Müziği ele alalım mesela: Gerçeklikle bağı çok azdır. Bir bağı olsa bile sunidir. Fikirlerden yoksundur, içi boş bir ezgi gibi çağrışımlardan uzaktır. Ancak gelgelelim, müzik insanın özüne nüfuz eden bir mucize gibidir. Hangi histir bu, içimizdeki bir gürültünün yarattığı armoniye cevap veren? Onu hazzın en büyük kaynaklarından biri yapan şey nedir? Bizi hem birleştiren hem de parçalayan hangi histir bu? Buna niçin ihtiyaç duyulur? En önemlisi de kim ihtiyaç duyar? Belki bana, "Kimse için ve bir sebebi de yok." diyeceksiniz. Ama hayır, ben öyle düşünmüyorum. Nihayetinde hayatta her şeyin bir manası vardır, bir manası ve bir sebebi... Stalker (1979)
Kitap okumak güzel ama gece yarısı herkes uyurken kitap okumak daha da güzel, bu terapi gibi.
İyileşmek için her gün güçlü olmak zorunda değil kimse. Bazı günler sadece acıya direnmek yeterlidir. Düşmek başarısızlık değildir, düşüp de kalkmayı denemek cesarettir. Zihin de beden gibi dinlenmeye ihtiyaç duyar. Her yarayı hemen kapatmak zorunda değil, kabuk bağlaması için zaman tanınmalı. Konuşulmayan duygular yok olmaz, sadece karanlıkta büyür. O yüzden "bugün iyi değilim" demek güçsüzlük değil, kendine dürüstlüktür. Terapi mucize beklemek değil, küçük adımlara izin vermektir. Bugün dünkü kadar acımıyorsa, bu bile ilerlemedir. İyileşme düz çizgi değildir, iner çıkar ama yön hep ileri olur. Kendine kızma. İnsan olmak zaten kırılgan olmaktır. Kırılan yerden ışık girer ve orası en çok parlayan yer olur.
Tek Kişilik Hanelerin Türkiyesi
🏡**Toplumsal aklın asıl başarısı, boş sandalyenin etrafındaki duvarları kalınlaştırıp yalnızlığı yönetilebilir kılmak değildir; insana, o sandalyenin yanına bir sandalye daha çekebilecek güvenceyi,
Makale|Yazı
Yeter ki edebiyata boş vaktimizi harcama amacıyla bakmayalım. Tolstoy’u empatiyle oku, kahramanına seyirci kalma, edilgen okur olma. İntihar eden Anna Karenina’nın yerinde olsam ne yapardım, ondan farklı neler hissedebilirdim? Peki, saçma bir tabir olsa da, aldatılmış kocası olsaydım? Adını da koyalım. Buyurun size edebiyatla terapi. Televizyonda o beş paralık dizilerde kendini kimsenin yerine koyamazsın. Karikatür gibi insanlar. Onlar olamazsın ama Anna Karenina olabilirsin. İyi edebiyatın gücü de bu. ✨️ Herkes arada sırada arkadaşlarını gözden geçirmeli, gerektiğinde iyi bir bahar temizliği yapmalı. Sade arkadaşlarımızı değil kendimizi de gözden geçirmeliyiz, ben falancayla neden arkadaşlık yapıyorum diye. ✨️ Bir şeyi alışkanlıktan yapıyorsan oturduğun yerin, sevdiğin insanın, içtiğin çayın farkında değilsin demektir. Alışkanlıklarımızdan arınmanın yolu oyunlarımızı, oyunlarımızın kurallarını değiştirmektir.
stres ve kaygı midemle bağırsaklarıma vurduğu için psikosomatik tepkilerimi bastırsın diye 2 yıldır en düşük dozunda antidepresan kullanıyorum ama hiçbir işe yaramıyor. en sonunda psikiyatristimi değiştirdim ve üniversitemin hastanesinde doktora çıktım. beni araştırmasına denek olarak kullandı ve bana 20 sayfaya yakın ölçek uyguladı. sonunda öğrendik ki cipralex'e ihtiyacım yokmuş. sadece taşradan istanbula gelmiş her kız gibi bağımsızlaşma mücadelesi veren ve ailede, arkadaşlıklarda, aşkta geliştirdiği bağlanmalarda sıkıntı yaşayan bir tipmişim. aşırı ve kaygılı bağlanıyormuşum yani. şema terapi ya da psikanalitik psikoterapi al dedi yolladı. ilacımı da bıraktırmadı çünkü midemin ağrımadığı gün yok...
Duygu ve Düşünce