• 249 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Ahmet Haşim şüphesiz Türk Şiirinin en önemli ismidir. Edebiyatımızda şiir olgusu Haşim’den sonra temel bir çizgiye oturmuş ve gelişim sağlamıştır.Şüphesiz bundaki en önemli etken Haşim’in çok değerli hocalar ve üstatlardan ders almasıdır.Farsça öğretmeni Acem Feyzi Efendi,Arapça öğretmeni Zihni Efendi,kitabet öğretmeni Nâfi Efendi,lisan ve imla öğretmeni Tevfik Fikret,edebiyat öğretmeni Ahmet Hikmet Müftüoğlu’dur.Bu eser Haşim’in tüm şiirlerini ihtiva ediyor. Piyale,Göl Saatleri ve kitaplarındaki girmeyen şiirleri mevcut. Tüm bu güzelliklere bir de eserin İnçi Enginün tarafından hazırlanması bambaşka bir hava katmış.Haşimin şiirleri yoğun olarak söz sanatları içeriyor. Her şiirinde çok zarif bir teşbih var.Özellikle günün her ayrı saatine yazılmış şiirleri var.İnsan yaşamını ele alış biçimi eseri okunur kılmaya fazlasıyla yetiyor.
  • Bir kaç kitap yayın evi ile küçük yaprak sayıda sayfa niteliğinde kitap yazacağım bana bunun maliyet ve basım telif hakkı ücreti dağıtımı gibi konular da bilgi sahibi olmak istediğimi bildirdim.
    Bu konu ile alakalı bir çok yayın evi ile temas ettim ve görüşmelerim oldu.
    Aralarından sedece bir yayın evi net dürüst samimi davranarak söyle bir beyanda bulundu....

    Senin yazdıkları inceledim bazı kitaplar ile benzerlik vardı bu tabiki olur ve olmalı da. Mantık bakışı şudur bir çok kitap arasında temel olarak konular aynı yerden başlar fakat temelden sonraki aşamalar konusunun akışı izahı kitabı ve yazarını ön plan yada arka plan yapar.

    Makalelerini okuyunca senin kendine öz bir üslup tarzın kurgu anlayışın var bunu gayet belirgin anladım gözlem edebildim.
    Fakat sana tavsiyem şu yönde olacak insanlar bu tip kitaplara çok alaka ilgi göstermiyor kitlelere toplumlara hayal kurgu bilim aşk astroloji fal şiddeti ön plan da tutan irdeleyen sunum içeren kitaplar yazman onların üzerine çalışman tavsiyem diye beyan da bulunarak sözleri şöyle devam etti.

    Sen ölümden yaratılışdan manevi mistik tasavvuf ve spiritüel konulara kendinden mizah doğallık katarak yazacaksın bolca geçmişte yaşamış mistik insanlardan Allah’tan söz edeceksin çünkü çizgin anladığım kadarı ile bu yönde.

    Muhakkak bu tür kitaplarda lazım gerekli fakat zaten bir çok yazar var bu kulvarda bu tip kitaplar yazıyor yani şans demiyelim reklam sponsor gibi etkenleri dikkate alır isen senin kitabının raflarda yer bulması dahi imkansız olur.

    Senin de ifade ettiğin gibi bende bir çok yolladığın makalelerindeki okuduğum bilgilere ve konulara kalben bende katılıyorum.

    Sen insanların hepimizin inandığı fakat gözden kaçtığı şeylerden çok ve epey söz ediyorsun senin sözlerin ile sana cevap vermiş oldum şu an.

    Sana tavsiyem bir kaç düzüne kadar satılacak bir kitap için bu tip bir riske girmemeni tavsiye ederim paranı vaktini ziyan etmiş olursun ve şevkin tatsız süreçler ile karşı karşıya kalacaktır.

    Sana bir arkadaş tavsiyem şu yönde olur ya sen değiş yada bakış açın değişsin ki çok okunacak bir kitap üzerinde odak ve çalışma yapmış olursun.
    Ve bu tür bir değişimin etkisi desteği ile gümümüzün istek ve taleplerine bu sayede dahil ve cevap veren bir kitap yazmış olursun......

    Bu tavsiyeyi fikri ve uyarıyı bana açık bir dille lütuf eden arkadaşa çok teşekkür ediyorum bu vesile ile onun gözünden kendimi daha iyi görme fırsatını ve imkanını da vermiş oldu bana.
    Bence gerçekten çok haklı ve gerçekten doğru yerden giriş yapmış duruma.
    Şayet bana asılsız süslü püslü sözler ilham verici sözler deseydi ne olur du yada ne yapardım buda bir süreç soru işareti olacaktı yada büyük bir hoşnutsuzluk tadacaktım.

    Neyse artık anlamam gerekeni anladım almam gerekeni de aldım.
    Kim ki gerçekleri ben yazıyorum biliyorum diye idda da bulunuyorsa o asıldan gerçekten çok uzaktadır.
    Gerçek yazılmaz anlatılmaz çünkü gerçek bir söze yada bir kişiye indirgenemez o vakit gerçek de sorgulanmış ve önemini yitirmiş olur.
    Şair olmak değil şiir olmak ve kalmak önemli olan tabiat ve her şey ile uyum içinde.
    Arkadaş haklı benden kitap yazacak biri olamaz.
    Sabır ile okuyan tüm dostlara teşekkür ediyorum.
  • “Kartezyenler dilin insanları hayvanlardan ayıran en önemli özellik olduğunu da düşündüler. Fakat dilin öneminin epistemik olduğunu düşündüler. İnsanların dile sahip olması onların bilinçli olduğu yönünde kesin işaretti ve hayvanlarda dilin eksikliği de onların bilinçsiz olduğu yönündeki kesin işaretti. Bu görüş bana her zaman çok karışık görünmüştür. Dilsel davranış, bilincin varlığı için neden epistemik açıdan temel teşkil etmelidir? Biz insanlardan biliyoruz ki çocuklar konuşma yeteceğine sahip olmadan önce bilinçlidirler ve biz yine biliyoruz ki birçok insan asla konuşma yeteneğine sahip olamamaktadır, ancak bu nedenden dolayı onların bilinçli olduğu konusunda şüphe duymuyoruz.”
  • 1

    Ben “Özel mülktür girilmez!” yazısının asılı durduğu dikenli telleri keserken, Scully de el fenerini tutuyordu. Ay son dördün halindeydi. Ama yağmur bulutlarının arkasına gizlendiği için neredeyse zifiri karanlıktaydık. Dikenli telleri kesip içeriye girdikten sonra, arabayı bıraktığımız yerde başlayan çürümüş et kokusu gittikçe artmaya başlamıştı. Scully kusmamak için burnunu paltosuyla kapatırken, ben de mümkün olduğunca nefes almamaya çalışarak iç cebimden maske çıkartmaya çalışıyordum.

    Scully maskesini takarken: “Kahretsin Mulder! Havadaki çürümüş et kokusu gittikçe dayanılmaz bir hâl almaya başladı. Buraya değil maskeyle, oksijen tüpüyle bile zor girilir. Açık havada nefes alamıyoruz!” dedi.
    Maskemi ağzıma geçirip, bir nebze de olsa burnuma gelen kokuyu azalttıktan sonra: “Bu da doğru iz üzerinde olduğumuzu gösteriyor,” dedim.
    “Sen bu yaratığın…”
    “Yaratık değil, köstebek.”
    “Yaratığın! Geceleri avlandığından emin misin?”
    “Elbette ki yüzde yüz emin değilim. Ama köstebeklerin görme duyuları, diğer duyularının aksine çok zayıftır. Gözleri de ışığa karşı çok hassas olmalarına karşın ancak ışığı hissedebilirler. Bu yüzden geceleri daha rahat avlandığını düşünüyorum.”
    “Bu yaratığın ısrarla köstebek olduğunu neden iddia ediyorsun? Elimizde tamamen parçalanmadan ulaşılan tek bir ceset var, o da bir köpeğe ait.”
    “İzler, Scully. İzler.”
    “Ne izleri Mulder?”
    “Köpeğin bulunduğu yerdeki izler. Topraktaki tümsekler, köstebeklerin yeri kazarken oluşturduğu tipik tümseklere benziyor.”
    “Tek bir farkla!”
    “Evet, tek bir farkla. İçine 15-20 cm boyundaki bir canlının sığabileceği gibi değil de, 170-175 boylarında bir insanın sığabileceği büyüklükte.”
    “Yani köstebek aslında bir insan mı?”
    “Toprak altında köstebek gibi yaşayabilen bir insan olduğundan şüpheleniyorum.”
    “Mulder koku gittikçe artmaya başladı ve bu maske bile bir işe yaramıyor.”
    “Bence işin sonuna yaklaşıyoruz. İzleri buraya kadar takip etmeyi başardık. Bu köstebekadam buralarda bir yerde olmalı.”
    “Mulder! Dikkat!”
    “…”

    2 (Flashback)

    Scully olay yerinde bulunan köpeğe otopsi yaparken, ben de köstebekler hakkında birkaç ekstra bilgi edinmiş olarak içeriye girdim.

    Scully ağız maskesini ve gözlüklerini çıkartarak: “Köpeğin otopsi sonucuna göre, boğazındaki ve vücudundaki tırnak daha doğrusu pençe izleri köstebek ile eşleşiyor. Ayrıca diş izleri de köstebek ağzına uygun.” dedi.
    “Sana bunun bir köstebek olabileceğini söylemiştim.”
    “Bu yaratık her neyse köstebek olamaz Mulder. İzler eşleşmesine rağmen bunun bir köstebek tarafından gerçekleştirilebileceğine inanmıyorum.”
    “Neden ama?”
    “Çünkü köstebekler insan boyutunda olamazlar Mulder.”
    “Ama ya…”
    “Mutasyon geçirdi ise, mi diyecektin?”
    “Kesinlikle.”
    “Peki, ama neden köstebek olsun bir insan?”
    “Belki de mecazi anlamda olamadığı için, gerçek anlamda olmayı tercih etmiştir!”
    “Mulder, şakanın sırası değil. Üstelik de çok yorgunum.”
    “Peki öyleyse. Soruna cevap vereyim. Olmaması için de bir neden yok çünkü. Mesela Ninja Kaplumbağalar. Onlar da böyle insan olmamış mıydı? Ya da Splinter Usta, nasıl bir fareye dönüşmüştü?”
    “Mulder, bahsettiğin şey bir çizgi film ve tamamen bilimkurgu. Ayrıca sen bu kanıya nasıl vardın?”
    “Çizgi filmlerde olan şeyler gerçek hayatta da olabilir. Bu kanıya nasıl vardım, güzel soru. Çünkü bir kere köstebekler çok keskin ve güçlü tırnaklara sahip, tıpkı bu zavallı hayvana saldıran da olduğu gibi. Ancak bir farkla, burada sadece toprağı kazmak için değil öldürmek için de kullanıyor.”
    “Başka?”
    “Onlar da bizim gibi memeli hayvanlar. Bizden ilk temel farkları, biz primatlar takımına dâhilken, onların böcekçiller takımına dâhil olmaları.”
    “İşte bu yüzden köstebek olamaz. Böcekçil takımına dâhil olduklarını kendin söyledin.”
    “Belki de böcek sevmeyen bir köstebek olduğu konusunda ısrar ediyorum.”
    “Böcekçil ama böcek sevmiyor?”
    “İki nedenden dolayı. Bir, bu canlının mutasyon geçirdiğini unutuyorsun. İki, muhtemelen insan boyunda olan bir köstebeğin küçük böcekler ve solucanlarla karnını doyurması için oldukça fazla uğraşması gerekir.”
    “Yani böcek ve solucan yemiyor mu?”
    “Belki de atıştırmalık olarak yiyor olabilir. Hani senin film izlerken yemeyi çok sevdiğin krakerlerden atıştırman gibi.”
    “Mulder, iğrençsin!”

    3

    “Mulder! Mulder? İyi misin?”
    “Kahretsin neredeyse boğazıma tırnaklarını saplıyordu!”
    “Yüzüne el feneri tutmayı nereden akıl ettin?”
    “Çünkü gecenin bu karanlığında el fenerini tutmadan başka türlü ateş edebileceğimi sanmıyordum.”
    “Ateş eden sen değildin zaten, bendim.”
    “Teknik detaylara takılmayalım yine de.”
    "Karanlığın içinde kayboldu."

    El fenerlerimizle etrafı taramamıza rağmen hiçbir iz göremiyorduk. Yağmur yağmaya başlamıştı. Bu da tamamen bizim dezavantajımıza olan bir durumdu. Geldiğimiz yerden çıkmak için geri dönmeye karar verdik. Tam kestiğimiz dikenli tellere yanaşmıştık ki, etrafımız bir anda onlarca asker ile çevrildi. Gözaltına alınarak, hızlıca bölgeden uzaklaştırıldık ve o canlının akıbetini öğrenemedik. Buna rağmen emin olduğum tek bir şey vardı. O canlı mutasyona uğramış bir insan veya köstebekti.

    4

    “Oldukça ilginç bir vaka, değil mi? Bay, ee isminiz neydi? Fakat bir dakika, bu alanda sigara içilmesi tamamen yasaktır.”
    “Sizden sigara içmek için izin istemedim, tek istediğim bu adam hakkında bildiklerinizi anlatmanız.”
    “Evet, her neyse. Adamın adının James Wallace olduğunu, yıllarca kimyasal deneyler yapan bir laboratuvarda çalıştığını ve mutasyon sonucunda bu hâle geldiğini biliyoruz. İnsan içgüdülerini neredeyse tamamen kaybettiği anlaşılıyor. Avlanma ve hayatta kalma içgüdüleri de tamamen bir köstebeğinkine dönmüş. FBI ajanlarının ettiği ateş sonucu hafif yaralanmış olduğu anlaşılıyor ancak ölümcül bir yarası yok.”
    “Olabilir. Fakat bu köstebekadamın derhal yok edilmesini istiyorum.”
    “Fakat nasıl olur? Bu adam çok önemli bir kanıt ve denek olabilir.”
    “Çünkü bu adam bizim gizli çalışmalarımız sonucunda bu hâle geldi. Bu yaratığı bulduğunuz yerde yakalanan FBI ajanları bir daha bu yaratıktan veya bu konudan bahsetmemeli. Sizin de çenenizi sıkı tutmanız kendi faydanıza olur. Verdiğim emir derhal yerine getirilsin.”
  • "Özgürlüğün de,eşitliğin de,
    adaletin de dayanağı
    Ulusal Egemenliktir." -Mustafa Kemal Atatürk
    ÖZGÜRLÜK..
    EŞİTLİK..
    ADALET..
    Bir milletin,bir devletin,bir ulusun ayakta kalabilmesi için temel unsurlar..ve bu unsurları sağlayabilen en önemli liderlerdendi Mustafa Kemal..Üzerimizde ki kara bulutların arasından ışığın süzülüyor taa yüreklerimize..ve senin yolundan yürüyen çocukların olduğu sürece bir gün yeniden gerçek ÖZGÜRLÜK..gerçek EŞİTLİK..ve gerçek ADALET..
    Dünyanın son gününe kadar bayramlarımızı aynı coşkuyla yaşamak ve yaşatmak dileğiyle
    23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN .❤🙏
    #mustafakemalinçocuklarıyız🇹🇷
    #23
    nisan 🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
  • İmmanuel Kant: İmmanuel Kant: 22 Nisan 1724de doğmuş.Beyaz bir noktaya bakışta dünyanında içinde bulunduğu evrende bir çok galaksi bulunulduğu fikrini ortaya ilk atan adam ...Felsefenin en önemli temel taşlarından biri.Bu güzel insanların aydınlığı olmasa dünya ne halde olurdu onu asla bilemezdik.