1000Kitap Logosu

Tercüme

Merve Acar
bir alıntı ekledi.
Kaynak
Yine Avrupa'da, Latin dünyasında 18. yüzyıla kadar kaynak verme mefhumu yok. Müslümanlardan tercüme ettikleri birçok kitabın üzerlerine çoğu zaman kendi isimlerini koyuyorlar. Bütün bunlar bilinmiyor maalesef. Müslümanlar da bu haklarını müdafaadan aciz vaziyetteler. Onlar da bu gerçeği bilmiyorlar çünkü. Mesela, Galen'in kendi adıyla göze dair bir kitabı vardı Avrupa'da. 1928 senesine kadar bu kitap onun zannedilirdi. Julius Hirschberg adlı Yahudi kökenli bir Alman bilgini bunun Huneyn bin İshak'ın kitabının tercümesi olduğunu keşfetti. Hirschberg İslâm'da, göz tıbbının, 10. yüzyılda Avrupa'daki 18. yüzyıl düzeyinde olduğunu göstermişti. Yine, İbni Sina'nın taşa dair bir kitabı, 20. yüzyıla kadar Aristo adı altında tedavüldeydi. Bir başka bilgin de bunu keşfetti.
4
Kur’an’ın ilahi mükemmeliyeti nedeniyle, özgün Arapça metninden diğer bir dile tercüme edilemez ve aslında edilmemelidir de. Yüzyıllar boyunca Müslümanların büyük bir çoğunluğu Arap olamadıklarından ya da hiç Arapça bilmediklerinden, Kur’an’ın Farsça, Türkçe, Urduca ya da diğer İslam dillerine yapılmış Latin Vulgate’si ya da İngilizce Kral James’in İncili’ne benzer resmi tercümeleri yoktur. Tercüme açık şekilde yasaklanmıştır. Tabii ki Arapça dışındaki dillerde tercüme olarak adlandırılabilecek kimi versiyonlar bulunmaktadır; fakat bunlar meal ya da tefsir olarak sunulurlar ve hiçbirisinin resmi bir statüsü yoktur.
Bernard Lewis
Sayfa 46 - Arkadaş Yayınevi
3
ceylin
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde'yi inceledi.
304 syf.
·
Beğendi
·
9/10 puan
Sür Pulluluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde Kitap İncelemesi
Sür Pulluluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde kitabı, Olga Tokarczuk ile tanıştığım ilk kitap oldu. Kitaptaki ana karakter Janina, Polonya'nın bir kasabasında insanların evlerine göz kulak olarak, William Blake'in şiirlerini tercüme ederek ve yıldız haritaları inceleyerek geçinen birisidir. Olaylar ise Koca Ayak lakaplı komşusunun evde ölü bulunmasıyla başlar. Daha sonrasında farklı cinayetlerin gerçekleşmesiyle olaylar gelişir. Janina da bu gizemli ölümlerin arkasındaki şeyi bulmaya çalışır ve teoriler üretiyor fakat kimse onu ciddiye alıp dinlemez. Oysa dinleselerdi her şey daha farklı sonuçlanırdı. Kitapta genel olarak insanların, hayvan ve doğaya verdiği zararın üzerinden eleştiri yapılıyor. Bu yüzden hayvan haklarına değinmesi de kitaba ayrı bir güzellik katılıyor. Çağdaş Polonya edebiyatıyla tanışmak için güzel bir başlangıç olacağını düşünüyorum. Ayrıca, vurgulamak istenen şeylerin büyük harflerle yazılması, kitabın bir başka sevdiğim noktasıydı. Kitaptaki olay akışı son kısımda çok değişiyor ki bu da okumayı daha heyecanlı kılıyor.
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde
Okuyacaklarıma Ekle
6