• Namazda Okunan Dualar ve Anlamları:

    - Sübhaneke:

    "Sübhaanekellahümme Ve bihamdik. Ve tebâara kesmük ve teaalâaa ceddük (-cenaze namazında- Ve celle senâaük) Ve lâailahe gayrük"

    (Allah'ım seni tenzih ve hamdinle tesbihederim. Senin şanın yücedir, ve senden gayri hjiçbir ilâh yoktur.)

    Okunduğu yerler: Namazlarda ayakta iken okunur. Her namazın ilk rek’atinde, iftitâh tekbîrinden sonra. İkindi namazının sünnetinde, üçüncü rek’ate kalkınca Fâtiha'dan önce. Yatsı namazının ilk sünnetinde, üçüncü rek’ate kalkınca, Fâtiha'dan önce. Terâvih namazı dört rek’atte bir selâm verilerek kılınıyorsa, üçüncü rek’ate kalkıldığı zaman, Fâtiha'dan önce. Cenâze namazında, birinci tekbîrden sonra "Ve celle senâaük" ile beraber.

    - Ettehiyyatü:

    "Ettehıyyâatü lillahi vessalevâatü vettayibâatü esselâmüaleyke eyyühennebiyyü ve rahmetüllâhi ve berakâatühü esselâamü aleynâa ve alâ ıbâadillâhis salihıyn Eşhedü ellâa ilâahe illallâah ve eşhedü enne Muhammeden abdühüü ve rasülüh."

    (Her türlü kavli, bedeni ve mali ibadetler Allah'a mahsustur. Ey şânı yüce Peygamber, selam ve Allah'ın rahmetiyle bereketleri senin üzerine olsun ve selam bizlere ve Allah'ın sâlih kulları üzerine olsun. Ben şehadet ederim ve yakinen bilirim ki, Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. Ve şehadet ederim ki Hazret-i Muhammed Allah'ın kulu ve Resûlüdür.)

    Okunduğu yerler: Namazların her oturuşunda okunur.

    - Allahumme Salli:

    "Allahümme salli alâa Muhammedin ve alâa âali Muhammedin kemâa salleyte alâa ibraahiyme ve alâa âali ibrahiyme inneke hamiydüm meciyd."

    (Allah'ım, Hz.Muhammed ve âline, Hz.İbrahim'e ve âline rahmet ettiğin gibi rahmet eyle.)

    - Allahumme Barik:

    "Allahümme barik alâa Muhammedin ve alâa âali Muhammedin kemâa barekte alâa ibraahiyme ve alâa âali ibrahiyme inneke hamiydüm meciyd."

    (Allah'ım, Hz.Muhammed ve âline, Hz.İbrahim'e ve âline mübarek kıldığın gibi mübarek kıl.)

    Okundukları yerler: Bütün namazların son oturuşlarında Ettehıyyâtü'den sonra. İkindi namazının sünneti ile yatsının ilk sünnetinin birinci oturuşunda Ettehıyyâtü'den sonra. Cenâze namazında ikinci tekbîrden sonra.

    - Rabbenâa Âatina:

    "Rabbenâa âatina fiddünyâa haseneten ve fil âahirati haseneten ve kınâa azâabennâar."

    (Ey Rabbimiz, bize dünyada ve ahirette iyi hal ver ve bizi o ateş azabından koru.)

    - Rabbenâağfirlii:

    "Rabbenağfirlii ve livâa lideyye ve lil mü'miniyne yevme yekuumül hisâab."

    (Ey Rabbimiz, hesab günü geldiği zaman bizi mağfiret et. Anne ve babamı ve müninleri de mağfiret et.)

    Okundukları yerler: Namazlardaki oturuşlarda Allahümme salli ve Allahümme Bârik'ten sonra.

    - Kunut Duaları:

    1. "Allahümme innâ nesteînüke ve nestagfirüke ve nestehdîke ve nü’minü bike ve netûbü ileyk. Ve netevekkelü aleyke ve nüsnî aleykel-hayra küllehü neşküruke ve lâ nekfüruke ve nahleu ve netrukü men yefcüruk."

    (Allah'ım! Senden yardım isteriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz, razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz. Sana inanırız, sana tövbe ederiz. Sana güveniriz. Bize verdiğin bütün nimetleri bilerek seni hayır ile öğeriz. Sana şükrederiz. Hiçbir nimetini inkâr etmez ve onları başkasından bilmeyiz. Nimetlerini inkâr eden ve sana karşı geleni bırakırız.)

    2. "Allahümme iyyâke na’büdü ve leke nüsallî ve nescüdü ve ileyke nes’â ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilküffâri mülhık."

    (Allah'ım! Biz yalnız sana kulluk ederiz. Namazı yalnız senin için kılarız, ancak sana secde ederiz. Yalnız sana koşar ve sana yaklaştıracak şeyleri kazanmaya çalışırız. İbadetlerini sevinçle yaparız. Rahmetinin devamını ve çoğalmasını dileriz. Azabından korkarız, şüphesiz senin azabın kâfirlere ve inançsızlara ulaşır.)

    Okundukları yerler: Vitir namazının üçüncü rek’atinde Fâtiha ve sûre okunduktan sonra eller yukarı kaldırılıp tekbîr alınır ve eller tekrar bağlanınca Kunut dûaları okunur.

    - Ayetel Kürsi:

    "Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil ard. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi. Ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişey’in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel ard. Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm."

    (Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.)

    Okunduğu yerler: Namaz içinde sure şelinde okunduğu gibi, namazda tesbihden önce de okunur.

    Tesbihatın Yapılışı:

    1. Namazın farzından sonra "SELAM DUASI" okunur: Estağfirullâh, estağfirullâh, estağfirullâh el-azîym el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hû, el-hayy'el kayyûm ve etübü ileyh. Allâhumme ente's-selâmü ve minke's-selâm, tebârekte yâ zelcelâli ve'l-ikrâm.

    2. "Subhânallâhi ve'l-hâmdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhu ekber ve lâ hâvle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyü'l-azîym." denir ve ardından Ayete'l Kürsi okunduktan sonra tesbih çekilir. 33 Subhânallâh, 33 Elhamdulillâh, 33 Âllâhu ekber.

    3. Tesbihlerden sonra "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerike leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hâmdü yuhyi ve yumit, ve hüve hayyun lâ yemût, biyedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadir ve ileyhi'l-masîyr." denir ve namazın duası yapılır.
  • Muhabbette öyle bir sır vardır ki, zahmetleri rahmete dönüştürür. Îman muhabbetiyle dolu bir gönle 20 rekâtlık terâvih namazı, hattâ uykunun en tatlı zamanında kalkarak kılınan teheccüd namazı bile zor gelmezken, muhabbetsiz bir gönle ise dört rekâtlık bir sabah namazı zor gelir.
    Osman Nuri Topbaş
  • Hayatını kur’an-ı kerim yazarak geçiren kayışzade hafız osman...
    Bir ramazan gecesi, teravih namazı kıldırırken rükuya vardığı sırada vefat etti. o, devrin padişahlarına hat hocalığı yaparken bile en küçük bir gurura, kibre kapılmamış, kısa bir sürede eriştiği şöhrete rağmen tevazu ve teslimiyetle yaşamıştı. kırkiki yaşındayken bile yazdığı kur’an sadece osmanlı devleti sınırları içinde değil, diğer islam ülkelerinde de defalarca basıldı. bugün dahi okuduğumuz mukaddes kitabımızın bazıları hafız osman hattı ile yazılmıştır.

    Hafız osman daha hayatta iken yazısı aranan, bedestende yapılan artırmalı satışlarda çok rağbet gören hatların sahibi idi. o’nun her yazısı yüksek fiyatlarda satın alınıyordu.
    birgün beşiktaş’dan bir dolmuş kayığa binip üsküdar’a geçiyordu.kayık iskeleye yanaşınca müşteriler paralarını çıkarıp vermeye başladılar.hafız osman üstünü arayıp para bulamayınca kayıkçıya döndü:
    - hemşeri, benim param yok! sana bir “vav” yazıvereyim, olmaz mı? dedi.

    kayıkçı homurdanarak:
    - paran yoktu da niye bindin kayığa? senin yazacağın vavı ne yapayım ben?” dedi.
    “satarsın!..” dedi hafız osman hemen imzalı bir vav yazıp kayıkçıya uzattı.
    günün birinde kayıkçının yolu bedestene düştü. baktı ki kargacık burgacık yazılar, karalamalar mezap edip duruluyor. hatırlayıp cebinden “vav’ı ” çıkardı. tellal “hafız osman vav’ı!.. ” dedikçe fiyatı durmadan arttı. kayıkçı hiç ummadığı kadar para kazanınca pek sevindi.
    birgün yine hafız osman’ı kayığına binmiş gören kayıkçı:
    “ - para istemez hoca, sen yine bir vav yazıver bana...” deyince hafız osman:
    “ - hemşeri, o vav her zaman yazılmaz, sen al paranı” diye cevap verdi.
  • Ramazan Ayını GörmekEskiden Ramazanın birinci gününün tahakkukuna çok ehemmiyet verilirdi. Bunun için de ayı gözle seçilmeyecek derecede bir hilal halinde iken mutlaka görmek şarttır. Her ne kadar takvimlerde yazılı ise de astronomik hesaplarla tâyini cihetini atalarımız hatalı bulmuşlardır.Bu Ramazan ayının rü'yet meselesiyle Istanbul Kadılığı meşgul olurdu. Ramazan olmayı melhuz olan akşam Istanbul Kadısı ile maiyetindeki memurlar Şeyhülislâm dairesinde toplanırlardı. O akşam için Kadı'nın, dairesinde dâvetli ricale ve büyük rütbeli ilmiye memurlarına mükemmel bir ziyafet çekmesi mutaddır.(gelenektir) Istanbul'da güçlük çekmeden hilâlin görülmesi mümkün olan yerler Bayezid yangın kulesi, Süleymaniye, Fatih, Cerrahpaşa, Sultan Selim ve Edirnekapısı Camii minareleridir. Gönderilen memurlar, cami hizmetkarlarıyla daha başka meraklılardır. Ramazan ayını görenler orada bulunan heyete arzolununca fetva emininin emriyle iki kişi içeri alınır ve bunun için de bir dâva tasviri ile dâvacı ve dâvalı taraflar da teşekkül eder. Biri diğerinden Şabanın son gününde yeni ay görününce ödeme taahhüdünde bulunduğu vaktiyle aldığı teşbihin bedelinden kalan yüz kuruş borcunu ister. Kadı da "Bunun isbatı için şahit gösterin" der. Ramazan ayını görenler huzura alınır, bunlar:“Bu akşam ezandan üç dakika sonra minareden mübarek bilali re'ye'l-avn gördük. Bu gece Ramazan gecesi olduğuna şehadet ederiz” derler. Şahitlerin sorgusuna çok itina edilir. Hattâ hilâlin vaziyetini iyice sorarlar.Bu muhakeme esnasında Fetvahane'nin büyük kapısı usulen kapanır. Muhakeme bitip de ilâmı (karar) hazır oluncaya kadar Ramazanın sübûtu hakkında harice hiçbir şey sızdırılmaz. Hattâ hilâlin görüldüğü haberine intizar eden Süleymaniye Camii baş mahyacısı da kapıda alıkonurdu.Alınan mahkeme ilâmı sicil defterine kaydolunur ve Şeyhülislâmlık makamına diğer bir şer'î ilâm Kadı Efendi tarafından mühürlendikten sonra kapının açılmasına müsade edilir. Mahyacıbaşı da elinde tahta kutu içinde duran kandiliyle dairenin binek taşından Süleymaniye Camii minaresinde intizarda olan kandil-cilere işaret verir, bundan da diğer minareler görerek kandilleri yakarlar ve Ramazan bu suretle ve mahalle aralarında çocukların peşine takıldığı davullarla bekçiler tarafından ertesi gün Ramazan olacağı halka ilan edilir.Hususî Ramazan Imamları ve Teravih NamazlarıBüyük konak ve sarayların hemen umûmunda teravih namazları âyinler ve ilâhilerle edâ olunur. Bu âdet o kadar kökleşmiştir ki her daireye her yıl gelmeleri ve getirilmeleri mutad olan eski imamlarından başka bilhassa Ramazan için Kur'an-ı Kerim'i güzel okuyan imamlar ve musikîde behredâr olan beş altı da müezzin seçilip alınırdı.Teravih için her akşam konakların geniş divanhâne-lerine uşaklar, halılar ve seccâdeler sererler ve beşizli şamdanları münasip yerlere korlar.Şehzâdeler ve sultanlar saraylarında ve bazı büyük dairelerinde haremle selamlık arasını ayırmak için kafesler çekilir. Bunun arkasına harem mensupları için seccadeler serilir. Müezzinler yatsı vakti gelince çifte ezan okurlar. Misafirler de ağır ağır kollarını sıvayarak abdest almaya başlarlar. Müezzinler de arka safta cemaatin hazırlanmalarını beklerler.Bazı büyük konaklarda bulunan müezzinler gece de orada kalırlar. Ev sahipleri namazdan sonra bunlara güzel fasıllar okuttururlar. Sahurdan sonra ve sabah namazından önce Imam Efendi mukabele okur.Bundan yarım asır önce bir ecnebiyi mükellef bir iftara dâvet ederler. Ecnebî oruç bozanların fazla fazla yiyip içmelerine hayretler eder. Acaba bunların hangisi çatlayacak diye merakla ve tecessüsle bakmaktan kendisini alamaz. Derken bulunduğu yerde iki müezzin çift ezan okur. Herkes kalkıp abdest alır, namaza başlarlar. Yatarlar, kalkarlar, sayısını da kaçırır. Ecnebî bunu bir nevi hazım jimnastiği zanneder "Çok yiyorlar amma eritmesini de biliyorlar" der.Iftara GitmekBütün memurlar, maiyetindeki memurları, kalem âmirleri, yanındaki kâtipleri, tüccar ve sanaf yazıcı, kalfa ve çırak gibi müstahdemlerini, velhasıl herkes haline göre hısım, akrabasını, ahbap ve komşularını mutlaka iftara dâvet ederler, bu ikramlar için aşçısı olanlar bir çırak ilâve eder. Kadın aşçı kullananlar da erkek aşçı tedarik eder. Ücretleri de Ramazanda iki misli olarak verilirdi.Ramazanlarda şehzadeler dairelerine, sultan saraylarına ve geçmiş sultan ve kadıefendiler yalılarına münasebetleri olan her sınıf halk, bazı hocaefendiler, şeyhler ve medrese talebeleri ve fakir dervişler iftira gider, derecelerine göre, hediye ve para alırlar ve mühim memuriyetlerde olanlarda da nazır ve vezirler konaklarına iftara gitmeyi âdeta resmî bir memuriyet sayarlardı.Çok eski asırlarda Ramazanın on beşinden sonra tâyin olunan bir gecede bütün devlet nazırları ve ricali ve büyük retbeli memurlar takım takım Babıâliye iftara giderlerdi. Bu, kadim teşrifata girmişti de. Sonra bu Sadrâzamların konaklarına çevrildi. Ramazanın yirmi birinci akşam da Padişah Sadrâzam’a iftariye kahvaltısı ile yemek yollar, Babıâli iftarından bir gece sonra da Şeyhülislâm konağına gidilirdi.Usulen iftara gidecekler top atışına 5-10 dakika kala gelirdi. Bir defa gidilmeleri mutad olan yorlarda ne kadar misafir gideceği belli olmadığından ve bunlardan hariç her Ramazan akşamı 3-5 sofralık fakir de geldiğinden bütün bu gayri melhûz misafirler için her daire ile mutaddan 5-10 kat fazla yemek bulundurmak mecburiyetinde idiler.OburlarMeşhur oburlardan Baba Yaver yeme ve içme hususunda unutulacak insanlardan değildir. Bir ramazan gecesi mühim bir yerde iftarda bakın neler yemiş ve içmiş:-Üç türlü orta kâse çorba.-On kişilik bir sofraya getirilen pastırmalı yumurtanın üçte ikisi.-Sırt sırta verilmiş iki hindinin keza üçte ikisi.-Bir kayık sahan emir dolma.-Bir sahan kuşbaşı kebap.-Bir mertebânî tabak sakız muhallebesi.-Bir okka küçük bir tepsi baklava.-Kefendi, üzümlü, fıstıklı, havuçlu, biberli bir ufak lenger Buhara pilâvı.-Kaymaklı bir hayli kayısı kompostosu.Nihayet dudakları morarıyor, gık diyemeyecek bir hale geliyor. Oturduğu yerden kalkmayarak uyuklamaya başlıyor. O esnada ev sahibi galiba patlayacak vehmiyle Baba Yaver'i yavaşça dürterek:-Baba, baba; sana karbonat vereyim mi diye uyarınca:-Onları istemem evlâd. Biraz kızarmış ekmekle bir dilim kaşar peyniri getirsinler. Yediklerimi hazmettirir, diyor.Ramazan Için Söylenen SözlerBir zat Ramazanda hiç evine gelmez. Boyuna davetsiz iftarlara gidermiş. Bir akşam evine birisi gelerek "Bu akşam efendiyi filan yerde iftara davet ediyorlar buyursunlar" deyince karısı:-Ramazan nerede ise bitecek efendiyi gören yok. Siz görebilirseniz lütfen ona söyleyin bir gece de kendi evine iftara buyursun demiş...Bir kalem mirinin maiyetinde bulunanlar: "Bizim şefe bir akşam habersiz iftara gidelim" diye karar vermişler. Topa beş dakika kala evine varmışlar. Adamcağız şaşırmış buyurun demiş. Ama belli etmemiş. Doğru karısına koşmuş. "Hanım hal-i keyfiyet böyle" demiş. Hanım:-A efendim sen üzülme. Top patlayınca: Adetimiz böyledir evvela namaz kılarız der, birinci rekatta Yasin süresini okursun. Ikincisinde de Fetih suresini oku. Yalnız kapıyı aralık bırak pilavın yağını koyunca sesinden anlar namazı bitirir misafirleri buyurun edersin demiş. Filhakika evciment kadının dediği gibi yapılmış ve davetsiz misafirler yemeğe geldiklerinde kendilerini doyuracak yemeği görünce hayret etmişler.
  • Beş vakit namaz kılmayıp Cumayı, Bayram namazını, teravih namazını kaçırmayışımız bana biraz ticarî geliyor. Çünkü saydığımız namaz türleri cemaatle oluyor. Mahallenin esnafı en azından Cuma günleri camide görünerek diğer Müslümanları kendisine müşteri olarak tutabiliyor.
    Allah’tan, cehennem azabından korkmayıp namazlarını kılmayan ama kullardan utanıp cemaat namazlarını kaçırmayan insanımızın durumu içler acısıdır.
  • Bir terâvih namazından sonra Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ashâbına hitâben şöyle buyurdu:
    "Yaptığınızı gördüğüm şu ibâdeti beğendim. Ey insanlar! Siz yine de bu nâfile namazı evlerinizde kılınız. Çünkü insanın cemaatle kılması gereken farz namazlar dışındaki ibadetlerinin en faziletlisi, evinde kıldığı namazdır.”
    Neden Evde Kılmalı?
    İki sebepten dolayı evde kılınan nâfile namaz, mescitte kılınan nâfile namazdan daha sevaptır.

    Bunlardan biri, câmide kılınan nâfile namazın başkaları tarafından da görülüp, bu güzel ibadete riyâ karışma ihtimalidir. Halbuki başkalarının gölünden uzak şekilde evde kılınan nâfile namaza riyâ ve gösteriş karışmaz.

    Nâfile namazı evde kılmayı daha sevaph hale getiren ikinci husus ise, içinde namaz kılınan evin, içinde namaz kılınmayan eve göre daha nurlu, daha ışıklı, daha aydın oluşudur. Nitekim Resûl-i Kibriyâ Efendimiz buyurmuştur:
    "İnsanın kendi evinde namaz kılması bir nûrdur; öyleyse siz de evlerinizi nurlandırın."