• گویند کسان بهشت با حور خوشـست
    من ميـگویم ميـگویم که آب انگور خوشست
    این نقد بگير و دست از آن نسيه بدار
    کآواز دهل شنيدن از دور خوشست

    Kimi der hurili cennet güzeldir
    Ben derim bu mey u işret güzeldir
    Elindeki nakte bak, gerisini ko uzak
    Davulun sesi ancak uzaktan güzeldir
  • Bugün için bazılarının anlam ve önemini yitirmiş olsa da kitap, bir nasihatler ve hayata dair herkese yol gösterici öğütler yumağı.
    Dört hedef belirlemiş kitabın yazılmasına dair.
    1. Gençler de zevkle okusun diye eğlenceli bulsun diye hayvanların dilinden anlatılmış.
    2. Yöneticilerin gönüllerine girebilmek için.
    3. İnsanlar tarafından sevilecek olan bu kitabın yönetenlerce çoğaltılıp nesiller boyunca okunması için.
    4. Bilgeler bu kitabı yorumlasın diye.
    Öncelikle demeliyim ki Bu sadece çocuk kitabı, bir masal falan değil. herkese hitap eden bir eser. Elbette bir takım öğütler nasihatler artık değerini çok tan yitirmiş. Hatta bazılarını benimseyebiliriz. Dahası bazı meseller çokça basit gelebilir.
    Bazı yerlerde tereddütler doğurdu bende. Aşağılarda ifade etmeye çalışacağım. Orijinlinden uzaklaşmış olabileceğine dair. Adete bir dini, islami öğütler halinde sunulduğu göze çarpan çok yer var.
    Yine de derim ki ! bir bütünler bütünlük içinde okunursa, derin kuyu kuyudan su çeker gibi çekip alabilirsiniz derinliğindeki anlamı. Ömer Hayyam ın "Rubai" lerindeki derin manalar gibi..
    Bazen bakıyorsunuz size çok yakın gelen bir hikayenin farklı anlatımı. Ne gibi mi? Nasrettin Hocanın "Kazan Doğurdu" su gibi.
    Çok Tanrılı bir dünyanın hakimiyeti altındaki kültür yapısı içinden yani 2000 den daha fazla yıl öncesinden gelen bir eser bu. Ta Büyük İskender in Hindistanı işkali zamanına dayanan bir yapıt.
    Aradan çok çok uzun yıllar geçti...İrandaki Sasani Devletinin 20. hükümdarı Anuşirevan, (Araplar "KİSRA" der) Bir yolunu bulup bu kitabın orijinalini kaçırtı.
    14.Y.Y. dan sonra çokca dillere tercüme edildi. Benim yukarıda ifade ettiğim tereddüt işte bu noktada yoğunlaşıyor. Henüz İsa peygamber, dolayısıyla Hıristiyanlık, Hz. Muhammet yani İslamiyet henüz yok. Açıkca din den söz edilmese de İslami motiflerle süslenen bazı konular, meseller kitaba ya Farslar tarafından ya diline çevrilen ülkeler tarafından, tahrifata uğratılmış yada ilaveler konularak dini , ahlak, telkinler veren öğütler haline getirilmiş izlenimi vermekte.
    Bir başka husus, zamanlama konusunda tereddütler var. Emeviler zamanlarını nasıl bile biliyor Beydaba da onların zamanında geçtiği söylenen hikayeyi de anlatabiliyor? "Kadılık" müessesesini nasıl biliyor, ya da "jüri" sistemini. Adalet müfettişi varmıydı 2000 yıl öncesi ?
    Lakin,ne olursa olsun. Dedik ya bütünler bir algıyla okumalı...Keşke İlk orijinini den okuma fırsatımız olsaydı.
    Kitap öyle ya da böyle... bize hem iyiliğin,iyinin, güzelliğin, doğrunun, olması gerekenin sesini hem de kötülüğün, kötünün, çirkinliğin,çirkinin, yalanın yanlışın, olmaması gerekenin sesini getiriyor...
    Yazıldığı zamanın şartlarının gereği hakimiyete, güce yakın olmayı ve getirisinin de iyi olacağı tezini savunsa da şimdiki matalitemizle, bakış açımızla bunu " cıkarcılı " tanımına oturtursa. yanlışa varır. Kuyunun suyuna erişemeyiz.
    Okurken, yazılanları bu güne, çağımızın modern yapısına, çağdaş hukuk düzenine, kültürler bakışına, adalet anlayışına, hak ve hukuk, adalet yapısının çatısına uygunluk ararsak. kovamız yine boş kalır. Bulamayız dipteki suyu.
    Anlayana saz Anlamayana davul zurna az demekte Beydaba...
    İyi okumalar.....