Tepside tespit
Nutella: Hayali bile pahalıdır
Çokokrem: Nine dolabında içi ekmek kırıntılı marka
Torku: Oda sıcaklığında çorba olur ama tadı iyidir
Sarelle: Nokia gibi eskilerin fanı krokantlısı efso marka
Nestle: Bekleneni vermeyen transfer
Peripella: Gariban lezzeti 10 kaşık sonra tat verir

Srebrenica
11 Temmuz 1995 günü ben ne yapıyordum acaba? O yaz lise sona geçmiştim. Üniversiteye hazırlık için dershaneye kaydımı yaptırmış olmalıydım. Yaz tatiline girmiştik. Belki mahallede zaman geçiriyordum, belki de bir yerlere gitmiştim. Emin değilim.

İşte tam da o gün, Bosna’da tarihin en kara günlerinden biri yaşanıyordu. Bizim bundan haberimiz yoktu!

Sırp faşistleri olan Çetnikler, BM tarafından güvenli bölge ilan edilen Srebrenitsa’ya kadar gelmişlerdi. Şehri korumakla görevli olan BM’nin Hollandalı birliği ise Mladiç gibi şerefsizlerle çoktan anlaşmış ve şehri teslim edeceklerdi. Bizim bundan haberimiz yoktu!

BM askerleri ‘teminat vererek’ şehrin savunmasında kullanılabilecek o silahları toplamış, şehri silahsızlandırmıştı. Bizim bundan haberimiz yoktu!

Peki, BM askerleri kime itimat ederek yapmıştı bunu? Radko Mladiç gibi insanlık düşmanı katillere! Ve işte o kana susamış, sarhoşlar sürüsü 11 Temmuz 1995’te Srebrenitsa’ya ağızlarından salyalar akıtarak girdiler. Bizim bundan haberimiz yoktu!

Kameralar karşısında bir Boşnak çocuğun saçlarını okşayan ve ‘korkmanıza gerek yok, kimseye zarar vermeyeceğiz’ diyen o şerefsiz Mladiç, şehir kendilerine altın tepside sunulunca birden özüne dönecek ve kameralara bakarak ‘işte şimdi Türklerden Kosova’nın intikamını alma zamanı geldi!’ diyecekti.

Evet… O şerefsizler Boşnakları öldürürken, her türlü pisliği yaparken onlara ‘Türk’ diyorlardı. Bizim bundan haberimiz yoktu!

Şehre girer girmez insan avına başladılar. Bosnalı Sırplar gibi Sırbistan ordusundan katiller de vardı içlerinde. Tespit edilebildiği kadarıyla bir hafta içinde, sistematik bir şekilde 8.372 Boşnak şehit edilmiştir. Kadınlara ve çocuklara hatta erkeklere dahi tecavüz edilmiştir. Tabiri caizse sürü kurda teslim edilmişti. Bizim bundan haberimiz yoktu!

Bu soykırım, II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da yaşanan en büyük soykırımdır ve her şeyiyle belgelenmiştir. Avrupa’nın orta yerinde, hem de 21. asra girmek üzereyken Haçlı vahşeti hortlamıştı. Bizim bundan haberimiz yoktu!

Üstelik Srebenitsa, 1992-95 yılları arasında Sırp ve Hırvatlar tarafından Bosna-Hersek’te gerçekleştirilen katliamlar serisinin bir halkasıydı yalnızca. Tek değildi. Zvornik, Saraybosna, Foça, Mostar, Zepa, Ahmiç köyü ve daha niceleri…

Srebrenitsa ise Boşnakların ordularını oluşturup, Sırpları kovaladıkları zamana denk gelmişti. Acılar bitiyor denilirken gerçek bir şoktu. Rahmetli Aliya da hatırlarında bu büyük acıyı anlatmıştı.

Bosna Soykırımında, 312 bin Boşnak şehit edilmişti; halen 30 bine yakın kayıp var. 2 milyon Bosnalı ise muhacir durumunda. 40 binden fazla kadına ve küçük kıza ise tecavüz edilmişti; hem de sistemli bir şekilde.

Artık bizim bunlardan haberimiz var!

Bosna’ya gittiğim zaman pek çok yeri gezdim ama Srebrenitsa’ya gitmeye yüreğim elvermedi. Dayanabileceğimi sanmıyordum, halen de sanmıyorum. İnternette var olan ‘Srebrenitsa’nın gerçek video görüntülerini’ de seyredemiyorum.

Çünkü orada insanlığın dışına çıkmış birileri vardı ve kim ne derse desin ben o şerefsizlerden nefret ediyorum!

Bosna’da bazı duvarlarda ‘Don’t Forget Srebrenica / Srebrenitsa’yı Unutma’ yazıları görmüştüm.

Evet, unutmak, yok olmaktır!