an'ın Işığı
Hakikatin Yalnızlığı ve Riya Toplumunda İman Direnci Kur'an'ın Işığında Giriş: Dünyanın Aldatıcı Cazibesi Dünya, insanoğluna sunulan bir sahne gibidir. Kimi zaman rengarenk ışıklarla süslenmiş bir eğlence yeri, kimi zaman ise bitmeyen bir yarış pisti... İnsanlar bu sahnede, fani olanın peşinden koşar, geçici makamların, bitmeyen servetlerin ve bitimsiz bir gücün peşine düşerler. Bu koşuşturma içinde, aslında "baki" olanı, yani kalıcı olanı unuturlar. Oysa Kur'an-ı Kerim, bu yanılgıya karşı bizleri defalarca uyarır ve dünya hayatının gerçek mahiyetini bizlere şöyle hatırlatır: > "Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve mallarda, evlatlarda bir çoğalma yarışıdır..." (Hadid Suresi, 20) > Bu ayet, dünya hayatının bir "gerçeklikten" çok, bir illüzyon olduğunu söyler gibidir. Tıpkı bir çocuğun oyuncağına gösterdiği heves gibi, insanlar da dünya nimetlerine aşırı bir bağlılıkla sarılır. Onların gözünde ahiret, uzak ve belirsiz bir gelecekken, bu fani dünya en büyük gerçeklik haline gelir. Ancak bu, insanın kendini kandırmasından başka bir şey değildir. Çünkü Kur'an, bu aldatıcı cazibeye kapılanlara karşı daha güçlü bir gerçeği işaret eder: > "Fakat siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa ahiret daha hayırlı ve daha kalıcıdır." (A'la Suresi, 16-17) > Bu makale, bu temel yanılgıdan yola çıkarak, dünya menfaati uğruna hakikatten uzaklaşanların, zulmedenlerin ve riya gösterenlerin portresini Kur'an ayetleri ışığında çizecektir. 1. Zulmedenlerin Psikolojisi Dünya hayatının aldatıcı cazibesine kapılanların birçoğu, zamanla kendilerini dokunulmaz ve her zaman haklı görmeye başlarlar. Bu kişiler, ellerindeki makam, servet veya güç ile diğer insanlardan üstün olduklarına inanır, hatta bu güçlerini bir zulüm aracı olarak kullanmaktan
Hayatın Helezonik Yolculuğu
Hayatın Helezonik Yolculuğu: Evrenin ve İnsanın Sürekli Yenilenişi Üzerine Bir Deneme Cevat ORHAN Evrene baktığımızda, her şeyin bir döngü ve dönüş içinde olduğunu görürüz. Gezegenlerin yörüngesinden mevsimlerin değişimine, canlıların doğum ve ölüm döngüsüne kadar her şey, bir tekrardan ibaretmiş gibi görünür. Ancak bu döngüler, durağan ve statik değil, aksine sürekli ilerleyen, gelişen ve yenilenen helezonik (spiral) bir hareketi işaret eder. Bu yazı, fiziksel döngülerden yola çıkarak, yaratılışın ardındaki metafiziksel anlamı keşfeden bir yolculuğun ürünüdür. Fiziksel Döngülerden Helezonik Yaratıma Biyolojik ve kozmik döngüler, genellikle bir daire gibi aynı noktaya geri dönen tekrarlayan süreçler olarak algılanır. Oysa daha derin bir bakış açısıyla, bu döngülerin her tekrarı, yeni bir tecrübe, yeni bir oluş ve yeni bir seviye demektir. Mevsimler her yıl geri gelse de, hiçbir ilkbahar bir öncekinin aynısı değildir. Bu durum, yaratılışın tek seferlik bir olay olmadığını, aksine sonsuz bir yenilenme ve yeni yaratılışlar halini ifade eder. Yaratılışın Kaynağı: Gizli Hazine ve Sonsuz Tecelli Bu sürekli yenilenme, "Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi istedim ve bu yüzden yaratılışı yarattım ki tanınayım" hadis-i kudsîsiyle anlam bulur. Bu ifade, yaratılışın bir "ihtiyaçtan" değil, bir tecelli arzusundan kaynaklandığını gösterir. Yüce Kudret'in Samed olması, yani hiçbir şeye muhtaç olmaması, yaratmanın bir gereklilik değil, O'nun sonsuz isim ve sıfatlarının bir dışavurumu olduğunu ispatlar. Bu tecelli durumu, "Ol" emriyle her an gerçekleşen "Kun feyekun" gerçeğiyle desteklenir. Yaratılış, zaman içinde bir olay değil, zamandan bağımsız, kesintisiz bir akıştır. Kur'an'da geçen "O, her an yeni bir iştedir" ayeti de bu sonsuz ve helezonik yaratım sürecini pekiştirir. İnsan ve